Takip Et

AV. GÜLÇİN KARABULUT
[email protected]

ÇIĞLIK

20 Ağustos 2022, Cumartesi

     

Yazmak kendi içsel devrimini gerçekleştirmektir. Harflerle kocaman bir çığlık atarak hayata meydan okumaktır.

Bir hastane odasında 100 yaşlı bedenle kaldığım geçmiş sürecimde, en azı 70 yaşında olan bu insanların yüzündeki her çizgiden yaşam serüvenleri hakkında kendimce çıkarımlarda bulunurdum. Aslında tüm o güne kadar yaşadıklarının manasız kaldığını yaptığım sohbetlerden anlıyordum. Onlar için hayat o hastane odasında anlamını yitiriyordu. Onca yıl yapılan her eylem, her söz, her sevinç, her öfke, her iyilik, her kötülük kendini tüketmiş ve o hasta yatağında yaşlı bedeninde sadece hayat mücadelesine dönüşerek, anda yükselen bir isyan çığlığına dönüşmüştü.

Hepimizin kendine has bir çığlık atma yöntemi var. Ben yazarak bunu yapıyorum, marangoz ağacı yontarak, bilim insanı laboratuvarda yeni buluşlara imza atarak, müzisyen notalara can vererek, ressam resim yaparak, terzi rengarenk kumaşları kesip, biçip dikerek, adaletsizliğe uğradığını düşünenler meydanlara çıkıp slogan atarak, siyasetçi savurduğu yalanların ardından ölümü beklediği yaşlı kalbinde vicdanının ızdırabıyla can vererek vs...

Çığlık, en çok bir resim ile özdeşleşmiş durumda. BudaNorveçli dışavurumcu ressam Edvard Munch tarafından 1893 tarihinde yapılan ÇIĞLIK isimli tablo. Tahmin ediyorum ki pek çok kişi bu resim ile farklı alanlarda, farklı anlatımlarla karşılaşmıştır. Şu da benim nazarımda tartışmasız bir gerçektir ki; hayatın zorluklarına, acılarına, haksızlıklarına, engellerine, şaşırtan her olmaz denilen, isyan ettiren olayına karşı insanın verdiği tepkiyi, ruh halini yansıtan muhteşem bir eserdir Çığlık.

Ressamın, kendisinden daha ünlü olan, sanat tarihinde de Mona Lisa’dan sonra ikinci sırada yer aldığı söylenen bu önemli tabloya ilişkin günlüğünde yer aldığı bilinen paylaşımını okuduğumda çok etkilendiğimi itiraf etmeliyim. Bu paylaşım şöyle: “İki arkadaşımla yolda yürüyordum; güneş battı, bir melankoli dalgasına kapıldım. Birden gökyüzü kıpkızıl bir renk aldı. Durup parmaklıklara yaslandım. Alev alev gökyüzü, mavi fiyordun ve şehrin üstünde kan ve kılıç gibi sarkıyordu. Arkadaşlarım yola devam etti; ben ise büyük bir endişeyle öylece duruyor ve doğada sonsuz bir çığlığı hissediyordum sanki.”

En büyük istilacı olan insan kendi cinsine ve doğaya hunharca davranıp ızdıraplı çığlıklara sebep olmuş, oluyor ve olacak... Benim asıl merak ettiğim Tanrının çığlığı ne ola ki? Her şeyi yoktan vareden, iyi/kötü diye tabir edilen her şeyde yaratıcılık vasfıyla kendinden bir parça bulunan Tanrı’nın çığlığı insan olmasın sakın. Bence mümkün. Müthiş bir deha ile her bir hücresinde tüm yaşam kodunu ihtiva eden , düşünen, hisseden, yaratım gücü olan böylesine şahane bir tasarım bence Tanrı’nın çığlığı olmalı. Neden mii? Çünkü meleklere dahi secde ettirilen insan, bence varlık amacını aşarak yasak elmayı ısırıp cennetten kovulup ölümlü bir yaşamla dünya denen gezegene sürülüyor, aslına ermek için. Dolayısıyla Tanrı tüm güzellikleriyle nurundan varettiği ölümsüz insanı, cennetten dünyaya üstelik ölümlü olarak göndererek yaşadığı hayal kırıklığı sebebiyle ızdıraplı bir çığlık atmıştır bence. Tabiki bu yazdıklarım mizansenden ibaret. Lakin, hangimiz günümüz dünyasında yaşayan insanlara (kendimiz de dahil) ve bu insanların yaşattıklarına bakıp ızdıraplı çığlıklar atmıyoruz ki....

“Boğuşan devler var uzak bir yerde,

Kanlı hiddetidir bu ses onların.

Yarın bir gül açar bu bahçelerde,

Belki son çığlığı boğulanların.

Ahmet Hamdi Tanpınar” 



Yazarın Tüm Yazıları

KEŞKE HEP KEŞKE DESEK

10 Eylül 2022, Cumartesi

ÇIĞLIK

20 Ağustos 2022, Cumartesi

DENİZ OLUNMALI

23 Temmuz 2022, Cumartesi

KELEBEK KANATLI THEMIS

13 Temmuz 2022, Çarşamba

YANGIN YERİ

2 Temmuz 2022, Cumartesi

ADEM’İN YARATILIŞI

25 Haziran 2022, Cumartesi

VAR OLMAK ÜZERİNE

18 Haziran 2022, Cumartesi

YENİ AMAZONLAR HAREKETİ

21 Mayıs 2022, Cumartesi

BİLİNÇLİ AYRINTILAR BİRLİĞİ

14 Mayıs 2022, Cumartesi

HIDIRELLEZ

7 Mayıs 2022, Cumartesi

EZELDEN EBEDE ZEYTİN....

30 Nisan 2022, Cumartesi

SADE BİR UMUT “GÜNEŞ ÜLKESİ”

16 Nisan 2022, Cumartesi

KAİNATIN RUHU “ADALET “

9 Nisan 2022, Cumartesi

ERİL ZİHNİYET

2 Nisan 2022, Cumartesi

İÇİMİZDEKİ BAHAR

26 Mart 2022, Cumartesi

ARDIÇ DÖNGÜSÜ

19 Mart 2022, Cumartesi

KADIN

12 Mart 2022, Cumartesi

FELSEFE TAŞI

26 Şubat 2022, Cumartesi

BİR BEYİN PROBLEMİ

19 Şubat 2022, Cumartesi

GERÇEKLİKTEN ÖLMEMEK İÇİN SANAT

12 Şubat 2022, Cumartesi

EĞLENCELİ MISRA

5 Şubat 2022, Cumartesi

AY

29 Ocak 2022, Cumartesi

PANOPTİKON

22 Ocak 2022, Cumartesi

ACIYI BAL EYLEDİK

15 Ocak 2022, Cumartesi

SİSTEMLİ TEKRARLAR

8 Ocak 2022, Cumartesi

KUTLAMA

1 Ocak 2022, Cumartesi

DOLAR, SADECE PARA MI?

25 Aralık 2021, Cumartesi

GERÇEKLİK BİR YANILSAMA MI?

18 Aralık 2021, Cumartesi

MUTLULUĞUN RESMİ

11 Aralık 2021, Cumartesi

Engel tanımayan düşlerine yaraşanlar

4 Aralık 2021, Cumartesi

DİKKAT VERBİSE KAYIT SÜRESİ DOLUYOR!

27 Kasım 2021, Cumartesi

EMEKLİLİKTE YAŞA TAKILANLAR

20 Kasım 2021, Cumartesi

BİLİMİN IŞIĞINDA EKONOMİ

13 Kasım 2021, Cumartesi

BİLİNMEZLİK

6 Kasım 2021, Cumartesi

SİYASET

30 Ekim 2021, Cumartesi

KOKU

23 Ekim 2021, Cumartesi

YAŞANMIŞLIKLAR

16 Ekim 2021, Cumartesi

KENDİNİ BİLMEK

9 Ekim 2021, Cumartesi

EFSANE VALİ

2 Ekim 2021, Cumartesi

ANLAMAK

25 Eylül 2021, Cumartesi

EYLÜL’ÜN YAPRAKLARI

18 Eylül 2021, Cumartesi

AYDINLIK ŞEHİR AYDIN

11 Eylül 2021, Cumartesi

TRANSHÜMANİZM

4 Eylül 2021, Cumartesi

SOKRATES’İN SAVUNMASI

28 Ağustos 2021, Cumartesi

OYUMBEN

21 Ağustos 2021, Cumartesi

TURNA

14 Ağustos 2021, Cumartesi

ZÜMRÜDÜANKA

7 Ağustos 2021, Cumartesi