Telefonlarımızdan birkaç tıklamayla ulaşabilmeye başladığımız kumar, Türkiye’de giderek büyüyen bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle gençler arasında yaygınlaşma ise üzerinde ayrıca durmamız ve irdelememiz gereken bir konu. Yeşilay, Eylül 2025’te açıkladığı Türkiye Kumar Raporu’nun tanıtımında, kumar bağımlılığının gençler arasında hızla yayıldığına dikkat çekiyor.
Peki, rakamlar bize ne söylüyor?
Yeşilay’ın 14 Ocak 2026 tarihli açıklamasına göre, kumar nedeniyle YEDAM’a yapılan başvurular 2022 yılında 3 bin 6 iken 2025 yılında 5 bin 748’e yükselmiş. Yani neredeyse iki katına çıkmış. Aynı açıklamada, danışanların yaklaşık üçte birinin kumarla 18 yaşından önce tanıştığı belirtiliyor.
Burada bir dipnot düşmemiz gerekiyor. Bu rakamlar, Türkiye’de kumar oynayanların oranını değil, destek almak için yapılan başvuruları gösteriyor. Dolayısıyla buradan “Kumar oynayanların sayısı iki katına çıktı” sonucunu çıkaramayız. Ancak yardım arayanların sayısındaki artışı ve kumarla tanışmanın bu kadar erken yaşlarda gerçekleşmesini de görmezden gelemeyiz.
Peki, bir insan kaybettiği halde neden oynama devam eder?
Bu yazımda, bu sorunun cevaplarından biri olan “kumarbaz yanılgısını” sizleri teknik kavramlara boğmadan anlatmaya çalışacağım.
Önce şu cümleyi düşünelim:
“Bu kadar kaybettim, artık kazanma sırası bana gelmiştir.”
İlk duyduğumuzda bize anlaşılır gelebilir. Sonuçta insan, kötü giden bir şeyin bir noktada düzelmesine dair bir yanılsamaya sahip oluyor. Üst üste kaybettikçe kazanacağı ana yaklaştığını düşünüyor.
Ancak beklentimiz ile matematiğin söylediği aynı şey olmayabiliyor.
Basit bir örnek üzerinden ilerleyelim.
Elimizde hilesiz bir madeni para olduğunu düşünelim. Parayı havaya atıyoruz ve yazı geliyor. Tekrar atıyoruz, yine yazı. Bunu beş kez yapıyoruz ve beşinde de yazı geliyor.
Altıncı atışta ne gelmesini beklersiniz?
“Tura gelmesi lazım, beş defadır yazı geldi” diye düşünebiliriz.
Oysa atışların birbirinden bağımsız olduğu bu örnekte, altıncı atışta tura gelme ihtimali yine yüzde ellidir.
Çünkü paranın hafızası yoktur.
Önceki beş atışta ne geldiğini bilmez. Sonuçları eşitlemek gibi bir görevi de yoktur.
İşte birbirinden bağımsız olaylarda, geçmiş sonuçların bir sonraki sonucu değiştireceğine inanmak, kumarbaz yanılgısı olarak adlandırılır.
“Uzun vadede yazı ve tura oranları birbirine yaklaşmaz mı?” diye sorabilirsiniz.
Yaklaşabilir. Ancak bu, geçmişte fazla gelen yazıları telafi etmek için sıradaki atışlarda tura gelmek zorunda olduğu anlamına gelmez. Uzun vadeli bir oranı, önümüzdeki tek bir sonucun garantisi gibi yorumlayamayız.
Şimdi bu örneği para kaybeden bir insan üzerinden düşünelim.
Önce küçük bir miktarla başlıyor. Kaybediyor. Ardından bir kez daha deniyor. Yine kaybediyor.
Bir süre sonra zihninde şu düşünce oluşabiliyor:
“Artık kazanma ihtimalim yükselmiştir.”
Oysa bağımsız sonuçlara dayanan bir oyunda önceki kayıpları, bir sonraki denemede kazanma ihtimalini artırmaz.
Cebinden çıkan para artmıştır. Kazanma ihtimali ise sırf bu nedenle değişmemiştir.
Buna bir de kaybettiğini geri alma isteği eklendiğinde durum daha ağırlaşabilir.
Başlangıçta para kazanmak için oynayan kişi, bu kez eski parasına kavuşmak için oynamaya başlar. “Zararımı çıkarayım, bırakacağım” düşüncesiyle yeniden para yatırır.
Burada iki farklı düşünce birbirini besler: Kaybettikçe kazanma sırasının yaklaştığına inanmak ve kaybı telafi etmek için oynamayı sürdürmek.
Peki, bu düşünce biçimi yalnızca kumarda mı karşımıza çıkar?
Bir hisse senedi için söylenen “Günlerdir düşüyor, artık yükselmek zorunda” cümlesini düşünelim.
Elbette borsa, yazı tura oyunu değildir. Şirketin karlılığı, borçları, ekonomik koşullar ve beklentiler fiyatı etkileyebilir. Ancak yalnızca geçmişte düşüş olması, bir hissenin bundan sonra yükseleceğinin garantisi değildir.
Burada da sormamız gereken soru aynıdır:
Beklentimizi destekleyen bir gerekçemiz mi var, yoksa yaşadığımız kaybın artık telafi edilmesi gerektiğini mi düşünüyoruz?
Gençler açısından konunun bir de gelecek beklentisi tarafı var.
Bir genç, çalışarak ulaşabileceği hayatı kendisine çok uzak görüyorsa, kısa sürede büyük para kazanma vaadi ona daha çekici gelebilir. Bence bu nedenle kumarla mücadeleyi konuşurken gençlerin emeklerinin karşılığını alabileceklerine dair güvenini de konuşmalıyız.
Kumar bağımlılığını yalnızca bir hesap hatasına indirgemek elbette mümkün değil. Ancak bu yanılgıyı tanımak, insanın kendisine kurduğu bir gerekçeyi fark etmesine yardımcı olabilir.
Çünkü “Artık kazanmalıyım” demekle, kazanma ihtimalinin artması aynı şey değildir.
Belki de kendimize sormamız gereken son soru şudur:
Gerçekten kazanma ihtimalimiz mi arttı, yoksa kaybettiğimizi kabul etmek mi zorlaştı?
Geçmişte kaybetmiş olmamız, geleceği bize borçlu hale getirmez.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.