Hatice ALGÜN
hatice.algun@aydindenge.com.tr

Game Over

22 Ekim 2016, Cumartesi

     

Merhaba hapşıranlar, tıksıranlar, mendilsiz gezemez olanlar! Merhaba günde 3 kez hapı yutanlar, bazen de unutanlar! Ve yine merhaba telefonda "Yok ya iyiyim, öksürük kaldı sadece, öhömm..." diyenler!

Bu mevsimde "Nasılsın?" diye sormaya lüzum yok. Çünkü yüz binler tek yürek olmuş ve haykırıyor "Gribim!" diye. İşin kötüsü kaçacak yerimiz yok. Herkes garip bir şekilde grip. (İşin bir diğer kötü yanı da sizi bu bayat espriye maruz bırakmış olmam. Neyse geçti, rahatsız olmayın lütfen.)

Grip olmamış halimle günde yaklaşık on kez hapşırıyorum. Varın gerisini siz düşünün. Ofiste ilk hapşırık sesini duyduğumda "Uzaklaş benden" dedim arkadaşıma. İşi garantiye alıp ben uzaklaştım sonra. Kaçtığım yerde de hapşırıyorlardı. Aman Allah'ım, hasta olmayan bir tek ben mi kalmıştım yani? "Neyse size doyum olmaz, iş de beklemez" deyip oradan da uzaklaştım. Ama yan masamda oturan arkadaşımın da grip olması tehlike çanından farksızdı. "Çanlar kimin için çalıyor?" diye düşünmek istemedim. Belli ki sıradaki kurban bendim. Aldırış etmedim önce. Sonra iş ciddileşti. Ofiste koro halinde "Çok yaşa", "İyi yaşa" , "Sağlıklı yaşa" gibi temenniler artmaya başladı. Bir iade-i ziyaret olarak "Sen de gör" cümlesini de sık duyduk haliyle. Bir kişi hariç. Prensip olarak asla "Sen de gör" demez. "Teşekkürler" der, "sağ ol" der. O hapşırdığında temenni cümleme karşılık da kuru bir teşekkür aldım. O yüzden arefesinde olduğum gribi kendisine ithaf ediyorum sevgili okurlarım!

VİRÜSLER KAZANDI

Bir haftalık hastalıktan kaçış oyunuma Muğla'da ara veririm diye düşünmüştüm. "Biraz rahat nefes alayım" dedim ve gittim dostumun kapısına. Fakat kapıyı açar açmaz hapşırmasıyla gözüme inen perdede "Game Over" yazıyordu. "Gel" dedim, "Gel, sarılalım da siz de kurtulun ben de!" Durdum durdum sarıldım, öptüm. Kaderim olmuş belli ki ben de boyun eğdim. Siz kazandınız virüsler!

Size bu satırları bir fincan ada çayı eşliğinde yazıyorum. Annemin ördüğü patiklerimi giymiş ve ayaklarımı elektrikli sobaya doğru uzatmış bir halde; arada bir hapşırık, birkaç da öksürük hamlesi yoldaşlığıyla... Eee ne diyelim, hoş gelsen iyi olurdu kara kış!

Can Bonomo'nun Kaçak isimli şarkısının nakaratını grip bize söylüyormuş gibi hayal ediyoruz bu hafta. O kısımda diyor ki "Kaçak kaçak nereden? Bir çayımı içmeden..." Enselenmemenizi umut ediyorum sevgili okurlarım!

Tüm hapşırıklarınız için peşinen söylüyorum ki "Dilediğiniz gibi yaşayın." İyi haftalar öhömm!