Diyetisyen Bilgenur Temel Yıldız, aç olmadığı halde yemek isteme ve aniden ortaya çıkan tatlı isteğinin duygusal yemeyle ilişkili olabileceğini belirtti. Yıldız, “Duygusal yeme problemi yaşayan bir kişiye ‘Kendini tut’ demek yeterli değildir” dedi.
“Aç değilim ama yemek yemek istiyorum”, “Dönüp dolaşıp kendimi buzdolabının önünde buluyorum” ve “Yiyorum ama doymuyorum” ifadelerinin pek çok kişiye tanıdık gelebileceğini söyleyen Diyetisyen Bilgenur Temel Yıldız, duyguların yeme davranışı üzerindeki etkisini anlattı.
Duygusal yemenin fiziksel açlıktan farklı olduğunu belirten Yıldız, kişinin stres, üzüntü, öfke, yalnızlık veya korku gibi duygularla baş etmek için yiyeceklere yönelebildiğini ifade etti.
“DUYGUSAL YEME İRADESİZLİK ANLAMINA GELMEZ”
Yoğun ve stresli bir günün ardından yemek yemenin bazı kişiler için rahatlama ya da kendini ödüllendirme aracına dönüşebildiğini belirten Yıldız, bu davranışın yalnızca iradeyle açıklanamayacağını vurguladı.
Yıldız, “Yemek yalnızca biyolojik bir ihtiyaç değildir. Yemek aynı zamanda bizim için haz alma, rahatlama, ödül ya da sosyal bir deneyim olabilir” dedi.
Kişinin yeme isteği geldiğinde kendisine yönelteceği sorunun önemli olduğunu söyleyen Yıldız, “Gerçekten fiziksel olarak aç mıyız yoksa duygularımızdan dolayı mı yemek yemek istiyoruz?” ifadelerini kullandı.
FİZİKSEL AÇLIKLA DUYGUSAL AÇLIK NASIL AYRILIYOR?
Fiziksel açlığın genellikle vücudun enerji ihtiyacına bağlı olarak yavaş yavaş geliştiğini anlatan Yıldız, duygusal yeme isteğinin ise aniden ortaya çıkabildiğini söyledi. Bu durumda kişinin özellikle çikolata ve tatlı gibi belirli yiyeceklere güçlü bir istek duyabildiğini belirtti.
Yeme isteğinin yalnızca üzüntüyle ortaya çıkmadığını da dile getiren Yıldız, can sıkıntısı ve televizyon izlerken yiyeceklerden etkilenme gibi durumların da bu davranışa eşlik edebileceğini ifade etti. Yıldız, burada yalnızca ne yenildiğine değil, neden yemek istendiğine de bakılması gerektiğini vurguladı.
KISA SÜRELİ RAHATLAMA, TEKRARLAYAN DAVRANIŞA DÖNÜŞEBİLİYOR
Yıldız, kişinin kendisini kötü hissettiğinde yemeğe yönelmesinin kısa süreli bir rahatlama sağlayabildiğini, bunun da aynı duygular tekrarlandığında yeniden yemek yeme isteğini güçlendirebildiğini anlattı.
“Bu rahatlama, beynin o davranışı tekrar tercih etmesine sebep olabilir” diyen Yıldız, bazı danışanlarında bu sürece pişmanlık ve suçluluk duygularının da eşlik ettiğini söyledi.
Bir yiyecek tüketildiği için kişinin kendisini suçlamaması gerektiğini belirten Yıldız, danışanlarına yaklaşımını şöyle aktardı:
“Mesela gece bana diyorlar, ‘Hocam ben cheesecake tükettim.’ Tüketmiş olabilirsin ama yarın yepyeni bir gün, yepyeni bir beslenme programı seni bekliyor.”
“KENDİNİ TUT’ DEMEK YETERLİ DEĞİL”
Duygusal yeme isteği fark edildiğinde yürüyüş, kitap okuma, nefes egzersizleri ve fiziksel aktivite gibi farklı uğraşlara yönelinebileceğini belirten Yıldız, davranışın altında yatan nedenlerin de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Yıldız, “Duygusal yeme problemi yaşayan bir kişiye ‘Kendini tut’ demek yeterli değildir. Çünkü davranışın altında stres, beslenme düzeninin bozukluğu, uykusuzluk, beden algısı, sürekli kısıtlama veya başka psikolojik etkenler olabilir” dedi.
Sık tekrarlayan duygusal yeme ataklarında uzman desteğinin önemine dikkat çeken Yıldız, diyetisyenlerin, gerektiğinde psikolog ve psikiyatristlerle birlikte çalışmasının daha doğru bir yaklaşım olabileceğini ifade etti. (SELİME AYDEMİR)





















ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.