AV. GÜLÇİN KARABULUT
gkarabulutop@gmail.com

KUTLAMA

1 Ocak 2022, Cumartesi

     

“Noel ve yılbaşı üzerimize doğru geliyor yine. O mide bulandırıcı ikili. Televizyon mağaralarından çıkan bütün o kalabalık. Aile toplantıları. Hiçlik, sahte sarhoşlar, sahte gülümsemeler, sahte insanlar. Bir şekilde atlatırız umarım, bir kez daha.” Charles Bukowski

2022’ye sayılı günler kala yukarıdaki bence gayet manidar sözle yazıma başlamak istedim. Ne dün, ne gelecek, aslolan şu andır diye kafa ütüleyen kişisel gelişim, spritüel bakış açısına da hiç kendimi kaptırmadan içimden geldiğince yeni yıla birkaç kelam edeceğim.

Yeni yıla girince, “Ne değişiyor?” diye pek çoğumuz soruyoruz kendimize. Değişen bir şey yok ki. Şimdi diyeceksiniz ki “herşey değişir”. Elbette bu net ama benim kastım zaten akışta olan bir sürecin olduğu, rakamsal farkın bir değişime sebebiyet vermediği. Zaman yine akıp gidiyor, her şey yine döngüsünde devam ediyor. Yıl kavramına baktığımızda; geçmiş uygarlıklardan bugüne değin zamanın belli periyotlara bölündüğünü, farklı takvimler kullanıldığını görüyoruz. Ay ve güneşe göre oluşturulan yıl denilen bu sürecin, doğayla uyumlandırılarak başlangıç ve bitişler şeklinde çeşitli ritüellerle kutlanması epey eskiye dayanmakta.

İnsan umut etmekle, ölümle sonlandığını bildiği hayata tutunan bir varlık. Umut, o klasik söylemiyle Pandora’nın kutusundaki son kötülük. Böyle nitelendirilmesinin sebebi acıyı arttırması ama umut sayesinde zorluklarla mücadele gücüne sahip olduğumuz da bir gerçek. Ayrıca yeni yıl kutlamalarındaki, cam ağacı süsleme, hediyeler, iyi dilekler, sevgi, neşe sunumu da yeni başlangıca beslenen umut. Bu sayede yeniliği kutluyor, kutsuyoruz.

Charles Bukowski, yukarıda alıntıladığım sözü ile aslında pesimist bir yaklaşım sergilemiyor. Bu söz, Charles Bukowski'nin de sahtekarlığın bitmesi yönünde umudunun olduğunu gösteren bir yeni yıl kutlama dileği. Görüldüğü üzere, herkesin yeni başlangıçlara yüklediği anlam, beslediği umut bambaşka.

Zamansal döngülere anlam yüklemek benim için çok önem arzetmiyor. İnsanın zamansal kesitlere hapsolmayan zihinsel bir varlık olduğunu düşünüyorum. İç sesimizi işitebiliyoruz, rüyalarda seyahat ediyoruz, zihnimize istediğimiz anıyı çağırıyor o anı aynı tatta yaşayabiliyoruz, tüm duygular zihinde yaşanıyor. Zihnin sonsuzluğunu, gücünü kesfettiğimizde zamansal döngüleri değil zihinsel aydınlanmamızı kutlayacağız.

Zihnimizin iyilikle beslendiği, sevgiyle ışıldadığı bir yıl olması umuduyla…