Tuncer ALTINTAŞ

Öğretmenim ben...

21 Kasım 2014, Cuma

     

Öğretmenim ben… Avlusunda eşsiz güllerin, nar çiçeklerinin, asmaların buram buram koktuğu bir kasaba evinden geldim.

Öğrencilerimle sonsuza yayılan anlar yaşadım. Dünyalarına ulaştım, kimi zaman birbirimizin ruhlarına dokunduk. Acı veren bir şeydi ama dehşet güzellikteydi.

Klasik edebiyatın öncülerinden Victor Hugo, Sefiller'de “Taş iseniz mihenk taşı  olunuz, bitki iseniz ilaç olunuz, insan iseniz aşık olunuz" diyordu. Ben gerçeklerin mihenk taşı, toplumsal hastalıkların ilacı, insanların sevgilisi oldum.

Öğretmenim ben…

Yeryüzündeki tüm güzellikler benim ateşimden çaldı. Tuvale vurulan fırçadaki anlam bendim. Şairler beni anlattı, müziğe ses verdi, sinema benim hayatımdı.

Şiirlerle yıkandım, “aşk ayetleri” sundum insanlara. Yepyeni dünyalar araladım, duvarlar arasında eserler oluşturdum. Sabrın zaferiydi bu…

Sabrın zaferiydi, ilk insanla başlayan bir hikaye bu. “İnsan kılığındaki kutsal soyu” ve doğayı yeniden keşfeden Rönesans’la bilim ve düşünceyi birleştiren Descartes’im ben.

“Doğadaki her şey akar” diyerek hayattaki devinimi yakalayan Platon’um.

Öğretmenim ben…

Gerçeğin içindeki bir hayat benimki. Kimi zaman bir bakışla, bir gülümsemeyle patladı nar çiçekleri, fırladı kalbim yerinden, sonsuz zamanlar yaşadım. Kimi zaman küçük bir gerçeğin peşinden koştum, duvarlara çarptım. Duvarlar sertti, soğuktu. Yalnız kaldım.

Umudumu yitirmedim.

Yaşamın renklerinin peşindeyim, hayatın kokularını hissediyorum. Ellerimle dokunuyorum hayata, anlar şölene dönüşüyor.

Richard Bach’ın eşsiz tattaki kitabında anlattığı sınırların ötesine uçmak isteyen, sonsuz idealler peşindeki Martı, Jonathan Livingston’um.

Gerçeğe kanat açmış Simurg’um ben… Işığın izindeki Zerdüşt'üm.

Öğretmenim ben…

Küçük aşkların, bozuk paraların, anlamsız ölümlerin ülkesinde kelimelere anlam yüklemeye çalışıyorum. Yaşama kültürel tat katıyorum. Gerçeği, yerin yedi kat dibinden dişlerimle, tırnağımla kazıyarak çıkarıyorum.

Varsın birileri kirletsin hayatı, omuzlara basarak yükselsin, kasetler, CD’ler, tapeler gündemi saradursun. Ben içimde patlayacak kadar bir gücü taşıyorum. Korkusuzluğumu eşsiz ve çarpıcı güzel bir güle dönüştürdüm ve onu hep yakamda taşıyacağım.

Ben öğretmenim ve çok şanslıyım. En güzel mesleğe sahibim. Her öğrencimin Michelangelo, Richard Wagner, Mozart, Edison, Spinoza olabileceğini biliyorum.

Doktorlar can kurtarır, ben bir insanın her gün yeniden doğuşunu görürüm. Mimarlar ve heykeltıraşlar özenle taşları yontarak onlara şekil verirler. Ben insana anlam, güzellikler ve kişilik katarım.

Antrenör çeşitli yöntemlerle takımını zafere götürmek ve başarılara ulaşmak için çalışır. Ben insanlara başarı, mutluluk ve güzellik veririm.

Ben öğretmenim…

Etrafımda duvarlar kin, öfke, nefretler kol gezerken bir türkü tutturdum, bir türkü tutturdum ki:

Söyler misiniz benimle?

Ellerimle dokunuyorum hayata, insanlara ve öğrencilerime öğretmenim ben…

Sevgili Denge okurları 24 Kasım Pazartesi günü öğretmenler günü ilkokul birinci sınıftan başlayarak, lise ve üniversitede dahil ve çalıştığım dershanedeki tüm öğretmenlerimi, sevgi, şükran ve minnetle anıyorum. Tüm öğretmenlerimizin gününü kutlarken önlerinde saygıyla eğiliyorum.

Öğretmenim sen her şeyin en güzeline layıksın diyorum ve bu güzel günde tüm öğretmenlerimize değerli şair Nizami Sunguroğlu’nun şiirini gönderiyorum çam sakızı çoban armağanı misali:

Ellerim kirliydi tuttun elimden

Bilgi dağarcığın açtın özünden

Bendeki cevheri gördün gözümden

Umudum sen oldun düşüm sen gibi

Yüksünmedin burnumdaki sümükten

Sende bir insandın etten kemikten

Annem miydin, babam mıydın, eğitmen

Kutsal meslek istiyorum sen gibi

Yırtığımda yamam oldun dikişsiz

Özünde doğruydun süssüz nakışsız

Yüreğimdi yüreğin düzgün çakılsız

Düz yollarda gideceğim sen gibi

Aklaştı saçların bendeki kara

Yürüdüm bir hayli vermedim ara

Ektiğin tohumlar yeşersin daha

Ben de tohum ekeceğim sen gibi

Yurdumu öğrettin bayrağım başta

Atamı sevdirdin, her an, her yaşta

Kol kolaydık cehaletle savaşta

Şimdi eğitmenim tıpkı sen gibi

Yüreğim yorulmaz feyz aldım senden

Ben de tutacağım çamurlu elden

Dikensiz gördüğüm, dikenli gülden

Demet, demet dereceğim sen gibi…

Hepinize iyi haftasonları sevgili Denge okurları. 



Yazarın Tüm Yazıları
Eğitim buysa çocuklar ne yapsın?
Bazen çıldırmak da yetmiyor!
Öğretmenler Günü
Lütfen, aklımızla alay etmeyin!
Agora Meyhanesi
Sayanora
Acaba “İYİ” mi gelecek?
Biz bu günleri, o günden görmüştük…
GÖĞSÜMÜZ KABARDI, GÖZLERİMİZ YAŞARDI…
Cahilliğe prim vermek…
SALLANMAK ÜZERİNE…
Mezarlık Magandaları!
AYTO’da güneş yeniden doğacak
On günlük tatilin ardından…
Anlatım gücü ve gazeteciliğe dair
ÖSYM
Kuşadası’nda güzel bir gece
İkileme ve aynen…
Basın Bayramı
İbrahim Pehlivan ile bir gece
Denge’nin tvDEN’i
Bir ceylan uyanır Afrika'da
Gençler! Haydi festivale
İnsanlığımızı ne bozar?
Al yazmalı güzel kız…
Yazım yanlışları
Yalçın Ata
Türlü, çeşitli gazetecilik!
19 Mayıs
BUGÜN CANIM YAZI YAZMAK İSTEMİYOR
Müjgan’la ben ağlaşırız…
Neşe dolamıyor insan...
Sizce kim kazandı şimdi?
Bir çöküşün öyküsü…
Zincirin halkaları bir kez koparsa…
Ege, göçmen mezarlığına dönerken…
Quo Wadis…
Qou Wadis (Nereye)?
Gitmek mi zor kalmak mı zor?
Aptal kutuları ve sosyal medya
Yarılan ekmeğin buğusuyduk!
Anne özlemi
Rezillik diz boyu…
Karpuz gibi…
Rengarenk Zehirler!...
Bir millet intihar ediyor!...
Binmişiz bir alamete…
Türkiye üzerinde oynanan oyunlar!
Yarın yılbaşı…
FETÖ...
Korkma!
Akıl Kilitlenirse…
Okumuyoruz!...
İLKLERİN TAKIMI BEŞİKT'AŞK
İyilik askıda
Yeterlilik şart…
Kıskanırım seni ben
Aslında 'aşk'ta yok!..
Utanıyor musunuz?
Tayfun Tufan Zelzele olayı!..
Milli başarı nasıl gelir?
Buralara olanlar olmuş!..
Biraz Sevinç, Biraz Hüzün = Eylül
İslam ve Kurban
Fonda Aydın Zeybeği...
Korkak Kahraman!
ÇOCUKLARA KIYMAYIN EFENDİLER!
LİNÇ KÜLTÜRÜ VE EMPATİ
DENİZ ve BİZ...
GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ ÇOCUKLAR....
AGC ÖDÜL TÖRENİ...
O GECE ... = CİNNET HALİ
Çocukları küçük kurşunla mı öldürürler anne?
Emekli Olmak
BAYRAM
Şovmenler sahnede ...
Çıldırdık mı?..
Hakan Ülken’ler çoğalmalı…
Markalaşma, tanınırlık, pazarlama
Dün geceyle tam üç ay bir gün…
Rüya, Feda, Vefa, Sefa=BEŞİKTAŞK…
Analar ve oğulları…
Tuncer Altıntaş Köşe
Bir ileri, iki geri...
Fırtınalar koparken gönlümde…
Uyulmayan kurallar ülkesi…
Bir ilkbahar sabahı...
Bu gün Nisan bir…
Turizmde kırmızı alarm!..
Okumak üzerine...
Muhalafetsiz muhalefet!..
Evleri camdan olanlar başkalarına taş atmamalı…
Aysun Kayacı acaba haklı mıydı?
Özledim, teninin kokusunu özledim…
AGC
Aydın’daki aile hekimlerinin yeni başkanı: Dr. Taner Balbay
Yüzbaşı Kaya Aldoğan’ın öyküsü…
Masum değiliz, hiçbirimiz...
Diyanet mi hıyanet mi?...
Mutsuzluk virüsü bulaştı hepimize...
Gazetecilik bu değil beyler
Türküler türküler...
ALİYYÜLÂLÂ ASLAN SÜTÜNE DAİR
Aynalar, aynalar...
Çocuklukları çalınan çocuklar
Öğretmenim ben
Mavilim Mavişelim
Yeni sistem gazetecilik
Yağmur çiselerken...
Mankurtlaşmak
Alkışlar Hakan Ülken'e
Kanlı meydan
Eylül (Tuncer Altıntaş Köşe Yazısı)
Mutluluk var mı?
Belinaytur ve Midilli
Kıyıya vuran o çocuk değil, bizim dibe vuran insanlığımızdı…!
Gökyüzünün altındaki şahane yeryüzü yalnız ve güzel ülkem, Türkiyem…!
Yarbay'ın isyanı
Kan, Kan, Kan...
ADÜ Konuk Evi
Yontulmadık!
Hoşgörü
Kendilerine temizler...!
Yüzde kaçımızın ne olduğunu tespit eden adam: Aziz Nesin
Rezil lige devam
O anı hiç unutamıyorum
Sözcükler, sözcükler
Yaşam hakkı
Rezil lig bitti
Bir edebiyat dehası, şairlerin hası...
Karadut
Yemeğin tadı mı? Edebiyatı mı?
Bir romanın roman gibi öyküsü…
Dünyayı yönlendirenler...
Bir valinin düşündürdükleri…
Gazetelerin sonu geliyor mu?
Başarı dileklerim M.Sadık Atay’a…
İşten atılan ve atanamayan öğretmenler...
Alkışlar İbrahim Pehlivan'a
Dilimin ucunda kelimeler...
Cildinizi koruyun
Gazetecilik temas ve mesafe mesleğidir
Neler oluyor bize?
Ya o gelmeseydi?
Şaşkın Muhalefet....
Şaşıran Türkiye!
Yeni CHP… Şaka gibi...!
Kış ortasında yazı özlemek...
İnsan hayal ettikçe yaşar...
Hayallerinizden asla vazgeçmeyin…
Nostaljik bir yılbaşı öyküsü
Kelimeler... Kelimeler...
Diren Çarşı...
Tren istasyonları, gar restoranları...
Rakı güzellemesi 2
Otel odaları
Öğretmenim ben...
Tebrikler Hakan...
Eylül'de kaldım...
Cumhuriyet
Rakı güzellemesi...
BEP nedir biliyor musunuz?
Bayramın ardından
Her ömrün bir eylülü vardır…
Kent Konseyi
Büyük fakat çileli bir ozan
Rodos'dayken...
GEZİ’yi anlayamamak...
Dayanılmaz...
Boş Defterler
Mısır’dan Abim Gelmiş Türküsü tutmadı!
Mahallenin Gonşana'ları
Sıla hasreti
Hayat Bayram olsa...
Geçmişe özlem...
Cumhurbaşkanı Seçimleri
O ruh bir kez kaybolursa...
Zincirin halkaları kopmuşsa...
Bir baba giderse...
Biz iki nesil arasında kalanlar...
İş makineleri, beton kamyonları..!
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin
Sözün bittiği an: Çizmelerimi çıkarayım mı?
Bir “TELEVOLE” Masalı
Onlar bir avuçtular, koskoca Deniz oldular
Gökhan gitsin, 'Töre' kalsın
O delikanlı bendim...
BEŞİKTAŞK...
Ben artık oynamıyorum..!
Seçimin analizi
Otobanda gişelerden önce son çıkış!
Gök ekini biçer gibi...
Aynalar Yolunu Kesti...
Bebek’teki bebekli kız!..
Şimdi ben “yumurta” deyip geçemem ki!..
Aydın ve İzmir’de ne olacak?
Kendi ayağına sıkmak…
Aynalı Kemer
Bir başkan aranıyor
Devlete düşman lazım!
Annem
Battı! Çıkamadı…
Sadrazam hamamda…
Bir yılbaşı nostaljisi
Sen haklıydın iki gözüm
Yolun sonu görünüyor!..
Top yuvarlaktır ama...
Yeni Denge’nin düşündürdükleri
Patagonya Cumhuriyeti
Uyan, uyannn!
Her 10 Kasım’da 9’a 5 geçe...
O’nu özlemle anıyorum…
Şirin, güzel, şanssız bir kent: Aydın
Yaşamak bayramdır...
Uzun yıllar ötesinden...