Tuncer ALTINTAŞ

Fonda Aydın Zeybeği...

9 Eylül 2016, Cuma

     

Hafta başında dokuz günlük bayram başlıyor. Öncelikle hepinizin Kurban Bayramı’nı en iyi dileklerimle kutluyorum.

Yıllar önce televizyonlarda reklamı dönen Kent Şekerlemelerinin bir bayram öyküsü şimdi aklıma gelince yine eski hüzünlere döndüm.

Kent Şekerleri’nin bayramı öncesi ve bayramda yayımlandığı fonda Aydın zeybeği harmandalı oyun havası bulunan promosyon reklamı o zamanlar hepimizi şoke etmişti. Ve tüm Türk halkını ağlatmıştı. Aslında bu reklam filmi hepimizi suçüstü yakalamıştı.

Bayramı evden kaçarak bir yerlerde tatil yapmak sananların yüzüne kırbaç gibi şakladı. Çoğu kimse bu reklam televizyonlarda yayınlanırken zapping yapma ihtiyacı hissetti reklam baştan sona izleyemedi. Neydi bu reklam niçin Türkiye halkını bu kadar sarsmıştı? Bayram sabahı en güzel giysilerini özenle giyip çocuklarının ve torunlarının yolunu gözlemeye başlayan bir yaşlı çiftin nafile bekleyişini hikaye ediyordu bu reklam filmi...

Yaşlı çift filmin finalinde akşam olup davulcular, dilenciler dışında kapıyı çalan olmayınca hazırladıkları şeker yığınları önüne gözyaşı döküyorlar pencere dışında yağan yağmur ise onlara eşlik ediyor. Yaşlı çiftin ağır hüzünlü durumu suratımıza kamçı gibi şaklıyor.

Çoğu kimse fonda Aydın Zeybeği harmandalı oyun havası çalarken yaşlı adamın ağlamaklı yüzünü ve onu teselliye çalışan eşinin gayretlerini görünce dayanamadı ve kanal değiştirmek zorunda kaldı. Aslında ben o anne ve babayı bir çok değerin yozlaşmaya başladığı toplumumuzda bir simge olarak görüyorum. Yüreği korku ile titreyen yalnızca kuşlar uçup gittikten sonra yuvaların da yapayalnız kalan ya da kapısında ambulansların nöbet tuttuğu huzur evlerinde ölümü bekleyen yaşlılar değil...

Küçük kızının erkeklere alıcı gözle bakmaya başladığını, kendisine eskisi kadar şımarmadığını fark eden babalar, oğlunun ayrı tatil yapma, ayrı olma isteklerini ilk duyduğundan bu yana yüreğine kor düşen anneler; çocuklarının çoktandır eve gelir, gelmez odasına çekildiği fark eden bütün ebeveynler yağmurlu bir bayram günü pencerenin önünde gözyaşı döken o yaşlı çiftin dramını seyrederken aslında kendi geleceklerinden korku içinde acı acı yutkunuyor.

İlk gülücüğünü gördüğünüz ondan, kocaman bir insan oluşuna kadar koca bir hayat serüvenini birlikte yaşadığımız; sevinçlerini, üzüntülerini, coşkularını bütün benliğimizde paylaştığımız bir varlığın, bir gün kaçınılmaz bir biçimde bizden ayrı bir hayat yaşayacağını günlük hayat dediğimiz o güzel günleri artık onunla paylaşamayacağımızı dolayısıyla birbirimizle yabancılaşabileceğimizi kabul edebilir miyiz?

Bayramlar en çok çocukları ve yaşlıları sevindiriyor. Çocuk dünyasında bayram, harçlık ve şekerle eşdeğerde tutulurken, yaşlılar için bayramın çok daha büyük bir anlamı var. Onlar için bayram; bütün sevdiklerinin bir araya toplandığı; uzun zamandır göremediği torunlarını sevme imkanı bulduğu ve artık mazide kalan geleneksel Türk aile yapısını kısa süre de hatırlanması olsa da, onları yeniden yalnızlıklarıyla baş başa bırakıyor.

İşte o yaşlılar; ya huzur evlerinde, ya da çocukların bile uğramadığı yalnızlık hapishanelerinde ziyaretçi bekliyor. Neden dudağınızda küçük bir tebessümle hem kendi yaşlılarınızın, hem de yakınlarının unuttuğu yaşlıların bayramlarını kutlayıp, yalnızlıklarına kısa bir süre içinde olsa ortak olmuyorsunuz? Yazıma Aşina Ali Baba’nın bayram şiirinden bir bölümle son vermek istiyorum:

 

Kim verirse versin selam alınsın

İstişare edip dertler aşılsın,

Kale kapıları bir, bir yıkılsın

Kol kolalar bayram en güzel bayram.

***************************

Benlik, senlik olmaz insan severiz

Hak yoluna canlar kurban ederiz

“İtidalde çözüm” bunu biliriz

Senli, benli bayram en güzel bayram.

*****************************

Yedi veren olsun dallarda güller

Dallarına konsun, ötsün bülbüller,

Çalınsın davullar olsun düğünler

Eğlenerek bayram en güzel bayram.

******************************

Türk’ü Kürt’ü, Lazı, Çerkez, Abaza

Buyurun masaya Ali Baba’yla,

Benzin değil, su taşıyın yangına

Konsensüste bayram en güzel bayram.

Hepinize iyi hafta sonları, mutlu bayramlar sevgili Denge okurları.



Yazarın Tüm Yazıları
Eğitim buysa çocuklar ne yapsın?
Bazen çıldırmak da yetmiyor!
Öğretmenler Günü
Lütfen, aklımızla alay etmeyin!
Agora Meyhanesi
Sayanora
Acaba “İYİ” mi gelecek?
Biz bu günleri, o günden görmüştük…
GÖĞSÜMÜZ KABARDI, GÖZLERİMİZ YAŞARDI…
Cahilliğe prim vermek…
SALLANMAK ÜZERİNE…
Mezarlık Magandaları!
AYTO’da güneş yeniden doğacak
On günlük tatilin ardından…
Anlatım gücü ve gazeteciliğe dair
ÖSYM
Kuşadası’nda güzel bir gece
İkileme ve aynen…
Basın Bayramı
İbrahim Pehlivan ile bir gece
Denge’nin tvDEN’i
Bir ceylan uyanır Afrika'da
Gençler! Haydi festivale
İnsanlığımızı ne bozar?
Al yazmalı güzel kız…
Yazım yanlışları
Yalçın Ata
Türlü, çeşitli gazetecilik!
19 Mayıs
BUGÜN CANIM YAZI YAZMAK İSTEMİYOR
Müjgan’la ben ağlaşırız…
Neşe dolamıyor insan...
Sizce kim kazandı şimdi?
Bir çöküşün öyküsü…
Zincirin halkaları bir kez koparsa…
Ege, göçmen mezarlığına dönerken…
Quo Wadis…
Qou Wadis (Nereye)?
Gitmek mi zor kalmak mı zor?
Aptal kutuları ve sosyal medya
Yarılan ekmeğin buğusuyduk!
Anne özlemi
Rezillik diz boyu…
Karpuz gibi…
Rengarenk Zehirler!...
Bir millet intihar ediyor!...
Binmişiz bir alamete…
Türkiye üzerinde oynanan oyunlar!
Yarın yılbaşı…
FETÖ...
Korkma!
Akıl Kilitlenirse…
Okumuyoruz!...
İLKLERİN TAKIMI BEŞİKT'AŞK
İyilik askıda
Yeterlilik şart…
Kıskanırım seni ben
Aslında 'aşk'ta yok!..
Utanıyor musunuz?
Tayfun Tufan Zelzele olayı!..
Milli başarı nasıl gelir?
Buralara olanlar olmuş!..
Biraz Sevinç, Biraz Hüzün = Eylül
İslam ve Kurban
Fonda Aydın Zeybeği...
Korkak Kahraman!
ÇOCUKLARA KIYMAYIN EFENDİLER!
LİNÇ KÜLTÜRÜ VE EMPATİ
DENİZ ve BİZ...
GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ ÇOCUKLAR....
AGC ÖDÜL TÖRENİ...
O GECE ... = CİNNET HALİ
Çocukları küçük kurşunla mı öldürürler anne?
Emekli Olmak
BAYRAM
Şovmenler sahnede ...
Çıldırdık mı?..
Hakan Ülken’ler çoğalmalı…
Markalaşma, tanınırlık, pazarlama
Dün geceyle tam üç ay bir gün…
Rüya, Feda, Vefa, Sefa=BEŞİKTAŞK…
Analar ve oğulları…
Tuncer Altıntaş Köşe
Bir ileri, iki geri...
Fırtınalar koparken gönlümde…
Uyulmayan kurallar ülkesi…
Bir ilkbahar sabahı...
Bu gün Nisan bir…
Turizmde kırmızı alarm!..
Okumak üzerine...
Muhalafetsiz muhalefet!..
Evleri camdan olanlar başkalarına taş atmamalı…
Aysun Kayacı acaba haklı mıydı?
Özledim, teninin kokusunu özledim…
AGC
Aydın’daki aile hekimlerinin yeni başkanı: Dr. Taner Balbay
Yüzbaşı Kaya Aldoğan’ın öyküsü…
Masum değiliz, hiçbirimiz...
Diyanet mi hıyanet mi?...
Mutsuzluk virüsü bulaştı hepimize...
Gazetecilik bu değil beyler
Türküler türküler...
ALİYYÜLÂLÂ ASLAN SÜTÜNE DAİR
Aynalar, aynalar...
Çocuklukları çalınan çocuklar
Öğretmenim ben
Mavilim Mavişelim
Yeni sistem gazetecilik
Yağmur çiselerken...
Mankurtlaşmak
Alkışlar Hakan Ülken'e
Kanlı meydan
Eylül (Tuncer Altıntaş Köşe Yazısı)
Mutluluk var mı?
Belinaytur ve Midilli
Kıyıya vuran o çocuk değil, bizim dibe vuran insanlığımızdı…!
Gökyüzünün altındaki şahane yeryüzü yalnız ve güzel ülkem, Türkiyem…!
Yarbay'ın isyanı
Kan, Kan, Kan...
ADÜ Konuk Evi
Yontulmadık!
Hoşgörü
Kendilerine temizler...!
Yüzde kaçımızın ne olduğunu tespit eden adam: Aziz Nesin
Rezil lige devam
O anı hiç unutamıyorum
Sözcükler, sözcükler
Yaşam hakkı
Rezil lig bitti
Bir edebiyat dehası, şairlerin hası...
Karadut
Yemeğin tadı mı? Edebiyatı mı?
Bir romanın roman gibi öyküsü…
Dünyayı yönlendirenler...
Bir valinin düşündürdükleri…
Gazetelerin sonu geliyor mu?
Başarı dileklerim M.Sadık Atay’a…
İşten atılan ve atanamayan öğretmenler...
Alkışlar İbrahim Pehlivan'a
Dilimin ucunda kelimeler...
Cildinizi koruyun
Gazetecilik temas ve mesafe mesleğidir
Neler oluyor bize?
Ya o gelmeseydi?
Şaşkın Muhalefet....
Şaşıran Türkiye!
Yeni CHP… Şaka gibi...!
Kış ortasında yazı özlemek...
İnsan hayal ettikçe yaşar...
Hayallerinizden asla vazgeçmeyin…
Nostaljik bir yılbaşı öyküsü
Kelimeler... Kelimeler...
Diren Çarşı...
Tren istasyonları, gar restoranları...
Rakı güzellemesi 2
Otel odaları
Öğretmenim ben...
Tebrikler Hakan...
Eylül'de kaldım...
Cumhuriyet
Rakı güzellemesi...
BEP nedir biliyor musunuz?
Bayramın ardından
Her ömrün bir eylülü vardır…
Kent Konseyi
Büyük fakat çileli bir ozan
Rodos'dayken...
GEZİ’yi anlayamamak...
Dayanılmaz...
Boş Defterler
Mısır’dan Abim Gelmiş Türküsü tutmadı!
Mahallenin Gonşana'ları
Sıla hasreti
Hayat Bayram olsa...
Geçmişe özlem...
Cumhurbaşkanı Seçimleri
O ruh bir kez kaybolursa...
Zincirin halkaları kopmuşsa...
Bir baba giderse...
Biz iki nesil arasında kalanlar...
İş makineleri, beton kamyonları..!
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin
Sözün bittiği an: Çizmelerimi çıkarayım mı?
Bir “TELEVOLE” Masalı
Onlar bir avuçtular, koskoca Deniz oldular
Gökhan gitsin, 'Töre' kalsın
O delikanlı bendim...
BEŞİKTAŞK...
Ben artık oynamıyorum..!
Seçimin analizi
Otobanda gişelerden önce son çıkış!
Gök ekini biçer gibi...
Aynalar Yolunu Kesti...
Bebek’teki bebekli kız!..
Şimdi ben “yumurta” deyip geçemem ki!..
Aydın ve İzmir’de ne olacak?
Kendi ayağına sıkmak…
Aynalı Kemer
Bir başkan aranıyor
Devlete düşman lazım!
Annem
Battı! Çıkamadı…
Sadrazam hamamda…
Bir yılbaşı nostaljisi
Sen haklıydın iki gözüm
Yolun sonu görünüyor!..
Top yuvarlaktır ama...
Yeni Denge’nin düşündürdükleri
Patagonya Cumhuriyeti
Uyan, uyannn!
Her 10 Kasım’da 9’a 5 geçe...
O’nu özlemle anıyorum…
Şirin, güzel, şanssız bir kent: Aydın
Yaşamak bayramdır...
Uzun yıllar ötesinden...