Tuncer ALTINTAŞ

Gazetecilik temas ve mesafe mesleğidir

6 Mart 2015, Cuma

     

Gazetecilikle ilgili tanım çoktur; hatta neredeyse her gazeteci kendine göre bir tanım yapar. Fakat hiçbiri hocam Ord. Prof. Fahrettin Kerim Gökay’ınki gibi değildir. Gazetecilik, temas ve mesafe mesleğidir deyince ben de hocam “temas olacaksa mesafe olamaz, mesafe olacaksa temas olamaz" deyince "susta dinle" diye beni azarlamıştı. Aynı zamanda İstanbul'da vali ve belediye başkanlığı yapan ve bizim halk efkarı psikolojisi dersimize gelen Ord. Prof. Fahrettin Kerim Gökay hocam.

Gerçekten böyle bir meslektir gazetecilik. Haber kaynaklarıyla sürekli temas etmesi gerekir gazetecilerin. Zira temas olamazsa haber olmaz. Ama bu temas sırasında da haber kaynağıyla belirli bir mesafeyi korumak zorunludur. Mesafeye dikkat edilmez çok uzaklaştırılırsa da haber yapılamaz, çok yaklaşılırsa da…

Aydın Emniyet Müdürlüğü de yapmış olan diğer hocam Esat Nermi Erendor da, "Sizinle çok samimi olan bürokratlara dikkat edin mutlaka yazı konusu olacak bir durumları vardır” derdi.

Türkiye gazeteciliğinde sorun genelde gazetecilerin haber kaynağıyla temas ederken aralarında hiç mesafe bırakmamaları, içli dışlı olmaları biçiminde tezahür ediliyor. (Bakınız Hürriyet Ankara temsilcisi Metehan Demir ile Bakan Egemen Bağış münasebeti gibi…) Kaynakla içli dışlı olma hali, maalesef gazeteciliğin birçok uzmanlık alanında vardır. Magazinde de var bu durum, polis, adliye, ekonomi, politika muhabirliği ve diğerlerinde de…

Haber kaynaklarına fazla yaklaşıp arada mesafe bırakmamanın asıl sakıncası, gerçeği aktarma işlevini yitirmesidir. Kaynağıyla içli dışlı olan bir magazin muhabirinin yazdığı haber, tanıtım metnine dönüşür. Polis ve adliye muhabirinin yazdığı haber, haber olmaktan çıkıp polis bülteni olur. Bazen de manipülatif bilgiler yayılmasına aracılık eder o gazeteci.

Kıyaslamak ne kadar doğru bilemiyorum; ama benim en sakıncalı bulduğum gazetecilerin politikacılara gereğinden fazla yaklaşmasıdır. Politikacı, gazeteci yaklaşmasının yanında diğerlerinin masum kaldığına inanırım. Zira gazeteci, politikacı yakınlaşmasının sonuçları, bir kişiye ya da bir olaya özgü sonuçlar doğurmaz. Etki alanın daha geniş olur, gazeteci bir politikacı ile hele ülke yönetimindeki bir politikacı ile fazlaca samimi olursa onunla ilgili nesnel haberler yapamaz. Onun icraatlarına eleştirel bakamaz. Bunun bir ilerisi de gazetecinin bilerek ve isteyerek o politikacının gözünden yazması, onun propagandasını veya reklamını yapacak metinlere imza atması olur.

Oysa gazetecinin kamunun gözü kulağı olması gerekir. Gazeteciliğin temel işlevi eleştirel bakmak, kamu adına denetlemektir. Politikacılarla, devlet adamlarıyla fazlaca yakınlaşan gazeteciler asli görevlerini yapamazlar sadece yaptıklarını sanırlar.

Ne yazık ki özellikle de iktidardaki politikacılarla içli dışlı olma bu iktidar döneminde hayli yaygınlaştı. Medyamızda Ankara gazeteciliğiyle sınırlı kalmayan İstanbul gazeteciliğine de sirayet eden, hatta gazeteciliğin genlerinde kanser hücreleri gibi yayılan yeni bir ilişki tarzı gelişti. Bunda iktidarın akreditasyon cezaları, Başbakan ile gezi ödülleri yöntemleri de kullanarak gazeteciler arasında “Bendensin, benden değilsin” ayrımı üzerine kurduğu ilişkinin etkisi çok büyük. Kuşkusuz temas mesafe ilkesini göz ardı etmelerinin sonucu olarak kiminin dost gazeteci kiminin de yandaş gazeteci haline gelmesinin katkısı da azımsanamaz. Tabii medya kuruluşlarının iktidarın baskıları karşısında çeşitli nedenlerle direnememelerinin sahadaki gazetecileri erk ve güç sahipleri karşısında zayıf bırakmasını da burada belirtmeliyim. Gazetecilerin politikacılarla fazla samimi olma halinin nedenleri arasında.

Sonuç ortada. Arada mesafe bırakmayan, kimlik ikilemi yaşayan gazetecilerin ilişkilerinin sonuçlarını, gazetecilik ürünleri olmaktan çıkmış metinler olarak gördük, görmeye de devam ediyoruz her gün. Okurlar ise haber bekliyor; çünkü gerçek gazetecilerin asıl velinimeti okurlarıdır. En büyük sorumluluklarının okurlarına olması gerekmektedir.

Gazeteciliğin bir de 5N1K olarak tarif edenler vardır, gerçi şimdilerde de 6N1K olarak kullanılıyor bu deyim. Ne, ne zaman, nerede, nasıl, neden, kim sorularına son zamanlarda birde nereden kelimesini ekliyorlar 6N1K olarak kullanılıyor artık. Bu haberciler için bir planlamadır. Yöntem analiz anahtarı da denir.

Yazıya ait veriler bu plana göre toplanırsa eksik bilgi kalmaz, yeniden yazışmalara da gerek kalmaz. Böylece zaman, emek, para kaybı olmaz. Okuyucu kafasındaki ne, neden, nasıl, nerede, nereden, ne zaman, kim sorularının cevabını okuduğu haber veya yazıda bulabilmelidir.

Aslında bu şekildeki planlamalar sadece gazetecilerde değil, tüm kişilerin yaşamlarının her evresinde hareket şeklimiz olmalı. Başarısızlıkların ana nedeni düşünmeden, planlamadan yapılan işlerden kaynaklanır.

Amacım kimseye gazetecilik hakkında ders vermek değil, ama seçim zamanlarında gazeteci pozunda ortalık yerlerde gezinenler çoğalır. Aday adaylarının çevresi sarılır ve onlar tırtıklanmaya çalışılırlar. Çevrenizdekilerin gerçek gazetecilerin kimler olduğunu anlamak istiyorsanız yukarıdaki yazım sizlere rehber olacaktır. Amacım sadece budur.

Hepinize iyi hafta sonları sevgili Denge okurları. 



Yazarın Tüm Yazıları
Eğitim buysa çocuklar ne yapsın?
Bazen çıldırmak da yetmiyor!
Öğretmenler Günü
Lütfen, aklımızla alay etmeyin!
Agora Meyhanesi
Sayanora
Acaba “İYİ” mi gelecek?
Biz bu günleri, o günden görmüştük…
GÖĞSÜMÜZ KABARDI, GÖZLERİMİZ YAŞARDI…
Cahilliğe prim vermek…
SALLANMAK ÜZERİNE…
Mezarlık Magandaları!
AYTO’da güneş yeniden doğacak
On günlük tatilin ardından…
Anlatım gücü ve gazeteciliğe dair
ÖSYM
Kuşadası’nda güzel bir gece
İkileme ve aynen…
Basın Bayramı
İbrahim Pehlivan ile bir gece
Denge’nin tvDEN’i
Bir ceylan uyanır Afrika'da
Gençler! Haydi festivale
İnsanlığımızı ne bozar?
Al yazmalı güzel kız…
Yazım yanlışları
Yalçın Ata
Türlü, çeşitli gazetecilik!
19 Mayıs
BUGÜN CANIM YAZI YAZMAK İSTEMİYOR
Müjgan’la ben ağlaşırız…
Neşe dolamıyor insan...
Sizce kim kazandı şimdi?
Bir çöküşün öyküsü…
Zincirin halkaları bir kez koparsa…
Ege, göçmen mezarlığına dönerken…
Quo Wadis…
Qou Wadis (Nereye)?
Gitmek mi zor kalmak mı zor?
Aptal kutuları ve sosyal medya
Yarılan ekmeğin buğusuyduk!
Anne özlemi
Rezillik diz boyu…
Karpuz gibi…
Rengarenk Zehirler!...
Bir millet intihar ediyor!...
Binmişiz bir alamete…
Türkiye üzerinde oynanan oyunlar!
Yarın yılbaşı…
FETÖ...
Korkma!
Akıl Kilitlenirse…
Okumuyoruz!...
İLKLERİN TAKIMI BEŞİKT'AŞK
İyilik askıda
Yeterlilik şart…
Kıskanırım seni ben
Aslında 'aşk'ta yok!..
Utanıyor musunuz?
Tayfun Tufan Zelzele olayı!..
Milli başarı nasıl gelir?
Buralara olanlar olmuş!..
Biraz Sevinç, Biraz Hüzün = Eylül
İslam ve Kurban
Fonda Aydın Zeybeği...
Korkak Kahraman!
ÇOCUKLARA KIYMAYIN EFENDİLER!
LİNÇ KÜLTÜRÜ VE EMPATİ
DENİZ ve BİZ...
GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ ÇOCUKLAR....
AGC ÖDÜL TÖRENİ...
O GECE ... = CİNNET HALİ
Çocukları küçük kurşunla mı öldürürler anne?
Emekli Olmak
BAYRAM
Şovmenler sahnede ...
Çıldırdık mı?..
Hakan Ülken’ler çoğalmalı…
Markalaşma, tanınırlık, pazarlama
Dün geceyle tam üç ay bir gün…
Rüya, Feda, Vefa, Sefa=BEŞİKTAŞK…
Analar ve oğulları…
Tuncer Altıntaş Köşe
Bir ileri, iki geri...
Fırtınalar koparken gönlümde…
Uyulmayan kurallar ülkesi…
Bir ilkbahar sabahı...
Bu gün Nisan bir…
Turizmde kırmızı alarm!..
Okumak üzerine...
Muhalafetsiz muhalefet!..
Evleri camdan olanlar başkalarına taş atmamalı…
Aysun Kayacı acaba haklı mıydı?
Özledim, teninin kokusunu özledim…
AGC
Aydın’daki aile hekimlerinin yeni başkanı: Dr. Taner Balbay
Yüzbaşı Kaya Aldoğan’ın öyküsü…
Masum değiliz, hiçbirimiz...
Diyanet mi hıyanet mi?...
Mutsuzluk virüsü bulaştı hepimize...
Gazetecilik bu değil beyler
Türküler türküler...
ALİYYÜLÂLÂ ASLAN SÜTÜNE DAİR
Aynalar, aynalar...
Çocuklukları çalınan çocuklar
Öğretmenim ben
Mavilim Mavişelim
Yeni sistem gazetecilik
Yağmur çiselerken...
Mankurtlaşmak
Alkışlar Hakan Ülken'e
Kanlı meydan
Eylül (Tuncer Altıntaş Köşe Yazısı)
Mutluluk var mı?
Belinaytur ve Midilli
Kıyıya vuran o çocuk değil, bizim dibe vuran insanlığımızdı…!
Gökyüzünün altındaki şahane yeryüzü yalnız ve güzel ülkem, Türkiyem…!
Yarbay'ın isyanı
Kan, Kan, Kan...
ADÜ Konuk Evi
Yontulmadık!
Hoşgörü
Kendilerine temizler...!
Yüzde kaçımızın ne olduğunu tespit eden adam: Aziz Nesin
Rezil lige devam
O anı hiç unutamıyorum
Sözcükler, sözcükler
Yaşam hakkı
Rezil lig bitti
Bir edebiyat dehası, şairlerin hası...
Karadut
Yemeğin tadı mı? Edebiyatı mı?
Bir romanın roman gibi öyküsü…
Dünyayı yönlendirenler...
Bir valinin düşündürdükleri…
Gazetelerin sonu geliyor mu?
Başarı dileklerim M.Sadık Atay’a…
İşten atılan ve atanamayan öğretmenler...
Alkışlar İbrahim Pehlivan'a
Dilimin ucunda kelimeler...
Cildinizi koruyun
Gazetecilik temas ve mesafe mesleğidir
Neler oluyor bize?
Ya o gelmeseydi?
Şaşkın Muhalefet....
Şaşıran Türkiye!
Yeni CHP… Şaka gibi...!
Kış ortasında yazı özlemek...
İnsan hayal ettikçe yaşar...
Hayallerinizden asla vazgeçmeyin…
Nostaljik bir yılbaşı öyküsü
Kelimeler... Kelimeler...
Diren Çarşı...
Tren istasyonları, gar restoranları...
Rakı güzellemesi 2
Otel odaları
Öğretmenim ben...
Tebrikler Hakan...
Eylül'de kaldım...
Cumhuriyet
Rakı güzellemesi...
BEP nedir biliyor musunuz?
Bayramın ardından
Her ömrün bir eylülü vardır…
Kent Konseyi
Büyük fakat çileli bir ozan
Rodos'dayken...
GEZİ’yi anlayamamak...
Dayanılmaz...
Boş Defterler
Mısır’dan Abim Gelmiş Türküsü tutmadı!
Mahallenin Gonşana'ları
Sıla hasreti
Hayat Bayram olsa...
Geçmişe özlem...
Cumhurbaşkanı Seçimleri
O ruh bir kez kaybolursa...
Zincirin halkaları kopmuşsa...
Bir baba giderse...
Biz iki nesil arasında kalanlar...
İş makineleri, beton kamyonları..!
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin
Sözün bittiği an: Çizmelerimi çıkarayım mı?
Bir “TELEVOLE” Masalı
Onlar bir avuçtular, koskoca Deniz oldular
Gökhan gitsin, 'Töre' kalsın
O delikanlı bendim...
BEŞİKTAŞK...
Ben artık oynamıyorum..!
Seçimin analizi
Otobanda gişelerden önce son çıkış!
Gök ekini biçer gibi...
Aynalar Yolunu Kesti...
Bebek’teki bebekli kız!..
Şimdi ben “yumurta” deyip geçemem ki!..
Aydın ve İzmir’de ne olacak?
Kendi ayağına sıkmak…
Aynalı Kemer
Bir başkan aranıyor
Devlete düşman lazım!
Annem
Battı! Çıkamadı…
Sadrazam hamamda…
Bir yılbaşı nostaljisi
Sen haklıydın iki gözüm
Yolun sonu görünüyor!..
Top yuvarlaktır ama...
Yeni Denge’nin düşündürdükleri
Patagonya Cumhuriyeti
Uyan, uyannn!
Her 10 Kasım’da 9’a 5 geçe...
O’nu özlemle anıyorum…
Şirin, güzel, şanssız bir kent: Aydın
Yaşamak bayramdır...
Uzun yıllar ötesinden...