Hatice ALGÜN
hatice.algun@aydindenge.com.tr

Yaşamak

20 Şubat 2016, Cumartesi

     

Merhaba Denge okurları. Hatice Algün ben. Denge'nin sayfa editörlerinden biriyim. İsimlerimiz sol sayfaların sol üst köşesinde, sağ sayfaların da sağ üst köşesinde bulunur. Bu da buradan ilan olunur. Gazetecilik değişik bir meslek. Bir anda içinize işleyiveriyor, siz bile anlayamıyorsunuz. İnsan kendini "Onu da yapayım, bunu da yapayım" derkeniçinde buluyor. En azından denemek istiyorsun. Meslekte; tadını merak ettiğim ne varsa, bir şekilde el atmaya çalışıyorum. Köşe yazmak da bunlardan biri. Keyifli olabileceğini düşündüm. Neden olmasın?

***

Yaşamak...

Ne kadar sıradan, hiç yabancı olmadığımız bir kelime değil mi?

7 harften ve 3 heceden oluşur. Vikipedi'de de "Biyolojik açıdan, kimyasal reaksiyonlar veya bir dönüşümle sonuçlanan başka olaylar gibi bazı biyolojik süreçler gösteren organizmaların bir özelliğidir" şeklinde tanımlanmış. Nefes aldığı sürece yaşadığını öne sürenler de cabası... Ama bence o iş öyle değil, olmamalı.

Değil; çünkü, her gün yaşadığımızı düşünmüyorum. Bazen ölüden farksız, enerjiden yoksun bir gün, bir hafta geçirirsin. Hiçbir şeyden zevk alamazsın. Gülersin ama kahkaha atmazsın. Yediğin yemek, karnını doyursa yeter. Lezzeti kimin umurunda? Evden dışarı çıktığında, üşüyüp üşümediğinle ilgilenirsin sadece. Gökyüzüne bakmak aklına bile gelmez. Halbuki gökyüzü özgürlüktür, sen esareti seçersin. Arkadaşlarına kuru bir "merhaba" dersin. Diline bir şarkı bile dolanmaz bütün gün. Bunun gibi bir sürü şeyle karşılaşman çok olasıdır. Gitti güya (!) yaşadığın bir gün. Sanırım içim sıkıldı şu an.

MUTLULUK TEBESSÜMLE BAŞLAR

Olmamalı; çünkü, yaşamak küçük mutluluklarda gizlidir. Gerçekten çok küçük mutluluklardan bahsediyorum. Mutluluk da tebessümle başlar tabii. Tebessümü ne kendine ne de başkasına çok görmeyeceksin. Zamanla mutlu olduğunu hissedersin zaten. Herkesin kendine has bir formülü vardır. Güne enerjik bir şarkıyla başladığını düşünsene? Uyanır uyanmaz diline dolanmış neşeli bir şarkı... Yataktan fırladığında, dişlerini fırçalamaya giderken mırıldanır durursun. Şarkının nakarat kısmına gelince sesin biraz daha gür çıkar. Gür çıkan sesin de seni çoktan harekete geçirmiştir zaten. Sesin çirkin olsun, kime ne? Bağır! Yaşadığın hazza bakacaksın bazen. Gerisi pek mühim değil. Bak gökyüzüne... Bulutlar yine yerinde durmuyordur eminim. "Bizden çok geziyorlar" diye içinden geçir ve dolmuşa doğru devam et! Araban varsa, o da olur. Mahallenin kedisine de anlayacağı dilden bir "merhaba" demek lazım. Zira çok tatlı olurlar. Genelde çene altından sevmenizi isterler, hissedersiniz. Tanıdığın birkaç esnaf olmalı, önünden geçerken "hayırlı işler" diyebileceğin. Günün ilk çayını yüzünü kaplayan tebessümle doldur, bak nasıl tatlı olur. İçinde bir yerlerde susmayan bir şarkın olsun. Vakti geldiğinde kendini dışarı çıkarır zaten. Engel olamazsın.

Rutin, günlük bir yaşamın içinden küçük örnekler vermek istedim bu yazıda. Ne anlatmak istediğime dair özet geçebildim sanırım. Geçemediysem de lütfen heyecanıma verin. E ilk yazının günahı olmaz herhalde. Kendimce tanımlamaya çalıştığım bu kelime sizin için ne ifade ediyor ben de bilmek isterim. Mail adresim fotoğrafımın altında yazıyor. Siz de yazıp, bana gönderirseniz mutlu olurum. Tabii bir yandan "Gelen Kutusu(0)" ile karşılaşmaya da hazırım yani. Hoşçakalın.