İBRAHİM AYVAZOĞLU

NE(LER) YAPABİLİRİZ Kİ…

28 Kasım 2021, Pazar

     

Şimdi gelelim Latmos ile yapılması ya da yapılmaması gerekenlere. Satır satır, tek tek. Elbette bir köşe yazısının formatına ne kadar uygun olup olmadığı tartışılabilir ama olsun biz borcumuzdan ne düşürebilirsek kardır. Elbette burada söylediklerimiz tartışmaya ve eleştirilere açıktır. İlgili kurum ve kuruluşlar buradan paylaştıklarımızla ilgili olarak varsa üzerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmelidirler. En azından bir yol haritası oluşturup belli plan ve program içinde bütün bunları tek tek tek ele alabilmeliler. Ha diyorlarsa ki biz zaten bunları yapıyoruz biliyoruz bütün bunlardan da mutluluk duyarız.

1. Latmos Dağı’nın taşıdığı doğal ve kültürel miraslarının tümünü kapsayacak bir koruma programı oluşturulmalıdır. Mevcut yaşam alanlarının varlığını sürdüreceği, tarımsal üretim ve hayvancılığın etkilenmeyeceği bir kapsamda bölge için arkeolojik SİT, jeopark, Milli Park, mutlak korunacak alan gibi tanım ve uygulamalarla en uygun koruma ve mevcut yaşamı sürdürme statüsü oluşturulmalıdır. Aslında buradaki tek cümle bile bu programın ya da yapılabileceklerin ana iskeleti, olmazsa olmazıdır. Bu yaklaşımla devam edersek;

2. Madencilik çalışmalarının durdurulması mutlak hedef olmalı, yeni maden ruhsatlarına izin verilmemeli, mevcut maden ruhsatlarının süresinin uzatılmaması, alanların genişletilmemesi ve faaliyetlerinin sona erdirilmesi için yasal alt yapı oluşturulmalı, mevcut maden sahalarının kapatılması sonrasında iyileştirme ve yeniden ağaçlandırma çalışmaları planlanıp uygulamaya konulmalı.

3. Bölgenin turizm potansiyelinin en iyi şekilde kullanılabilmesi için mutlak korumacı bir yaklaşımla tarih öncesi kaya resimlerinden günümüze kadar olan kültürel miras örneklerinin bilinilirliğini ve tanınırlığını arttırmak için çalışmalar yapılmalı.

4. Bölgedeki tüm kültürel miras örneklerinin envanteri var mıdır bilemem ama yoksa çıkartılmalı, ya da eksik ise tamamlanmalı. Bu örnekler tescil edilmeli ve koruma programına alınarak turizm amaçlı tanıtımı planlanmalı.

5. Bölgedeki turizm aktiviteleri halen bölgede yaşayanları kapsayacak şekilde organize edilmeli, bölgenin yaşayanları yerel rehberler olarak eğitilmeli ve çalışmalarına olanak tanınmalı. Böylelikle hem koruma kültürünün gelişmesine hem de ekonomik kalkınmaya katkı sağlanmış olur.

6. Bölgedeki antik kentler, tarihi kaleler ve yerleşimler, antik nekropoller ve eski Türk mezarlıkları, kilise ve manastırlarla terkedilmiş eski köyler yol ve yürüyüş ağlarıyla birbirine bağlanmalı ve tur programları oluşturulmalı.

7. Bölgenin en değerli ve özgün kültürel miraslarından olan tarih öncesi kaya resimlerini doğanın yarattığı tahribattan korumak için önlemler alınmalı, insan kaynaklı tahribatın etkilerinden korumak için de rehbersiz ve kuralsız ziyarete izin verilmemeli. Kaya resimlerinin belli başlıları için bulundukları alanlarda kopyaları oluşturularak ziyaretçilerinin bunları görmeleri sağlanmalı, asıllarının ziyareti engellenmeli.

8. Suratkaya Hitit Yazıtları mutlak korumaya alınmalı ve insan temasından uzak tutulmalı, bilgilendirici panolar ve birebir kopyaları ile ziyarete izin verilmeli. Bu arada bu madde ilgili olarak en etkin yöntemin ne olacağı bilimsel olarak tartışmaya açılmalıdır.

9. Antik kentler, tarihi kaleler ve kuleler ile nekropol alanlarında öncelikle koruma alt yapısı oluşturulmalı, restorasyon projeleri korumayı esas alarak yapılmalı.

10. Bölgedeki tarihi yol hatları ortaya çıkartılarak yürüyüş rotaları olarak düzenlenmeli, gerekli görülen durumlarda yerel rehberler eşliğine yürüyüşe izin verilmeli.

11. Bölgedeki Hristiyanlık dönemi eserleri, kilise manastır, şapel ve freskler gibi örneklerin dinsel ziyaret potansiyelleri değerlendirilmeli ve bu amaçla tanıtımları yapılmalı. Özellikle Yediler Manastırı, Stylos Manastırı, Pantakrator ve İsa Mağaraları gibi örneklerin mutlak şekilde korunması sağlanmalı, insanların bu değerlere doğrudan teması engellenerek ziyaretlerine izin verilmeli.

12. Latmos’un yaşanan yerleşimlerindeki etnografik eserlerin bilinilirliği sağlanmalı, demir işlikleri, zeytin işlikleri, tarım terasları gibi geçmişin yaşamsal unsurlarının korunması ve görülebilmesi için çalışmalar yapılmalı.

13. Köylerdeki boşaltılmış okullar ve terkedilmiş yerleşimlerdeki eski taş evlerin doğa yürüyüşçüleri ve günübirlik ziyaretçilerin ihtiyaçlarına yönelik kullanımı sağlanmalı.

14. Ülkemizin en önemli doğa yürüyüş rotalarından biri olan Karya Yolu’nun Latmos’taki bölümlerinde eski köy okulları ve terkedilmiş yerleşimlerdeki evler konaklama alanları olarak düzenlenmeli.

15. Doğa yürüyüşçüleri ve günübirlik ziyaretçiler için kamp alanları düzenlenmeli, buralarda gerekli alt yapı ve güvenlik unsurları karşılanmalı, bu alanlar dışında kamp yapılmasına ve konaklamaya izin verilmemeli.

16. Latmos’ta yapılacak kişisel ve grup etkinliği şeklindeki doğa ve kültür yürüyüşlerinin mutlak şekilde ilgili birimlere bilgilendirilmesi sağlanmalı, kaydı tutulmalı ve takibi yapılarak oluşturulabilecek tahribatın önüne geçilmeli, gerekli yerlerde de yerel rehber zorunluluğu getirilmeli.

17. Doğa yürüyüşçüleri, günübirlik ziyaretçiler ya da konaklama yapacak olanların çevre kirliliğine neden olmalarını engellemek için bilgilendirilmeleri ve kontrolleri sağlanmalı.

18. Elbette sadece burası için değil ama genel olarak Çevre kirliliğine ya da tahribatına neden olanlara ağır cezalar uygulanmalı. Cezamı öderim Çevremi kirletirim Parasıyla değil mi gibi ülkemizde hakim olan bu anlayışa karşı ciddi yaptırımlar getirilmelidir.

19. Bölgedeki definecilik ve kaçak kazıların engellenmesi için yerel güvenlik güçlerinin kontrolleri arttırılmalı, bölgede yaşayanların desteği sağlanmalı, foto kapanlar ve kameralar gibi önlemlerle bölgenin izlenmesi sağlanmalı.

20. Bölgedeki tüm köylerde ve yaşam alanlarındaki insan kaynaklı kirlenme ve çöp birikiminin uzaklaştırılması için yerel yönetimlerin mutlak etkinliği sağlanmalı.

Ve nihayet Bütün bunların organizasyonunu, işlerliğini ve denetimini sağlayacak Latmos Bölge Koruma Müdürlüğü gibi bir kurum oluşturulabilir. Bu kurum bünyesinde bölgede yaşayanların da istihdam edileceği bölge koruculuğu gibi bir çalışma alanı oluşturulmalıdır. Elbette yapılacaklar bunlarla sınırlı olmayabilir, bizim bu söylediklerimiz dışında başka öneriler, çalışmalar, programlar, değerlendirmeler olabilir. Elbette bizler bunları duymaktan mutlu oluruz.