Tuncer ALTINTAŞ

“ADALET YERİNİ BULSUN İSTERSE KIYAMET KOPSUN”

20 Kasım 2020, Cuma

     

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül başlıktaki sözü hâkim ve savcılara hitaben söyledi. Amaç iktidarlarının 18. yılında akıllarına gelen Ekonomik ve Hukuk reformlarıydı. En yüksek mahkeme olan Anayasa Mahkemesi hak ihlali var dediği kararları yerel mahkemeler tanımazken, bizzat sayın Erdoğan:” Bu kararlara uymuyorum. Saygı da duymuyorum.” Demedi mi?

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, bu koltukta üç yılı dolduran kendisi değilmiş gibi, yargının tartışmalı işlem ve kararlarından yakınarak “Adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun” diyor.

Belki adalet çığlıkları bakanlığın gri duvarlarını aşamadığı için Bakan Gül duymamış olabilir. Gül bilmeli ki çok sayıda vatandaş, siyasal bildiri niteliğindeki iddianamelerle tutuklanarak hapse mahkûm edilirken, bir kısım imtiyazlı zümre ise adeta adaletle dalgasını geçiyor.

Şimdi son dakika sitesinden Metin Cihan’ın yazısında anlattığı olaya bir göz gezdirelim:” 16 yaşındaki Burak staj yaptığı Rixos Hotel’de öldürüldü. Otel Fettah Tamince’nindi. Emniyet Müdürü soruşturmayı engelleyip, otelin yönetim kuruluna alındı. Ailenin çabasıyla 9 yıl sonra dosya tekrar açıldı. Bir şüpheli yurtdışına kaçtı. Müge Anlı anne ve babayı canlı yayına çağırdı. Durum alt yazıyla izleyicilere duyuruldu. Mikrofonlar takıldı. “Yayına 8 dakika” anonsu duyuldu. O esnada yönetmen içeri girip hemen stüdyodan çıkmalarını istedi. Aile sebebini sordu. Yanıt:” Bakanlıktan aradılar.”

Burak’ın ailesi pes etmemişti. Günde 12 saat çalışıp staj bitirmeye çalışan Burak’ın tek arzusu parasını biriktirip bir laptop sahibi olabilmekti.

Tekirdağ’daki babası ise ona sürpriz hazırlıyordu. Döndüğünde kendisine laptop hediye edecekti. İkisi de planlarını gerçekleştiremedi. Burak’ın hayatına Antalya’da son verdiler.

Birlikte staj yaptığı diğer öğrenciler paralarını alkol, sigara ve madde kullanımına harcıyordu. Burak’ın para harcamayıp biriktirdiğini bildikleri için onu döverek parasını alıyorlardı. Burak olanları sırdaşı Gamze’ye anlatmıştı. Gamze de savcıya anlattı.

Burak’ın ölmeden önce Gamze’ye anlattığı bir şey daha vardı. Diğer stajyer çocukları taciz eden birinden bahsetti. Gamze savcılıkta bunu da anlattı. Staja gönderilen lise öğrencileri, yaşı büyük çalışanlarla aynı pansiyonda (bazen aynı odada) kalmak zorundaydı. Olay gecesi olay mahallinde 43 ve 25 yaşlarında iki çalışan ile diğer stajyer öğrenciler vardı. Burak o gece mesaiden dönünce odasına çekilmişti. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte boş havuzun içinde cansız bedeni bulundu. Sonradan adli tıp ve kriminal büro raporlarında da doğrulanacağı üzere Burak’ın ölümüne neden olan darbeler, darp ve yüksekten düşmeye ve atılmaya işaret ediyordu. Ölmeden önce gözü morartılmış ve bacağının aynı noktasına sopa vb. bir şeyle defalarca vurulmuştu.

Rixos içindeki 3 katlı binada personel kalıyordu. Burak’ın cansız bedeni, bina önündeki boş havuzun ortasında bulunmuştu. Havuz binaya 4 metre mesafedeydi. Bulunduğu nokta ise havuz kenarına 1,5 metre uzaktı. Yani düştü denilen yerden 5,5 metre uzakta bulunmuştu.

O sabah nöbetçi savcı bugün ise milletvekili olan Rafet Zeybek yıllar sonra “görür görmez cinayet olduğunu düşünüp buna göre dosya açtım.” Demişti. Ertesi günden itibaren dosyayı devralan savcı Ümit Yaşar Özdemir ise bir yıl sonra emekli olacaktı. Dosyaya bile bakmadı.

Tanık ya da şüpheli olabilecek stajyerlerin ifadeleri kopyala ve yapıştır şeklinde alındı. Şüpheli konumdaki iki çalışanın ise çıkışları verildi ve kaybolmaları söylendi. 16 yaşında bir çocuk öldürülmüştü ancak ona ne olduğunu araştırması gerekenler dosyayı kapatma derdindeydi.

Olayı haber alan babası Murat Oğraş Tekirdağ’dan Antalya’ya geldi. Burak’ın cüzdanı ona teslim edildi. İçinde sadece bir lira seksen kuruş vardı. Telefonu ise kayıptı. En son 23.53 de sinyal vermişti. Bir daha hiç bulunamadı, telefon imha edilmişti. Savcılık tanık dinlememekte ısrarlıydı ama gönüllü bir tanık çıktı. 7. kattaki balkonundan olay yerini gören emekli öğretmen, Fedai isimli şahsın çatıya çıkarak bir telefon bıraktığını, bir süre sonra geri dönüp telefonu bir havluya sarıp geri aldığını anlattı.

Fedai isimli şahıs “o telefon bana aitti” dedi ama neden olay yerine bırakıp neden havluyla geri aldığını açıklayamadı. Ayrıca görgü tanığına göre o telefon siyahtı, Fedai’nin telefonu ise beyazdı. Söz konusu Fedai kendi ifadesine göre, Burak’ı son gören kişiydi.

Burak’ın oda arkadaşı olan diğer stajyer öğrencinin hiçbir zaman ifadesi alınmadı. Olaydan sonra memleketine döndü ve psikolojik tedavi gördü. Konu hakkında hiçbir zaman konuşmadı.

Bakanlık adına taziye ziyaretine giden Meral Kütüklü isimli şahıs, aileye Rixos Otel’in teklifini iletti. Susmaları karşılığında bir milyon lira teklif etmişti. Evden kovuldu. Baba ertesi gün Antalya’ya gidip şikâyette bulundu. 4 tanığa rağmen takipsizlik verildi.

Babanın Emniyet Müdürüyle ve savcıyla görüşmeleri nedense hiç mümkün olmadı.

Olaydan 1 yıl sonra savcı emekli oldu. Emniyet Müdürü Ali Yılmaz’da emekliliğini istedi. Rixos marka değerini korumuştu. Mükafatını aldı. Rixos yönetim kuruluna direktör olarak atandı. Otel sahibi Fettah Tamince’yle mutlu mesut pozlar verdi.

Fetttah Tamince’nin yargıya müdahalesi bununla sınırlı değildi. Fetullah Gülen’in talimatıyla davrandığını itiraf ettiği halde servetine yaslanarak aklandı.

Dosyanın yeni savcısı Haki Çeliker’in sözlü ve yazılı talimatları uygulanmadı. “Şüphe var, tanık var, rapor var neyi bekliyorsunuz?” diye resmi yazı yazdı, fayda etmedi. Yine yazdı yine fayda etmedi. Sonunda pes etti, şüphelilere takipsizlik verip dosyayı kapattı.

Ulusal Kriminal Büro sosyal medyadan babaya şunu yazdı. “İlk kez sosyal medyadan yanıt verme gereği duyuyoruz. Oğlunuzun failleri bizce belli. Savcının kendi inisiyatifinde olsa ortaya çıkartırdı. Allah canileri koruyanların elbet cezasını verir diye umuyoruz.”

Ailenin pes etmediğini gören savcı Haki Çeliker yeterli şüphe, tanık ve delilin olduğunu, bu cinayet soruşturmasında şüpheliler hakkındaki takipsizliğin kamu yararına kaldırılmasını talep etti. Adalet Bakanlığı reddetti.

Burak’ın ailesi ve avukatları dosyaları yeniden incelediler şüpheli Cihan isimli şahsın yeniden dinlenmesini istediler. Şahıs dosyanın yeniden açılabilme ihtimaliyle yurt dışına kaçmıştı.

Burak’ın ailesi aradan geçen bunca zamandan sonra adalet arayışlarına kaldıkları yerden devam etmeye karar verdiler ve dosya 9 yıl aranın ardından yeniden açıldı.

“Adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun” diyen bakan sayın Gül’e hodri meydan! Bakalım bu kez adalet yerini bulacak mı?

Hepinize iyi hafta sonları değerli Denge okurları. 



Yazarın Tüm Yazıları
“ADALET YERİNİ BULSUN İSTERSE KIYAMET KOPSUN”
AYDA BEBEK
BİR İSTANBULLU'NUN GÖZÜNDEN İZMİR…
AŞIRI VERGİ, VERGİYİ ÖLDÜRÜR!
BABAN GİDERSE…
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ…3
TÜM OKULLAR AÇILMALI
GIDA HIRSIZLARI!
İSYANLA GELDİ, ÖYLE DE GİTTİ!
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ… 2
KIVILCIM ANI…
BELEDİYE SAĞLIK HİZMETLERİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ...
HİJYEN MASKE MESAFE YOKSA HEPSİ HİKÂYE Mİ?
ZEHİR KOKTEYLİ
YANAN SADECE ORMANLARIMIZ DEĞİL Kİ!
LOZAN ve AYASOFYA
PANDEMİ EKONOMİSİ
DİSLİKE
YENİ NORMAL
BIRAKMAM SENİ…
MERVE NİÇİN AĞLADI?
HANGİ BİRÜSÜ?
65+
HÜZÜNLÜ BİR BAYRAM SONRASI
NE ÇOK ACI VAR BE!...
I Know What it is to be young
ÇOCUKLARIN AHI TUTTU!
HAYAT ARTIK EVE SIĞMIYOR!
ONBİR AYIN SULTANI
ÇOCUK GÖZLERİMLE GÖRDÜM…
KARTALLAR VE TAVUKLAR
KORONA GÜNLERİ
BİRLİK BERABERLİK ZAMANI
BU DA GEÇER YA HU!
KAÇ ÇOCUK KAÇ!
AĞZI OLAN KONUŞUYOR!
MAHUR BESTE
VEKÂLET SAVAŞLARI
BİR ANNE ÖYKÜSÜ…
SÖKE ÜVEY EVLAT MI?
ZELZELE!
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ…
DEVRİM Mİ?
10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ! MÜ?
2020
CİNAYETİ GÖRDÜM!
ANNABEL LEE
PSİKOPAT CANİ!
GAZETECİLİĞE DAİR KAFAMDA DELİ SORULAR
KADINLARIMIZ
İSMET HANIM
YAŞAMA SEVİNCİNİ KAYBETMEK
O AKŞAM
HAYDARPAŞA VE SİRKECİ GARLARI
CUMHURİYET BAYRAMI
ÇOCUKLAR GÜLÜYORSA GÜZELDİR HAYAT!
BOŞVER BE YAŞI BAŞI…
TERCİH MOTİVASYONLARI
ONLAR AYA, BİZ YAYA!
EYLÜL
BİR GENÇ’İN İLETİSİ!
DİYANET Mİ, HİYANET Mİ?
SUÇ PATLAMASI!
YANIYORSUN TÜRKİYE’M!
ALNI AÇIK YAŞLANMAKTIR BAYRAM!
Pazardaki deli
Üniversite tercihi kariyer seçimidir
Kadın
VAKTİ KERAHATTİR…
İÇKİNİ AL DA GEL!
DÜŞÜNÜNCE…
AŞK OLSUN SANA ÇOCUK, AŞK OLSUN…
HERKES KENDİ ÖYKÜSÜNÜN KAHRAMANI!
Mendil satan çocuğun burnunu koluyla silmesi kadar acımasız bu hayat…
BAYRAMIN ARDINDAN
İSLAMI HALKA NİYE ANLATAMIYORUZ?
Aslında futbol sadece futbol değildir
KIYI BELEDİYELERİ VE SÖYLEMLERİ
11 AYIN SULTANI
İSSİZLİK ve GÖÇ SORUNU
NİSAN
NOTRE DAME’NIN KAMBURU
BİZİMKİSİ BİR AŞK HİKAYESİ!
YORULDUK!
PARİS’TE BİR AYDINLI…
BEŞİKTAŞLILARIN GECESİ
MOBİL HUZUR EVLERİ!
KADININ ADI YOK!
BİREY OLAMAYANLAR!
YAŞADIKÇA ÖĞRENİYOR, ÖĞRENDİKÇE ANLIYORUZ
ÖZLEDİM, TENİNİN KOKUSUNU ÖZLEDİM…
QUO VADİS CHP?
KÖPEKLER NİYE İNSANLARDAN ÖNCE ÖLÜYOR?
Balık tutmanın faydaları ve bir anı
Seçim havası
“BİN YIL SÜRECEK” DEMİŞLERDİ
YENİ YIL, YENİ BAŞLANGIÇ…
OKU ALİ OKU
GAZETE, DERGİ, KİTAPLAR VE BİZ
NE ARA BU KADAR ZALİMLEŞTİK!
TÜRK FUTBOLUNUN ÇÖKÜŞÜ...
ÇÜRÜMÜŞLÜK!
Ya, kelebek Dünya’yı görünce intihar ettiyse?!
DİB BAŞKANI ALİ ERBAŞ AKLIMIZLA ALAY ETMEYİN!
YALANLA ÖZDEŞLEŞEN TOPLUM!
BASIN KAN KAYBEDİYOR MU?
ARAP VE PARA
FENOMEN Mİ, MENEMEN Mİ?
SARI YAZ (Eylül’de gel)
ÇÖKMESİN OMUZLAR, ÇIKMASIN KAMBUR…
ŞEYH BEDRETTİN ve RUHİ SU
SOSYAL MEDYA DERKEN…
“BİZİM ÇOCUKLAR BAŞARDI”
DARALIYORUM…
YAZILI BASININ SONU GELİYOR MU?
YAZIN YAŞANIR, KIŞIN TADINA VARILIR
GAZİ BEĞENİR MİYDİ?
Doktor mu, Hekim mi?
Kazanınca Alman, Kaybedince göçmen!
İRİ, DİRİ VE BİR OLMAK...
KEDİLER VE BİZ…
DENİZ GÖZLÜ LEYLA!
ANAHTAR PASPASIN ALTINDA DE!.. BIRAK GİT!..
BİZİM KÖYLERİMİZ
BAŞARI İÇİN
SEÇİMLER, YA SONRASI?
BEN, BEN, BEN…
DEİZM’E DAİR!
GAZETECİ OLAYLARI YOK SAYAMAZ!
MİLLİ DUYGUMUZ: LİNÇ
ALTININ GRAMI GENÇLERİN DRAMI
ASLINDA SEÇİM GÖSTERE GÖSTERE GELDİ!
ÇAYI İNCE BELLİ BARDAKLARDAN İÇMEK
KİMSELER GÖRMEDİ ÖPÜŞTÜĞÜMÜZÜ, YAĞMURDAN BAŞKA…
GENÇLİĞİN ACI GERÇEĞİ
BİZ NATO’YA HAYIR DERKEN…
ÇILDIRMAK DA ÇARE OLMADI
GRAND TÜRK…
SURİYE’DE KİMİNLE SAVAŞIYORUZ?
ÇOCUKLARA KIYMAYIN EFENDİLER!
İNCİRLER OLANA KADAR KALSAYDIN BARİİİ!
KARİZMALAR ÇİZİLİRKEN!
HAY, DİLİNİ...
GAZETECİLİK VE TETİKÇİLİK!
“BEN KİMİM?” SORUSU
İNSAN HAYAL ETTİKÇE YAŞAR…
Zaman akıp giderken…
TÜRKLERİN ÇAM BAYRAMI
Davutlar’da bir gün…
Cinnet hali
Eğitim buysa çocuklar ne yapsın?
Bazen çıldırmak da yetmiyor!
Öğretmenler Günü
Lütfen, aklımızla alay etmeyin!
Agora Meyhanesi
Sayanora
Acaba “İYİ” mi gelecek?
Biz bu günleri, o günden görmüştük…
GÖĞSÜMÜZ KABARDI, GÖZLERİMİZ YAŞARDI…
Cahilliğe prim vermek…
SALLANMAK ÜZERİNE…
Mezarlık Magandaları!
AYTO’da güneş yeniden doğacak
On günlük tatilin ardından…
Anlatım gücü ve gazeteciliğe dair
ÖSYM
Kuşadası’nda güzel bir gece
İkileme ve aynen…
Basın Bayramı
İbrahim Pehlivan ile bir gece
Denge’nin tvDEN’i
Bir ceylan uyanır Afrika'da
Gençler! Haydi festivale
İnsanlığımızı ne bozar?
Al yazmalı güzel kız…
Yazım yanlışları
Yalçın Ata
Türlü, çeşitli gazetecilik!
19 Mayıs
BUGÜN CANIM YAZI YAZMAK İSTEMİYOR
Müjgan’la ben ağlaşırız…
Neşe dolamıyor insan...
Sizce kim kazandı şimdi?
Bir çöküşün öyküsü…
Zincirin halkaları bir kez koparsa…
Ege, göçmen mezarlığına dönerken…
Quo Wadis…
Qou Wadis (Nereye)?
Gitmek mi zor kalmak mı zor?
Aptal kutuları ve sosyal medya
Yarılan ekmeğin buğusuyduk!
Anne özlemi
Rezillik diz boyu…
Karpuz gibi…
Rengarenk Zehirler!...
Bir millet intihar ediyor!...
Binmişiz bir alamete…
Türkiye üzerinde oynanan oyunlar!
Yarın yılbaşı…
FETÖ...
Korkma!
Akıl Kilitlenirse…
Okumuyoruz!...
İLKLERİN TAKIMI BEŞİKT'AŞK
İyilik askıda
Yeterlilik şart…
Kıskanırım seni ben
Aslında 'aşk'ta yok!..
Utanıyor musunuz?
Tayfun Tufan Zelzele olayı!..
Milli başarı nasıl gelir?
Buralara olanlar olmuş!..
Biraz Sevinç, Biraz Hüzün = Eylül
İslam ve Kurban
Fonda Aydın Zeybeği...
Korkak Kahraman!
ÇOCUKLARA KIYMAYIN EFENDİLER!
LİNÇ KÜLTÜRÜ VE EMPATİ
DENİZ ve BİZ...
GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ ÇOCUKLAR....
AGC ÖDÜL TÖRENİ...
O GECE ... = CİNNET HALİ
Çocukları küçük kurşunla mı öldürürler anne?
Emekli Olmak
BAYRAM
Şovmenler sahnede ...
Çıldırdık mı?..
Hakan Ülken’ler çoğalmalı…
Markalaşma, tanınırlık, pazarlama
Dün geceyle tam üç ay bir gün…
Rüya, Feda, Vefa, Sefa=BEŞİKTAŞK…
Analar ve oğulları…
Tuncer Altıntaş Köşe
Bir ileri, iki geri...
Fırtınalar koparken gönlümde…
Uyulmayan kurallar ülkesi…
Bir ilkbahar sabahı...
Bu gün Nisan bir…
Turizmde kırmızı alarm!..
Okumak üzerine...
Muhalafetsiz muhalefet!..
Evleri camdan olanlar başkalarına taş atmamalı…
Aysun Kayacı acaba haklı mıydı?
Özledim, teninin kokusunu özledim…
AGC
Aydın’daki aile hekimlerinin yeni başkanı: Dr. Taner Balbay
Yüzbaşı Kaya Aldoğan’ın öyküsü…
Masum değiliz, hiçbirimiz...
Diyanet mi hıyanet mi?...
Mutsuzluk virüsü bulaştı hepimize...
Gazetecilik bu değil beyler
Türküler türküler...
ALİYYÜLÂLÂ ASLAN SÜTÜNE DAİR
Aynalar, aynalar...
Çocuklukları çalınan çocuklar
Öğretmenim ben
Mavilim Mavişelim
Yeni sistem gazetecilik
Yağmur çiselerken...
Mankurtlaşmak
Alkışlar Hakan Ülken'e
Kanlı meydan
Eylül (Tuncer Altıntaş Köşe Yazısı)
Mutluluk var mı?
Belinaytur ve Midilli
Kıyıya vuran o çocuk değil, bizim dibe vuran insanlığımızdı…!
Gökyüzünün altındaki şahane yeryüzü yalnız ve güzel ülkem, Türkiyem…!
Yarbay'ın isyanı
Kan, Kan, Kan...
ADÜ Konuk Evi
Yontulmadık!
Hoşgörü
Kendilerine temizler...!
Yüzde kaçımızın ne olduğunu tespit eden adam: Aziz Nesin
Rezil lige devam
O anı hiç unutamıyorum
Sözcükler, sözcükler
Yaşam hakkı
Rezil lig bitti
Bir edebiyat dehası, şairlerin hası...
Karadut
Yemeğin tadı mı? Edebiyatı mı?
Bir romanın roman gibi öyküsü…
Dünyayı yönlendirenler...
Bir valinin düşündürdükleri…
Gazetelerin sonu geliyor mu?
Başarı dileklerim M.Sadık Atay’a…
İşten atılan ve atanamayan öğretmenler...
Alkışlar İbrahim Pehlivan'a
Dilimin ucunda kelimeler...
Cildinizi koruyun
Gazetecilik temas ve mesafe mesleğidir
Neler oluyor bize?
Ya o gelmeseydi?
Şaşkın Muhalefet....
Şaşıran Türkiye!
Yeni CHP… Şaka gibi...!
Kış ortasında yazı özlemek...
İnsan hayal ettikçe yaşar...
Hayallerinizden asla vazgeçmeyin…
Nostaljik bir yılbaşı öyküsü
Kelimeler... Kelimeler...
Diren Çarşı...
Tren istasyonları, gar restoranları...
Rakı güzellemesi 2
Otel odaları
Öğretmenim ben...
Tebrikler Hakan...
Eylül'de kaldım...
Cumhuriyet
Rakı güzellemesi...
BEP nedir biliyor musunuz?
Bayramın ardından
Her ömrün bir eylülü vardır…
Kent Konseyi
Büyük fakat çileli bir ozan
Rodos'dayken...
GEZİ’yi anlayamamak...
Dayanılmaz...
Boş Defterler
Mısır’dan Abim Gelmiş Türküsü tutmadı!
Mahallenin Gonşana'ları
Sıla hasreti
Hayat Bayram olsa...
Geçmişe özlem...
Cumhurbaşkanı Seçimleri
O ruh bir kez kaybolursa...
Zincirin halkaları kopmuşsa...
Bir baba giderse...
Biz iki nesil arasında kalanlar...
İş makineleri, beton kamyonları..!
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin
Sözün bittiği an: Çizmelerimi çıkarayım mı?
Bir “TELEVOLE” Masalı
Onlar bir avuçtular, koskoca Deniz oldular
Gökhan gitsin, 'Töre' kalsın
O delikanlı bendim...
BEŞİKTAŞK...
Ben artık oynamıyorum..!
Seçimin analizi
Otobanda gişelerden önce son çıkış!
Gök ekini biçer gibi...
Aynalar Yolunu Kesti...
Bebek’teki bebekli kız!..
Şimdi ben “yumurta” deyip geçemem ki!..
Aydın ve İzmir’de ne olacak?
Kendi ayağına sıkmak…
Aynalı Kemer
Bir başkan aranıyor
Devlete düşman lazım!
Annem
Battı! Çıkamadı…
Sadrazam hamamda…
Bir yılbaşı nostaljisi
Sen haklıydın iki gözüm
Yolun sonu görünüyor!..
Top yuvarlaktır ama...
Yeni Denge’nin düşündürdükleri
Patagonya Cumhuriyeti
Uyan, uyannn!
Her 10 Kasım’da 9’a 5 geçe...
O’nu özlemle anıyorum…
Şirin, güzel, şanssız bir kent: Aydın
Yaşamak bayramdır...
Uzun yıllar ötesinden...