Türkiye’de yaşananlar artık istisna değil, süreklilik arz eden bir tabloyu işaret ediyor. Ekonomi başta olmak üzere adalet, güvenlik ve sosyal yaşam alanlarında yaşanan sorunlar, toplumun tüm kesimlerini doğrudan etkiliyor. Bu sorunlar ülke genelinde konuşulurken, asıl yük her zaman olduğu gibi yerelde hissediliyor.
Emekli maaşıyla geçinmeye çalışan vatandaş da, asgari ücretle ayakta durmaya çalışan çalışan da aynı belirsizlik içinde yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Açıklanan rakamlar ile sokağın gerçeği arasındaki fark her geçen gün daha da belirginleşiyor. Pazardaki fiyat etiketi, resmi açıklamalardan çok daha ikna edici bir tablo sunuyor.
Ülke genelinde sıkça tartışılan adalet ve güvenlik başlıkları, yerelde birebir yaşanıyor. Kadına yönelik şiddet, çocuk istismarı ve artan suç oranları, istatistik olmanın ötesine geçerek mahallelerin gerçeği haline geliyor. Olayların ardından yapılan rutin açıklamalar, toplumda oluşan güvensizliği gidermeye yetmiyor.
Yerel yönetimlerin sorumluluğunda olan altyapı ve şehircilik sorunları ise bu genel krizi daha da görünür kılıyor. Yağmur yağdığında su basan sokaklar, temizlenmeyen dere yatakları, yıllardır çözülemeyen altyapı eksiklikleri, yaşananların sadece “doğal” olmadığını açıkça ortaya koyuyor. İhmal, çoğu zaman afetin kendisinden daha büyük bir sorun haline geliyor.
Merkezi yönetimden alınan kararların etkisi, yerelde en çıplak haliyle hissediliyor. Planlama eksikliği, denetimsizlik ve sorumluluk paylaşımındaki belirsizlik, sorunların çözümünü geciktiriyor. Vatandaş, çözümü Ankara’da aramak zorunda bırakılırken, yaşadığı sokakta muhatap bulmakta zorlanıyor.
Toplumsal tahammülsüzlüğün artması da bu tablonun doğal sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Ekonomik baskı, adalet duygusundaki zedelenme ve güvenlik endişesi, insanları daha gergin ve kırılgan hale getiriyor. Toplumun her kesiminde hissedilen bu yorgunluk, sosyal yapıyı zayıflatıyor.
Türkiye’nin bugün ihtiyacı olan şey, sorunları parça parça ele alan geçici çözümler değil; ülke geneli ile yereli birlikte değerlendiren, sorumluluğu net ve şeffaf bir yönetim anlayışıdır. Aksi halde, yaşanan her kriz bir sonrakinin habercisi olmaya devam edecektir.


ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.