AV. GÜLÇİN KARABULUT
gkarabulutop@gmail.com

BİLİMİN IŞIĞINDA EKONOMİ

13 Kasım 2021, Cumartesi

     

Hayatımın önemli bir donemi Manisa'nin Salihli ilçesinde geçti. En büyük acıma şahitlik eden, yüreğimin bir yarısının yaşadığı bu sebeple her daim ziyaret ettiğim dünyalar güzeli bir ilçedir Salihli.

O kadar güzel bir kenttir ki M.Ö. 680 yılında Lidyalılar bu kentte şehir kurmuş başkentleri de Salihli ilçe sınırlarında bulunan Sart kasabası olmuştur, o zamanki ismi ile Sardes'tir.

Tahmin ediyorum ki aklınıza, ortaokul tarih bilgilerinizden Lidya-Sart-Para üçlemesi gelmiştir. Evet, tarihteki ilk madeni parayı basan Batı Anadolu’da hüküm sürmüş olan Lidya Devletidir.

Düşünün, M.Ö. 6. Yy’dan bize miras kalan, tüm insanlığın bağımlılığı, yaşamın en kilit metası para o günden beri hayatımızda.

Paranın anlamı; “devletçe bastırılan ve ülke içinde ödeme aracı olarak kullanılan, üzerinde saymaca değeri yazılı, kâğıt ya da metal nesne.” şeklindedir. Emin olun bu anlam okadar yüzeysel ki, para=herşey olan günleri yaşıyoruz. Dünyanın en değerli parası Kuveyt Dinarı, onu Bahreyn Dinarı ve Umman Riyali takip ediyor. Sanıldığı gibi İngiliz Sterlini ile Amerikan Doları değer bakımından başı çekmiyor. Fosil yakıt, dünyanın kanı Petrolün zengin yaptığı Arap ülkeleri başı çekse de sanayi, teknoloji, tarımda dışa bağımlı, krallık ile yönetilen absürt devletler. Ama parasal güç ellerinde olduğu için özellikle ülkemizde ciddi anlamda yatırım yapıp, ciddi ortaklıklara sahip durumdalar. Dünyaya hakim para birimi ise Amerikan Doları. Neredeyse dünya piyasasındaki tüm ticaret dolar üzerinden yürütülmekte. Üstelik bu doların hepsi kağıt para olarak da tedavülde değil, değerli kağıt olarak ülke kasalarında saklanmakta. Amerikan Dolarının üzerinde "Tanrıya Güveniyoruz" (In God We Trust) ibaresi bulunmakta. Bu da ona yüklenen değerin ilahi güç ile özdeşleştirildiğini gösteriyor. Gerçi şimdilerde kripto paralar ciddi talep görmekte. Gelecek, kripto paraların hükümdarlığında olacak gibi görünüyor.

Ekonomist değilim ama memleket ekonomisini anlamak için derin bir ekonomi bilgisine sahip olmakta gerekmiyor zannımca. Bir Amerikan Dolarının 10,00-Türk Lirası olduğu, A’dan Z’ye herşeyin dolar ile ifade bulduğu güzel ülkemizde ekonominin aşağı doğru bir ivmeyle şahlandığına da hepimiz şahitlik ediyoruz. Prof. ÖZGÜR DEMİRTAŞ, EMİN ÇAPA benim takip ettiğim, keşke haksız çıksalar dediğim ekonomistler ama hep haklı çıkıyorlar ve ne yazık ki kimsenin onları dinlediği yok. Keşke düşünen üreten, analiz eden beyinlere hak ettikleri görevler verilse, keşke siyasal ayrıştırma güdülmeden ülke menfaati dikkate alınsa. İş ehline verilse ve işin ehli görevini ifa ederken sınıf başkanını değiştir gibi keyfi görevden almalar olmasa.

Üzgünüm, çünkü ülkemi seviyorum, göz göre göre Türk Lirasının değer kaybetmesi şahsımda derin bir hüzne sebep oluyor. Bu cennet vatanın bunca yeraltı, yer üstü kaynağı ile göklere çıkması gerekirken gittikçe fakirleşmesi akıl almaz bir durum.

Akıl ve bilim pek çok sorunu çözecek kudrette. Milli menfaatlerin gözetilerek Atatürk’ün inşa ettiği Türkiye Cumhuriyeti’nin dünyada hak ettiği yerde olmasının, güçlü, gelişmiş, müreffeh bir seviyeye ulaşmasının artık zamanı gelmedi mi?

“Bir başka çağdan kalma adetlerinizde, alışkanlıklarınızda direnirseniz, cüzzamlılar, paryalar gibi tek başınıza kala kalırsınız. Benliğinize bağlı kalın ama, gelişmiş uluslar için gerekli olan şeyleri Batı’dan almasını bilin. Yoksa, bilim ve yeni düşünceler sizi bir lokmada yiyip bitirebilirler.” MUSTAFA KEMAL ATATÜRK