Hatice ALGÜN
hatice.algun@aydindenge.com.tr

Teknoloji ve Jetgiller

29 Nisan 2017, Cumartesi

     

Merhaba güzel gazetemin güzel okurları!

Hayallerimizi ne kadar hafife aldıklarını fark ettiniz mi hiç? Mesela bir radyo reklamında...

Çok iyi bir telefon, ütü ya da bilmem ne... Bakın, "Biz daha iyisini yapana kadar en iyisi bu" sloganı oldukça gerçekçi ve iddialı geliyor kulağa. Güzel. Ama, "Siz hayal edin, biz gerçekleştirelim" denmemeli yani! Böyle bir küstahlığa cevabım çabuk, sesli ve net oluyor. "Siz kimsiniz!?"

Ben de tam evde oturdum; bir pazar akşamı, "kazanlı veya buharlı bir ütüyle" yığılmış gömlek ve pantolonları ütüleyeceğim günler gelsin diye bekliyordum, iyi oldu yani. Komşuya sordum, o da facebook'a tam tamına 10 çekirdekli telefonuyla girip "Halinden hoşnut hissediyor" yazıp 23 yeni fotoğraflı durum güncellemesi yapacağı günlerin gelmesini bekliyormuş. Yersen!

Ütünün altına hazne koydun diye, telefona iki çekirdek fazla yerleştirdin diye bu kadar artistlik fazla değil mi be güzel kardeşim? Öyle bir ütü yaparsın ki kırışık gömleği yirmi metreden tanır ve tam tamına iki buçuk saniyede sinyal gücüyle jilet gibi yapar; o zaman at havanı! Biz de şapka çıkaralım. 10 çekirdekli telefon yapan arkadaş da 2800'lük bataryasından hiç bahsetmiyor mesela? Telefonu, ceviz ve badem takviyesinin ardından iki kutu enerji içeceği içip kendini sandalyede bağlı bulan insan gibi acınası bir hale getirmişsiniz. Koşması lazım ama koşamıyor. Uyarı: "%15 şarjınız kaldı, lütfen prize takın."

Bir araba markası da "Hayallerinizin ötesinde..." diyor. O markayı henüz araştırmadım. Umarım, Jetgiller'e misafirliğe gidebiliyoruzdur. Yani ulaşımda başka nasıl bir şey hayal edebiliriz ki? Düşünsenize, George Jetgil WhatsApp'tan konum atmış, yukarıya doğru ilerliyoruz. İlk deneyim olduğu için evi bulamıyoruz, Space Station'da önümüze çıkıyor falan. Çok güzel yaa! Jane, ojelerini yeni sürmüş kurumasını bekliyor; tam da o anda kabinden biz giriyoruz. Yeni oje sürmüş ve nasıl temas edeceğini şaşırmış bir kadın olarak elleri biraz havada, telaşlanıyor. Elroy'un bize garip gelen ve bir dünyalı olarak en fazla drona benzetebileceğimiz oyuncakları tepemizde dolaşıyor salona doğru giderken. "Salona gidiyoruz" dedim ama biz yürümüyoruz. Mekanizmanın üzerindeyiz, o bizi götürüyor. Astro, bir köşede pür neşe kemik kemiriyor. Emektar Rosie, bizi gördüğüne sevindi. Daha bir sürü şey düşündüm de salonda yaşanacakları sizin hayal gücünüze bırakayım artık. Hem özlemişsinizdir Jetgiller'i. Dilediğinizce hasret giderin sevgili okurlarım! Dikkatinizi çekerim, her "teknolojik gelişim" muhabbetinin sonunda olduğu gibi konu yine bir şekilde Jetgiller'e geldi. Çünkü hepimiz o yaşamı istiyor ve öyle bir hayatın mümkün olup olamayacağını merak ediyoruz. 1960'lı yılların hayal ürünü olduğunun altını çizmek isterim. Muazzam bir zekaya sahipmiş bu çizgi filmin senaristi. Hala yaşıyorsa, her yeni çıkan ürüne verdiği tepki şu oluyordur: "Bunlar sıradan, bunlar basit."

Belki dünyaya ilham olsun diye yaratıldı o çizgi filmler. Belki de bu hayal gücü yüksek adama borçluyuzdur hayatımızdaki kolaylıkları... Olabilir yani. Biz oturduğumuz yerden "Işınlanmayı bulsalar keşke yaa..." demeye devam edelim. Bir gün o da olacak, inanıyorum.

Keyifli bir hafta sonu geçirmenizi dilerim sevgili okurlarım. Haftaya görüşmek üzere, hoşça kalın.