Aydın KIROBALI

BİR BOĞAZİÇİ HATIRASI...

14 Ocak 2021, Perşembe

     

İstanbul'a gidip gezme fırsatı bulan pek çok kimsenin yolu mutlaka boğaza düşmüştür. Bu şansı yakalayanlar, ya bir tekne turu yapıp boğazın eşsiz manzarasını denizden temaşa etmiş, ya Emirgan'daki bir çay bahçesinde boğaza nazır çay yudumlamış, ya da iyot kokusunu içine çeke çeke sahilde yürüyüş yapmışlardır. Bu listeyi tamamlamaya kalksam sayfalar dolusu yazmam gerekir...

Söylemek istediğim şey, bir şekilde yolu boğaza düşen çoğu insanın, bu eşsiz mekana ait güzel hatıralarının olduğudur.

Ne yalan söyleyeyim, boğaza dair benim de güzel hatıralarım mevcut. Hemen hemen her mevsimde ve defalarca boğazda tekne turlarına katıldım, boğazın iki tarafından da seyahatler ettim, Arnavutköy'de balık tuttum, Emirgan'da çay içtim ve Beykoz sahilinde yemek yedim.

Yazının başlığına bakınca bu hatıralarımın birinden bahsedeceğimi düşünenler yanıldılar. Çünkü bu hafta sizlerle boğaziçi ile ilgili acı bir hatıramı paylaşmak istiyorum. Daha spesifik olarak söylemek gerekirse, ülkemizin güzide bir eğitim kurumu olan Boğaziçi Üniversitesinde yıllar önce yaşadığım ve şimdilerde hatırlamak bile istemediğim bir hatıramı paylaşacağım...

2010 yılında, birkaç ay sürecek bir görev için İstanbul'a gitmiş ve ailecek Floryadaki Belediye tesislerine yerleşmiştik. O yıl aynen benim gibi görev için İstanbul'a gelen bir arkadaşım da ailesiyle birlikte Boğaziçi Üniversitesi kampüsündeki misafir lojmanlarından birinde kalıyordu. Bir hafta sonu bizi ailecek yemeğe davet ettiklerinde memnuniyetle kabul etmiş ve ziyaret günü tam da saatinde arabamızla üniversitenin kampüs kapısına ulaşmıştık. Kapıdaki görevliye kendimi tanıtıp niçin geldiğimizi söylediğimde ilginç bir cevapla karşılaştım. Görevli, "Sen ve çocuklar girebilirsiniz, fakat yanınızdaki bayan giremez" diyordu. Adamın tavrı karşısında çok şaşırmıştım. Yanımdakinin eşim olduğunu söylediğim halde bir türlü içeri girmemize izin vermiyordu. Bıyıkları neredeyse ağzına girecek kadar uzamış ve sigara içmekten sararmış bu adamın, eşimin içeri girmesine müsade etmemesindeki sebep neydi biliyor musunuz? Çünkü eşim başörtülüydü.

Düşünebiliyor musunuz, hafta sonu olmasına ve lojmanların kampüs içerisinde müstakil bir bölgede bulunmasına rağmen, sırf başı kapalı diye eşimin kampüse girmesine müsade edilmiyordu. Durumdan haberdar olan arkadaşımın gelip bizi kapıdan almasıyla ancak içeri girebildik, fakat bu olay sebebiyle bütün tadımız kaçmış ve akşamımız zehir olmuştu.

Şunu belirtmeliyim ki, bahsettiğim hadise o dönemde aynı sebeple yaşadığımız tek hadise değildi. Sırf eşimin başörtüsü sebebiyle askeri lojmanların kapısında, (o zamanlar Askeriyeye ait olan) GATA'da ve hatta Datça'daki bir alışveriş merkezinde de benzer sorunlar yaşamıştık.

Şüphesiz ki o günlerden bu günlere köprülerin altından çok sular aktı. Birkaç hafta öncesine kadar "Türkiye artık eski Türkiye değil; insanlar daha hoşgörülü ve demokratik, kimse başkasının kıyafeti ile uğraşmıyor" diye düşünüyordum. Ne yazık ki yanılmışım. Önce eski bir milletvekilinin kadınlarımızın başörtüsülerini yıllar sonra tekrar diline dolamasıyla, sonra da Boğaziçi Üniversitesindeki rektör değişimi ile yaşanan hadiselerle bu düşüncem önemli ölçüde yara aldı. İster istemez geleceğe yönelik olumlu manadaki beklentilerim azaldı...

Demek ki bittiğini sandığımız 28 Şubat süreci bitmemiş, sadece biraz üzeri küllenmiş. Hani adamlar "Bu süreç bin yıl devam edecek" diyorlardı ya, galiba doğru söylüyorlarmış.

Çoğumuz, bir nesil ortadan kalkınca bu iş bitecek zannetmiştik. Meğerse o zihniyetin mensupları, ölmeden önce sonrakilere nöbet devri yapıyor, yani kendilerince kutsal saydıkları emaneti arkadan gelenlere bırakıyorlarmış. Emaneti devralanlar ise, ölü numarası yapıp zamanın tekrar kendilerine gelmesini bekliyorlarmış. Bunlardan bazıları, içlerindeki kinin ve hırsın etkisiyle olsa gerek, sabredemeyip arada bir zırvalama ihtiyacı hissediyorlar. Tıpkı "Türbanlı hakimin karşısına çıktığımda adaleti sağlayacağından kuşkuluyum" diyen fikri durmuşlar gibi...

Sahi, sizin bu kadar hazımsızlığınızın sebebi ne?

Size ne başkalarının kıyafetinden ve başörtüsünden. Size benim eşimin kıyafetine karışma hakkını kim veriyor?

Ben sizin eşinizin plajdaki, sokaktaki ya da evindeki kıyafeti ile ilgili olarak yorum yapıyor muyum? Tabi ki, hayır. Çünkü, aldığım terbiye, inancım ve adalet duygum sebebiyle bunu haysiyetsizlik, ahlaksızlık ve adaletsizlik sayarım. Peki siz neden böyle davranıyorsunuz?

Bakın beyler!

Türkiye, sahip olduğu farklı pek çok türden inanç, kültür, soy ve saire ile birlikte Türkiyedir. Bu ülke, hiçbir zihniyetin ve grubun tek başına sonsuz özgürlüğe sahip olduğu bir ülke asla değildir. Bu nedenle lütfen aklınızı başınıza toplayıp biraz daha hoşgörülü olmayı deneyin. Böyle yaptığınızda, göreceksiniz ki hem siz hem de diğerleri daha mutlu olacaklardır...

Son söz;

Hiç kimse herkesten hazzetmek zorunda değil, fakat herkes herkesi hazmetmek zorunda. Yeter ki muhatabınız hain olmasın...

Esen Kalın... 



Yazarın Tüm Yazıları
MÖNTRÖYLE KANAL İSTANBUL'A VURMAK...
YAVRU VATAN KIBRIS...
BİD'ATLA ÂDETİ KARIŞTIRMAK...
ZAVALLI TETİKÇİLER...
CELLADINA AŞIK MİLLET...
NE ZAMAN İYİ BİR TOPLUM OLURUZ...
BAZI ŞEYLERDEN TASARRUF OLMAZ...
CEMRE DÜŞSÜN GÖNLÜMÜZE...
KAVANOZU KİM SALLADI...
BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ GERÇEĞİ...
AYDIN'A KAR YAĞARSA...
CORONADAN DA BETER...
FUTBOLUN ADALETİ "VAR" MI?
BİR BOĞAZİÇİ HATIRASI...
SİYASET VE MEDYA ELİYLE KUTUPLAŞMA...
PANDEMİDE İNSANLIK TESTİ...
YEMİN OLSUN ZEYTİNE...
BOYAYI MI BEĞENMEDİN BOYACIYI MI...
YALVARIRIM BİRAZ NEFES...
SİZ BİZİ ASLA SEVEMEZSİNİZ...
ZAMANLA İMTİHAN...
PARA-TESTAN MÜSLÜMANLIK...
İT KOVAR GİBİ...
AHLAKSIZLIK VE CEHALET ÖLDÜRÜR...
HU DÖNÜŞÜ...
VERDİKÇE VERİYOR RABBİM...
MESELE AĞAÇ DEĞİL, VATAN...
HEM KEL, HEM FODUL BİR MİLLET...
HER SAKALLIYI HOCA SANMA...
DÜŞÜN ARTIK ATATÜRK'ÜN VE DİNDARLARIN YAKASINDAN...
BİZ BÜYÜDÜK VE KİRLENDİ DÜNYA...
KABAĞIN DA BİR SAHİBİ VAR...
RUHUNUZU DA FİTNESE SOKUN...
BÜYÜK RESMİ ISKALAMAYIN...
EGENİN YAZLIK SOKAK KAHVEHANELERİ...
ÇÖP KAMYONU İNSANLAR...
KENDİSİ HİMMETE MUHTAÇ DEDE...
AYASOFYA; BİR CAMİDEN FAZLASI...
PABUCU DAMA ATILASICALAR...
KADER MAHKUMLARI...
DİKKAT! FİLM İÇİNDE FİLM VAR...
UNVANIN SANA KALSIN, BANA İNSANLIĞIN LAZIM...
BİR MEYVEDEN ÖTESİ...
KIRIK CANLAR TEORİSİ...
MABEDİME NAMAHREM ELİ DEĞDİ...
EDEPSİZ YAPILAN İYİLİK, KÖTÜLÜKTÜR...
BİR KEREDEN ÇOK ŞEY OLUR...
BAZI ŞEYLERİN FİYATI OLMAZ...
OLANA DA OLMAYANA DA ŞÜKÜR...
KOBRA ETKİSİ...
VURUN ABALIYA...
KORONADAN KORUNALIM...
İNADINA GÜLÜMSE...
HEPİMİZ KORONAYAK OLDUK..
BU DA GEÇER YA HUU!...
VATAN BU KADAR UCUZ MU?
SURİYE'DE NE İŞİMİZ Mİ VAR?
VAKIF MALI ALLAH'IN MALIDIR...
İMDAAAT! BATIYORUZ...
HER MÜZİK GIDA DEĞİLDİR...
YOK, DEVE...
AKBABALAR...
SİLAHSIZ TERÖRİSTLER...
HIRSIZLIKTAN DA ÖTE...
ŞEYTANIN OYUNU..
ŞİDDETİN HER TÜRLÜSÜNE HAYIR...
NE GÜNLERE KALDIK EY GAZİ HÜNKAR...
ZAMAN TÜNELİ...
BAZEN DİKİZ AYNASINA BAKMAK GEREKİR..
BİR KÜLTÜR EKONOMİSİ ÖRNEĞİ OLARAK EGE İLLERİ TANITIM GÜNLERİ...
HAD BİLDİRME HADSİZLİĞİ...
ÇAKIRBEYLİ ORGANİK KÖY PAZARI...
HERŞEY ZIDDIYLA KAİMDİR...
BİR BOZKIR KASABASINDAN BAŞKENTE...
ASLA PES ETME...
EVDEKİ ÖTEKİ ODA...
KAHPE İÇERDEN OLUNCA...
MUTLULUĞUN ANAHTARI; KANAAT..
BİLMEK YETMEZ, SÖYLEMEK LAZIM...
BAŞKASI OLMA KENDİN OL...
KİRPİ OKU MESAFESİNDE SEVGİ...
EYLÜL'DE GEL...
ÖN YARGI YA DA YARGISIZ İNFAZ...
Yaz sıcağında kar keyfi...
Duyarsızlık mı, hoşgörü mü...
KURBANLA ALLAH'A YAKLAŞMAK...
PİZZACI MUSTİ...
MAKAMLAR MİHENK TAŞIDIR...
YERYÜZÜNDEKİ MELEKLER...
"KEŞKE"LERE TAKILMADAN "İYİ Kİ"LERLE YAŞAMAK...
Küllerinden doğan ülke; Polonya
SABIR OLGUNLAŞTIRIR, ŞÜKÜR TATLANDIRIR...
KELEBEK ETKİSİ; GÜL Kİ DÜNYA GÜLSÜN...
GENCER; YOK OLMAYA YÜZ TUTMUŞ BİR GELENEK...
HER GECEYİ KADİR BİL...
ORUCA FARKLI BİR BAKIŞ; OTOFAJİ...
HIRSIZ VAR !!!
YENİ BİR KURTLA KUZU HİKAYESİ: VENEZUELA...
ÖNCE KADINLAR VE ÇOCUKLAR...
BAZI ÖLÜMLER İTİBARLIDIR...
DİNİME KÜFREDEN BARİ MÜSLÜMAN OLSA...
SENİN OY KAÇA GİTTİ...
BİR BELEDİYEYE BAŞKAN OLMAK...
GÖNLÜM EGE'DE KALDI...
BİZE ÇOK AYIP ETTİLER(!)
SEÇİM AHLAKI, AHLAKIN SEÇİMİ...
MODERN YÖNETİMİN DEĞİŞEN KODLARI...
İNGİLİZCEYE NEDEN FRANSIZIZ...
EĞİTİME MUHTAÇ EĞİTİMCİLER...
ZEHİRLİ EKMEK...
HER YASAL HAK, HELAL DEĞİLDİR...
KUTSALLARI SÖMÜRMEK...
DEVLET BABADIR...
SEÇMEN NELERDEN ETKİLENİR...
TOPLUMUN SİNİR UÇLARINA DOKUNMAK...
ŞİMDİ YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM ...
HAD BİLMEK VE HAD BİLDİRMEK...
ÖNYARGI VE YARGISIZ İNFAZ...
SAATLER MİDİR ZAMANI BELİRLEYEN, YOKSA BİZ Mİ?
SARMAŞIK OLMA, KAVAK OL...
Merhamet edin ki merhamet bulasınız...
İnsanlara liderlik etmek istiyorsanız onlarla birlikte yürüyün...
ŞEYTAN İŞ BULAMAYINCA KÜLÜ KARIŞTIRIRMIŞ...
AHLAK CAN ÇEKİŞİYOR...
ANDIMIZ ÜZERİNE BİRKAÇ TAHLİL...
FARKEDİLMEK İÇİN DEĞİL, FARK YARATMAK İÇİN ÇALIŞIN...
PATLAMAYA HAZIR BOMBA: BALKANLAR...
GÖNÜL COĞRAFYAMIZIN İNSANLARI...
BOYLARI KÜÇÜK, KALPLERİ BÜYÜK İNSANLAR ÜLKESİ: VİETNAM... (Aydın Kırobalı - Perşembe)
FARKLI İNSANLAR VE FARKLI BİR KÜLTÜR: TAYLAND
ÖNCE ŞÜKÜR BİTTİ...
ÇİNE'NİN YOLLARI TAŞTAN...
BARDAĞI ARADA BİR YERE BIRAKIN...
AYAKLAR GİDER, YÜREK KALIR...
İÇİMİZDEKİ İRLANDALILAR...
HERKES BİRGÜN HESAP VERECEK...
EŞİTLİK Mİ, ADALET Mİ...
YENİ YÖNETİM SİSTEMİMİZİN BİRKAÇ TEMEL UNSURU...
SİYASETTE ÖNCELİK MESELESİ...
BAZEN SUSMAK DA VEBALDİR...
ŞİMDİ HESAP KİTAP ZAMANI...
GERÇEK KANDIRILANLAR...
ÖNCE DUYGULAR BİTTİ, SONRA BAYRAMLAR GİTTİ...
BEN PARTİ TUTMAM, PARTİ BENİ TUTAR...
(Bir Kısım Ülkücüler) DÜŞMANA YAKIN, DOSTA IRAK...
ORUÇ: KARNI AÇ, KALBİ TOK TUTMAK...
SİYASETTE KATAKULLİ..
SPORDAN ÖTE BİR ŞEY; FUTBOL...
BALKANLARDAKİ TÜRK İZLERİ...
ACİLEN ERKEN SEÇİM...
TUTARSIZLIKTA İSTİKRAR...
ARTIK, İPİN UCU BİZDE...
NE SÖMÜRDÜK, NE DE SÖMÜRÜLDÜK...
DÜŞMANIMIN DÜŞMANI DOSTUMDUR...
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ...
SAVAŞIN DA BİR AHLAKI VAR...
GELECEĞİMİZE BETON DÖKTÜK...
HİÇBİRİMİZ MASUM DEĞİLİZ...
SERVET VE ŞÖHRET DÜŞKÜNLÜĞÜ...
HELVA YAPACAK USTA YOK...
FETÖ TEHLİKESİ GEÇTİ Mİ?
ZEYTİN DALI GEVREK OLUR...
Ege'de ve Egeli olmak...
İRAN OLAYLARI ÜZERİNE BİR TAHLİL...
TÜRKİYE NERE, SEVAKİN NERE...
PİDE KUYRUĞUNDA BEKLEYEN HRİSTİYAN...
BİR KRİPTO HİKAYESİ...
REAKSİYON MU, AKSİYON MU? (KUDÜS)
EMPATİ, SEMPATİ VE HOŞGÖRÜ...
Başkalarının gözünden Aydın...
O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler...