Takip Et

Uzman Klinik Psikolog Halil Utku ALTIN
[email protected]

Korkularla Başedebilmek

18 Ağustos 2017, Cuma

     

Her insanın yaşamında korku vardır. Korkusuz bir insan, korkusuz bir yaşam mümkün değildir. Kimi insan kedilerden, köpeklerden korkarken kimisi sürüngen hayvanlardan korkar. Kimi insanların korkuları ise ölüm, sevdiklerin kaybı olabilmektedir.

Korku bir seçim değildir. Korku seçim olmasa bile birey korkuyu hissettiği anda zihninde, bedeninde nelerin değiştiğini, hangi değişikliklerin ortaya çıktığının farkında olabilmek için adım atmalıdır. Aslında yaşamımız da korkunun işlevsel, tehlikelere karşı alarm sistemi yaratan yararlı bir yönü vardır. Korku, yaşamımızı sürdürebilmek için ihtiyaç duyduğumuz önemli bir güdülenme sistemi yaratır. Bazen bu alarm sisteminde aksama ya da bozulma meydana gelebilmektedir. Bu koruyucu sistem işlevini yitirip kişinin yaşamsal işlevlerini aksatmasına, fobilerin oluşmasına neden olabilmektedir. Örneğin, ormanlık bir alanda değişik seslerden dolayı ilk başlarda korkup bu seslere uygun tepki vermek için kendimizi hazırlamamız yaşamsal bir işleve sahiptir. Bedeni korumamıza yardımcı olur. Ancak o ormanlık alanda yaşadığınız korkuyu ve belirtilerini hiçbir uyaran yokken evde otururken ya da sokak da kalabalık içinde yaşamanız ve bunun sonucunda kaçma davranışı sergilemeniz yaşamınızı olumsuz etkileyecektir. Burada korku alarm sistemi bozulmuş demektir. Bunun sonucun da her an bir facianın ortaya çıkıp, zarar göreceğinizi düşünerek; bedeniniz de kalp çarpıntısı, terleme, halsizlik gibi kişiyi gereksiz yoran tepkiler meydana gelir.

Korkular güçlü duygulardır. Kişinin korkuları o kadar güçlü olabilmektedir ki zihin kendisini korumak adına bu korkuyu bilinçaltına bastırma eğiliminde olabilmektedir. Bunun sonucunda farkında olmadığımız kaçınma davranışları sergileriz. Örneğin, küçükken köpek tarafından kovalanmış ya da ısırılmış bir bireyi düşünelim. Bu birey köpek korkusunu her gün aynı şiddette yaşayamaz. Çünkü zihnini gereksiz yere yoran bir enerjinin ortaya çıkmasına neden olur. Bunun yerine bu korku bilinçaltına bastırılarak kişi farkında olmadan parklarda, ıssız sokaklarda gezmemeye başlar. Bunu da “parklarda gezmekten hoşlanmıyorum, ıssız sokaklar hoşuma gitmiyor bende yolumu değiştiriyorum” diyerek bu durumu normalleştirir. Ama aslında bu kaçınma davranışının altında kişinin farkında olmadığı bilinçaltı korkusu vardır. Bu bilinçaltı korkusu da köpekler tarafından tekrar kovalanmamaktır. Kişi terapi de ya da çevresine "ıssız sokaklarda beni tekrar köpekler kovalar diye yolumu değiştiriyorum" demez. Bunun farkında değildir. Daha ileri seviyelerde ki kişiler ise evden çıkmamaya başlar. İşte burada yanlış amaca hizmet eden bir korku örneği var. Kişiyi koruması gereken korku, kişinin yaşamsal işlevlerini bozan bir yapıya dönüşmüştür. Bilinçaltında ki korku için uyarlanan negatif düşünceler ne kadar yüksekse o derece yoğun bir kaçınma davranışı sergileriz. Her korkunun benzer, farkında olunmayan kaçınma davranışları vardır.

Korkular ile başa çıkabilmek için ilk adım bunun bir süreç olduğunu unutmamalısınız. Korkuya sebep olan olay ne kadar geçmişe dayanıyorsa o kadar güçlüdür. Korkunun kaynağı ne kadar geçmişe dayanıyorsa onunla başa çıkabilme yeteneğimizin gelişmesi de o kadar uzun sürebilmektedir. Yılgınlığa düşmeden, motivasyonu kaybetmeden korku ile başa çıkabilirsiniz. Korku ile başa çıkabilmek için diğer önemli adım korkunuzu samimi olarak, utanmadan kabul edin ve bu korkunuzla zihinsel olarak kendinizi yüzleştirin. Sonraki adım ise korkunuzun kaynağını, bunun nasıl ortaya çıktığını, korkunuzun gerçekleştiği tüm anılarınızı yazınız. Bunları yazarken o anda meydana gelen duygularınızı tekrar yaşamaya çalışınız. Ardından geçmişte korkunuzdan dolayı kaçma davranışı sergilediğiniz olayları yazarak bu olaylara alternatif nasıl yaklaşılabileceğine dair yeni fikirler bulmaya çalışınız. Gerekirse çevrenizden yardım alarak diğer insanların bu olaya nasıl tepki verebileceklerini öğrenebilirsiniz. Öğrenilen yeni yaklaşımlardan sizin için uygun olanı yaşamınıza dahil etmeye çalışınız. Yeni yöntemlerin işe yaramadığı noktalarda psikoterapi almanızı, zihninizi sürekli yoran bu düşünceler ile baş edebilmek adına adım atmanızı öneririm. 



Yazarın Tüm Yazıları

Çocuklarda Özgüven Oluşturma

16 Şubat 2018, Cuma

Hayır Diyememek

20 Ocak 2018, Cumartesi

Ertelemeler ile başa çıkma

13 Ocak 2018, Cumartesi

DUYGUSAL AÇLIK

29 Aralık 2017, Cuma

Mutlu Evlilikler

16 Aralık 2017, Cumartesi

Güçlü İnsan Olmak

1 Aralık 2017, Cuma

Duyguların İfade Edilmesi

17 Kasım 2017, Cuma

Özgüven Eksikliği

3 Kasım 2017, Cuma

Dikkat Dağınıklığı

27 Ekim 2017, Cuma

Sizlerden Gelen Sorular-5

13 Ekim 2017, Cuma

Hamilelik ve Ruh Sağlığı

6 Ekim 2017, Cuma

Sanat ve Ruh Sağlığı

22 Eylül 2017, Cuma

Tatil Sonrası Okula Dönüş

15 Eylül 2017, Cuma

Çocuğum okula başlıyor

8 Eylül 2017, Cuma

Sizlerden Gelen Sorular-4

26 Ağustos 2017, Cumartesi

Korkularla Başedebilmek

18 Ağustos 2017, Cuma

Güvenli Bağlanma Nasıl Gerçekleşir?

4 Ağustos 2017, Cuma

Çocuklarda güvenli bağlanma

28 Temmuz 2017, Cuma

Tercih Dönemi Kriterleri

23 Temmuz 2017, Pazar

Sizlerden Gelen Sorular-3

16 Temmuz 2017, Pazar

Yeni Bir Ben: Ergenlik

8 Temmuz 2017, Cumartesi

Çocuklarda kişisel alan

1 Temmuz 2017, Cumartesi

Çocuklarda mahremiyet ve beden sınırı

23 Haziran 2017, Cuma

Ceylin hep 10 yaşında

16 Haziran 2017, Cuma

Karneye yaklaşım

9 Haziran 2017, Cuma

Sınav Kaygısı

2 Haziran 2017, Cuma

Çocukluk dönemi korkuları

26 Mayıs 2017, Cuma

Sizlerden Gelen Sorular-2

19 Mayıs 2017, Cuma

Panik Atak

12 Mayıs 2017, Cuma

Sizlerden gelen sorular

5 Mayıs 2017, Cuma

Kardeş kıskançlığı

28 Nisan 2017, Cuma

Öfke Fırtınası

21 Nisan 2017, Cuma

Çocuğunuzdan boşanmayın

14 Nisan 2017, Cuma

Vajinismus Kader Değildir

7 Nisan 2017, Cuma

Unutulan çocuklara bugün sarılın

31 Mart 2017, Cuma

Sınırsız (!) Çocuklar

24 Mart 2017, Cuma

Erkeğin Kalbine Giden Yol

17 Mart 2017, Cuma

1 gün mü 365 gün mü?

10 Mart 2017, Cuma

Uçurumları sevenin kanatları olmalı

3 Mart 2017, Cuma