Tuncer ALTINTAŞ

Rakı güzellemesi 2

5 Aralık 2014, Cuma

     

Hayatımda rakıdan başka içki içmedim. İçmem de. Benim parolam "hava kararır, bardak ağarır" sözüdür. Rakı içmeye başlayışımdan bu yana yarım asırdan fazla bir süre geçti.

Zirai Donatım Kurumu'nda çalışırken şimdiki Garanti Bankası'nın olduğu yerde Sucuoğlu Lokantası vardı. Mesai bitiminde bulvarda bir saatlik bir yürüyüşten sonra arkadaşlarla Sucuoğlu'nda buluşur içkimizi yudumlar günün olaylarını tartışırdık. O zamanki rakılar zehir gibiydi. Genizi yakmadan mideye gitmezdi. Ufak pelur kağıtlarını rakı bardağının içine sokar sonra da kağıdı yakardık. Mavi, mavi alkol yanardı.

Aslında rakı bir içkiden çok bir törendir, Türk insanının sofrasında. Evet ,her içki özeldir ve bu yüzden özel davranılmayı hak eder ama rakının yeri bir başkadır gönlümüzde. Onun bir keyif, bir yarenlik, bir lezzet, bir rahiya olduğunu Atamızdan öğrendiğimizden midir, nedir fena halde tutkuyla bağlanmışızdır. Zaman, zaman başka kadehlerde arasak da mutluluğu, sonunda yine rakının o buram, buram anason kokusuna döneriz.

Rakının güçlü bir karakteri vardır. Bunun içindir ki öyle her bardakla içilmez. Her kalıba dökülmez. İncecik bardağında camın kalınlığı bile önemlidir. Dudakla rakının birleştiği noktada camın aradan çekilivermesi, çekilemiyorsa da varlığını hissettirmeyecek kadar ince olması gerekir.

Rakı mizahtır kimi zaman…"Rakı is the answer but I don’t remember the question” (Cevap rakı ama soruyu hatırlamıyorum) tişörtlerinde olduğu gibi… Kimi zaman neşeli bir sohbet, kimi zaman dertleşmedir.

Suyla öpüştüğü! anda bambaşka bir renge dönüvermesiyle, görsel bir ayindir aynı zamanda. Şişesinin dibinde kalan son damlada arkadaşlarla iddiaya girerdik kaç damla çıkacak diye… Ama bazen de bir türlü açılmayan ve uğraşanın elini paralayan kapağıyla merhametsizdir.

Rakı, maçodur biraz… Onu içen kadına çoğu yerde “kötü gözle” bakılır bazı çevreler tarafından. Ama bir yandan da hoşgörülüdür, üstüne cila diye soğuk bira içenlere sesini çıkarmaz. Vefalıdır; suyla olan dostluğunu hiç bir şeye değişmez.

Gösterişi sever, gün olur, “Aslan sütü” dedirtir kendisine. Sözün özü uzundur rakının öyküsü… Ve herkesin dağarcığında mutlaka bir rakı öyküsü bulunur.

Eskiden bizi rakıdan başka her şeye benzeyen Tekel'e mahkum edenler yok olunca yeni yeni, marka marka rakılar marketlerin vitrinlerinde arz-ı endam etti. Rakı üreticileri unuttuğumuz tatlardan, kokulardan söz ediyordu. O güne kadar hiç aklımızda yoktu, anasonun en iyisinin nerede yetiştiğini, iyi suyun rakının içiminde ne denli önemli olduğu…

Geçenlerde yeni bir markanın rakısına bakma şansını buldum. İlk yurdumu alır almaz, bize şimdiye kadar rakı diye yutturanlara lanetler okudum. İçimi çok yumuşak, insanın boğazından aşağı yuvarlanırken yakıcı bir alkol tadı bırakmıyor, şeker gibi lokum gibi bir şey güzel kokuyor, şişesi son derece şık, kapağı kolay açılıyor…Daha ne olsun? Hiç alışkın olmadığımız kadar yumuşak içimli olduğu için çabucak tüketiliyor. Kadehler peş peşe yuvarlanıyor alışık olmayanlar için zor saatler olabilir. Benden uyarması. Bu rakıyı içerken bazılarına ve Tekel'e hem kızdım hem de sevindim. Kızdım bize acı rakıları kakaladıkları için. Sevindim gençliğimde böyle lokum gibi rakılar olsa ben bu kadar yaşar mıydım acaba diye…

Bu yeni çıkan rakılar için en doğru teşhisi o gece masadaki arkadaşlardan birisi koydu. "Çok güzel ama bu rakı değil, başka bir şey.”

Ne diyeyim? Bizi rakı diye yıllardır, yakmadan damağımızdan geçmeyen, su katılmadan içilemeyen , her şişesi bir başka kokan, kapağı açılamayan tuhaflıklara alıştıran ve mecbur kılanlar utansın ve yerin dibine batsın!

Yazımızı güzel bir rakı şiiriyle noktalayalım sevgili okur:

 

Rakı sofrasında susulmaz arkadaş,

Hıçkıra hıçkıra ağlayacaksın..

Arınacaksın gururundan, paşa gibi.

Şerefe ulan diyeceksin Şerefsiz Dünya'ya inat şerefimize,

Kırar gibi tokuşturup kadehleri,

Gırtlağınla seviştireceksin meyleri..

Gömeceksin kendini şişelerin dibine, ölür gibi içeceksin!

Öleceksin arkadaş..

Oturtacaksın karşına geçmişini,

Güle güle küfür edeceksin...

Unutacaksın, unutur gibi içeceksin !

İçiyorsan Rakıyı öve öve,

Söve söve kusacaksın ne varsa içinde...

Can Yücel

 

Hepinize iyi hafta sonları sevgili Denge okurları.

Not: Kadın gözüyle rakı ve erkek gözüyle rakıyı sizlere rakı güzellemesi olarak Yonca Tokbaş ve Yılmaz Özdil’den aktarmıştım. Bir çok arkadaşım ve dostum biz bir de senin gözünden ve senin sözünden rakı güzellemesi isteriz deyince onları da kıramadım bu benim kendi rakı güzellemem içenlere de içmeyenlere de selam olsun.



Yazarın Tüm Yazıları
Eğitim buysa çocuklar ne yapsın?
Bazen çıldırmak da yetmiyor!
Öğretmenler Günü
Lütfen, aklımızla alay etmeyin!
Agora Meyhanesi
Sayanora
Acaba “İYİ” mi gelecek?
Biz bu günleri, o günden görmüştük…
GÖĞSÜMÜZ KABARDI, GÖZLERİMİZ YAŞARDI…
Cahilliğe prim vermek…
SALLANMAK ÜZERİNE…
Mezarlık Magandaları!
AYTO’da güneş yeniden doğacak
On günlük tatilin ardından…
Anlatım gücü ve gazeteciliğe dair
ÖSYM
Kuşadası’nda güzel bir gece
İkileme ve aynen…
Basın Bayramı
İbrahim Pehlivan ile bir gece
Denge’nin tvDEN’i
Bir ceylan uyanır Afrika'da
Gençler! Haydi festivale
İnsanlığımızı ne bozar?
Al yazmalı güzel kız…
Yazım yanlışları
Yalçın Ata
Türlü, çeşitli gazetecilik!
19 Mayıs
BUGÜN CANIM YAZI YAZMAK İSTEMİYOR
Müjgan’la ben ağlaşırız…
Neşe dolamıyor insan...
Sizce kim kazandı şimdi?
Bir çöküşün öyküsü…
Zincirin halkaları bir kez koparsa…
Ege, göçmen mezarlığına dönerken…
Quo Wadis…
Qou Wadis (Nereye)?
Gitmek mi zor kalmak mı zor?
Aptal kutuları ve sosyal medya
Yarılan ekmeğin buğusuyduk!
Anne özlemi
Rezillik diz boyu…
Karpuz gibi…
Rengarenk Zehirler!...
Bir millet intihar ediyor!...
Binmişiz bir alamete…
Türkiye üzerinde oynanan oyunlar!
Yarın yılbaşı…
FETÖ...
Korkma!
Akıl Kilitlenirse…
Okumuyoruz!...
İLKLERİN TAKIMI BEŞİKT'AŞK
İyilik askıda
Yeterlilik şart…
Kıskanırım seni ben
Aslında 'aşk'ta yok!..
Utanıyor musunuz?
Tayfun Tufan Zelzele olayı!..
Milli başarı nasıl gelir?
Buralara olanlar olmuş!..
Biraz Sevinç, Biraz Hüzün = Eylül
İslam ve Kurban
Fonda Aydın Zeybeği...
Korkak Kahraman!
ÇOCUKLARA KIYMAYIN EFENDİLER!
LİNÇ KÜLTÜRÜ VE EMPATİ
DENİZ ve BİZ...
GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ ÇOCUKLAR....
AGC ÖDÜL TÖRENİ...
O GECE ... = CİNNET HALİ
Çocukları küçük kurşunla mı öldürürler anne?
Emekli Olmak
BAYRAM
Şovmenler sahnede ...
Çıldırdık mı?..
Hakan Ülken’ler çoğalmalı…
Markalaşma, tanınırlık, pazarlama
Dün geceyle tam üç ay bir gün…
Rüya, Feda, Vefa, Sefa=BEŞİKTAŞK…
Analar ve oğulları…
Tuncer Altıntaş Köşe
Bir ileri, iki geri...
Fırtınalar koparken gönlümde…
Uyulmayan kurallar ülkesi…
Bir ilkbahar sabahı...
Bu gün Nisan bir…
Turizmde kırmızı alarm!..
Okumak üzerine...
Muhalafetsiz muhalefet!..
Evleri camdan olanlar başkalarına taş atmamalı…
Aysun Kayacı acaba haklı mıydı?
Özledim, teninin kokusunu özledim…
AGC
Aydın’daki aile hekimlerinin yeni başkanı: Dr. Taner Balbay
Yüzbaşı Kaya Aldoğan’ın öyküsü…
Masum değiliz, hiçbirimiz...
Diyanet mi hıyanet mi?...
Mutsuzluk virüsü bulaştı hepimize...
Gazetecilik bu değil beyler
Türküler türküler...
ALİYYÜLÂLÂ ASLAN SÜTÜNE DAİR
Aynalar, aynalar...
Çocuklukları çalınan çocuklar
Öğretmenim ben
Mavilim Mavişelim
Yeni sistem gazetecilik
Yağmur çiselerken...
Mankurtlaşmak
Alkışlar Hakan Ülken'e
Kanlı meydan
Eylül (Tuncer Altıntaş Köşe Yazısı)
Mutluluk var mı?
Belinaytur ve Midilli
Kıyıya vuran o çocuk değil, bizim dibe vuran insanlığımızdı…!
Gökyüzünün altındaki şahane yeryüzü yalnız ve güzel ülkem, Türkiyem…!
Yarbay'ın isyanı
Kan, Kan, Kan...
ADÜ Konuk Evi
Yontulmadık!
Hoşgörü
Kendilerine temizler...!
Yüzde kaçımızın ne olduğunu tespit eden adam: Aziz Nesin
Rezil lige devam
O anı hiç unutamıyorum
Sözcükler, sözcükler
Yaşam hakkı
Rezil lig bitti
Bir edebiyat dehası, şairlerin hası...
Karadut
Yemeğin tadı mı? Edebiyatı mı?
Bir romanın roman gibi öyküsü…
Dünyayı yönlendirenler...
Bir valinin düşündürdükleri…
Gazetelerin sonu geliyor mu?
Başarı dileklerim M.Sadık Atay’a…
İşten atılan ve atanamayan öğretmenler...
Alkışlar İbrahim Pehlivan'a
Dilimin ucunda kelimeler...
Cildinizi koruyun
Gazetecilik temas ve mesafe mesleğidir
Neler oluyor bize?
Ya o gelmeseydi?
Şaşkın Muhalefet....
Şaşıran Türkiye!
Yeni CHP… Şaka gibi...!
Kış ortasında yazı özlemek...
İnsan hayal ettikçe yaşar...
Hayallerinizden asla vazgeçmeyin…
Nostaljik bir yılbaşı öyküsü
Kelimeler... Kelimeler...
Diren Çarşı...
Tren istasyonları, gar restoranları...
Rakı güzellemesi 2
Otel odaları
Öğretmenim ben...
Tebrikler Hakan...
Eylül'de kaldım...
Cumhuriyet
Rakı güzellemesi...
BEP nedir biliyor musunuz?
Bayramın ardından
Her ömrün bir eylülü vardır…
Kent Konseyi
Büyük fakat çileli bir ozan
Rodos'dayken...
GEZİ’yi anlayamamak...
Dayanılmaz...
Boş Defterler
Mısır’dan Abim Gelmiş Türküsü tutmadı!
Mahallenin Gonşana'ları
Sıla hasreti
Hayat Bayram olsa...
Geçmişe özlem...
Cumhurbaşkanı Seçimleri
O ruh bir kez kaybolursa...
Zincirin halkaları kopmuşsa...
Bir baba giderse...
Biz iki nesil arasında kalanlar...
İş makineleri, beton kamyonları..!
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin
Sözün bittiği an: Çizmelerimi çıkarayım mı?
Bir “TELEVOLE” Masalı
Onlar bir avuçtular, koskoca Deniz oldular
Gökhan gitsin, 'Töre' kalsın
O delikanlı bendim...
BEŞİKTAŞK...
Ben artık oynamıyorum..!
Seçimin analizi
Otobanda gişelerden önce son çıkış!
Gök ekini biçer gibi...
Aynalar Yolunu Kesti...
Bebek’teki bebekli kız!..
Şimdi ben “yumurta” deyip geçemem ki!..
Aydın ve İzmir’de ne olacak?
Kendi ayağına sıkmak…
Aynalı Kemer
Bir başkan aranıyor
Devlete düşman lazım!
Annem
Battı! Çıkamadı…
Sadrazam hamamda…
Bir yılbaşı nostaljisi
Sen haklıydın iki gözüm
Yolun sonu görünüyor!..
Top yuvarlaktır ama...
Yeni Denge’nin düşündürdükleri
Patagonya Cumhuriyeti
Uyan, uyannn!
Her 10 Kasım’da 9’a 5 geçe...
O’nu özlemle anıyorum…
Şirin, güzel, şanssız bir kent: Aydın
Yaşamak bayramdır...
Uzun yıllar ötesinden...