Aydın KIROBALI

MAKAMLAR MİHENK TAŞIDIR...

25 Temmuz 2019, Perşembe

     

Sanırım pek çoğunuz "mihenk taşı" sözünü duymuşsunuzdur. Genellikle, gerçek anlamından farklı olarak kullanılan bu kalıplaşmış söz, "birinin değerini ve ahlakını anlamaya yarayan ölçüt" manasına gelir.

Gerçekte ise, altın, gümüş ve benzeri madenlerin ayarını (ve dolayısıyla kalitesini) anlamak için sürtüldükleri, kara renkli bir tür denek taşıdır. Söz konusu madenlerin taş üzerinde bıraktığı çizgilerden, bu madenlerin saflık dereceleri kolaylıkla anlaşılabilir.

Bu kara taşın belirtilen özelliğinden yola çıkarak, bir insanın değerini ve kalitesini ortaya çıkaran olaylar ve durumlar için de "mihenk taşı" tabiri kullanılır.

Atalarımız, "Altın mihenk taşında belli olur" demişlerdir.

Gerçek hayatta, insanların ahlakını, kapasitesini ve kalitesini ortaya çıkaran pek çok mihenk taşı mevcuttur. Bunlar bazen bir olay, bazen bir durum veya bazen de başka bir şey olabilir. En önemli mihenk taşlarından biri ise "makamlar"dır.

Makam ve şöhret sevgisi, insanı aciz bırakan ve onu kolaylıkla teslim alan önemli bir mihenk taşıdır.

Makam sevgisi, insan fıtratında az ya da çok mutlak surette bulunan ve Allah tarafından bizlere verilen bir duygudur. Bu duygunun yanlış ve doğru olmak üzere iki yönü bulunmaktadır. Nefsin istek ve arzularını tatmin gayesiyle bir makama talip olmak, makam sevgisini olumsuz yönde kullanmak demektir. Bu duygunun doğru yönde kullanılması ise, makam sevgisini ön plana çıkarmadan, Allah'ın rızasını kazanmak için toplumun menfaatine yönelik hareket etmektir.

Belirtmek gerekir ki, hiçbir dünyevi makam, büyük adam olmak için tek başına yeterli şartı sağlamaz.

"Orduları yenmiş ve ülkeler fethetmiş olmak, bir sürü şey yıkıp yapmış olmak, adına anma programları düzenlenip çok alkışlanmış olmak" bile büyük adam olmak için yeterli değil iken, sıradan bir makam ve rütbe sahibi için büyük adamlıktan söz etmek, abesle iştigalden başka birşey değildir.

Bu nedenle, pek çok kimse tarafından büyük tanınan, büyük sanılan veya büyük gösterilen adamlar, aslında gerçek manada büyük adamlar değillerdir.

Peki, kimdir büyük adam?

Dünyaya, menfaate, şöhrete, mala, paraya, makama ve nefsine esir olmayan, enaniyetten ve kibirden arınmış adamlara büyük adam derler.

Kötülüğü emreden ve nefislerinin esiri olmuş adamlar, makam sahibi olabilirler ama, asla büyük adam olamazlar.

Para ve makam güç vermesine verir de, bu güç, zayıf karakterli insanları kendine esir eder.

Ne hikmetse, kendilerine üç tane koyun bile teslim edilemeyecek bazı kimseler, birilerinin inayetiyle bir yerlere gelince, "Ben neymişim" havasına kapılıyor, "Ben yoksam gerisi tufan" düşüncesinin esiri oluveriyorlar.

Oysa ki, hiç bir makam kadıya mülk değildir.

Öte yandan, yeni bir makama atananların, kişisel hırs ve intikam duygularını bir kenara bırakmaları gerekir. Çünkü hiçbir makam, ihtirasların tatmin edileceği ve intikamların alınacağı yer değildir. Kibirli ve enaniyetli insanların işgal ettiği makamlar, zulüm ateşinin yandığı yerlerdir. Bu da kul hakkına tecavüzden başka bir manaya gelmez.

Bilirsiniz, belli makamlara atanan ya da seçilen her kamu görevlisi için, göreve başladıklarında kanunen mal beyanında bulunma zorunluluğu bulunmaktadır. Söz konusu beyan, belli periyotlarla da tekrarlanır. Bu suretle, kişinin mali durumunda ortaya çıkan önemli değişimler tespit edilmiş olur.

Tıpkı bu mal beyanında olduğu gibi, belli makamlara atanan kişilerin, zaman zaman kendi dostlarına ilişkin bir muhasebe yapmasında büyük faydalar bulunmaktadır. Makam sahipleri, "Acaba dostlarımda bir değişiklik oldu mu, olduysa ne manada oldu" diye bir özdeğerlendirme yapmış olsalar, acaba bunlardan kaç tanesi sınıfı geçebilecektir?

Pek tabidir ki, bir makama atanan şahsın kazanması gereken şey, dosttan ziyade gönüldür. Fakat, gönülleri kazanamadığı gibi,  yanındaki dostlarını da kaybetmiş olanların vay hallerine...

Şurası muhakkaktır ki, yola başlarken yanında olanları yolda buldukları ile değiştirenler, yolun sonunda dostsuz kalmaya mahkumdurlar. Ne yazık ki, makamın verdiği güç ve kibirden kaynaklanan bu hastalığa tutulmayanların sayısı pek azdır.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) mübarek sözlerinin birinde şöyle buyurmaktadır:

“Size en zelil kimseyi söyleyeyim mi?

Kendine dost aramayandır.

Daha da zelilini söyleyeyim mi?

Dostu olduğu halde, onun kıymetini bilmeyip kaybedendir.”

Kudüs fatihi Selahattin-i Eyyubi'ye ait şu söz ise ne kadar manidardır:

"Dostlarıyla uğraşanlar, hasımlarını yenemezler"

Makam ve mevkisini kötü amaçla kullanmaya başlayanlar, "kaybedenler" sınıfına çoktan girmiş olanlardır. Makamın getirdiği gücü kullanarak kalp kıranlar ve ölçüyü kaçıranlar, muhakkak ki ebedi hayatlarını da tehlikeye atmışlardır

Alman filozof ve bilim adamı Friedrich Nietzsche der ki;

"Vicdanlı ve dürüst olmak, hesaplı olmaktan iyidir. Hesap insanı makam sahibi yapar da, vicdan daha önemli bir işe yarar; insanı insan yapar."

Hiçbir kimsenin, işgal ettiği makamı ebediyyen kalıcı görüp, idaresi altındaki kurum, kuruluş, şirket ve hatta ülkeleri, çiftlik gibi kullanma hakkı olamaz ve olmamalıdır.

Kimseyi tepeden bakmayıp, aşağılamayıp ve itibarsızlaştırmayıp, idaresi altındakilerin hayır duasını almak varken, onların beddualarını almanın acizllik, cehalet ve zalimlikten başka ne manası olabilir...

Güç ve kuvvetlerini "adalet ve insaf" ölçüsü içerisinde kullanmayanlara yazıklar olsun!

Son söz;

"Makamlar insanlara değil, insanlar makamlara şeref kazandırır." (La Edri)

Esen Kalın... 



Yazarın Tüm Yazıları
BİZ BÜYÜDÜK VE KİRLENDİ DÜNYA...
KABAĞIN DA BİR SAHİBİ VAR...
RUHUNUZU DA FİTNESE SOKUN...
BÜYÜK RESMİ ISKALAMAYIN...
EGENİN YAZLIK SOKAK KAHVEHANELERİ...
ÇÖP KAMYONU İNSANLAR...
KENDİSİ HİMMETE MUHTAÇ DEDE...
AYASOFYA; BİR CAMİDEN FAZLASI...
PABUCU DAMA ATILASICALAR...
KADER MAHKUMLARI...
DİKKAT! FİLM İÇİNDE FİLM VAR...
UNVANIN SANA KALSIN, BANA İNSANLIĞIN LAZIM...
BİR MEYVEDEN ÖTESİ...
KIRIK CANLAR TEORİSİ...
MABEDİME NAMAHREM ELİ DEĞDİ...
EDEPSİZ YAPILAN İYİLİK, KÖTÜLÜKTÜR...
BİR KEREDEN ÇOK ŞEY OLUR...
BAZI ŞEYLERİN FİYATI OLMAZ...
OLANA DA OLMAYANA DA ŞÜKÜR...
KOBRA ETKİSİ...
VURUN ABALIYA...
KORONADAN KORUNALIM...
İNADINA GÜLÜMSE...
HEPİMİZ KORONAYAK OLDUK..
BU DA GEÇER YA HUU!...
VATAN BU KADAR UCUZ MU?
SURİYE'DE NE İŞİMİZ Mİ VAR?
VAKIF MALI ALLAH'IN MALIDIR...
İMDAAAT! BATIYORUZ...
HER MÜZİK GIDA DEĞİLDİR...
YOK, DEVE...
AKBABALAR...
SİLAHSIZ TERÖRİSTLER...
HIRSIZLIKTAN DA ÖTE...
ŞEYTANIN OYUNU..
ŞİDDETİN HER TÜRLÜSÜNE HAYIR...
NE GÜNLERE KALDIK EY GAZİ HÜNKAR...
ZAMAN TÜNELİ...
BAZEN DİKİZ AYNASINA BAKMAK GEREKİR..
BİR KÜLTÜR EKONOMİSİ ÖRNEĞİ OLARAK EGE İLLERİ TANITIM GÜNLERİ...
HAD BİLDİRME HADSİZLİĞİ...
ÇAKIRBEYLİ ORGANİK KÖY PAZARI...
HERŞEY ZIDDIYLA KAİMDİR...
BİR BOZKIR KASABASINDAN BAŞKENTE...
ASLA PES ETME...
EVDEKİ ÖTEKİ ODA...
KAHPE İÇERDEN OLUNCA...
MUTLULUĞUN ANAHTARI; KANAAT..
BİLMEK YETMEZ, SÖYLEMEK LAZIM...
BAŞKASI OLMA KENDİN OL...
KİRPİ OKU MESAFESİNDE SEVGİ...
EYLÜL'DE GEL...
ÖN YARGI YA DA YARGISIZ İNFAZ...
Yaz sıcağında kar keyfi...
Duyarsızlık mı, hoşgörü mü...
KURBANLA ALLAH'A YAKLAŞMAK...
PİZZACI MUSTİ...
MAKAMLAR MİHENK TAŞIDIR...
YERYÜZÜNDEKİ MELEKLER...
"KEŞKE"LERE TAKILMADAN "İYİ Kİ"LERLE YAŞAMAK...
Küllerinden doğan ülke; Polonya
SABIR OLGUNLAŞTIRIR, ŞÜKÜR TATLANDIRIR...
KELEBEK ETKİSİ; GÜL Kİ DÜNYA GÜLSÜN...
GENCER; YOK OLMAYA YÜZ TUTMUŞ BİR GELENEK...
HER GECEYİ KADİR BİL...
ORUCA FARKLI BİR BAKIŞ; OTOFAJİ...
HIRSIZ VAR !!!
YENİ BİR KURTLA KUZU HİKAYESİ: VENEZUELA...
ÖNCE KADINLAR VE ÇOCUKLAR...
BAZI ÖLÜMLER İTİBARLIDIR...
DİNİME KÜFREDEN BARİ MÜSLÜMAN OLSA...
SENİN OY KAÇA GİTTİ...
BİR BELEDİYEYE BAŞKAN OLMAK...
GÖNLÜM EGE'DE KALDI...
BİZE ÇOK AYIP ETTİLER(!)
SEÇİM AHLAKI, AHLAKIN SEÇİMİ...
MODERN YÖNETİMİN DEĞİŞEN KODLARI...
İNGİLİZCEYE NEDEN FRANSIZIZ...
EĞİTİME MUHTAÇ EĞİTİMCİLER...
ZEHİRLİ EKMEK...
HER YASAL HAK, HELAL DEĞİLDİR...
KUTSALLARI SÖMÜRMEK...
DEVLET BABADIR...
SEÇMEN NELERDEN ETKİLENİR...
TOPLUMUN SİNİR UÇLARINA DOKUNMAK...
ŞİMDİ YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM ...
HAD BİLMEK VE HAD BİLDİRMEK...
ÖNYARGI VE YARGISIZ İNFAZ...
SAATLER MİDİR ZAMANI BELİRLEYEN, YOKSA BİZ Mİ?
SARMAŞIK OLMA, KAVAK OL...
Merhamet edin ki merhamet bulasınız...
İnsanlara liderlik etmek istiyorsanız onlarla birlikte yürüyün...
ŞEYTAN İŞ BULAMAYINCA KÜLÜ KARIŞTIRIRMIŞ...
AHLAK CAN ÇEKİŞİYOR...
ANDIMIZ ÜZERİNE BİRKAÇ TAHLİL...
FARKEDİLMEK İÇİN DEĞİL, FARK YARATMAK İÇİN ÇALIŞIN...
PATLAMAYA HAZIR BOMBA: BALKANLAR...
GÖNÜL COĞRAFYAMIZIN İNSANLARI...
BOYLARI KÜÇÜK, KALPLERİ BÜYÜK İNSANLAR ÜLKESİ: VİETNAM... (Aydın Kırobalı - Perşembe)
FARKLI İNSANLAR VE FARKLI BİR KÜLTÜR: TAYLAND
ÖNCE ŞÜKÜR BİTTİ...
ÇİNE'NİN YOLLARI TAŞTAN...
BARDAĞI ARADA BİR YERE BIRAKIN...
AYAKLAR GİDER, YÜREK KALIR...
İÇİMİZDEKİ İRLANDALILAR...
HERKES BİRGÜN HESAP VERECEK...
EŞİTLİK Mİ, ADALET Mİ...
YENİ YÖNETİM SİSTEMİMİZİN BİRKAÇ TEMEL UNSURU...
SİYASETTE ÖNCELİK MESELESİ...
BAZEN SUSMAK DA VEBALDİR...
ŞİMDİ HESAP KİTAP ZAMANI...
GERÇEK KANDIRILANLAR...
ÖNCE DUYGULAR BİTTİ, SONRA BAYRAMLAR GİTTİ...
BEN PARTİ TUTMAM, PARTİ BENİ TUTAR...
(Bir Kısım Ülkücüler) DÜŞMANA YAKIN, DOSTA IRAK...
ORUÇ: KARNI AÇ, KALBİ TOK TUTMAK...
SİYASETTE KATAKULLİ..
SPORDAN ÖTE BİR ŞEY; FUTBOL...
BALKANLARDAKİ TÜRK İZLERİ...
ACİLEN ERKEN SEÇİM...
TUTARSIZLIKTA İSTİKRAR...
ARTIK, İPİN UCU BİZDE...
NE SÖMÜRDÜK, NE DE SÖMÜRÜLDÜK...
DÜŞMANIMIN DÜŞMANI DOSTUMDUR...
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ...
SAVAŞIN DA BİR AHLAKI VAR...
GELECEĞİMİZE BETON DÖKTÜK...
HİÇBİRİMİZ MASUM DEĞİLİZ...
SERVET VE ŞÖHRET DÜŞKÜNLÜĞÜ...
HELVA YAPACAK USTA YOK...
FETÖ TEHLİKESİ GEÇTİ Mİ?
ZEYTİN DALI GEVREK OLUR...
Ege'de ve Egeli olmak...
İRAN OLAYLARI ÜZERİNE BİR TAHLİL...
TÜRKİYE NERE, SEVAKİN NERE...
PİDE KUYRUĞUNDA BEKLEYEN HRİSTİYAN...
BİR KRİPTO HİKAYESİ...
REAKSİYON MU, AKSİYON MU? (KUDÜS)
EMPATİ, SEMPATİ VE HOŞGÖRÜ...
Başkalarının gözünden Aydın...
O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler...