Hatice ALGÜN
hatice.algun@aydindenge.com.tr

Bir hayalin peşinde

15 Ekim 2016, Cumartesi

     

Bir hayalin peşinde 60 ülke gezen ve ay sonunda 61. ülke seyahatine çıkacak olan biri Deniz Pehlivan. Sosyal medyada takip ettiğim gezginlerden. "Bir hayalin pesinde" adlı sayfasında 141 bin küsur hayalperesti var. Üstelik 11 ay gibi kısa bir sürede edinmiş. O küsuratlı sayının içinde ben ve 13 diğer arkadaşım da var.

Korkumuzun bilmemekten, görmemekten olduğunun altını çiziyor diğer seyyahlar gibi. Aslında çok da zor olmadığını göstermek için de elinden geleni yapıyor. "Zenginler gezer" mantığının yanlış olduğunu itinayla gözümüze sokuyor. İlla ki belli bir birikim sahibi olmadan kendini yollara vuramazsın, kendine güvenemezsin ama trilyoner olmayı beklemeye de gerek yok hani. Dünyayı tek başıma gezmeye çalışacak cesaretimin olması bana trilyon gibi gelirdi gerçi. Hazır deneyim sahibi birini bulmuşken ortalama ne kadar paraya ihtiyacın olduğunu, cebindeki parayla çizebileceğin maksimum rotayı hesaplayabilirsin.

Gezgin olma hayallerindeyseniz benim gibi... Bunu sizden önce başaran insanları yakından takip etmenizi öneririm. Çünkü size işin "Neden olmasın?" kısmını gösteriyorlar. "Bir gün gelecek, yapacağım" dedirtiyorlar.

İşte Deniz Pehlivan da hayallerimize rota çizenlerden... Bu hafta ondan bahsedeceğim. Daha doğrusu o anlatacak kendini bizlere.

''BÜYÜK DENİZDE BOĞULAYIM''

"Sıradan bir ailenin, sıradan bir çocuğu olarak doğdum. Sürekli turistlerle beraber, iç içe büyüyüp hiç turist olmayanlardandım. Fethiye’nin harika sahillerinde oturup Dalaman Havaalanına inen uçakların ışıklarını izleyip duruyordum. Söz verdim kendime. 'Bir gün ben de bu uçakların birinde bir yerlere gideceğim' diye. 50’den fazla ülkeye gittim. Gördüm. Yaşadım. Önce turist oldum. Sonra da sırtçantalı" yazıyor biyografisinde.

Aşağıda da gezginlik serüvenin nasıl başladığı, nasıl tepkilere maruz kaldığı ve kulaklarını önyargılara nasıl tıkadığı yazıyor:

"Dediler ki, 'Dünya çok tehlikeli ve pahalı. Ölürsün. Aç kalırsın. Başın belaya girer. Hiçbir yer buralar kadar güzel değil. En güzel kültür bizim. Ne gerek var? Nasılsa yine buraya döneceksin…'

Sürekli depresif, mutsuz, kararsız , hayalsiz fikirler… Dinlemedim hiçbirini. Fethiye’den İstanbul’a gelince her şey o bir adımla başladı. 'Boğulacaksam büyük denizde boğulayım. Artık nehirde yüzmek istemiyorum' dedim. Geldim. Yaşadım. Okudum. O gözümde canlanan devasa şehir, İstanbul, artık yetmez oldu. Bastım gittim ABD’ye. Şu Work and Travel programı ile. Dünyanın ne kadar büyük sanılıp, ne kadar da küçük olduğunu, akşam İstanbul’da bindiğim uçağın, ertesi gün New York’a inmesiyle anladım. Artık ABD’deydim.

 

ÇOK UZAKLARA YOLCULUK

...ABD’den döndüm. Fark ettim ki yetmemiş ABD. En yakın arkadaşım Ali ile başladık planlara. Başladık Roma’dan Avrupa'yı fethetmeye. Sabah Roma’da kahvaltı yapıp ertesi gün Paris’te akşam yemeği yer olduk. İnsanların, sokakların, başka kültürlerin ne güzel olduğunu görmeye başladık. Dünya sandığımızdan daha güzelmiş meğer…

30’dan fazla ülkeyi gezdik Avrupa’da. Baktık ki bir şey eksik. 'Tamam Avrupa güzel de… Başka bir şey olmalı. Daha farklı bir şey' diye söylenir olduk. Yani 30 ülke yetmez oldu…

...Uzaklara gitmeye karar verdik. Çok uzaklara. Güneşin ilk doğup ilk battığı yerlere. Tayland’dan Japonya’ya, Hong Kong’dan Pekin’e, Endonezya’dan Dubai’ye, Hindistan’dan Kamboçya’ya… Neyi fark ettim biliyor musunuz ? İnsan bilmediği şeylerden korkarmış. Aslından korktuğum şey önyargılarımmış. El ne der, annem babam kızar mı, beni orada öldürürler mi, aç kalır mıyım, en önemlisi param yeter mi ? Hepsi negatif, olumsuz, yaşama umudunuzu kıracak korkularınız…

...Hiç kimse, 'Ne güzel işte git. Okyanusta yüzersin belki. Dünyanın en güzel adalarını görürsün, sahillerinde yürüyüp büyüsüne kapılacağın gün batımını izlersin. Başka dinler varmış. En azından bilgi sahibi olursun. Fakir olan toplumların, bizden daha mutlu olduklarını söylüyorlar. Gidince bak bakalım öyle miymiş' demedi.

Onlar demedi. Ama ben size diyorum. Anlatmaya başlıyorum. Ben yaptıysam sen de yapabilirsin. Korkma. Sanma param yetmez.

Hala korkun varsa eğer, illa yurtdışı olmasına gerek yok. Ege’den, Akdeniz’den başla. Amaç sadece yurtdışına gitmek değil. Hayatın ne güzel olduğunu fark edip insanların ve dünyanın sandığımızdan daha büyüleyici olduğunu yaşamak. Unutma. Hayat nefes aldığın değil, nefesinin kesildiği anlardan ibarettir…"

***

Çok bilenlerle (!) karşılaşmayacağınız bir yaşamınız, gerçek hayallerinizin peşinden koşmanızı destekleyen dostlarınız, size kendinizi iyi hissettiren insanlarınız olsun sevgili okurlarım! Hayallerinize limon sıkmalarına izin vermeyin. Modunuzu düşüren insanlardan uzak durun. Olmasalar da olur. Bu hafta fonunuzda Eddie Vedder'den Guaranteed şarkısı çalsın. Sözlerine de şöyle bir göz gezdirmenizi öneririm. Haftaya görüşmek üzere hoşçakalın!