Tuncer ALTINTAŞ

Muhalafetsiz muhalefet!..

11 Mart 2016, Cuma

     

Beğenirsiniz, beğenmezsiniz seversiniz sevmezsiniz, takdir edersiniz takdir etmezsiniz fakat gerçekleri de görmeden edemeyiz.

AKP iktidarı 13. yılını bitirdi 14. yılından gün aldı. Uzmanlar ve siyaset bilimciler, iktidarda olan partilerin ikinci dönemden itibaren yıpranmaya ve inişe geçmeye başlayacağını söylüyorlar. AKP iktidarı 3. dönemini bitirdi. Bugün bir erken seçim olsa anketler oyunun % 50’nin üzerinde olacağını gösteriyor. Bir an için HDP ve MHP’nin de baraj altında kalabileceği düşünülürse AKP’nin anayasayı bile değiştirebilecek bir milletvekili sayısıyla meclise gelmesi kimseyi şaşırtmamalı. Oysa ki; her gün Türkiye bir iki değil dört beş evladını şehit olarak kaybediyor.

Zamlar % 100 olarak halkımıza yansıyor. Bu ülkede 7’den 70’e insanlar ağzını açmaktan korkuyor…

İnsanlar yarınlarına güvenle bakamıyor. Büyük şehirlerde endişe içinde yaşıyorlar. Demokrasi rafa kaldırılmış, özgürlükler kısıtlı. Tüm bu verilere karşın eğri oturup doğru konuşalım, iktidar partisinin başarısı çok net ortada. Başarısız olan ve iktidarın başarısını bu denli parlatan, yıllardır iktidara değil de muhalefete talip olan muhalefet partileridir!

HALKA DİL UZATILMAZ

Bir parti devlet yönetimine talipse ve demokrasiden yanaysa, önce parti içi yönetimini en doğru ve en demokratik biçimde yapılandırmalıdır. Kurmaylarından teşkilatlarına partinin her kademesi siyasetin ve toplumun tüm katmanlarına hitap edecek şekilde oluşmalıdır. Köşe yazarları, halkın ölçütlerini ve eğitim düzeyini eleştirebilirler; fakat siyasi partilerin böyle bir lüksü olamaz. Siyasetçinin halkın eğitim düzeyine suç bulması düşünülemez. Zira eğitimsiz olduğu iddia edilen halktan oy alamamak daha büyük bir eğitimsizlik ifadesidir.

Muhalefette dinamik liderlerin yoksunluğu halka güven duygusu vermemektedir. Seçimlerin galibi, Recep Tayyip Erdoğan’ın 13 yıllık siyaseti ve liderliğidir. Muhalefette lider ve güven eksikliği vardır. Peki, halk neden güvenmiyor? Bu soruya cevap bulamadıkları sürece, muhalefet partileri iktidar yüzü göremeyecektir. Bir yarışta, birinci olmanın yeterlilik koşulu, ikinciden iyi olmaktır. İddialı bir ikincisi olmayan yarışın birincisi de dikkatli olmayacağı gibi çıtayı yükseltecek işler için kendini zorlamayacaktır. Yani güçlü muhalefet güçlü iktidarı doğurur.

Siyaset, muhalefet ve iktidarıyla bir bütündür. İddiasız ikincilerin olduğu bir siyasette, iktidarın yanlışlarından muhalefet sorumludur. Seçimler demokrasinin en önemli ögelerinden biridir. Demokrasinin ortaya çıkardığı sonucu ve iktidarı kazanmış bir partiyi suçlayarak muhalefet partileri kendilerini aklayamazlar. Seçimi defalarca kaybettikleri halde koltuklarından bir türlü vazgeçmeyen parti liderleri sadece Türkiye’de bulunmaktadır.

MHP ŞANSINI HEBA ETTİ

Liderlerin parti içi muhalefet karşısında meseleyi kişiselleştirmeleri ne davaya, ne de dava adamlığına yakışır. Her parti, davasının ilkelerini hayata geçirmek için vardır. Davaya hizmette başarılı olmayanların yeni isimlere imkan tanımaları ve hatta önlerini açmaları gerekir. Ülkemizin kaderidir bu. İstifanın da bir hizmet olduğu dikkate alınmaz. Yenilenmeyen bir partinin bir sonraki seçimden bir beklentisi olabilir mi? Hele sürekli başarısızlığa imza atanlar hangi iddialarla yola çıkacaklar? Küçük olsun, bizim olsun anlayışıyla bir siyasi parti yönetilemez. Kasım seçimlerinin esas kaybedeni MHP’dir. Türk milliyetçisi olan MHP’nin aldığı oy, Türk milletini tanımadığının göstergesidir. Gerçekten tanısa ve toplumla bütünleşse böyle bir sonucun ortaya çıkması mümkün değildir. Kaldı ki bu dönemde konjonktür, her anlamda MHP’den yanaydı. Türkiye toplumunun en az yüzde altmışı muhafazakârdır. MHP’nin bu oyları kendine çekmesi işten bile değildi. 7 Haziran’da küçük de olsa bu imkanları yakalamıştı, ama yakaladığı şansı Kasım da heba etti.

DAVAYA YÜK OLAN GEREĞİNİ YAPMALI

CHP’nin kemikleşmiş bir oy kitlesi var, yüzde yirmibeş herkesin hemfikir olduğu bir oran. Fakat özellikle merkez sağın oylarına en yakın parti olarak duran MHP’nin bu denli başarısızlığının temelinde yatan en büyük unsur, yılardır değişmeyen yönetimi ve zihniyetidir. Davanın başarısından çok, koltuklarını muhafaza etme çabasına giren yönetim, faturayı kesecek yer aramamalı. Hangi makamda oturuyor olursa olsun, kişi davaya yük olmaya başlamışsa ve hatta zarar veriyorsa bunun gereği yapılmalıdır.

'Vatanını seven, davanın uğruna fedakârlıktan çekinmeyen ve ideallerinin gerçekleşmesini isteyen her milliyetçi, her ülkücü istifanın da bir hizmet ve erdem olduğunu artık bilmek ve bu bilinci özümsemek durumundadır' diye düşünüyorum.

Hepinize iyi hafta sonları sevgili Denge okurları. 



Yazarın Tüm Yazıları
Eğitim buysa çocuklar ne yapsın?
Bazen çıldırmak da yetmiyor!
Öğretmenler Günü
Lütfen, aklımızla alay etmeyin!
Agora Meyhanesi
Sayanora
Acaba “İYİ” mi gelecek?
Biz bu günleri, o günden görmüştük…
GÖĞSÜMÜZ KABARDI, GÖZLERİMİZ YAŞARDI…
Cahilliğe prim vermek…
SALLANMAK ÜZERİNE…
Mezarlık Magandaları!
AYTO’da güneş yeniden doğacak
On günlük tatilin ardından…
Anlatım gücü ve gazeteciliğe dair
ÖSYM
Kuşadası’nda güzel bir gece
İkileme ve aynen…
Basın Bayramı
İbrahim Pehlivan ile bir gece
Denge’nin tvDEN’i
Bir ceylan uyanır Afrika'da
Gençler! Haydi festivale
İnsanlığımızı ne bozar?
Al yazmalı güzel kız…
Yazım yanlışları
Yalçın Ata
Türlü, çeşitli gazetecilik!
19 Mayıs
BUGÜN CANIM YAZI YAZMAK İSTEMİYOR
Müjgan’la ben ağlaşırız…
Neşe dolamıyor insan...
Sizce kim kazandı şimdi?
Bir çöküşün öyküsü…
Zincirin halkaları bir kez koparsa…
Ege, göçmen mezarlığına dönerken…
Quo Wadis…
Qou Wadis (Nereye)?
Gitmek mi zor kalmak mı zor?
Aptal kutuları ve sosyal medya
Yarılan ekmeğin buğusuyduk!
Anne özlemi
Rezillik diz boyu…
Karpuz gibi…
Rengarenk Zehirler!...
Bir millet intihar ediyor!...
Binmişiz bir alamete…
Türkiye üzerinde oynanan oyunlar!
Yarın yılbaşı…
FETÖ...
Korkma!
Akıl Kilitlenirse…
Okumuyoruz!...
İLKLERİN TAKIMI BEŞİKT'AŞK
İyilik askıda
Yeterlilik şart…
Kıskanırım seni ben
Aslında 'aşk'ta yok!..
Utanıyor musunuz?
Tayfun Tufan Zelzele olayı!..
Milli başarı nasıl gelir?
Buralara olanlar olmuş!..
Biraz Sevinç, Biraz Hüzün = Eylül
İslam ve Kurban
Fonda Aydın Zeybeği...
Korkak Kahraman!
ÇOCUKLARA KIYMAYIN EFENDİLER!
LİNÇ KÜLTÜRÜ VE EMPATİ
DENİZ ve BİZ...
GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ ÇOCUKLAR....
AGC ÖDÜL TÖRENİ...
O GECE ... = CİNNET HALİ
Çocukları küçük kurşunla mı öldürürler anne?
Emekli Olmak
BAYRAM
Şovmenler sahnede ...
Çıldırdık mı?..
Hakan Ülken’ler çoğalmalı…
Markalaşma, tanınırlık, pazarlama
Dün geceyle tam üç ay bir gün…
Rüya, Feda, Vefa, Sefa=BEŞİKTAŞK…
Analar ve oğulları…
Tuncer Altıntaş Köşe
Bir ileri, iki geri...
Fırtınalar koparken gönlümde…
Uyulmayan kurallar ülkesi…
Bir ilkbahar sabahı...
Bu gün Nisan bir…
Turizmde kırmızı alarm!..
Okumak üzerine...
Muhalafetsiz muhalefet!..
Evleri camdan olanlar başkalarına taş atmamalı…
Aysun Kayacı acaba haklı mıydı?
Özledim, teninin kokusunu özledim…
AGC
Aydın’daki aile hekimlerinin yeni başkanı: Dr. Taner Balbay
Yüzbaşı Kaya Aldoğan’ın öyküsü…
Masum değiliz, hiçbirimiz...
Diyanet mi hıyanet mi?...
Mutsuzluk virüsü bulaştı hepimize...
Gazetecilik bu değil beyler
Türküler türküler...
ALİYYÜLÂLÂ ASLAN SÜTÜNE DAİR
Aynalar, aynalar...
Çocuklukları çalınan çocuklar
Öğretmenim ben
Mavilim Mavişelim
Yeni sistem gazetecilik
Yağmur çiselerken...
Mankurtlaşmak
Alkışlar Hakan Ülken'e
Kanlı meydan
Eylül (Tuncer Altıntaş Köşe Yazısı)
Mutluluk var mı?
Belinaytur ve Midilli
Kıyıya vuran o çocuk değil, bizim dibe vuran insanlığımızdı…!
Gökyüzünün altındaki şahane yeryüzü yalnız ve güzel ülkem, Türkiyem…!
Yarbay'ın isyanı
Kan, Kan, Kan...
ADÜ Konuk Evi
Yontulmadık!
Hoşgörü
Kendilerine temizler...!
Yüzde kaçımızın ne olduğunu tespit eden adam: Aziz Nesin
Rezil lige devam
O anı hiç unutamıyorum
Sözcükler, sözcükler
Yaşam hakkı
Rezil lig bitti
Bir edebiyat dehası, şairlerin hası...
Karadut
Yemeğin tadı mı? Edebiyatı mı?
Bir romanın roman gibi öyküsü…
Dünyayı yönlendirenler...
Bir valinin düşündürdükleri…
Gazetelerin sonu geliyor mu?
Başarı dileklerim M.Sadık Atay’a…
İşten atılan ve atanamayan öğretmenler...
Alkışlar İbrahim Pehlivan'a
Dilimin ucunda kelimeler...
Cildinizi koruyun
Gazetecilik temas ve mesafe mesleğidir
Neler oluyor bize?
Ya o gelmeseydi?
Şaşkın Muhalefet....
Şaşıran Türkiye!
Yeni CHP… Şaka gibi...!
Kış ortasında yazı özlemek...
İnsan hayal ettikçe yaşar...
Hayallerinizden asla vazgeçmeyin…
Nostaljik bir yılbaşı öyküsü
Kelimeler... Kelimeler...
Diren Çarşı...
Tren istasyonları, gar restoranları...
Rakı güzellemesi 2
Otel odaları
Öğretmenim ben...
Tebrikler Hakan...
Eylül'de kaldım...
Cumhuriyet
Rakı güzellemesi...
BEP nedir biliyor musunuz?
Bayramın ardından
Her ömrün bir eylülü vardır…
Kent Konseyi
Büyük fakat çileli bir ozan
Rodos'dayken...
GEZİ’yi anlayamamak...
Dayanılmaz...
Boş Defterler
Mısır’dan Abim Gelmiş Türküsü tutmadı!
Mahallenin Gonşana'ları
Sıla hasreti
Hayat Bayram olsa...
Geçmişe özlem...
Cumhurbaşkanı Seçimleri
O ruh bir kez kaybolursa...
Zincirin halkaları kopmuşsa...
Bir baba giderse...
Biz iki nesil arasında kalanlar...
İş makineleri, beton kamyonları..!
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin
Sözün bittiği an: Çizmelerimi çıkarayım mı?
Bir “TELEVOLE” Masalı
Onlar bir avuçtular, koskoca Deniz oldular
Gökhan gitsin, 'Töre' kalsın
O delikanlı bendim...
BEŞİKTAŞK...
Ben artık oynamıyorum..!
Seçimin analizi
Otobanda gişelerden önce son çıkış!
Gök ekini biçer gibi...
Aynalar Yolunu Kesti...
Bebek’teki bebekli kız!..
Şimdi ben “yumurta” deyip geçemem ki!..
Aydın ve İzmir’de ne olacak?
Kendi ayağına sıkmak…
Aynalı Kemer
Bir başkan aranıyor
Devlete düşman lazım!
Annem
Battı! Çıkamadı…
Sadrazam hamamda…
Bir yılbaşı nostaljisi
Sen haklıydın iki gözüm
Yolun sonu görünüyor!..
Top yuvarlaktır ama...
Yeni Denge’nin düşündürdükleri
Patagonya Cumhuriyeti
Uyan, uyannn!
Her 10 Kasım’da 9’a 5 geçe...
O’nu özlemle anıyorum…
Şirin, güzel, şanssız bir kent: Aydın
Yaşamak bayramdır...
Uzun yıllar ötesinden...