Aydın KIROBALI

EĞİTİME MUHTAÇ EĞİTİMCİLER...

21 Şubat 2019, Perşembe

     

Her çocuk farklı kişilik özelliklerine sahiptir. Karakter diye de adlandırılan bu özellikler, büyük ölçüde daha doğmadan, genler yoluyla belirlenir. Doğuştan gelen bu özellikler, çocukluk çağı dediğimiz 6-7 yaşına kadar yüzde seksen oranında gelişir ve biçimlenir. Geri kalan yüzde yirmilik karakter oluşumu ise 7 yaşından sonra, zaman içerisinde gerçekleşir.

Türkiye'deki zorunlu eğitimin 4+4+4 olarak 12 yıl olduğu düşünülürse, okul döneminin insanların karakter oluşumunda önemli bir rolünün olduğu söylenebilir. Çocukların taklit kabiliyetlerinin öne çıktığı bu dönem, bireylerin toplumsallaştığı ve beğenilerinin oluştuğu dönemdir.

Değerli Okurlarım,

Aileden sonraki en önemli eğitim yuvası olan okul, bir çocuk için sosyal çevreye açılan ilk kapıdır. Bu nedenle de, insanın kişiliğinin oluşmasında okulların çok önemli rolleri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz

Okul hayatında, işbirliği, kurallara uyma, paylaşma, üretme gibi davranış kalıplarını öğrenen çocuk, birey olma yolunda önemli mesafeler kateder.

Denilebilir ki, eğitimin en önemli amacı, bireyi yetişkin rollerine hazırlamak ve kendisini yönetebilme becerilerini geliştirmesine yardımcı olmaktır.

Şimdi gelelim can alıcı soruyu sormaya;

İnsanın yetişmesinde oldukça önemli rolleri bulunan ve insan ömründeki en az 12 yılı işgal eden okullar, acaba gerçek fonksiyonlarını icra edebiliyorlar mı?

Bu sorunun cevabı keşke "evet" olabilseydi. İşte o zaman, "kendini ifade edemeyen, sorgulamayan, araştırmayan, başkalarının hakkına saygı göstermeyen, kendi çıkarını toplumsal çıkardan daha fazla önemseyen bireylere sahip bir toplum" olmazdık.

Bugün, hepimiz gençlerin olumsuz davranışlarını gördükçe üzülüyor ve "bu gençler nasıl bu hale geldiler" diye kendi kendimize kızıyoruz. Ben, kendimize kızmanın yanında, eğitim sistemimizin de sorgulanması gerektiğine inananlardanım.

Okullarımızın eğitim kurumları olmaktan çıkıp, sadece öğretim kurumları haline gelmelerinin üzerinden epeyce zaman geçti. Hayata ve topluma insan yetiştiren kurumların başında okullarımız gelmiyor artık. Okullar, topluma bilinçli, düşünen ve sağduyulu bireyler kazandırmaktan ziyade, sınavlar için bilgili insan yetiştirmenin gayreti içerisindeler.

Eğitim sistemimizin içler acısı halinin birçok sorumlusu var tabi. Bunların başında "eğitim neferleri" diye bilinen öğretmenlerimiz gelmektedir. Sistemin getirdiği zorluklar ve yanlışlardan mı kaynaklanıyor ya da öyle ya da böyle, öğretmenlik mesleğini kabul etmiş ve yapmakta oldukları kutsal görev sebebiyle evlerine ekmek götüren pek çok öğretmenin, omuzlarındaki sorumluluğun bilincinde olmadıklarına şahit oluyoruz.

Maalesef öğretmenlerimizin eğitici vasıfları ortadan kalkmış ve sadece öğreten insanlar haline gelmişlerdir. Öğretmek kolaydır, eğitmek zordur. Çünkü, eğitmek için öncelikle öğretmenlerin uygun davranış kalıplarına sahip olmaları ve yetiştirdikleri çocuklara örnek teşkil etmeleri gerekmektedir. Bu da ancak iyi yetişmiş ve idealist öğretmenler sayesinde mümkündür.

Böyle olunca da insanın aklına, şu veciz söz geliyor geliveriyor hemen;

"Kendisi himmete muhtaç dede, gayrıya nasıl himmet ede?"

Yeri gelmişken, isterseniz eğitim ve öğretim kavramları üzerinde de biraz duralım;

Ünlü eğitim psikologlarından Tyler’a göre eğitim, kişinin davranış biçimlerini değiştirme sürecidir.

Öğretim kavramı ise, belli bir sistem dâhilinde bilgilerin bireylere aktarılması olarak tanımlanır.

Bu iki kavramı karşılaştırdığımızda, eğitim iyi insan olma, ahlaki değerleri benimseme gibi hedefleri barındırırken, öğretimin ise bireye daha çok bilgi aktarımını sağlayan süreç olduğunu ifade edebiliriz. Yani, eğitim kavramı öğretim kavramından çok daha geniş ve kapsamlı bir kavramdır.

Eğitim ve öğretim açısından ülkemizdeki okulların durumuna göz attığımızda ise, okullarımızda eğitimden ziyade öğretimin ön planda tutulduğu açıkça görebilmekteyiz. Okullar, öğrencilere bilgi yükleyen makineler, öğrenciler de kendilerine pompalanan bilgilerle donatılan robotlar haline gelmişlerdir. Bu acı durumun tek suçlusu, malesef sadece eğitim sistemi ve öğretmenler olmayıp, aileler de bu suça ortak olmaktadırlar. Çocuklarının iyi bir meslek sahibi olması, statü kazanması ve bol kazanç sağlaması gibi nedenlerden dolayı, eğitim arka plana itilip öğretim kutsanmaktadır. Sonuç olarak, bilgili fakat eğitilmemiş, psikolojik ve sosyolojik sorunlarla boğuşan doyumsuz insanlar topluluğu haline gelmek kaçınılmaz olmaktadır.

Eğitim ve öğretimde başarı elde etmiş ülkelerin sistemleri incelendiğinde, bireylere temelde iyi bir eğitimin verildiğini ve öğretim sürecinin bunun üzerine bina edildiğini görmekteyiz.

Bu ülkelerdeki eğitim sistemlerinin temel amacının, çocuklara sınavlarda başarı kazandırmaktan önce, topluma faydalı iyi insanlar yetiştirmek olduğunu anlarız. Eğitime verilen değerin, beraberinde öğretim başarısını da getirdiğini de şahit oluruz.

Finlandiya, Almanya ve Japonya bu konuda başarılı olmuş ülkelere örnek olarak verilebilir.

Amerika’daki Armadillo Teknik Enstitüsü’nün yönetici müdürü olan De Costa, "okullarında hiçbir hademenin bulunmadığını, bunun yerine öğrencilerin kendilerine tahsis edilen alanları ve hatta tuvaletleri bile temizlediklerini, bunu yaparken de dönüşümlü olarak öğrencilerin temizlik alanlarını değiştirerek adaleti sağladıklarını" belirtmektedir.

De Costa’ya göre, içinde oldukları ortamı koruma konusunda sorumluluk sahibi kendileri olduğunda, öğrencileri çevrelerine saygı gösterme konusunda teşvik etmek daha kolay olmaktadır.

De Costa, “Biz öğrencilerin gerçekten sahiplendiği ve kendilerine ait olduğunu bildikleri bir okul istedik” demektedir.

Darısı bizim ülkemizdeki okulların ve öğretmenlerin başına olsun...

Son söz;

Kuru bir öğretim, karşımıza insanlıktan uzak ve acımasız bireyler çıkarabilir. Oysa, iyi bir eğitim üzerine inşa edilmiş öğretim, başarılı ve iyi bireyler yetiştirmenin temel koşuludur.

Esen Kalın Sevgili Okurlarım... 



Yazarın Tüm Yazıları
MABEDİME NAMAHREM ELİ DEĞDİ...
EDEPSİZ YAPILAN İYİLİK, KÖTÜLÜKTÜR...
BİR KEREDEN ÇOK ŞEY OLUR...
BAZI ŞEYLERİN FİYATI OLMAZ...
OLANA DA OLMAYANA DA ŞÜKÜR...
KOBRA ETKİSİ...
VURUN ABALIYA...
KORONADAN KORUNALIM...
İNADINA GÜLÜMSE...
HEPİMİZ KORONAYAK OLDUK..
BU DA GEÇER YA HUU!...
VATAN BU KADAR UCUZ MU?
SURİYE'DE NE İŞİMİZ Mİ VAR?
VAKIF MALI ALLAH'IN MALIDIR...
İMDAAAT! BATIYORUZ...
HER MÜZİK GIDA DEĞİLDİR...
YOK, DEVE...
AKBABALAR...
SİLAHSIZ TERÖRİSTLER...
HIRSIZLIKTAN DA ÖTE...
ŞEYTANIN OYUNU..
ŞİDDETİN HER TÜRLÜSÜNE HAYIR...
NE GÜNLERE KALDIK EY GAZİ HÜNKAR...
ZAMAN TÜNELİ...
BAZEN DİKİZ AYNASINA BAKMAK GEREKİR..
BİR KÜLTÜR EKONOMİSİ ÖRNEĞİ OLARAK EGE İLLERİ TANITIM GÜNLERİ...
HAD BİLDİRME HADSİZLİĞİ...
ÇAKIRBEYLİ ORGANİK KÖY PAZARI...
HERŞEY ZIDDIYLA KAİMDİR...
BİR BOZKIR KASABASINDAN BAŞKENTE...
ASLA PES ETME...
EVDEKİ ÖTEKİ ODA...
KAHPE İÇERDEN OLUNCA...
MUTLULUĞUN ANAHTARI; KANAAT..
BİLMEK YETMEZ, SÖYLEMEK LAZIM...
BAŞKASI OLMA KENDİN OL...
KİRPİ OKU MESAFESİNDE SEVGİ...
EYLÜL'DE GEL...
ÖN YARGI YA DA YARGISIZ İNFAZ...
Yaz sıcağında kar keyfi...
Duyarsızlık mı, hoşgörü mü...
KURBANLA ALLAH'A YAKLAŞMAK...
PİZZACI MUSTİ...
MAKAMLAR MİHENK TAŞIDIR...
YERYÜZÜNDEKİ MELEKLER...
"KEŞKE"LERE TAKILMADAN "İYİ Kİ"LERLE YAŞAMAK...
Küllerinden doğan ülke; Polonya
SABIR OLGUNLAŞTIRIR, ŞÜKÜR TATLANDIRIR...
KELEBEK ETKİSİ; GÜL Kİ DÜNYA GÜLSÜN...
GENCER; YOK OLMAYA YÜZ TUTMUŞ BİR GELENEK...
HER GECEYİ KADİR BİL...
ORUCA FARKLI BİR BAKIŞ; OTOFAJİ...
HIRSIZ VAR !!!
YENİ BİR KURTLA KUZU HİKAYESİ: VENEZUELA...
ÖNCE KADINLAR VE ÇOCUKLAR...
BAZI ÖLÜMLER İTİBARLIDIR...
DİNİME KÜFREDEN BARİ MÜSLÜMAN OLSA...
SENİN OY KAÇA GİTTİ...
BİR BELEDİYEYE BAŞKAN OLMAK...
GÖNLÜM EGE'DE KALDI...
BİZE ÇOK AYIP ETTİLER(!)
SEÇİM AHLAKI, AHLAKIN SEÇİMİ...
MODERN YÖNETİMİN DEĞİŞEN KODLARI...
İNGİLİZCEYE NEDEN FRANSIZIZ...
EĞİTİME MUHTAÇ EĞİTİMCİLER...
ZEHİRLİ EKMEK...
HER YASAL HAK, HELAL DEĞİLDİR...
KUTSALLARI SÖMÜRMEK...
DEVLET BABADIR...
SEÇMEN NELERDEN ETKİLENİR...
TOPLUMUN SİNİR UÇLARINA DOKUNMAK...
ŞİMDİ YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM ...
HAD BİLMEK VE HAD BİLDİRMEK...
ÖNYARGI VE YARGISIZ İNFAZ...
SAATLER MİDİR ZAMANI BELİRLEYEN, YOKSA BİZ Mİ?
SARMAŞIK OLMA, KAVAK OL...
Merhamet edin ki merhamet bulasınız...
İnsanlara liderlik etmek istiyorsanız onlarla birlikte yürüyün...
ŞEYTAN İŞ BULAMAYINCA KÜLÜ KARIŞTIRIRMIŞ...
AHLAK CAN ÇEKİŞİYOR...
ANDIMIZ ÜZERİNE BİRKAÇ TAHLİL...
FARKEDİLMEK İÇİN DEĞİL, FARK YARATMAK İÇİN ÇALIŞIN...
PATLAMAYA HAZIR BOMBA: BALKANLAR...
GÖNÜL COĞRAFYAMIZIN İNSANLARI...
BOYLARI KÜÇÜK, KALPLERİ BÜYÜK İNSANLAR ÜLKESİ: VİETNAM... (Aydın Kırobalı - Perşembe)
FARKLI İNSANLAR VE FARKLI BİR KÜLTÜR: TAYLAND
ÖNCE ŞÜKÜR BİTTİ...
ÇİNE'NİN YOLLARI TAŞTAN...
BARDAĞI ARADA BİR YERE BIRAKIN...
AYAKLAR GİDER, YÜREK KALIR...
İÇİMİZDEKİ İRLANDALILAR...
HERKES BİRGÜN HESAP VERECEK...
EŞİTLİK Mİ, ADALET Mİ...
YENİ YÖNETİM SİSTEMİMİZİN BİRKAÇ TEMEL UNSURU...
SİYASETTE ÖNCELİK MESELESİ...
BAZEN SUSMAK DA VEBALDİR...
ŞİMDİ HESAP KİTAP ZAMANI...
GERÇEK KANDIRILANLAR...
ÖNCE DUYGULAR BİTTİ, SONRA BAYRAMLAR GİTTİ...
BEN PARTİ TUTMAM, PARTİ BENİ TUTAR...
(Bir Kısım Ülkücüler) DÜŞMANA YAKIN, DOSTA IRAK...
ORUÇ: KARNI AÇ, KALBİ TOK TUTMAK...
SİYASETTE KATAKULLİ..
SPORDAN ÖTE BİR ŞEY; FUTBOL...
BALKANLARDAKİ TÜRK İZLERİ...
ACİLEN ERKEN SEÇİM...
TUTARSIZLIKTA İSTİKRAR...
ARTIK, İPİN UCU BİZDE...
NE SÖMÜRDÜK, NE DE SÖMÜRÜLDÜK...
DÜŞMANIMIN DÜŞMANI DOSTUMDUR...
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ...
SAVAŞIN DA BİR AHLAKI VAR...
GELECEĞİMİZE BETON DÖKTÜK...
HİÇBİRİMİZ MASUM DEĞİLİZ...
SERVET VE ŞÖHRET DÜŞKÜNLÜĞÜ...
HELVA YAPACAK USTA YOK...
FETÖ TEHLİKESİ GEÇTİ Mİ?
ZEYTİN DALI GEVREK OLUR...
Ege'de ve Egeli olmak...
İRAN OLAYLARI ÜZERİNE BİR TAHLİL...
TÜRKİYE NERE, SEVAKİN NERE...
PİDE KUYRUĞUNDA BEKLEYEN HRİSTİYAN...
BİR KRİPTO HİKAYESİ...
REAKSİYON MU, AKSİYON MU? (KUDÜS)
EMPATİ, SEMPATİ VE HOŞGÖRÜ...
Başkalarının gözünden Aydın...
O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler...