Tuncer ALTINTAŞ

Korkma!

16 Aralık 2016, Cuma

     

Canımız yanıyor, içimiz kanıyor, acımız büyük ve sonsuz… Biliyoruz ki başaramayacaklar, evet başaramayacaklar, milletimizin birlik ve beraberliğini bozamayacak, Türkiye’ye sahip çıkma azmimizi asla değiştiremeyecekler. Korkmuyoruz. Çünkü duruşumuzu: “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak” diyen milli marşımızdan alıyoruz.

Ülke ve millet olarak, ne kadar haince ve kalleşçe olursa olsun bu tür saldırıların üstesinden elbirliğiyle geleceğimize, yarınlara kararlığımızı bozmadan yürüyeceğimize içtenlikle inanıyoruz.

Sokaklarda yürüyoruz. “Şimdi birlik zamanı" diyoruz. Gönüllüyüz şehitliğe, gaziliğe artık bıçak kemiğe dayandı. Yeter artık öleceksek ölelim.

Gözler kan çanağı; yürekler olması gerekenden fazla atıyor. Teröre uzaktan bakmanın bir yararı olmadığını anladık. İçine giriyoruz kavganın, sessiz çığlıkları bile duyuyoruz. Teröre karşı milletçe kan ağlıyor ve karşı çıkıyoruz. Ama Avrupa’nın keyfi yerinde, Amerika ellerini ovuşturuyor biliyoruz. O soysuzların PKK’yı kullandıklarını emellerine alet ettiklerini de biliyoruz.

Tüm Türkiye yürüyoruz, Türk milleti “Meydanı boş mu zannettiniz?” diye haykırarak yürüyor.

Kapı önlerine sinmiş korkuları tekmeyle kovuyoruz. Aynı ufka bakarken, “Katiller ayağa kalkın” diye haykırıyoruz cümlesine. Kan veriyoruz cesarete. Biliyoruz ki, halkın yürekli olduğu bir düzende terör paçavradan ibarettir.

Yürüyoruz ve yürüyeceğiz. Kabul ediyor ve hepimiz ölüme yakın yaşıyoruz. Ama yaşayacağız!

Bizleri terörle yaşamaya alıştırdıklarını zannedenlere inat barış ve huzur içinde yaşayacağız. Bir insan terörün karşısında gerektiğinde ve zamanında her şeydir. Onlar canlı bombaysa bizler yaşayan ölüler değiliz. Bizlere bağışlanan bir ömür var gerekirse onu da vatan için millet için çocuklarımız ve torunlarımız için seve seve, güle oynaya veririz. Çünkü vatan-millet sevdası bir çıkar ilişkisi değildir, biliyoruz.

Yürüyoruz ve görüyoruz bu bir oyun. Karşımızda çırılçıplak bir gerçek var. Avrupalı ve Amerikalı şerefsizlerin sahneye koyduğu ülkemizdeki piyonların da kendileri başoyuncu zannettikleri bir oyun. Görüyor ve biliyoruz ki bu oyundan medet umanlar, gerçeklere gözlerini yumanlar var. Kutsal bir gecede yaşadığımız acının anlamını bildiğimiz gibi, ışığa doğru yolculuk yapmanın gücünü de biliyoruz. El fenerlerimiz yanımızda karanlık gecelere inat bıkmadan usanmadan yürüyoruz.

Dilimizde Nazım Usta’nın dizeleri: “Sen yanmazsan, ben yanmazsam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa…” Bilinenden öte öfkeliyiz. Bilinmeyenden öte sevdalı. Ölüme gülümserken bile korkmuyoruz. Bizlere başsağlığı dileyen Avrupalı parlamenterlerin kansız olduğunu da biliyoruz. Terörün arkasında durup, her gün yeni bir maskeyle karşımıza çıkanları bildiğimiz gibi.

Ölen şehitlerimizin resimlerine bakıyoruz içimiz burkuluyor. Kurak bir toprağın susamış hali her biri. Gülüşleri bile mahzun… Anadolu bakışlı genç adamlar… Hala büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperler. Hepsi de köylerinde destan gibi anılır. Onların dertleri yok sanılır. Gökler ağlar da, iliklerinin içine işleyen yağmurun altında bile seslerini çıkarmadan ıslanırlar.

Kaç kez sınanmıştır içlerinde ki vatan sevdası. Bir türkünün içinde durur gençlikleri, ne zaman duysalar demlenir hüzünleri, en güzel parfümleri alın teri ve camları tırtıklı limon kolonyası.

Kimse o polisler kadar yakından bakmıyor ölüme. Onlar ölüme çok yakın, sükseli hayatlara o kadar uzak. Bakıp yiyemedikleri, yakıştırıp giyemedikleri ve söylemek isteyip de diyemedikleri öyle çok şeyleri vardır ki. Maraz üstüne maraz! Öldüklerinde tabutları öpülürken yaşarken de alınlarından öpmeliyiz onları. Allah askerimizin, polisimizin ve hepimizin yanında olur inşallah…

Hepinize iyi hafta sonları sevgili Denge okurları. 



Yazarın Tüm Yazıları
Eğitim buysa çocuklar ne yapsın?
Bazen çıldırmak da yetmiyor!
Öğretmenler Günü
Lütfen, aklımızla alay etmeyin!
Agora Meyhanesi
Sayanora
Acaba “İYİ” mi gelecek?
Biz bu günleri, o günden görmüştük…
GÖĞSÜMÜZ KABARDI, GÖZLERİMİZ YAŞARDI…
Cahilliğe prim vermek…
SALLANMAK ÜZERİNE…
Mezarlık Magandaları!
AYTO’da güneş yeniden doğacak
On günlük tatilin ardından…
Anlatım gücü ve gazeteciliğe dair
ÖSYM
Kuşadası’nda güzel bir gece
İkileme ve aynen…
Basın Bayramı
İbrahim Pehlivan ile bir gece
Denge’nin tvDEN’i
Bir ceylan uyanır Afrika'da
Gençler! Haydi festivale
İnsanlığımızı ne bozar?
Al yazmalı güzel kız…
Yazım yanlışları
Yalçın Ata
Türlü, çeşitli gazetecilik!
19 Mayıs
BUGÜN CANIM YAZI YAZMAK İSTEMİYOR
Müjgan’la ben ağlaşırız…
Neşe dolamıyor insan...
Sizce kim kazandı şimdi?
Bir çöküşün öyküsü…
Zincirin halkaları bir kez koparsa…
Ege, göçmen mezarlığına dönerken…
Quo Wadis…
Qou Wadis (Nereye)?
Gitmek mi zor kalmak mı zor?
Aptal kutuları ve sosyal medya
Yarılan ekmeğin buğusuyduk!
Anne özlemi
Rezillik diz boyu…
Karpuz gibi…
Rengarenk Zehirler!...
Bir millet intihar ediyor!...
Binmişiz bir alamete…
Türkiye üzerinde oynanan oyunlar!
Yarın yılbaşı…
FETÖ...
Korkma!
Akıl Kilitlenirse…
Okumuyoruz!...
İLKLERİN TAKIMI BEŞİKT'AŞK
İyilik askıda
Yeterlilik şart…
Kıskanırım seni ben
Aslında 'aşk'ta yok!..
Utanıyor musunuz?
Tayfun Tufan Zelzele olayı!..
Milli başarı nasıl gelir?
Buralara olanlar olmuş!..
Biraz Sevinç, Biraz Hüzün = Eylül
İslam ve Kurban
Fonda Aydın Zeybeği...
Korkak Kahraman!
ÇOCUKLARA KIYMAYIN EFENDİLER!
LİNÇ KÜLTÜRÜ VE EMPATİ
DENİZ ve BİZ...
GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ ÇOCUKLAR....
AGC ÖDÜL TÖRENİ...
O GECE ... = CİNNET HALİ
Çocukları küçük kurşunla mı öldürürler anne?
Emekli Olmak
BAYRAM
Şovmenler sahnede ...
Çıldırdık mı?..
Hakan Ülken’ler çoğalmalı…
Markalaşma, tanınırlık, pazarlama
Dün geceyle tam üç ay bir gün…
Rüya, Feda, Vefa, Sefa=BEŞİKTAŞK…
Analar ve oğulları…
Tuncer Altıntaş Köşe
Bir ileri, iki geri...
Fırtınalar koparken gönlümde…
Uyulmayan kurallar ülkesi…
Bir ilkbahar sabahı...
Bu gün Nisan bir…
Turizmde kırmızı alarm!..
Okumak üzerine...
Muhalafetsiz muhalefet!..
Evleri camdan olanlar başkalarına taş atmamalı…
Aysun Kayacı acaba haklı mıydı?
Özledim, teninin kokusunu özledim…
AGC
Aydın’daki aile hekimlerinin yeni başkanı: Dr. Taner Balbay
Yüzbaşı Kaya Aldoğan’ın öyküsü…
Masum değiliz, hiçbirimiz...
Diyanet mi hıyanet mi?...
Mutsuzluk virüsü bulaştı hepimize...
Gazetecilik bu değil beyler
Türküler türküler...
ALİYYÜLÂLÂ ASLAN SÜTÜNE DAİR
Aynalar, aynalar...
Çocuklukları çalınan çocuklar
Öğretmenim ben
Mavilim Mavişelim
Yeni sistem gazetecilik
Yağmur çiselerken...
Mankurtlaşmak
Alkışlar Hakan Ülken'e
Kanlı meydan
Eylül (Tuncer Altıntaş Köşe Yazısı)
Mutluluk var mı?
Belinaytur ve Midilli
Kıyıya vuran o çocuk değil, bizim dibe vuran insanlığımızdı…!
Gökyüzünün altındaki şahane yeryüzü yalnız ve güzel ülkem, Türkiyem…!
Yarbay'ın isyanı
Kan, Kan, Kan...
ADÜ Konuk Evi
Yontulmadık!
Hoşgörü
Kendilerine temizler...!
Yüzde kaçımızın ne olduğunu tespit eden adam: Aziz Nesin
Rezil lige devam
O anı hiç unutamıyorum
Sözcükler, sözcükler
Yaşam hakkı
Rezil lig bitti
Bir edebiyat dehası, şairlerin hası...
Karadut
Yemeğin tadı mı? Edebiyatı mı?
Bir romanın roman gibi öyküsü…
Dünyayı yönlendirenler...
Bir valinin düşündürdükleri…
Gazetelerin sonu geliyor mu?
Başarı dileklerim M.Sadık Atay’a…
İşten atılan ve atanamayan öğretmenler...
Alkışlar İbrahim Pehlivan'a
Dilimin ucunda kelimeler...
Cildinizi koruyun
Gazetecilik temas ve mesafe mesleğidir
Neler oluyor bize?
Ya o gelmeseydi?
Şaşkın Muhalefet....
Şaşıran Türkiye!
Yeni CHP… Şaka gibi...!
Kış ortasında yazı özlemek...
İnsan hayal ettikçe yaşar...
Hayallerinizden asla vazgeçmeyin…
Nostaljik bir yılbaşı öyküsü
Kelimeler... Kelimeler...
Diren Çarşı...
Tren istasyonları, gar restoranları...
Rakı güzellemesi 2
Otel odaları
Öğretmenim ben...
Tebrikler Hakan...
Eylül'de kaldım...
Cumhuriyet
Rakı güzellemesi...
BEP nedir biliyor musunuz?
Bayramın ardından
Her ömrün bir eylülü vardır…
Kent Konseyi
Büyük fakat çileli bir ozan
Rodos'dayken...
GEZİ’yi anlayamamak...
Dayanılmaz...
Boş Defterler
Mısır’dan Abim Gelmiş Türküsü tutmadı!
Mahallenin Gonşana'ları
Sıla hasreti
Hayat Bayram olsa...
Geçmişe özlem...
Cumhurbaşkanı Seçimleri
O ruh bir kez kaybolursa...
Zincirin halkaları kopmuşsa...
Bir baba giderse...
Biz iki nesil arasında kalanlar...
İş makineleri, beton kamyonları..!
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin
Sözün bittiği an: Çizmelerimi çıkarayım mı?
Bir “TELEVOLE” Masalı
Onlar bir avuçtular, koskoca Deniz oldular
Gökhan gitsin, 'Töre' kalsın
O delikanlı bendim...
BEŞİKTAŞK...
Ben artık oynamıyorum..!
Seçimin analizi
Otobanda gişelerden önce son çıkış!
Gök ekini biçer gibi...
Aynalar Yolunu Kesti...
Bebek’teki bebekli kız!..
Şimdi ben “yumurta” deyip geçemem ki!..
Aydın ve İzmir’de ne olacak?
Kendi ayağına sıkmak…
Aynalı Kemer
Bir başkan aranıyor
Devlete düşman lazım!
Annem
Battı! Çıkamadı…
Sadrazam hamamda…
Bir yılbaşı nostaljisi
Sen haklıydın iki gözüm
Yolun sonu görünüyor!..
Top yuvarlaktır ama...
Yeni Denge’nin düşündürdükleri
Patagonya Cumhuriyeti
Uyan, uyannn!
Her 10 Kasım’da 9’a 5 geçe...
O’nu özlemle anıyorum…
Şirin, güzel, şanssız bir kent: Aydın
Yaşamak bayramdır...
Uzun yıllar ötesinden...