İBRAHİM AYVAZOĞLU

ETİK…TOPRAK ETİĞİ VE DOĞANIN DÖNÜŞÜMÜ

17 Ocak 2022, Pazartesi

     

Büyük Menderes platformunun 24.Çevrimiçi konuğu ADÜ Felsefe Bölümü Öğretim üyesi Doç.Dr.Berfin KART idi. Konu başlığı ‘’Doğanın Dönüşümü ve İnsanın Etik Sorumluluğu ‘’ olan bilgi dolu, duygu dolu sunumunu ilgiyle dinledik. Her toplantımızda olduğu gibi bu toplantının sonunda yapılan katkılar ve soru cevap bölümü ise ayrıca değerli idi. Yapmış olduğumuz toplantılarımızın ağırlıklı konuları ekonomik kalkınma modelleri, Kültürel Varlıklarımız, Tarihi değerlerimiz ,tarihi kişiliklerimiz, doğam iklim değişiklikleri, olumsuz değişimler, olası tehlikeler, kıtlık, kuraklık ,su(suz)luk sorunu, taşkınlar ,sulak alanlar, vb konular ve bu konular ekseninde oluyor. Bu kez ETİK kavramı ile birlikte bu topraklarımızın -elbette sadece yurt toprakları ile sınırlı değil- doğamızın çevremizin durumunu, toprağa, doğaya karşı sorumluluklarımızı, hatta yaptığımız sorumsuzlukları tartışmaya açtık. Aslında literatüre girişi çok yeni olmamakla birlikte bizim literatürümüze ya da gündemimize çok eski sayılmayacak bir dönemde, yaklaşık 30 yıl kadar önce girmeye başladı ETİK kavramı. Hatta şimdi bile Etik dediğimizde genellikle Pratik Etik, Uygulamalı Etik, Mesleki Etik ya da Kamu Etiği gibi sınırlı alanlarda kullanıldığını söylersek hata yapmamış oluruz. Ancak etiğin yalnızca pratik alana ilişkin olmadığını ve bu kullanımlardan ayırabildiğini gösterebilmek, teorik bir alan olarak da ele alındığını vurgulayabilmek için felsefenin en eski ve en temel bugün “felsefi etik” olarak da anıldığını görmekteyiz. Felsefenin temel disiplinlerinden biri olan etiği Öyle ki Etik kavramı ile Ahlak kavramı hep karıştırılır oldu, oluyor. Hatta zaman zaman etik ve hukuk da birbirine karıştırılıyor. Sözümün hemen burasında ifade etmek isterim ki herhangi bir olay hukuka uygun olabilir ama Etik olmayabilir. Peki nedir Etik?

‘’Etik farklı disiplinlerdeki pek çok konuyu ve tartışmayı kapsamaktadır. Antropoloji, ekonomi, politika (siyaset), sosyoloji, hukuk, kriminoloji, psikoloji, biyoloji, ekoloji gibi daha pek çok alanda devam eden etik tartışmalar bu alanlara temel teşkil etmektedir. Etik evrensel değerleri konu edindiği için insanın bütün pratiklerini içerebilen yargılar ve doğrularla ilgilenir. İyi, kötü, doğru, yanlış, adalet, suç, değer, erdem, vicdan, gibi kavramları temel alan etik farklı alt dallara ayrılmaktadır.’’

ETİK: Etik terimi kökeni Yunanca "kişilik, karakter, düşünme tarzı" anlamlarına gelen "ethos" sözcüğünden türemiştir. Latince mos sözcüğü de ethos sözcüğü gibi, isteme ve bununla bağlantılı olarak alışkanlık, yasa, buyruk gibi anlamlarda da kullanılmaktadır. Etik doğru davranışlarda bulunmak, doğru bir insan olmak, ve değerler hakkında düşünme pratiğidir. Etik bilginin, etiğin sağladığı bilginin pratik yaşamın sorunlarını çözmede ne kadar işe yaradığı hep tartışma konusu olmuştur. Etik, bir bilme etkinliği, theoria etkinliğidir, olan bitenin felsefeyle seyredilmesidir. Etik, yaşamda kişilere eylemleri için, pratik alan için bilgi sunan bir etkinliktir. Etik, pratik alanda olan biteni seyreden, praksisi nesne edinen ve bu olan bitene dair bilgi ortaya koyan teorik bir etkinliktir. Pratikte olduğu gibi teorik alanda da “etik” kavramı, sıkça “ahlak” kavramı yerine kullanılmakta ve bu iki kavram arasındaki kesişme ve farklılıkların görülememesinden kaynaklanan kimi sorunlar yaşanmaktadır.

Yukarıda da ifade ettiğim gibi ‘’her ne kadar birbirlerinin yerine kullanılsalar da ahlak ve etik farklı kavramlar olarak değerlendirilebilir. Etik daha çok felsefenin bir alanı olarak doğru bir biçimde yaşamaya dair yapılan tartışmaları ve bu alanda geliştirilmiş iddiaları kapsarken, ahlak toplumsal kabuller, gelenekler, varsayımlar, kurallar ve yasalar üzerine kuruludur’’

Bizim konu başlığına dönersek eğer yani Toprak Etiği ve Doğanın dönüşümü konusuna; Toprak Etiği kavramı İlk defa Aldo Leopold tarafından kullanılan bir kavramdır. Aldo Leopold, çevre etiği ve doğal yaşamı koruma alanlarında 20. yüzyılın en etkili bilim insanlarındandır. Leopold, toprak etiği kavramıyla, ‘’günümüze kadar gelişen tüm etik sistemlerin sadece insan merkezli olduğunu vurgulayarak toprağı da içine alacak yeni bir etik önerir. Toprak etiğini, topluluğun sınırlarını yalnız insan değil, karaları ve suları, bitki ve hayvanları, yani tüm toprağı kucaklayacak şekilde genişletmek’’ olarak tanımlar. Leopold, her şeyden önce, toprağa salt ekonomik değer verilmesinden vazgeçilmesi gerektiğini savunur. Bu aralar maalesef topraklarımıza sadece ekonomik değer olarak baktığımız gibi. Oysa Leopold ‘’bütünüyle ekonomik nedenlere dayalı doğa koruma sistemlerinde temel bir eksiklik vardır: toprak topluluğunun üyelerinin büyük bir çoğunluğunun ekonomik değeri yoktur! Doğa korumayı ekonomik sebeplere dayandırmak ancak ekonomik açıdan faydalı türleri ve toprakları korumaya yarar. Oysa toprağın sağlıklı işleyişi için, insana faydası olsun ya da olmasın (ticari değeri olsun ya da olmasın) ekosistemin tüm unsurlarına ihtiyaç vardır. Sadece ekonomik çıkar güden bir doğa koruma sistemi, toprak topluluğu içindeki ticari değeri olmayan, ama aslında o topluluğun sağlıklı işleyebilmesi için gerekli olan unsurları göz ardı etmeye ve devre dışı bırakmaya eğilim gösterir. Bunu engellemenin tek yolu, tüm ekosistemi koruyacak daha bütüncül bir etik sisteminin ortaya çıkmasıdır demektedir.

Elbette bir köşe yazısının sayfalarına sığacak kadar az, basit ve kolay bir konu değildir bu konu. Konuya giriş niteliğinde olacak olan bu yazımı bir seri olacak şekilde yazmaya ve Elbette Berfin Kart hocamızın bizlere anlattıklarını da paylaşmaya devam edeceğim. Bu arada yazı konumuzla ilgili olarak ‘’Dünyanın neresinden olursanız olun topraklarınızı koruyun, onarın, iyileştirin diye seslenen Aldo LEOPLD’un yazdığı Ufuk ÖZDAĞ’ın çevirisi olan ’Bir kum Yöresi Almanağı’’ isimli değerli kitabı okumanızı öneririm.