AV. GÜLÇİN KARABULUT
gkarabulutop@gmail.com

OYUMBEN

21 Ağustos 2021, Cumartesi

     

Yarbay Tamer Karslıoğlu ile tanışıklığımız bir tesadüftür. Aslında tesadüflere inanmam ama alışılagelmiş bir kelime. Doğrusu, bilgisiyle beslenmem gerekiyordu ve karşıma çıkarıldı diyelim. Beni tanıyanlar bilir son iki yılı saymazsak sosyal medyayla pek haşır neşir olmayan biriydim. Son iki yıldır sosyal medyayı aktif kullanmaya başladım desem doğru olur. İyiki de kullanmışım dedirten buluşmadır Sayın Tamer Karslıoğlu. Benim tabirim ile Bay Bilge. İnstagramda nasıl karşılaştık inanın hatırlamıyorum ama Tamer Beyin kitabını farkettim. “Ne güzel, okumak isterim.” deyince Sayın Tamer Karslıoğlu hiç tereddütsüz bana gönderiverdi kitabı. OYUMBEN elime ulaşınca bir solukta okudum tabiki. Okurken ki duygu durumumu size nasıl aksettireyim bilemiyorum. Aslında trajikomik ve daha ziyade onca acı yaşayan bir yüreğin haklılığına olan inancı, sakinliği, dinginliği, hayata tekamül için gelindiğinin bilinci ve rahatlığı vardı kitapta. Benim çok canım acıdı okurken. Fazlasıyla içselleştirmiş olabilirim ama Türk Silahlı Kuvvetlerinin kripto uzmanı, bitirim zihinli subayı, saçma sapan bir iftira ile linç edilmiş, onca birikim, onca tecrübe yok sayılarak, bir insan hayatı ailesi ile birlikte yerle yeksan edilmişti. Kitabı okursanız inanın duygularımı çok net anlayacaksınız. Hayatım boyunca Türk Silahlı Kuvvetlerindeki Subay eğitimine hayranlık duymuşumdur. Ulu Önder Atatürk'e olan sonsuz sevgim ve saygımın da bunda etkisi var kuşkusuz. Kuleli Askeri Lisesi efsanedir mesela. Lakin bu canım kurum bile zamanı vaktinde itibarsızlaştırılmıştır. Zaten, o takdire şayan eğitimleri veren Askeri Liselerden de eser kalmadı artık.

“Acımın mürekkebine batırıp yazarsam, belki tüketebilirdim onu. Ben de yazdım.” cümlesi ile başlayan OYUMBEN' de Tamer Karslıoğlu, kendi hayatını kelebeğin metamorfoz evreleri metaforunu kullanarak felsefi tatta anlatıyor. OYUMBEN ile Sayın Karslıoğlu’nun çocukluğundan gençliğine, askeri lise yıllarını, büyük aşkı ile evliliğini, mesleğini icra ettiği çetin doğa koşullarını, mesleğine olan inancını, tutkusunu, hayatın onu nasıl Genelkurmay Elektronik Sistemler Komutanlığında çalışmaya sürüklediğini, Ermenice, Rusça, Fransızca ve İngilizce dilleri ile nasıl hemhal olduğunu ve 2010 Ekim ayında İstanbul askeri casusluk davasında yargılanan 56 subaydan biri ve dava sürerken TSK dan atılan tek subay oluşunu bu kitapta birebir yaşayacaksınız. Benim anlatımımla kitabı dramatik bir yapıt olarak görmeyin sakın. Kitap aynı zamanda Sayın Tamer Karslıoğlu’nun zeki espri anlayışı ile sizi buluşturacağı gibi zaman zaman kendi kendinize kahkaha atacağınız anıları da içeriyor.

OYUMBEN ile Sayın Karslıoğlu’nun, evine bir sabah ansızın aramaya gelen polislerle muhabbetine ve yaşanan bu saçmalığa akıl sır erdiremeyişine ve sonrasındaki drama tanıklık edecekseniz. Yıllarca süren hukuk mücadelesinden alnının akıyla çıkışına ve kendisine kumpas kuranların ve yargılayanların nasıl mahkumiyet aldıklarını göreceksiniz. Yarbay Tamer Karslıoğlu haklılığı ispatlanan ve haklı mücadelesi neticesinde görevine iade olan şanlı bir Türk Subayıdır ancak ne yazık ki bu deha subay, kadro olmadığı için zorunlu emekliliğe sevk edilmiştir. Asıl benim ve benim gibileri inciten de bu olmuştur. Son derece donanımlı 69 takdir ve ödüle sahip, Askeri İstihbarat Birimi GES Komutanlığı’nda 14 yıl görev yapmış, Genelkurmay Başkanlığı’nda Adli Bilişim konusunda bilirkişilik yapmış, birçok yabancı dile hakim deha bir Subay maalesef görmezden gelinmiştir.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin mesleğine aşık saygın ve değerli Subayı Tamer Karslıoğlu'nun memleketine hizmete adanmış ömrüne daha yakından bakmak isterseniz ve yılmadan sabırla verdiği hukuk mücadelesini merak ediyorsanız lütfen OYUMBEN 'le sizde tanışın derim. OYUMBEN’in arka kapağında Sayın Tamer Karslıoğlu’na ait pasajı paylaşmak isterim.

“Bazen sadece hayata tabi oluyorsun ve yaşam üzerindeki tüm kontrolün aniden ortadan kayboluyor. Üstelik yaşam üzerinde kontrol sahibi olduğumuzu kim iddia edebilir?...

‘Hayatın kontrolü benim elimde!’ dediğimizde, bir an için sessizleşmeyi başarabilirsek ve kulak kabartırsak ilahi bir kahkaha duyacağımızı düşünüyorum.”