Hatice ALGÜN
hatice.algun@aydindenge.com.tr

Had Bildirme Kurumu açılsın

4 Haziran 2016, Cumartesi

     

Merhaba güzel gazetemin güzel okurları!

Geçen hafta yazamadığım için tepkiler aldım. Tatlı sitemler olarak da kabul edilebilir cinsten... Bu durum beni hem utandırdı hem de mutlu etti. O yüzden özür dileyerek teşekkür ederim. Böylesine harman bir şeyler yaşadım yani. Ama lütfen, "Lütfetmişsin" demeyin. Gerçekten alakası yok.

Geçenlerde minibüse bindim, eve doğru gidiyorum. Bir kadın belki de en kibar haliyle, şoföre durak harici bir yerde inmek istediğini söyledi. Şoför de gayet düzgün bir dille sadece duraklarda durabileceğini, aksinin yasak olduğunu söyledi. Adamın cümlesi biter bitmez, o kibar kadının içindeki canavar resmen dile geldi. "Herkes indiriyor kardeşim, sen de duruversen ne olur yani? Allah Allah! Ama illa gıcıklık yapacaksınız ya ondan durmuyorsun! İyi be durmazsan durma!" diye haykırdı. Kadının yüz seksen derecelik ani dönüşü, şoför ve bende şok etkisi yarattı. (Başka kimseye bakmadım, muhtemelen tüm minibüs şaşırmıştır!) Şahsen son derece düzgün bir dille nedenini açıklayıp doğru olanı yapmaya çalışan ben olsaydım ve o tepkiyle karşılaşsaydım, o kadını son durağa kadar indirmezdim o minibüsten. "20 metre fazla yürüyecek diye havasından geçilmiyor. Son duraktan yürüsün de görsün dünya kaç bucak" derdim. Ya da ikinci bir seçenek olarak insan dilinden anlamadığı için yüksek sesle, bağıra bağıra uğurlardım. Helal olsun şoför abiye! Durağa varınca "Hih hih hih" diye güldü. "Çattık yahu! Buyurun hanımefendi" diyerek bastı o "pıssss" diye ses çıkaran düğmeye. Kadını susturabilene aşk olsun. İndi ama hala ağzına geleni söylemekten geri kalmıyor bu esnada! Dışarıdan baksan, sanırsın ki adam onu sırf 1 lira 75 kuruş için geçmediği güzergahtan geçeceğini söyleyerek kandırdı! Öyle bir tepki!

YANLIŞA ALIŞANA DOĞRU ALERJİ YAPIYOR

İnsanlar olarak çok garip varlıklarız ya. Her şey işimize geldiği gibi olsun istiyoruz. Belli başlı kurallar vardır ya? Kimin umurunda allasen! Benim işim görülsün yeter. Dünya benim için dönsün, bana uyar! Yukarıdaki örnekten gidecek olursak yasak olan bir şey için diretmek niye mesela? "Diğerleri duruyor" diyerek bile her seferinde aynı yanlışı teklif ettiğini itiraf ediyor kadın. Bünyesi yanlışa alışmış bir kere. O yüzden doğru olan alerji yapıyor. Diğerleri senin çenenle uğraşmamak için durmuş olabilir. Ya da "Aman durayım, ne olacak ki?" diyerek jestte bulunmuş da olabilir. Doğru ya da yanlış... Jeste alışmak daha kolay geliyor tabii. Mest eder aman dikkat!

Şükrettiğimiz insanlarla küfrettiğimiz insanlar yer değiştirdi. Bu normal mi yahu? Genel anlamda tanımlayacak olursak şükrettiğimiz insan kategorisinde doğru, düzgün, efendi, ahlaklı, çizgisini bozmayanlar var diyelim. Küfrettiğimiz kategoride de bencil, işine geldiği gibi davranabilen, hak bilmez ahlaksızlar olsun. "Torpil" diye adlandırdığımız kayırmaları hangisi yapar? Tabii ki de küfrettiğimiz. Peki ya senin için yapıyorsa? O vakit o adam senin şükrettiğin insana dönüşüyor değil mi? İşte buna lanet olsun. Tüm kavramların anlamları değişiyor. Yitiriyoruz hatta.

Mesela görevini, yapmakla yükümlü olduğu işini, sorumluluklarını yerine getirdiği için teşekkür bekleyenler var. Hiç kusura bakmayacaksınız efendim! Deyim yerindeyse eşek gibi yapmaya da devam edeceksiniz! Bahsettiğim insan grubu "Lütfediyorum bak sana... Şu işini gördüm, hadi yine iyisin" kafasında olanlar. Sanki o, onun görevi değilmiş de sırf sana iyilik olsun diye yapmış gibi davrananlar... Yoksa elbette teşekkür etmek ve rica etmek önemli inceliklerdir. Yeri gelir tüm yorgunluğunu alır, yeri gelir yüzünde tebessüm uyandırır. Buna asla lafım olmadığı gibi, şükür ki ikisini de becerebilen bir insanım. Bu da lütuf değil, normal bir şeydir. Her insanda olması gereken... Her şeyin kurumu var, derneği var. Ne olur sanki 'Had Bildirme Kurumu' diye bir şey de olsa? Herkes kendi haddini bilmekle yükümlü olacak mesela... Güzel olur bence.

Değinmeden geçemeyeceğim, "Teşekkür ederim" demeye erinip de dümdüz "Teşekkür" demeyin bence ya. En azından bir çoğul eki ekleyin mesela. Daha şık duruyor öyle. Aksi takdirde küfür etkisi yaratmıyor mu sizce de? Ya da bu cümleye karşı cevabınız tebessümsüz bir "Önemli değil" olmasın. Diyalog böyle ilerleyince "Maksat, adet yerini bulsun" gibi oluyor çünkü.

O kadar lütuf dedim ki aklıma Nurettin Topçu'nun, "Bize lütuf gibi saadet bağışlayan değil, bizde mesuliyet şuuru yaratan insan lazımdır" sözü geldi. Beğenirim, güzel söylemiş.

DOSTLAR KAHVESİ

Evet son paragrafta ise bildiğiniz üzere cumartesi şarkısı konusunu işliyoruz. O halde hep beraber "Günah benim, suç benim. Kurdum, bırak bu düş benim" diyoruz. Şaka şaka, kapatmayın sayfayı... Birkaç gündür enerjim yüksek de yansıtayım dedim.

Hafta sonunuz dostlar kahvesinde kahkahalarla, güzel anlarla geçsin! Madem andık, fonunuzda da Nazan Öncel - Dostlar Kahvesi çalsın.

"...Masamıza kuşlar konsun

Güller konsun, şiir olsun

Bizi yine efkar bastı

Bir gram neşe olsun

Bütün çaylar benden, yak bir sigara!

Yasaksa yasak, günahı boynuma!

Dostlar kahvesinde dertleniyoruz,

Böyleyiz bu ara..."

Hoşçakalın sevgili okurlar! Haftaya yine görüşelim!