Hatice ALGÜN
hatice.algun@aydindenge.com.tr

Uyandır kalbini!

18 Haziran 2016, Cumartesi

     

Güneşin sıcaklığının tenimizde dans ettiği şu dönemlerde, bir avuç deniz derdimizin dermanı resmen. Tam tamına kıyıdaki arkadaşa "Başta soğuk geliyor ama girince alışıyorsun, hadi gel!" diye bağırmalık zamanlar. "Dubalara ilk önce kim gidecek?" yarışı yapmalık! Bir süre yüzdükten sonra, tam çıkarken senden önde giden arkadaşın sırtına çamur fırlatmalık! Biraz bronzlaşayım derken farkında olmadan kömür gibi yanmalık! Denizde karpuz soğutmalık! Arada bir çocuğu gönderip "Git de bizim karpuz duruyor mu, soğumuş mu bak" demelik. "Sezonu açtık" konulu onlarca selfie paylaşmalık! Yorgun argın ama mutlu mesut bir şekilde eve dönerken araçta uyuyakalmalık! Ay resmen canım çekti.

ZENGİN MEYVE TABAĞI

Buzzzz gibi bir kar helvası yemek için ne duruyoruz peki? Gerçi kar helvası yenir mi, içilir mi bilemedim. Yiyelim diyoruz genelde ama neyse. Benim favorim karadutlu olan. Balkondaki masanın etrafında toplanmışsındır. İlla birinin canı meyve çeker. Meyve tabağı hazırlarsın. Allah ne verdiyse artık. Çilek, kiraz, karpuz, kavun, kayısı,erik... Renk şöleni. Tam olarak yaza yakışır cinsten! Bana dünyanın en güzel menüsünü sorsalar "Karpuz ve peynir kardeşler" derim.

Bulvarda dolaşırken kendini bir dondurmacının önündeki kalabalığın içinde buluverirsin. Beni, buram buram kornet kokusu saçan dondurma dükkanı tavlar mesela.

Yaz, aynı zamanda eş-dost, hısım-akraba toplanmalarıyla da ayrı anlam kazanır. Özlem duygusu iyice arsızlaşmışken bir anda kavuşursun ve sarılarak dindiriverirsin hasretini. Kavuşmalara bayılırım! Ahmet Kaya'nın bir şarkısında "Kavuşmayı özledim" cümlesi geçer. Ne kadar naif, ne kadar samimi...

Üzerinde üç kilo montla, beş kilo botla gezmekten kurtarır seni. Ruhunla beraber bedenin de hafifler yani. Yükten kurtuldukça mutlu oluyorsun resmen.

KAHVE VE BOL KAHKAHA

Cırcır böceklerinin sesiyle uyanmak; gözümü ilk açtığımda, odama pencereden teşrif eden güneşin ayağıma yansıdığını görmek istiyorum. Pencereye doğru yöneldiğimdeyse uzun uzadıya bir deniz manzarasıyla karşılaşmak istiyorum. Kendime gelmek için yaptığım kahveyi balkonumdaki sallanan koltukta içmek, hoş sohbetli arkadaşlarımla çok uzun süren bir kahvaltı ve beraberinde bol kahkaha istiyorum. Saatlerce, yorulana kadar gezip tozduktan sonra, iki ağaç arasına kurulmuş bir hamakta efil efil esen rüzgarla serinlemek, usul usul sallanarak uyuyakalmak istiyorum. Telaşsız bir huzur istiyorum. Sanırım buna tatil deniyor. Ama dümdüz tatil deseydim herkesin aklına başka bir şey gelirdi.

Velhasılıkelam, manzaranız güzel olsun sevgili okurlar. Uyandırın kalbinizi, o sürüklesin sizi.

***

Yaz moduna uygun, hislerimin tercümanı olan Nil Karaibrahimgil - Bronzlaşmak şarkısı da cumartesi şarkısı olsun. Haftaya görüşmek üzere, hoşçakalın sevgili okurlar!

 

"...Yansın ayağım kumlarda

Sönsün günlerim mumlarla

Mavi turuncu tonlarda

Toplansın dalgalar kumsalda

 

Ben bu yaz bronzlaşmak

Kendimle uzlaşmak

Yer yer yozlaşmak

Uzaklaşmak istiyorum..."