Bülent ÖZTÜRK
bulent.ozturk@tvden.com.tr

VAH Kİ NE VAH!

18 Ağustos 2017, Cuma

     

Parayla pulla işim olmamıştır…

Şimdiye kadar kuruculuğunu üstlendiğim birçok şirkette de öyle olmuştur.

Ortaklar içerisinde de, kasanın yanına yaklaşmayanlardan oldum hep…

Kafamı önüme eğdim ve işimi yaptım geçtim…

Yani diyeceğim, ben ekonomiden anlamam ve ekonomiyle ilgili de yazdığım yazılar bunca yıldır 20’yi geçmez…

Fakat şimdi durum farklı…

Yaşananları hepimiz biliyoruz da, kalkıp dillendirecek cesareti bulamıyoruz…

Niye?

Enflasyon düşüyor ya!

Size bir şey söyleyeyim mi?

Vaziyet vahim…

İnanın, Türkiye’nin 2001 krizini yaşadığı zaman bile, bu kadar korkunç bir piyasa ile karşı karşıya kalmamıştı ülkemiz…

İş yapan yok…

işçi çalıştıran yok…

Satamadığı için mal üretmeye cesaret eden hiç yok…

Tam 80-90 yıl içerisinde 15 ekonomik kriz ortamı geçirmiş ülkemiz…

Benim aklım kestiğinden bugüne ise (ki bu 1978 yılına rastlar ) 9 kriz atlatılmış. Yani 15 krizden 9’u, son 30 yıl içerisinde çarpmış geçmiş ülkemizi…

Son darbeyi ise 2001 yılında yemişiz…

Geldik 2017 yılının ortalarına…

Birileri dünyanın en iyi ekonomilerinden biri olduğumuzu söylüyor…

Ama kaç bin insan işsiz kalmış…

Alım gücü ne durumda, takan yok…

Enflasyon düşmüş ya…

Gerisi önemli değil…

Millet aç, sallayan yok…

Esnaf sattığının yerine yenisini koyamıyor, bakan yok…

Kredi kartı batağına saplanmış milyonlarca insanın yaşadığı ülke olmuşuz, gören yok…

Bir kuru simitle akşam edenlerin sayısı çığ gibi büyümüş, utanan yok…

Uzmanlar ne diyor biliyor musunuz?

Türkiye’de bu 15 kriz yaşanmamış olsaydı, bugün 10. büyük ekonomiye sahip ülkesi olurmuşuz.

Ama bence faturayı krizlere değil, Türkiye’yi kötü yönetenlere çıkarmak lazım…

Bilmem farkında mısınız?

Türkiye eskiden olduğu gibi, şimdi de çok kötü yönetiliyor…

 

Farkında değilseniz, 2002 ve 2016 yılları arasında karşımıza çıkan tabloya, rakamların da desteğiyle şöyle bir bakalım:

 

-Hazinenin dış borcu 3 kattan fazla artmış.

-Belediyelerin bankalara borçları da 10 kattan fazla artmış.

-Toplam kamu borçlarındaki artış, hazine borçlarındaki hızlı artış nedeniyle yaklaşık 3 kat olmuş.

- Bankalar haricinde kalan özel kesim kuruluşlarının banka kredi borçları, yaklaşık 20 katlık bir artış sergilemiş.

-Hane halkı 2002 yılında neredeyse borçsuz durumdayken, 2016’da 440 milyar TL borçlu duruma gelmiş.

-Türkiye toplam borcu 8 kattan fazla artarak yaklaşık 3 trilyon TL’ye ulaşmış ve GSYH’nın yüzde 118’ini aşmış.

-İşsizlik oranı ortalaması yüzde 10,7 olmuş. Bu oran, önceki 14 yılın ortalamasına göre yüzde 40 daha yüksek bir işsizliği işaret ediyor.

-Cari açık ortalaması yüzde 5 olmuş. Bu ortalama ise, önceki 14 yılın yaklaşık 10 kat üzerinde gerçekleşmiş.

 

Manzara bu iken, ülkemizi yönetenler geçmişte, özellikle de Özal döneminde tercih edilen ‘borçlanarak ve mevcut varlıkları satarak’ büyümeyi “ekonomik mucizeler yaratıyoruz” nidalarıyla bize yutturmaya çalışıyorlar ya, insanın deliresi geliyor adeta…

Elimizde satacak varlığımız da kalmadığına göre…

Bundan sonraki süreci anlatmak için “Vah ki ne vah!” cümlesi bile yetersiz kalmıyor mu sizce?