Tuncer ALTINTAŞ

Zincirin halkaları bir kez koparsa…

7 Nisan 2017, Cuma

     

Geçen hafta sonu (30.03.2017) gazetelerinin manşetlerinde “REZALETİN SON PERDESİ” başlıklı bir haber yayımlandı. Haber aynen şöyleydi:

“Milli atletimiz Elvan Abeylegesse, Gamze Bulut, Songül Konak’ın daha önce yapılan kontrollerde biyolojik pasaportlarında sorun ve dopingli madde kullandıkları ortaya çıkmış, yarışlara katılmaları da yasaklanmıştı. Uluslararası Atletizm Federasyonu Birliği(IAAF), dün 181 sayılı haber bülteninde güncellenen doping cezalı sporcular listesini yeniden yayımladı. Listede yer alan üç atletin cezası daha önce belli olmuştu. 2007 Dünya Şampiyonası ve 2008 Olimpiyatlarında gümüş madalya kazanan Elvan’ın 2005 ve 2007 Dünya Şampiyonlarında alınan numunelerinde geriye dönük analizlerde, yasaklı madde tespit edilmiş2015’te IAAF tarafından savunması istenmişti. Milli atlet IAAF’ın, analiz tespitlerinde teknik hatalar yaptığını savunarak geçen yılın başında Monaco İdari Mahkemesine başvuruda bulunmuştu.

Türkiye Atletizm Federasyonu (TAF) dava devam ederken, geçen yılın mart ayında milli atlete iki yıl müsabakalardan men cezası vermiş, madalya ve ödüllerini geri almıştı.

2012 Londra Olimpiyatlarında gümüş madalya kazanan Gamze Bulut ise biyolojik pasaportunda sapmalar ortaya çıkınca, geçen yıl mart ayının sonunda IAAF’a savunma vermişti, savunmayı kabul etmeyen ve Türkiye Atletizm Federasyonundan gerekli cezanın verilmesini isteyen IAAF, ceza verilmeyince Spor Tahkim Mahkemesine gitmiş. (CAS)’ta Gamze’yi suçlu bularak geçen yıl eylül ayında, yarışlardan 4 yıl men etmişti.

Genç kızlar 1500 metre Türkiye rekortmeni Songül Konak da biyolojik pasaport verilerinde anormal değerler nedeniyle savunma vermiş ancak olumsuz sonuç çıkınca 4 yıl men cezası almıştı.

2002 Avrupa ve 2003 Dünya Şampiyonası’nda altın alan Süreyya Ayhan, ömür boyu men cezası almıştı. 2012 Avrupa ve 2013 Avrupa Salon Atletizm Şampiyonu Nevin Yanıt’ın bütün rekorları silindi, madalyaları elinden alındı, 2 yıl men cezası aldı. 2004 Atina Olimpiyatları’nda bronz madalya alan Eşref Apak doping nedeniyle 2 yıl yarışlardan men edildi. 2012 Londra Olimpiyatları’nda altın kazanan Aslı Çakır Alptekin’in madalyası alındı, 8 yıl oyunlardan men edildi. 2005’te Akdeniz Oyunları’nda bronz alan Binnaz Uslu dopingli çıktı, sporu bıraktı.”

Haberin özeti böyle. Bu haber bana yıllar önce yaşadığım bir ortamı anımsattı.

Evet yıllar önce Erbeyli Zirai Araştırma Enstitüsü müdürümün odasındaydım. İçeriye iki kişi girdi. Müdür bey gelenleri ayağa kalkarak hocalarımızda geldi sözleriyle karşıladı. Benle tanıştırırken gelenlerin profesör olduklarını ve tavukçuluk konusunda uzman olduklarını belirtti. Erbeyli Zirai Araştırma Enstitüsü tavukçuluk ünitesini kurarken Zirai Donatım Kurumundan yardım istemiş bende Zirai Donatım Kurumu Ticaret Müdürü olarak gerekli araç ve gereçlerin mübaayasının yapılmasından önayak olmuştum.

Erbeyli Zirai Araştırma Enstitüsü müdürü kurumunu överken, profesörlerden biri sözünü kesti: “Br dakika Müdür bey, bir ülkede zincirin halkaları birbirinden ayrılmış yani kopmuşsa bu kurum iyi, öteki kötü denemez hepsi kötüye doğru yol almaktadır denir” dedi. Ben bu sözü yıllar geçmesine karşın hiç unutmadım. Ve dopingli kız atletlerimizin haberini okuyunca yine hatırladım. Bir memlekette rüşvet, talan, yalan, hırsızlık, uğursuzluk, her türlü iğrençlikler prim yapıyorsa siz bundan diğer kurumları soyutlayamazsınız. Zira zincirin halkaları kopmuştur. Sporu bundan soyutlayabilir misiniz? Futbolcunuz şike yapar. Atletleriniz dopingli çıkar.

Türk sporundaki doping rezaleti ne atletizme özgü ne de Aslı ve Gamze’ye. Size Davutlar’lı Ahmet’in hikayesini anlatmak istiyorum. Ahmet 16 yaşında Davutlar’da bir lokantada garson olarak çalışıyor. Lakabı hızlı Ahmet. Niye mi? Okulda, mahallede, halı sahada, işyerinde Ahmet’i geçemiyor arkadaşları ve akranları. Koşmaya başlayınca uçuyor adeta. Bir gün boş bulundum: “Yahu Ahmet atlet olsaydın ya sen” demiştim.

Yüzüme hüzünle baktı, güldü ve hikayesini anlattı.

Ahmet’in koşudaki hızını ilk önce öğretmeni fark etmiş daha o sekiz yaşındayken Aydın Gençlik Spor Müdürlüğüne göndermiş zorla.

“Öğretmen beni gönderdi ama ayakkabı alacak para yok. Spor salonuna antrenmana gidecek param yok. 2 yıl zor şartlarda devam ettim, gittim geldim bir süre sonra babam söylenmeye başladı. Velhasıl ailen zengin değilse yani benim gibi gariban işçi veya memur çocuğuysan iki seçeneğin var: Ya bir an önce madalya almanın formülünü bulacaksın ki parayı düşünme ya da bırakacaksın. Ben o formülü kendime yediremedim. Bıraktım her şeyi….”

Sözün özü şu ki, Türk sporunun kurtuluşu madalya kazansın diye, Etiyopya’dan, Çin’den şuradan buradan sporcu devşirmekte değildir. Nerede midir?

Sporumuzun ve sporcularımızın üzerine karabasan gibi çöken bu kazanma kültüründen, “mecburiyetinden” onları kurtarmaktır!

En baştan başlamalıyız

‘Spor nedir ve neden yapılır?’

Hepinize iyi hafta sonları sevgili Denge okurları. 



Yazarın Tüm Yazıları
Eğitim buysa çocuklar ne yapsın?
Bazen çıldırmak da yetmiyor!
Öğretmenler Günü
Lütfen, aklımızla alay etmeyin!
Agora Meyhanesi
Sayanora
Acaba “İYİ” mi gelecek?
Biz bu günleri, o günden görmüştük…
GÖĞSÜMÜZ KABARDI, GÖZLERİMİZ YAŞARDI…
Cahilliğe prim vermek…
SALLANMAK ÜZERİNE…
Mezarlık Magandaları!
AYTO’da güneş yeniden doğacak
On günlük tatilin ardından…
Anlatım gücü ve gazeteciliğe dair
ÖSYM
Kuşadası’nda güzel bir gece
İkileme ve aynen…
Basın Bayramı
İbrahim Pehlivan ile bir gece
Denge’nin tvDEN’i
Bir ceylan uyanır Afrika'da
Gençler! Haydi festivale
İnsanlığımızı ne bozar?
Al yazmalı güzel kız…
Yazım yanlışları
Yalçın Ata
Türlü, çeşitli gazetecilik!
19 Mayıs
BUGÜN CANIM YAZI YAZMAK İSTEMİYOR
Müjgan’la ben ağlaşırız…
Neşe dolamıyor insan...
Sizce kim kazandı şimdi?
Bir çöküşün öyküsü…
Zincirin halkaları bir kez koparsa…
Ege, göçmen mezarlığına dönerken…
Quo Wadis…
Qou Wadis (Nereye)?
Gitmek mi zor kalmak mı zor?
Aptal kutuları ve sosyal medya
Yarılan ekmeğin buğusuyduk!
Anne özlemi
Rezillik diz boyu…
Karpuz gibi…
Rengarenk Zehirler!...
Bir millet intihar ediyor!...
Binmişiz bir alamete…
Türkiye üzerinde oynanan oyunlar!
Yarın yılbaşı…
FETÖ...
Korkma!
Akıl Kilitlenirse…
Okumuyoruz!...
İLKLERİN TAKIMI BEŞİKT'AŞK
İyilik askıda
Yeterlilik şart…
Kıskanırım seni ben
Aslında 'aşk'ta yok!..
Utanıyor musunuz?
Tayfun Tufan Zelzele olayı!..
Milli başarı nasıl gelir?
Buralara olanlar olmuş!..
Biraz Sevinç, Biraz Hüzün = Eylül
İslam ve Kurban
Fonda Aydın Zeybeği...
Korkak Kahraman!
ÇOCUKLARA KIYMAYIN EFENDİLER!
LİNÇ KÜLTÜRÜ VE EMPATİ
DENİZ ve BİZ...
GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ ÇOCUKLAR....
AGC ÖDÜL TÖRENİ...
O GECE ... = CİNNET HALİ
Çocukları küçük kurşunla mı öldürürler anne?
Emekli Olmak
BAYRAM
Şovmenler sahnede ...
Çıldırdık mı?..
Hakan Ülken’ler çoğalmalı…
Markalaşma, tanınırlık, pazarlama
Dün geceyle tam üç ay bir gün…
Rüya, Feda, Vefa, Sefa=BEŞİKTAŞK…
Analar ve oğulları…
Tuncer Altıntaş Köşe
Bir ileri, iki geri...
Fırtınalar koparken gönlümde…
Uyulmayan kurallar ülkesi…
Bir ilkbahar sabahı...
Bu gün Nisan bir…
Turizmde kırmızı alarm!..
Okumak üzerine...
Muhalafetsiz muhalefet!..
Evleri camdan olanlar başkalarına taş atmamalı…
Aysun Kayacı acaba haklı mıydı?
Özledim, teninin kokusunu özledim…
AGC
Aydın’daki aile hekimlerinin yeni başkanı: Dr. Taner Balbay
Yüzbaşı Kaya Aldoğan’ın öyküsü…
Masum değiliz, hiçbirimiz...
Diyanet mi hıyanet mi?...
Mutsuzluk virüsü bulaştı hepimize...
Gazetecilik bu değil beyler
Türküler türküler...
ALİYYÜLÂLÂ ASLAN SÜTÜNE DAİR
Aynalar, aynalar...
Çocuklukları çalınan çocuklar
Öğretmenim ben
Mavilim Mavişelim
Yeni sistem gazetecilik
Yağmur çiselerken...
Mankurtlaşmak
Alkışlar Hakan Ülken'e
Kanlı meydan
Eylül (Tuncer Altıntaş Köşe Yazısı)
Mutluluk var mı?
Belinaytur ve Midilli
Kıyıya vuran o çocuk değil, bizim dibe vuran insanlığımızdı…!
Gökyüzünün altındaki şahane yeryüzü yalnız ve güzel ülkem, Türkiyem…!
Yarbay'ın isyanı
Kan, Kan, Kan...
ADÜ Konuk Evi
Yontulmadık!
Hoşgörü
Kendilerine temizler...!
Yüzde kaçımızın ne olduğunu tespit eden adam: Aziz Nesin
Rezil lige devam
O anı hiç unutamıyorum
Sözcükler, sözcükler
Yaşam hakkı
Rezil lig bitti
Bir edebiyat dehası, şairlerin hası...
Karadut
Yemeğin tadı mı? Edebiyatı mı?
Bir romanın roman gibi öyküsü…
Dünyayı yönlendirenler...
Bir valinin düşündürdükleri…
Gazetelerin sonu geliyor mu?
Başarı dileklerim M.Sadık Atay’a…
İşten atılan ve atanamayan öğretmenler...
Alkışlar İbrahim Pehlivan'a
Dilimin ucunda kelimeler...
Cildinizi koruyun
Gazetecilik temas ve mesafe mesleğidir
Neler oluyor bize?
Ya o gelmeseydi?
Şaşkın Muhalefet....
Şaşıran Türkiye!
Yeni CHP… Şaka gibi...!
Kış ortasında yazı özlemek...
İnsan hayal ettikçe yaşar...
Hayallerinizden asla vazgeçmeyin…
Nostaljik bir yılbaşı öyküsü
Kelimeler... Kelimeler...
Diren Çarşı...
Tren istasyonları, gar restoranları...
Rakı güzellemesi 2
Otel odaları
Öğretmenim ben...
Tebrikler Hakan...
Eylül'de kaldım...
Cumhuriyet
Rakı güzellemesi...
BEP nedir biliyor musunuz?
Bayramın ardından
Her ömrün bir eylülü vardır…
Kent Konseyi
Büyük fakat çileli bir ozan
Rodos'dayken...
GEZİ’yi anlayamamak...
Dayanılmaz...
Boş Defterler
Mısır’dan Abim Gelmiş Türküsü tutmadı!
Mahallenin Gonşana'ları
Sıla hasreti
Hayat Bayram olsa...
Geçmişe özlem...
Cumhurbaşkanı Seçimleri
O ruh bir kez kaybolursa...
Zincirin halkaları kopmuşsa...
Bir baba giderse...
Biz iki nesil arasında kalanlar...
İş makineleri, beton kamyonları..!
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin
Sözün bittiği an: Çizmelerimi çıkarayım mı?
Bir “TELEVOLE” Masalı
Onlar bir avuçtular, koskoca Deniz oldular
Gökhan gitsin, 'Töre' kalsın
O delikanlı bendim...
BEŞİKTAŞK...
Ben artık oynamıyorum..!
Seçimin analizi
Otobanda gişelerden önce son çıkış!
Gök ekini biçer gibi...
Aynalar Yolunu Kesti...
Bebek’teki bebekli kız!..
Şimdi ben “yumurta” deyip geçemem ki!..
Aydın ve İzmir’de ne olacak?
Kendi ayağına sıkmak…
Aynalı Kemer
Bir başkan aranıyor
Devlete düşman lazım!
Annem
Battı! Çıkamadı…
Sadrazam hamamda…
Bir yılbaşı nostaljisi
Sen haklıydın iki gözüm
Yolun sonu görünüyor!..
Top yuvarlaktır ama...
Yeni Denge’nin düşündürdükleri
Patagonya Cumhuriyeti
Uyan, uyannn!
Her 10 Kasım’da 9’a 5 geçe...
O’nu özlemle anıyorum…
Şirin, güzel, şanssız bir kent: Aydın
Yaşamak bayramdır...
Uzun yıllar ötesinden...