Tuncer ALTINTAŞ

Quo Wadis…

24 Mart 2017, Cuma

     

Geçen hafta aynı başlıkta yazdığım yazıyı okuyan arkadaşlar Adana, Osmaniye, Ordu, Giresun, Bandırma ve İstanbul’dan aradılar. Hiçbiri yazının içeriğine değinmedi. Hepsinin derdi Quo Vadis’in manası neydi ve hangi dildeydi. Evet, çokça kullandığım bu kelimenin tarihçesini anlatmak bana artık görev oldu.

 

Quo Vadis, dünyanın bütün dillerinde kullanılan Latince bir deyiştir. “Nereye gidiyorsunuz” anlamına gelir. Efsaneye göre, Hristiyanlığın yaymakla görevli havarilerinden Peter, İmparator Neron’un zulmünden ve muhtemelen bir çarmığa gerilmekten kurtulmak için Roma’dan kaçar. Yolda giderken, sırtında haçını taşıyan Hazreti İsa’ya rastlar. Peter sorar: “Quo Vadis?” İsa yanıtlar “Romam vado iterum crucifigi” Türkçesi: “Roma’ya tekrar çarmıha gerilmeye…” Peter bunun üzerine, Roma’da bırakıp kaçtığı görevini hatırlar. Cesaretini toplar ve geri döner. Sonra da Aziz ilan edilir, St. Peter olur.

 

Bu efsane çeşitli romanlara, bir yığın sinema ve TV filmine konu olmuştur. En ünlü romanı “Quo Vadis” adıyla Polonyalı Henryk Sienkiewicz yazdı ve 1905 yılında bu romanla Nobel aldı. Bu romanı 1951’de aynı adla filme çekildi. Başrollerde Robert Taylor, Debarah Kerr ve Peter Ustinov oynadılar. Film 8 dalda Oscar’a aday oldu. Ben filmi 1960 yılında Şehitler Abidesi'nin karşısında bulunan Hakkı Bey'in Park Sineması'nda izlemiştim. Film o kadar popüler oldu ki Quo Vadis deyişini Türkçe’ye sokmakla kalmadı, o yıllarda hemen her gazete de başlıklarda sık sık kullanılır oldu.

 

Ben kaç kez yazılarımda “Quo Vadis Beşiktaş” başlığını attım.

 

TV haberlerini gazetelerin üçüncü sayfa haberlerini izleyince “Quo Vadis Türkiye” diyesi geliyor insanın… Bu soru sorulursa pek hayra alamet değildir. İşler pek de yolunda değildir.

 

Bir yandan İşid, bir yandan PKK, Türkiye’yi yangın yerine çeviriyorlar. Patlayan bombalar, kesilen yollar, yakılan araçlar, şehit edilen gencecik evlatlarımız askerler, polisler…

 

Geçen gece 5 bin polis eşzamanlı PKK, Işid, DHKP-C’ye baskınlar düzenlemiş.

 

Sabaha karşı Diyarbakır’dan havalanan F-16’lar güdümlü füzelerle Suriye’deki Işid, mevzilerini vurmuşlar. Vurmuşlar da iç güvenlik ne derece sağlam? İstihbarat? Suriye sınırından 200 bin göçmen beklerken, 3 milyon kişiyi içeri aldık. Bunların arasına sızmış canlı bombalar, tetikçiler, suikastçılar aramızda dolaşıyor olamaz mı? PKK zaten yıllarca içerde. DHKP-C de öyle…

 

Baskına uğrayanlar da boş duracak değil ya... Onlar da gösteri yapmak ihtiyacı duymayacaklar mı? Bir de paralel yapı var… Seçimlerde gördük cürümleri kadar yeri bile yakamadılar. Ama adamları biz efsane yaptık. Her beceriksizliğimizde suç paralel yapının!..

 

Her yere sızmış güya paralel yapı… İnsanın 'Bunlar bu kadar güçlülerse bırakalım devleti idare etsinler' diyesi geliyor.

Öz eleştiri yapmak, beceremeyeni görevden almak bu kadar zor mu? Sadece terör olsa iyi trafik tam canavar… Yollar kan gölü, sahiller ölüm daveti. Kimse de devlet korkusu yok. Herkes, her yasak yerden suya dalınca, bir kısmı çıkamıyor tabii…

Zirvedeki liderlerin öfkesi salgın hastalıklar gibi bulaşıcı… Halka da bulaşıyor. Tepesi atan silaha sarılıyor. Olmadık nedenlerle bir sürü cinayetler.

 

Politik arenaya bakarsanız hiç umut yok…

 

Umut verecek bir görüntü, bir ışık, bir eylem, bir söylem yok… O zaman ben Quo Vadis Türkiye” demem de ne derim… Türkiye’yi geç … “Quo Vadis ben? Ben bu sabah sokağa çıktığımda gideceğim yere” varabilecek miyim? Akşama sağ salim eve dönebilecek miyim? Bu soruya emin olarak “Evet” diyebilecek var mı içimizde? Bilhassa büyük şehirlerde yaşayanlar…

Yanlış zamanda yanlış yerde olmak, ölmek için yeterli… Peki doğru zaman, doğru yer neresi?

 

Böyle bir zaman, böyle bir yer biliyor musunuz? Evden çıkmak içimden gelmedi “Quo Vadis” diyenlere cevap vermemek için…

Türkiye ve Türk halkı kendisini ve partisini değil, ülkesini ve halkını düşünen bir lider bulabilecek mi acaba?...

 

Hepinize iyi hafta sonları sevgili Denge okurları.



Yazarın Tüm Yazıları
Eğitim buysa çocuklar ne yapsın?
Bazen çıldırmak da yetmiyor!
Öğretmenler Günü
Lütfen, aklımızla alay etmeyin!
Agora Meyhanesi
Sayanora
Acaba “İYİ” mi gelecek?
Biz bu günleri, o günden görmüştük…
GÖĞSÜMÜZ KABARDI, GÖZLERİMİZ YAŞARDI…
Cahilliğe prim vermek…
SALLANMAK ÜZERİNE…
Mezarlık Magandaları!
AYTO’da güneş yeniden doğacak
On günlük tatilin ardından…
Anlatım gücü ve gazeteciliğe dair
ÖSYM
Kuşadası’nda güzel bir gece
İkileme ve aynen…
Basın Bayramı
İbrahim Pehlivan ile bir gece
Denge’nin tvDEN’i
Bir ceylan uyanır Afrika'da
Gençler! Haydi festivale
İnsanlığımızı ne bozar?
Al yazmalı güzel kız…
Yazım yanlışları
Yalçın Ata
Türlü, çeşitli gazetecilik!
19 Mayıs
BUGÜN CANIM YAZI YAZMAK İSTEMİYOR
Müjgan’la ben ağlaşırız…
Neşe dolamıyor insan...
Sizce kim kazandı şimdi?
Bir çöküşün öyküsü…
Zincirin halkaları bir kez koparsa…
Ege, göçmen mezarlığına dönerken…
Quo Wadis…
Qou Wadis (Nereye)?
Gitmek mi zor kalmak mı zor?
Aptal kutuları ve sosyal medya
Yarılan ekmeğin buğusuyduk!
Anne özlemi
Rezillik diz boyu…
Karpuz gibi…
Rengarenk Zehirler!...
Bir millet intihar ediyor!...
Binmişiz bir alamete…
Türkiye üzerinde oynanan oyunlar!
Yarın yılbaşı…
FETÖ...
Korkma!
Akıl Kilitlenirse…
Okumuyoruz!...
İLKLERİN TAKIMI BEŞİKT'AŞK
İyilik askıda
Yeterlilik şart…
Kıskanırım seni ben
Aslında 'aşk'ta yok!..
Utanıyor musunuz?
Tayfun Tufan Zelzele olayı!..
Milli başarı nasıl gelir?
Buralara olanlar olmuş!..
Biraz Sevinç, Biraz Hüzün = Eylül
İslam ve Kurban
Fonda Aydın Zeybeği...
Korkak Kahraman!
ÇOCUKLARA KIYMAYIN EFENDİLER!
LİNÇ KÜLTÜRÜ VE EMPATİ
DENİZ ve BİZ...
GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ ÇOCUKLAR....
AGC ÖDÜL TÖRENİ...
O GECE ... = CİNNET HALİ
Çocukları küçük kurşunla mı öldürürler anne?
Emekli Olmak
BAYRAM
Şovmenler sahnede ...
Çıldırdık mı?..
Hakan Ülken’ler çoğalmalı…
Markalaşma, tanınırlık, pazarlama
Dün geceyle tam üç ay bir gün…
Rüya, Feda, Vefa, Sefa=BEŞİKTAŞK…
Analar ve oğulları…
Tuncer Altıntaş Köşe
Bir ileri, iki geri...
Fırtınalar koparken gönlümde…
Uyulmayan kurallar ülkesi…
Bir ilkbahar sabahı...
Bu gün Nisan bir…
Turizmde kırmızı alarm!..
Okumak üzerine...
Muhalafetsiz muhalefet!..
Evleri camdan olanlar başkalarına taş atmamalı…
Aysun Kayacı acaba haklı mıydı?
Özledim, teninin kokusunu özledim…
AGC
Aydın’daki aile hekimlerinin yeni başkanı: Dr. Taner Balbay
Yüzbaşı Kaya Aldoğan’ın öyküsü…
Masum değiliz, hiçbirimiz...
Diyanet mi hıyanet mi?...
Mutsuzluk virüsü bulaştı hepimize...
Gazetecilik bu değil beyler
Türküler türküler...
ALİYYÜLÂLÂ ASLAN SÜTÜNE DAİR
Aynalar, aynalar...
Çocuklukları çalınan çocuklar
Öğretmenim ben
Mavilim Mavişelim
Yeni sistem gazetecilik
Yağmur çiselerken...
Mankurtlaşmak
Alkışlar Hakan Ülken'e
Kanlı meydan
Eylül (Tuncer Altıntaş Köşe Yazısı)
Mutluluk var mı?
Belinaytur ve Midilli
Kıyıya vuran o çocuk değil, bizim dibe vuran insanlığımızdı…!
Gökyüzünün altındaki şahane yeryüzü yalnız ve güzel ülkem, Türkiyem…!
Yarbay'ın isyanı
Kan, Kan, Kan...
ADÜ Konuk Evi
Yontulmadık!
Hoşgörü
Kendilerine temizler...!
Yüzde kaçımızın ne olduğunu tespit eden adam: Aziz Nesin
Rezil lige devam
O anı hiç unutamıyorum
Sözcükler, sözcükler
Yaşam hakkı
Rezil lig bitti
Bir edebiyat dehası, şairlerin hası...
Karadut
Yemeğin tadı mı? Edebiyatı mı?
Bir romanın roman gibi öyküsü…
Dünyayı yönlendirenler...
Bir valinin düşündürdükleri…
Gazetelerin sonu geliyor mu?
Başarı dileklerim M.Sadık Atay’a…
İşten atılan ve atanamayan öğretmenler...
Alkışlar İbrahim Pehlivan'a
Dilimin ucunda kelimeler...
Cildinizi koruyun
Gazetecilik temas ve mesafe mesleğidir
Neler oluyor bize?
Ya o gelmeseydi?
Şaşkın Muhalefet....
Şaşıran Türkiye!
Yeni CHP… Şaka gibi...!
Kış ortasında yazı özlemek...
İnsan hayal ettikçe yaşar...
Hayallerinizden asla vazgeçmeyin…
Nostaljik bir yılbaşı öyküsü
Kelimeler... Kelimeler...
Diren Çarşı...
Tren istasyonları, gar restoranları...
Rakı güzellemesi 2
Otel odaları
Öğretmenim ben...
Tebrikler Hakan...
Eylül'de kaldım...
Cumhuriyet
Rakı güzellemesi...
BEP nedir biliyor musunuz?
Bayramın ardından
Her ömrün bir eylülü vardır…
Kent Konseyi
Büyük fakat çileli bir ozan
Rodos'dayken...
GEZİ’yi anlayamamak...
Dayanılmaz...
Boş Defterler
Mısır’dan Abim Gelmiş Türküsü tutmadı!
Mahallenin Gonşana'ları
Sıla hasreti
Hayat Bayram olsa...
Geçmişe özlem...
Cumhurbaşkanı Seçimleri
O ruh bir kez kaybolursa...
Zincirin halkaları kopmuşsa...
Bir baba giderse...
Biz iki nesil arasında kalanlar...
İş makineleri, beton kamyonları..!
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin
Sözün bittiği an: Çizmelerimi çıkarayım mı?
Bir “TELEVOLE” Masalı
Onlar bir avuçtular, koskoca Deniz oldular
Gökhan gitsin, 'Töre' kalsın
O delikanlı bendim...
BEŞİKTAŞK...
Ben artık oynamıyorum..!
Seçimin analizi
Otobanda gişelerden önce son çıkış!
Gök ekini biçer gibi...
Aynalar Yolunu Kesti...
Bebek’teki bebekli kız!..
Şimdi ben “yumurta” deyip geçemem ki!..
Aydın ve İzmir’de ne olacak?
Kendi ayağına sıkmak…
Aynalı Kemer
Bir başkan aranıyor
Devlete düşman lazım!
Annem
Battı! Çıkamadı…
Sadrazam hamamda…
Bir yılbaşı nostaljisi
Sen haklıydın iki gözüm
Yolun sonu görünüyor!..
Top yuvarlaktır ama...
Yeni Denge’nin düşündürdükleri
Patagonya Cumhuriyeti
Uyan, uyannn!
Her 10 Kasım’da 9’a 5 geçe...
O’nu özlemle anıyorum…
Şirin, güzel, şanssız bir kent: Aydın
Yaşamak bayramdır...
Uzun yıllar ötesinden...