Aydın KIROBALI

SARMAŞIK OLMA, KAVAK OL...

6 Aralık 2018, Perşembe

     

 

Pek Değerli Okurlarım,

Yaşadığımız toplumda, maalesef her şey adalet ve hakkaniyet dairesinde cereyan etmiyor. Haksızlık ve adaletsizlik konusundaki en sık örnekler de, makam, mevki ve rütbe ile ilgili hakların tesliminde görülmektedir.

Bir bakıyorsunuz, işin ehli olabilecek birçok insan kenarda beklerken, hiç ummadığınız birisi devletin üst kademelerinden birine atanabiliyor. Ya da, terfi sırası bekleyen bir sürü insanın içerisinden en umulmadık ve haketmeyen insanlar terfi alabiliyor.

Haksızlık ve adaletsizliğin en çok görüldüğü alan ise siyaset. Önümüzdeki yerel seçimler için bazı adaylar kesinleşti, pek çok aday adayı ise heyecanlı bir bekleyiş içerisindeler. Umarım isabetli kararlar alınır ve en çok hakeden insanlar aday gösterilirler. Ondan sonrası zaten halkın bileceği bir iş ve halkın iradesiyle seçilenlere saygı duymak gerekir.

Değerli Dostlarım,

Hakedilmeden elde edilen yüksek makamlar, tesadüfen elde edilmezler. Haksız makam sahipleri genellikle ya birilerinin sırtına basarak, ya da güç ve itibar sahibi bazı insanların tavassutuyla o makamlara gelirler. Hatta bunların bazıları, daldan dala zıplayarak füze hızıyla yükselirler. Hızlarına kimse yetişemez. Siz arkalarından bakar  ve nasıl o makamlara geldiklerini anlayamazsınız bile. Bazen de onların hızlı yükselişlerinin sebebini bilmeden sadece iç geçirirsiniz. Çünkü, elde edilen şey sadece bir makamdan ibaret değildir. O makama bağlı olarak bazı ekonomik kazançlar, itibar ve güçtür.

Ya da, Allah'ın size öylesine bir haksız makamı nasip etmediğine şükredersiniz.

Bu tür insanlarda gözlemlenen husus ise, kerameti kendilerinden menkul bilmeleridir. Bunların bir kısmı vefasız da olurlar. Makam ve mevkiyi elde ettikten kısa bir süre sonra, kendilerini o makamlara getirenleri unuturlar, görmez olurlar ve tanımazlar. Çünkü artık kendileri de güçlüdürler. Kendilerini o makamlara getirenlere ihtiyaçları kalmamıştır. Yani kısacası, nankördürler.

Bu insanlarda görülen bir başka haslet ise, haksız kazançlarına ve elde ettikleri makamlara ait kolayca kılıf bulmalarıdır. "Efendim ben zaten bu makama en yakışan kişiydim, benden iyisini mi bulacaklar", "Bakın görüyorsunuz, ben bu makamdayken kaç kişiyi işe aldım, yardım ettim, ve şu şu işleri başardım" diye utanmadan övünürler. Hiç bilmezler ki, haksız bir sermaye ve atamayla başlayan yükseliş yolculuklarındaki hayırların, kendilerine faydası yoktur.

İsmini hatırlayamadığım, fakat dünyanın en zengin insanlarından birinin şöyle bir söz söylediğini okumuştum:

"Bana ilk sermayemi nereden kazandığımı sormayın; fakat, sonra kazandığım bütün paranın hesabını kuruşu kuruşuna veririm"

Yani, düğmeyi baştan yanlış iliklersen sonrası da hep yanlış olur. O nedenle, kazancının mayası haramsa, diğer bütün kazandıkların haramdır.

Bir başka husus ise, böylesi insanların o makamlarda geçici olduklarını hiç hesaba katmamalarıdır. Ölünceye kadar o makamlarda kalacaklarını ve çok uzun ömürlü olduklarını düşünürler; had bilmezler ve ukeladırlar. Oysa ki bu tip insanların ömürleri de kısa olur. Fakat bunu farkettiklerinde ise, maalesef çoktan iş işten geçmiş olur. Artık etraflarında ne yüzüne bakabilecekleri insanlar, ne de eski şakşakçılar ve dalkavuklar kalmıştır.

Sevgili Okurlarım,

Bütün bu anlattıklarım daha iyi anlaşılsın diye, size "Kavak Ağacı ile Sarmaşık" hikayesini anlatmak istiyorum:

Ulu bir kavak ağacının yanında bir sarmaşık filizi boy göstermiş.

Bahar ilerledikçe sarmaşık kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisi ile müthiş bir hızla büyümüş ve nerede ise bizim kavak ağacı ile aynı boylara gelmiş.

Ve bir gün dayanamayıp sormuş kavağa,

- Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?

- On yılda, demiş kavak.

- On yılda mı? diye gülmüş ve neşeyle yapraklarını sallamış sarmaşık, ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!

- Doğru, demiş ağaç, doğru...

Günler, günleri izlemiş ve sonbaharın o rüzgarlı serin günleri başladığında sarmaşık önce üşümeye, sonra da yapraklarını düşürmeye, sıcaklık iyice düşüp de soğuklar artmaya başlayınca da aşağıya doğru inmeye başlamış.

Sormuş endişe içinde kavağa:

- Neler oluyor bana ağaç?

- Ölüyorsun, demiş kavak.

- Niçin?

- Benim on yılda geldiğim yere, sen iki ayda gelmeye çalıştığın için.

Sevgili Dostlarım,

Naklettiğim hikayeden çıkarılacak çok önemli dersler var. Hikayenin vermek istediği mesajları şöyle sıralayabiliriz;

- Köklerin sağlam değilse ve birilerinin sırtında yükselmişsen bil ki ömrün kısadır.

- Birilerinin sırtında bir yerlere gelmişsen, ukelalık yapmayacaksın, had bileceksin.

- Yükselmek istiyorsan adım adım yüksel, köklerin sağlam, ömrün uzun olsun. Zira, yükseklerde havalar fırtınalı ve soğuk olur. Böylesi kötü hava şartlarına dayanabilmek, için köklerinin sağlam olması gerekir.

Bu haftaki yazımı, birkaç özlü söz ile bitirmek istiyorum:

"İnsan da ağaç gibi, yükselmek istediği nisbette kökünü derine salmalıdır" (Friedrich Nietzsche)

“Yükselmenin en alçakçası, zayıfların sırtına basarak yükselmektir.” (La Rocbefoucauld)

Son söz;

Sen yükselirken, gönlün alçalsın...

Esen Kalın Dostlarım... 



Yazarın Tüm Yazıları
İNADINA GÜLÜMSE...
HEPİMİZ KORONAYAK OLDUK..
BU DA GEÇER YA HUU!...
VATAN BU KADAR UCUZ MU?
SURİYE'DE NE İŞİMİZ Mİ VAR?
VAKIF MALI ALLAH'IN MALIDIR...
İMDAAAT! BATIYORUZ...
HER MÜZİK GIDA DEĞİLDİR...
YOK, DEVE...
AKBABALAR...
SİLAHSIZ TERÖRİSTLER...
HIRSIZLIKTAN DA ÖTE...
ŞEYTANIN OYUNU..
ŞİDDETİN HER TÜRLÜSÜNE HAYIR...
NE GÜNLERE KALDIK EY GAZİ HÜNKAR...
ZAMAN TÜNELİ...
BAZEN DİKİZ AYNASINA BAKMAK GEREKİR..
BİR KÜLTÜR EKONOMİSİ ÖRNEĞİ OLARAK EGE İLLERİ TANITIM GÜNLERİ...
HAD BİLDİRME HADSİZLİĞİ...
ÇAKIRBEYLİ ORGANİK KÖY PAZARI...
HERŞEY ZIDDIYLA KAİMDİR...
BİR BOZKIR KASABASINDAN BAŞKENTE...
ASLA PES ETME...
EVDEKİ ÖTEKİ ODA...
KAHPE İÇERDEN OLUNCA...
MUTLULUĞUN ANAHTARI; KANAAT..
BİLMEK YETMEZ, SÖYLEMEK LAZIM...
BAŞKASI OLMA KENDİN OL...
KİRPİ OKU MESAFESİNDE SEVGİ...
EYLÜL'DE GEL...
ÖN YARGI YA DA YARGISIZ İNFAZ...
Yaz sıcağında kar keyfi...
Duyarsızlık mı, hoşgörü mü...
KURBANLA ALLAH'A YAKLAŞMAK...
PİZZACI MUSTİ...
MAKAMLAR MİHENK TAŞIDIR...
YERYÜZÜNDEKİ MELEKLER...
"KEŞKE"LERE TAKILMADAN "İYİ Kİ"LERLE YAŞAMAK...
Küllerinden doğan ülke; Polonya
SABIR OLGUNLAŞTIRIR, ŞÜKÜR TATLANDIRIR...
KELEBEK ETKİSİ; GÜL Kİ DÜNYA GÜLSÜN...
GENCER; YOK OLMAYA YÜZ TUTMUŞ BİR GELENEK...
HER GECEYİ KADİR BİL...
ORUCA FARKLI BİR BAKIŞ; OTOFAJİ...
HIRSIZ VAR !!!
YENİ BİR KURTLA KUZU HİKAYESİ: VENEZUELA...
ÖNCE KADINLAR VE ÇOCUKLAR...
BAZI ÖLÜMLER İTİBARLIDIR...
DİNİME KÜFREDEN BARİ MÜSLÜMAN OLSA...
SENİN OY KAÇA GİTTİ...
BİR BELEDİYEYE BAŞKAN OLMAK...
GÖNLÜM EGE'DE KALDI...
BİZE ÇOK AYIP ETTİLER(!)
SEÇİM AHLAKI, AHLAKIN SEÇİMİ...
MODERN YÖNETİMİN DEĞİŞEN KODLARI...
İNGİLİZCEYE NEDEN FRANSIZIZ...
EĞİTİME MUHTAÇ EĞİTİMCİLER...
ZEHİRLİ EKMEK...
HER YASAL HAK, HELAL DEĞİLDİR...
KUTSALLARI SÖMÜRMEK...
DEVLET BABADIR...
SEÇMEN NELERDEN ETKİLENİR...
TOPLUMUN SİNİR UÇLARINA DOKUNMAK...
ŞİMDİ YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM ...
HAD BİLMEK VE HAD BİLDİRMEK...
ÖNYARGI VE YARGISIZ İNFAZ...
SAATLER MİDİR ZAMANI BELİRLEYEN, YOKSA BİZ Mİ?
SARMAŞIK OLMA, KAVAK OL...
Merhamet edin ki merhamet bulasınız...
İnsanlara liderlik etmek istiyorsanız onlarla birlikte yürüyün...
ŞEYTAN İŞ BULAMAYINCA KÜLÜ KARIŞTIRIRMIŞ...
AHLAK CAN ÇEKİŞİYOR...
ANDIMIZ ÜZERİNE BİRKAÇ TAHLİL...
FARKEDİLMEK İÇİN DEĞİL, FARK YARATMAK İÇİN ÇALIŞIN...
PATLAMAYA HAZIR BOMBA: BALKANLAR...
GÖNÜL COĞRAFYAMIZIN İNSANLARI...
BOYLARI KÜÇÜK, KALPLERİ BÜYÜK İNSANLAR ÜLKESİ: VİETNAM... (Aydın Kırobalı - Perşembe)
FARKLI İNSANLAR VE FARKLI BİR KÜLTÜR: TAYLAND
ÖNCE ŞÜKÜR BİTTİ...
ÇİNE'NİN YOLLARI TAŞTAN...
BARDAĞI ARADA BİR YERE BIRAKIN...
AYAKLAR GİDER, YÜREK KALIR...
İÇİMİZDEKİ İRLANDALILAR...
HERKES BİRGÜN HESAP VERECEK...
EŞİTLİK Mİ, ADALET Mİ...
YENİ YÖNETİM SİSTEMİMİZİN BİRKAÇ TEMEL UNSURU...
SİYASETTE ÖNCELİK MESELESİ...
BAZEN SUSMAK DA VEBALDİR...
ŞİMDİ HESAP KİTAP ZAMANI...
GERÇEK KANDIRILANLAR...
ÖNCE DUYGULAR BİTTİ, SONRA BAYRAMLAR GİTTİ...
BEN PARTİ TUTMAM, PARTİ BENİ TUTAR...
(Bir Kısım Ülkücüler) DÜŞMANA YAKIN, DOSTA IRAK...
ORUÇ: KARNI AÇ, KALBİ TOK TUTMAK...
SİYASETTE KATAKULLİ..
SPORDAN ÖTE BİR ŞEY; FUTBOL...
BALKANLARDAKİ TÜRK İZLERİ...
ACİLEN ERKEN SEÇİM...
TUTARSIZLIKTA İSTİKRAR...
ARTIK, İPİN UCU BİZDE...
NE SÖMÜRDÜK, NE DE SÖMÜRÜLDÜK...
DÜŞMANIMIN DÜŞMANI DOSTUMDUR...
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ...
SAVAŞIN DA BİR AHLAKI VAR...
GELECEĞİMİZE BETON DÖKTÜK...
HİÇBİRİMİZ MASUM DEĞİLİZ...
SERVET VE ŞÖHRET DÜŞKÜNLÜĞÜ...
HELVA YAPACAK USTA YOK...
FETÖ TEHLİKESİ GEÇTİ Mİ?
ZEYTİN DALI GEVREK OLUR...
Ege'de ve Egeli olmak...
İRAN OLAYLARI ÜZERİNE BİR TAHLİL...
TÜRKİYE NERE, SEVAKİN NERE...
PİDE KUYRUĞUNDA BEKLEYEN HRİSTİYAN...
BİR KRİPTO HİKAYESİ...
REAKSİYON MU, AKSİYON MU? (KUDÜS)
EMPATİ, SEMPATİ VE HOŞGÖRÜ...
Başkalarının gözünden Aydın...
O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler...