Timur Selçuk ÇİFTCİ

Sıfır Noktası 1 "Sorgula-ma"

30 Mayıs 2014, Cuma

     

Bir dine sahip olmak, mensup olmak asla vicdan, ahlak ve irade gibi önemli hususları bir kenara koymak olmamalı. Özellikle irade, akıl, akıl yürütme ve bunlara dayanarak ortaya çıkan sorgulama gibi özellikler, insan olmanın en belirleyici kısımlarını oluşturmalı. Maalesef günümüzde kendimiz de dahil olmak üzere çoğu zaman bu önemli noktaları atlama ihtiyacı duyuyoruz. Farkında olsak da görmezden gelebiliyoruz.

Hangi din olursa olsun, insanı özünde diğer varlıklardan ayıran en önemli özelliğin irade gücü olduğunu mutlak bir suretle vurguladığını görürüz. Buna dayanarak, dini inanç olsun, siyasi görüş olsun, manevi bağlılıklar olsun, insan kendine önce bu tür özelliklerinin ne kadarını kullanıp ne kadarını kullanmadığını sormalı. Herşeye buradan başlamalı.

Çünkü insanlık tarihinin başlangıcından tutun da, dinlerin oluşumuna kadar sorgulama yeteneği şüphesiz en büyük rolü

oynamıştır. Örneğin Hz. İbrahim'in Firavuna karşı çıkıp, kendi yolunu bulana kadar bir çok varlığı tanrı kabul etmesi ve sonradan vazgeçmesi bu sorgulamanın en çarpıcı özelliklerindendir. Sanılmasın ki o dönemlerde Firavun, halkına, şuan bizlere olduğu gibi merhametsiz, kötü ve kibirli görünüyordu. Çocuk yaşta olan İbrahim'in yaptığı, benzerine az rastlanacak bir baş kaldırı, bir cesaret bir, devrimdi. Bütün peygamberleri "Devrim" yapmış bir dinin mensuplarının, günümüzde bu kelimeden şeytan görmüş gibi kaçmaları da ayrıca traji komik bir durum olmakta.

Güldürürken düşündürmek gibi maksadı olmadığını söylerken bile bana bir kapı açmıştı Cem Yılmaz. Büyük bir çoğunluğu reenkarnasyona inanmış olan Hintliler ile ilgili kısa, ama güzel bir espiri dikkatimi çekmişti. Yine büyük bir çoğunluğu fakir bırakılmış Hintilileri "bu hayatta açsın ama, öbür hayatında kralsın be oğlum" diye kandıran zihniyetler, maalesef bizim de yolumuzu asırlar öncesinden başarıyla değiştirmişler. Anlamı yüzde doksan yanlış bilinen 'Kader'i, 'Nasip', 'Kısmet' ve 'Alın Yazısı' gibi içi tamamen boş ve yanlış kelimelerle hayatımıza nüfus ettirmişler. Tabi ki başlangıçta bu politikanın bilerek ve isteyerek hayatlarımıza sokulduğundan şüphem yok. Ama sonraları bu tarz inançları abartarak sürdürmemizin tek sebebini, sorgulama yetimizin kullanılmaması olarak gösterebiliriz.

Sonraki yazılarımda mümkün olduğunca örneklerle derinine inmek isteyeceğim bu kavramları şimdi bir kenara bırakarak,

bir noktanın da altını çizmek istiyorum. Birey ya da toplum olarak uğradığımız haksızlıkların, aldatmacaların, görmezden gelinmelerin yegane sebebi yine kendimizin olduğunu unutmayalım. "Nasıl yönetilmek istiyorsanız öyle yönetilirsiniz" diyen bir cihan peygamberinin ümmetleri olarak, mensubu olduğumuz İslam'ın içinden, vicdanı, hoşgörüyü, ahlakı, kişisel iradeyi ve sorgulamayı asla çıkartmayalım. Asansöre binip, dördüncü kata çıktıktan sonra, "ben buraya gelmek istemedim. Beni buraya asansörün kendisi yönlendirdi" demekle, binbir ihmalsizlikle, sorumsuzlukla, pişkinlikle, canını kaybeden yüzlerce insan için 'Kader' demenin hiçbir farkı yoktur.

Yaşantımız içinde birey ya da toplum olarak her şeyin kendi ellerimizde olduğunu unutmamak, çevremizi ve en başta kendimizi kandırmamak dileğiyle, görüşmek üzere...