Hatice ALGÜN
hatice.algun@aydindenge.com.tr

Hedef 2026

12 Kasım 2016, Cumartesi

     

Bu hafta uzun zamandır ilginç ama tatlı bulduğum bir gruptan söz edeceğim sizlere. Yaklaşık bir senedir böyle bir grubun varlığından haberdarım. Daha önce rastlamadığım için çok çekici geldi. Bakalım siz nasıl bulacaksınız bu teknolojiye alerjisi olan grubu. Amişler, Amerika'da yaşayan bir Hristiyan mezhebi. İsimlerini İsviçreli Jacob Amman'dan alıyorlar. Çoğunlukla Amerika'da yaşıyor olsalar da Kanada'da yaşayan Amişler de var. Hikayeleri 1600'lü yılların sonlarına dayanıyor. Amişler, 17. yüzyılın alışkanlıklarıyla yaşıyor ve teknolojiyi tamamen reddediyorlar. Hava karardığında mum ışığında oturuyorlar. (Aslında romantik) Kılık kıyafet seçimlerini modaya göre yapmıyorlar. Çünkü moda umurlarında bile değil. (Bu da serin bir fikir) Ulaşımda at arabası kullanıyorlar. Devlete vergi vermiyorlar. Sosyal güvenlikle ilgilenmiyorlar, askerlik yapmıyorlar. 1600'lü yılların sonunda doğumdan sonra bir çocuğun vaftiz olmasının mantıksız olduğunu ve 18 yaşından sonra her bireyin kendi iradesiyle karar vermesini savunuyorlardı. Katolik Kilisesi bu fikirlerini hiç de hoş karşılamadı ve hatta tepki olarak yüzlerce insanı öldürdü. Amişler de öldürülen gruplar arasındaydı. Sonralarda Avrupa'daki baskıdan yıldıkları için de soluğu Amerika'da alıyorlar. Son 16 senede nüfusları 125 binden 230 bine çıkmış ve her ailenin 4-5 çocuk yapması sebebiyle bundan on sene sonra nüfuslarının 500 bini bulması bekleniyor. Anlayacağınız hedef 2026! Giyim tarzları oldukça sade ve renkli giysilerden kaçınıyorlar. Amişler'in bulunduğu her köyde sadece bir telefon bulunuyor ve onu da acil durumlarda kullanıyorlar.

HASTANEYE GİTMEK SON TERCİH

Dış görünüşleriyle de çevrelerine medeni halleriyle ilgili mesaj veriyorlar. Örneğin bir Amiş erkeği bıyıksız ama sakallıysa bu onun evli olduğunu gösteriyor. Kadınlar da bekarken saçlarına siyah örtü bağlıyorlar, evlendiklerindeyse beyaz örtü kullanıyorlar. Ayrıca dışarıdan birileriyle evlenmelerine de asla izin verilmiyor. Bu sayede geleneklerinin devam edeceği görüşündeler. Hastalandıklarında hastaneye gitme fikri en son düşündükleri şey. Onlar için ilk etapta her zaman doğal yöntemler var. Fakat işin içinden çıkamadıkları bir hale geldiklerinde, aralarında imece usulü para toplayıp hastanın tüm hastane masraflarını karşılıyorlar. Birbirlerine sıkı sıkı bağlı oldukları belli. Tarım işiyle uğraşırken traktörü reddetmelerine ne dersiniz peki? Tüm ürettiklerini bizim ilkel olarak nitelendirdiğimiz saban vb. aletlerle sürdürüyorlar. "Amişler" deyince akla savaş karşıtı, lüks tüketimden uzak, gösteriş karşıtı bir topluluk geliyor. Birçok insan bu tanımları kabul ediyor. Onlarla ilgili yapılan bir ankette, "Bu topluluk size ne hissettiriyor?" sorusu var. Bu soruya insanların yüzde 9'u "Oldukça gereksiz ve saçma" cevabını vermiş. Yüzde 11'i "Teknolojiyi biraz daha kullansalar daha iyi olabilirmiş" görüşünde. Yüzde 16'lık bir kesim "Bu teknoloji yığını dünyadan kaçmak için güzel yer" demiş. Ankete katılanların %26'sı Amişler'in kendi halindeki yaşamlarına saygı duyduğunu fakat asla orada olmak istemediğini belirtmiş. Son olarak da en büyük oran olan yüzde 37'lik kesim ise "Basit bir hayata sahipler ama mutlu olduklarını düşünüyorum" görüşüne sahip. Aslında yüzde 9'luk kesim hariç herkesin hoşuna gitmiş. Yüzde 91 olumlu görüş çok büyük bir oran.

RENGARENK BİR YAŞAM KUCAKLASIN BİZİ

Tabii bu dilimde olanlardan onları merak edip de yaşantılarına tanık olmak isteyenler de var. Turist ziyaretçileri oldukça fazla ama bu Amişler'i rahatsız eden bir durum sevgili okurlar, bilesiniz. Turistler gitmişken fotoğraf çekmek istiyorlar ama bilmedikleri bir şey var. Amişler fotoğraflandıklarında ruhlarının uçup gideceğine inanıyorlar. Dolayısıyla hepimize masum gelebilecek bu istek onlar için rahatsız edici, hatta kabus...

Ben farklı yaşam tarzlarını çekici bulan biriyim. Dünya'nın bu şekilde daha renkli olduğunu savunuyorum. Kimisi Müslüman olsun, Kimisi puta tapsın, kimisi tüm dinleri reddetsin, kimisi teknolojiyi reddetsin, kimisi aksine diğer gezegenlerdeki yaşam oranlarıyla ilgilensin, çağ atlasın. Herkesin birbiriyle aynı görüşe sahip olması, olaylara aynı açıdan bakması çok sıkıcı olurdu. Yeni bir insan tanıman için elinde hiçbir sebebin kalmazdı mesela. Çünkü bilirdin neyle karşılaşacağını. Hiç heyecanlanmazdın. Dolayısıyla yaşamın pek de tadı olmazdı. Aman Ali Rıza Bey, karşımızdaki önce insan olsun da gerisi teferruat... Bu yüzden ki rengarenk bir yaşam kucaklasın bizi! En canlı renkleriyle sarsın her birimizi...

****

Bu hafta boyunca Beatles dinledim. Efsane olduğu konusunda hemfikirizdir. Siz de bana 'All You Need is Love' ile eşlik edebilirsiniz sevgili okurlar. Bir kuş kadar özgür olduğunuzu düşünüyorsanız 'Free as a bird' de olur. Haftaya görüşürüz!