HAMDİ ÖLMEZOĞLU
PSİKOLOG

Psikologlar ne yapmaz?

21 Aralık 2021, Salı

     

Toplum arasında söylenegelen, kişilerin gözlemlerine dayalı oluşmuş kanılar vardır. Özellikle sağlık alanında bu yaygın kanılar kimi zaman doğruya ulaştırırken kimi zaman ise gerçekle örtüşmez. Peki psikoloji alanındaki gerçekle örtüşmeyen yaygın kanılar nelerdir? Psikologlar neleri yapmaz veya neleri daha farklı yaparlar sorularına bir bakış atalım.

Doktor-hasta ilişkisinden farklıdır.

Psikoloji diğer bilimlere göre çok daha yeni bir bilim ve bizim toplumumuzda psikologa veya psikiyatriste gitme fikri yeni yeni kabul edilebilir hale gelmeye başlıyor. Hal böyle olunca toplum psikolog-danışan ilişkisini, kendisine daha tanıdık gelen doktor-hasta ilişkisi ile bir tutabiliyor. Ancak doktor ile hasta arasında kurulan ilişki ve psikolog ile danışan arasında kurulan ilişki arasında farklar mevcut. Klasik doktor-hasta ilişkisinde hasta sadece derdini anlatır ve kenara çekilir, ipleri doktorun eline teslim eder. Doktor daha aktiftir, sorunu tespit eder, yorumlar ve çözümü ortaya koyar. Bu süreçte doktor bilgisiyle ve uzmanlığıyla sorunu çözüme kavuşturur. Ancak psikolog-danışan ilişkisinde her iki taraf da çaba göstermeli her iki tarafın da aktif olması gerekmektedir. Terapi tek yönlü şekilde ilerlerse amaca ulaşılamaz. Psikolog alanının uzmanıyken danışan da duygularının, tecrübelerinin ve yaşanmışlıklarının uzmanıdır.

Psikologların ellerinde sihirli değnek yoktur.

Yine yaygın beklentilerden bir tanesi ise gidilecek birkaç seans sonucunda psikologların yapacağı olağanüstü şeylerle kişinin hayatında önemli değişiklikler oluşturması beklentisidir. Ancak daha önce vurguladığım gibi psikolog tek başına bir şeyi değiştiremez. Danışanın da değişimi talep etmesi ve aktif olması gerekir. Birkaç seans ya da birkaç haftada çözüme ulaşmak veya büyük değişimlerin olmasını beklemek çok gerçekçi değildir. Terapi süreci uzun ve sancılı olabilir.

Psikologlar polyannacılık oynamaz.

Hiçbir bilimsel temeli olmayan kişisel gelişim kitapları ve psikoloji alanında varlık gösteren kendini uzman gibi gösteren şarlatanların yaydığı kanılardan birisi de budur. Sürekli pozitif düşünmek, olumsuzu görmezden gelmek gibi klişeleşmiş temeli olmayan öğütler sıkça dile getirilir. Ancak psikolojide bardağın dolu tarafını görmek kadar boş tarafını görmek de önemli ve değerlidir. Kazanılacak en önemli yetilerden birisi hayatı daha gerçekçi bir perspektiften değerlendirebilmektir. Sürekli olumluyu düşün, olumsuzu görmezden gel sloganı hiçbir şey kazandırmayacak bastırmaya çalışılan olumsuz duygular, görmezden gelinenler daha şiddetli biçimde ortaya çıkacaktır. Onun için hayatta olumlu düşünceler kadar olumsuz düşüncelere de yer verin. Mutluluk, sevinç, kavuşma kadar hüzün, acı ve ayrılığın da hayatın bir parçası olduğunu ve bir o kadar gerçek olduğunu unutmayalım, bu duyguları baskılamaya çalışmanın bir faydası olmadığını bilelim. Sonuç olarak psikologlar sürekli pozitif düşün, olumsuzu görme diyen polyannacı bir meslek grubu olmaktan çok bardağın hem boş hem dolu tarafını gör diyen, danışana daha gerçekçi bakış açısı kazandırmaya çalışan bir meslek grubudur.

Toplumda yer etmiş bazı yaygın kanılara kaba hatlarıyla değinmeye çalıştım. Bir sonraki yazım da yine bu konuyla ilgili olacak.