Hatice ALGÜN
hatice.algun@aydindenge.com.tr

Sakin ol şampiyon!

21 Mayıs 2016, Cumartesi

     

Merhaba güzel gazetemin güzel okurları! Bir gün belki hayatta canlı yayına çıkarsanız kesinlikle yapacağınız şey ne olur? Bu konuda birkaç tahminim var ve eminim ki en az biri sizi temsil edecek.

Herkesin kendi tarzına göre sevdiği televizyon programı vardır elbette. Canlı yayınlanan eğlence programları on yıllardır sürüyor mesela. Hatta bu süre zarfında hala "Okan'ı mı daha çok seviyorsun yoksa Beyaz'ı mı?" merakı da devam ediyor. Onların arasında böyle bir çekişme olmasa bile biz halk olarak illa çekiştirmenin peşindeyiz. Bana soracak olursanız "D - hepsi" derim. Zaten üç ayda bir anca izlediğim için içimde bir özlem oluyor. Denk geldiğimde de "Fırsat bu fırsat" diyorum. Ne kadar kıyaslasak da tarzları farklı gelse de tabii ki ortak noktaları da yok değil. Onlardan biri de seyirci ve mikrofon ilişkisi. O mikrofonu eline almanın bir bedeli var herhalde. Bazı klişeleri gerçekleştirmeden de teslim etmek yasak olmalı. Şöyle ki "Buradan Sayın Belediye Başkanımız bilmem kime teşekkürlerimi sunuyorum" ya da "Annemgile, dayımgile selamlar" cümlelerine benim kadar aşinasınızdır. Bu cümlelerin kurulduğu saniyeler sana bana ne kadar dümdüz bir şey gelse de televizyon karşısındaki şu selam yollanan "dayıgiller" sevinçten dört köşe oluyor yüksek ihtimalle. Yeğeninin pozisyonu da anında "Aslan yeğenim" sıfatına yükseliyor tabii. Hoş şeyler. Neticede bir gurur okşanıyor.

İSMİMLE İLGİLİ YAKIŞTIRMALARI SEVMİYORUM

Hüseyin Ç. isimli koyu Beşiktaşlı bir arkadaşım var üniversiteden. O da ne yazık ki bana "Hat-Ç" der. Bunlar hep Behzat Ç. etkisi tabii ki. "Ne yazık ki" diyorum çünkü... Aslında çünküsünü anlatmaya da gerek yok, hani apaçık ortada ama kısaca ismimle ilgili yakıştırmaları sevmiyorum. Ama maşallah türeten türetene... Mesela bir "Hatüücaa" var Nur Özcan imzalı. Laf aramızda çok tatlı söylüyor, bir şey de diyesim gelmiyor o yüzden. Sülalem bu konuda hassas olduğumu bildiği için düz ismimi kullanıyor ama tabii ki arada ağızlarından "Hatçik" gibi garip bir şey de çıkmıyor değil. Esra Muti imzalı "Hato" var. Gözde Üşenmez imzalı "Hati" var. Bu böyle uzar gider daha. En sevdiğimse 3 yaşında bal gibi tatlı olmanın, yakışıklılığın ve karizmanın kitabını yazan Çağrı'nın "Hatiiiiğğceee" deyişi. Gözlerimden kalp falan çıkıyor o derece yani.

Aslında hiç aklımda yoktu bu isim türetmelerinden bahsetmek ama Hüseyin Çakır böyle bir çocuk. Konudan konuya atlattırdı yine beni.

SELAM GÖNDERME MİSYONU TAMAMLANDI

Denge'de ve dolayısıyla meslekte ikinci senem bitti, üçüncü senemin içindeyim. Mesleğe başladığımdan bu yana da Hüseyin'in Denge'de çıkma, görünme isteği var. İki buçuk senedir de tam gaz devam ediyor. Hüseyin, Manisalı ve Yalova'da yaşıyor ama Denge'yi takip ediyor. Yukarıda da dediğim gibi tam bir Beşiktaş fanatiği. Doğum gününü kutlamak için arıyorum ve aldığım cevap "Gazeteye ilan vermedin mi yoksa?" oluyor. Geçenlerde telefonda konuştuğumuzda da "Köşende ne zaman beni yazacaksın?" sorusuyla karşılaştım. Onun bu heyecanlı sorularına da Beşiktaş'ın yaşattığı gurur şerefine "Sakin ol şampiyon!" diyerek huzurlarınızda karşılık veriyorum. Artık Hüseyin hedeflerinden birine ulaşmış oldu. Yani bu durumda ben canlı yayındaki yeğen, o da dayı! Bol selam olsun! Kardeşim Buşra da köşemde adının geçmesini isteyenlerden. Seni seviyorum kardeşim, sana da bol selam olsun! Selam gönderme misyonumu tamamladığım için mutluyum şu an!

Bu hafta cumartesi şarkısı yerine cumartesi marşı paylaşacağım sizinle. "Gücüne güç katmaya geldik" diyoruz sevgili okurlar!

"Gücüne güç katmaya geldik,

Formanda ter olmaya geldik,

Beşiktaş seninle ölmeye geldik!

Beşiktaş!"

Şampiyonluğumuzla beraber Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'mız da kutlu olsun! Haftaya tekrar görüşmek üzere hoşçakalın sevgili okurlar!