HAMDİ ÖLMEZOĞLU
PSİKOLOG

Dizilerdeki psikologlar ne kadar gerçek?

22 Kasım 2021, Pazartesi

     

Son zamanlarda psikologların yer aldığı psikoloji konulu diziler aldı başını gidiyor. Dijital medya ve geleneksel medyada onlarca içerik var bununla ilgili. Kendi tarihini tarih dizilerinden öğrenen toplumumuz psikolog-danışan ilişkisini, psikologların seanslarını nasıl yürüttüğü vb konuları yine bu yapımlardan öğreniyor. Amacım bu yazıda dizi eleştirisi yapmak değil ancak dizi ile gerçek arasındaki farkları ortaya koymak istiyorum. Elbette dizilerden psikologların nasıl davrandığını birebir anlatan belgesel tadında senaryolar ortaya koymasını beklemiyorum ama toplumun psikologlar ve danışanları ile ilişkileri gibi konularda beklentilerini realize etmek gerekiyor. Dizilerin özellikle ülkemizde çok uzun sürmesi nedeniyle takip edebildiğim kadarıyla bahsedeceğim, gözümden kaçan kısımlar olmuştur mutlaka.

Öncelikle geçmiş yaşam hikayelerinin anlatılması konusunu ele almak istiyorum. Senaryo gereği dakikalarca danışanlar geçmiş yaşam hikayelerinden her detayıyla bahsediyor. Seansların neredeyse tamamı bu yaşam öyküsünün anlatılmasıyla geçmekte. Ancak dünyada psikologların en sık kullandığı ekol olan bilişsel-davranışçı ekolde geçmiş yaşam öyküsüne ayrılan zaman bu kadar uzun olmuyor. Elbette geçmişte yaşanılan acılar, travmalar kısacası bugüne yansıyanlar kıymetli ve üstüne konuşmaya değer. Ancak terapi daha çok bugüne, şimdiye odaklanmalı. Şu an elimizdekiler neler ve bunları nasıl daha gerçekçi ve işlevsel bir bakış açısıyla değerlendirebiliriz mevzu bahis olmalı. Sözün özü seanslar sadece danışanın hikayesinden veya sorunlarından bahsedip terapistin dinlediği bir şekilde akmaz.

Bir diğer konu ise psikolog-danışan arasındaki ilişki. Bu konuda uzman çok hassas davranmalı ve bu terapötik ilişkiyi hem samimi hem de aradaki mesafeyi koruyacak şekilde inşa etmelidir. Çünkü psikolog, arkadaş, sırdaş veya bir yakın akraba değildir. Bunun için psikolog danışan arasındaki hassas çizgi korunmalıdır. Dizilerin bazı bölümlerinde gördüklerim ise sırf içtenlik hissiyatının izleyiciye geçmesi adına bu hassas çizgi korunamamış olduğu yönünde. Gerek hitabet şekli gerek hediye kabul edilmesi gerek psikologun izinsiz danışana dokunması, sarılması hatta öpmesi asla kabul edilebilir değil. Ek olarak seans sırasında odanın kapısı açılmamalı hele hele çay kahve ikramı gibi bir nedenden dolayı seans bölünmemelidir ayrıca bu durum seansın gizliliğine de halel getirecektir. Son bir küçük nüans ise terapilerde danışan ile uzman arasında masa olmamalı. Çünkü masa burada hiyerarşiyi temsil etmekte ve üstünlüğün uzmanda olduğu anlamına gelebilir. Danışanın bunu hissetmesi terapötik ilişkiye zarar verecektir. Masa gibi engeller arada olmadan psikolog ile danışan yüz yüze dönük şekilde oturmalıdır.

Özetleyecek olursam bu tarz dizileri izleyip belli beklentilerle psikologa gidenler veya kafasında ideal psikolog, ideal terapi algısı oluşanlar olmuş olabilir. Günün sonunda bu dizilerin oluşturduğu beklentiler gerçekle uyuşmayabilir. Bunların birer dizi olduğunu, ideal psikolog-danışan ilişkisini veya ideal terapi sürecini yansıtmadıklarını bilmek hayal kırıklığına uğramayı engelleyecektir. Umarım bu yapımlar psikologa gitme fikrinin ekstrem bir düşünce olmadığını, herkesin ihtiyacı olabileceğini topluma yansıtıyordur. Ruh sağlığının fiziksel sağlık kadar kıymetli olduğunu ve azami değerin verilmesi gerektiğini unutmayalım. Sevgiler... 



Yazarın Tüm Yazıları
Dizilerdeki psikologlar ne kadar gerçek?