Hulisi Akşit ile röportajımızın bu son bölümünde, daldan dala konduk, birçok konuda tekrar yaptık. Yüksel Yalova ile Hüseyin Aksu’ya çok emek verdiğini ve pişman olduğunu söyleyen Akşit, “Her ikisine de hakkımı helal etmiyorum” dedi. Özlem Çerçioğlu’nun da çok zor bir insan olduğunu ve kendi bildiğinde ısrar ettiğini söyledi. Kendisini, ‘Salak’ diye tanımlayanlar olduğunu belirten Akşit, “Ben salak değilim ama Aydın sevdalısıyım” diye konuştu.
Oynamadan, kırpmadan, düzenlemeden sohbetimizin son bölümünü aynen aktarıyorum.
RÖPORTAJ: EMİN AYDIN
Aydınlı suçlu olduğunuza inanıyor mu?
Aydın’ı seviyorum, Aydın için başıma ne dert gelirse gelsin umursamam. Cezaevinde olsam da önemli olan kötü bir şey yapmadığıma Aydınlının inanmasıdır. İzne geldiğimde, gittiğim her yerde tüm masalar ayağa kalkıyor. Benim için ceza, verilen hüküm değil, Aydınlıların kötü bir şey yaptığıma inanması olur, o zaman ben yaşamam, intihar ederim. Bütün başkanlardan şunu isterim, gırtlaklarından haram geçirmesinler. Çok gece yarısı baskınları yaptım, kasaları kontrol ettim. Kızı boş bırakırsan ya davulcuya ya da zurnacıya gider, kamu görevi ve kamu malı da öyledir. Boş bırakılamaz. Her ilçeye bir oda yeterli, birden fazla oda gereksizdir. Salavatlı’da oda kapandı, kasada bir kuruş yok, çalışanın 36 bin lira alacağı var. Kim verecek onun parasını? Odayı Sultanhisar’a bağladık, Sultanhisar Esnaf Odası da ‘Ben ancak 10 bin lira verebilirim’ diyor. Sıkıntı var. 500’ün altına düşen oda kapanmalı ya da her ilçeye bir oda olmalı. Başkanlar bana kızabilir, ama ben esnafın lehine düşünürüm. Benim odam kapanacak, ben kapının önünde olacaksam buna hazırım. Başkanların değil, esnafın başkanıyım.
“ÖZLEM HANIM İLE ÇALIŞMAK ZORDUR”
Bugüne kadar hiç kimseyle kötü olmadım. Bunun için çabaladım. Bütün belediye başkanları ile aram iyiydi. Özlem Hanım ile çalışmak çok zordur. Aydınspor başkanlığında da yaşadım. Özlem Çerçioğlu, erkek doğacakmış, yanlış olmuş. Argo da vardır, en ağır lafı söyler, hiç acımaz. Yalan dolanı hiç sevmez, farklı bir yapısı var. İnsanlar, belediyenin parasını yediğini iddia ediyor, bunu yapmaz, bilerek yaptırmaz. Kendisinin ve ailesinin buna ihtiyacı da yok. Çalışmak zor, çünkü kendi dediğini yaptırmaya daha çok çalışıyor. Bildiği konularda ısrar etmesi lazım, bilmediği konularda da ısrar edince tartışma çıkıyor. Aydınspor’da amigolar yüzünden tartıştık, ben karşı tribüne taşınmaları gerektiğini söyledim. O aksini savundu ve ısrar etti. Ben bir yıl önce onlar yüzünden 124 bin lira ceza ödemişim. Bin lira için insanlara yalvardığım bir ortamda, bu olur mu? Aydın’da (Efeler) yaşayan 271 bin kişi birer lira versinler ben takımı Süper Lig’e çıkarayım. Çok zor değil ki bu iş. Türkiye’deki bütün futbolcular Gençler Birliğinde oynamak ister, çünkü maaşını ve primini ne zaman alacağını bilir. 75’e başka yere gideceğine bunu sağlarsam 50’ye bana gelir. 200 bine anlaşıyor, 100’ünü alıyor, 100’ünü alamıyorsun. Bende garanti para var.
“TÜRKİYE’DE HULİSİ BABAYIM”
Barıştırma misyonunuz Aydın ile sınırlı değil, Türkiye’nin her yerinde kavga edenleri barıştırma hikâyeleriniz olduğunu duyuyoruz, nedir bu konu?
Türkiye’nin her yerinde birçok insanı barıştırdığım oldu. Gerek federasyon başkanlığı dönemimde, gerekse konfederasyon yöneticiliğimde, oda başkanlarının kendi arasında, belediye başkanı ile ya da değişik kesimlerle sürtüşme yaşanmış, atladım gittim. Barıştırdım. 81 ilden her hangi birine gidin, ‘Bizi Hulisi Baba gönderdi’ deyin, sizi nasıl ağırlayacaklarını görürsünüz. ‘Abi’ söylemini aştık, Türkiye genelinde ‘baba’ diye tanımlanır olduk.
2000 yılında ilk kez federasyon başkanı oldum. Tekirdağlılara, ‘ilk sizi ziyaret edeceğim’ diye söz verdim. Biz yaklaşırken, yolda ‘Sayın Genel Başkanım Şehrimize Hoş Geldiniz’ yazılı koskoca bir pankart var. Bir sürü kalabalık toplanmış, şoförüme, ‘Eyvah, yanlış zamanda geldik. Siyasi bir lider geliyor galiba, kenarlarından geçelim, gidelim’ dedim. Yaklaşınca bir baktım, İstanbul, Çanakkale ve o bölgenin tüm oda başkanları orada. Arabadan bir indik hadi bakalım, omuzlardayım. Sadece Aydın’da sevilen, sayılan biri değilim, özellikle bizim teşkilatın içinde tüm Türkiye’de çok ciddi bir yerim vardır.
“AKSU’YU BEN BELEDİYE BAŞKANI YAPTIM”
Pişmanlıklarınız var mı?
Hüseyin Aksu’yu ben evimde belediye başkanı yaptım. Onu Cevat Aldemir ile buluşturdum. Kapıdan girdiğinde dondu, kaldı. Koştu, ellerini öptü. O zaman Hüseyin Bey’i partiye kayıt etmiyorlardı. İl Başkanı Zafer Esi, partiye almıyordu. Nevzat Biçer ile ben buluşturdum. Yüksel’de de çok emeğim vardır ama şuan her ikisi yüzünden de cezaevindeyim. Onlara verdiğim emek, harcadığım efor ve yaptığım her şeyden dolayı pişmanım. Mert değillermiş. Kimseyle küslüğüm yoktur. Bana taş atana çiçek uzatırım. Selahattin Çetindoğan 1996 yılında benim karşımdaydı, muhalifti. 1999 yılında yönetime aldım. Kimseye kırgın, küskün kalmam. O günkü düşüncesi oydu. Birlikte çalışmamız için bu engel değil. Birbirimize küfür ettiysek o zaman sen veya ben düşünmen lazım. Ali Uzunırmak ile gezdim, ‘MHP’li’ dediler. Yüksel Yalova ile gezdim ‘ANAP’lı’ dediler. Bülent Tezcan ile dolaşıyorsunuz ‘CHP’li’ diyorlar. Ben hiçbir partili değilim.
Dünya görüşünüz ne?
Sosyal demokratım. Solcu değilim, demokratım. Herkes adaletli olsun, kimse için adalet değişmesin, herkes eşit olsun isterim. Avrupa Birliği’ne girmezsek sonumuz iyi değil. Hala aşiretlerle idare edilen ülkeleri bir bakın. Saddam, Saddam, Saddam, gitti, Irak diye bir ülke kaldı mı? Kaddafi, Kaddafi, Kaddafi dediler, Libya diye bir ülke kaldı mı? Kardeşimiz Esat da gidiyor. Neresi kaldı bu bölgede; biz. Allah bana Türkiye’nin Suriye gibi olduğunu göstermeden yanına alsın. AB’ye girmemiz için ne yapılması gerekiyorsa hepsi yapılsın. Savaşla, kavga ile bu işler gitmez. İdareci, çözüm bulacak. Ben bu teşkilatta çözüm bularak önce ‘Abi’ sonra da ‘Baba’ oldum. Yaptıklarımın Türkiye’de örneği yoktur.
“İDARECİLİK SANATTIR”
Benim Aydın ile ülke ile ilgili bir sürü tespitim var. Geçmişte çok söyledim. Doktordan sağlık müdürü, öğretmenden okul müdürü olmaz. Olursa kamu işletmeleri zarar eder, işler sekteye uğrar. Bu ülke için konuşmak zorundayız. Doğruları bulmamız gerekir. 69 yaşındayım, bugün varsam yarın yokum. Aydın için ülkem için doğru neyse onu konuşurum. Bunu yapmak için her zaman var. Kulüplerin hepsi hikaye alt yapıdan futbolcu yetiştiremezsen yok olursun. Galatasaray’ın Avrupa Şampiyonu olduğu kadroyu hatırlayın. Yaş ortalaması 23 idi. 10 yıldır aynı kadro tutulsa, 2-3 defa daha Avrupa Şampiyonu olurlardı. Takıma da çocuklara da yazık oldu. İdarecilik bir sanattır. İdareci hemen karar vermez, planlar, ayarlar, maddi, manevi ortaya koyar, evet ya da hayır dersen kurum da ülke de patlar.
Aydınspor’un borçları hakkında ne düşünüyorsunuz?
O kadar borcu olduğuna ben inanmıyorum. 1-1,5 yılda o kadar borç olmaz. Aydınspor 1923’ün kurtuluşu yok. Eski Aydınspor’un 7,5 milyon borcu vardı. Yine aynı rakama geldiysek neden yeni kulüp kurduk? Yeni yasa çıkıyor, hangi başkan, idareci batırdıysa onlar ödesin. Bu doğru.
Cezaevinde en çok neyi özlüyorsunuz?
Torunlarımı özlüyorum. Başka hiçbir şeyi özlemiyorum. Onlar hep burnumda tütüyor. Rahmetli kayınvalidem, ‘Torunun olunca göreceğim’ seni derdi. Doğruymuş. Torun sevgisi başkaymış.
Çok dertlisiniz, çok dolusunuz, sürekli konuşmak, anlatmak istiyorsunuz öyle değil mi?
O kadar çok şey var ki konuşulacak. Hulisi Baba’nın herkes ‘Salak’ olduğunu bilir, tepesine binip gezmek ister. Yok, ben salak değilim ama Aydın sevdalısıyım. Tek suçum, Aydın’ı çok sevmek. Niye; 1973’te Aydın’a geldim, Aydınlılar 5 sene sonra beni bir yere getirdiler. Makam, mevki verdiler. Ben bunları inkar edemem. O zamandan beri kendimi Aydın’a ve Aydınlıya borçlu hissederim. Onca sevgiyi, saygıyı çöpe atamam. Ayda 4,5 milyona imza atıyordum. Her ay yüzde 10 çalsam şuan milyonerdim. Hırsızlığı beceremem, o yüzden salak olarak algılanabilirim, bu çok normal bir durum.
Hüseyin Aksu ve Yalova ile görüşüyor musunuz, mesela Yalova bir hukukçu, bu süreçte size yardımcı oldu mu?
Görüşmüyorum. Yalova, hukukçuymuş, doğru söylüyorsun.
Her ikisine de hakkınızı helal ediyor musunuz?
Etmiyorum. Tek o ikisine helal etmiyorum. Onlar dışında bana kötülük eden herkese hakkım olsun. Hesap tutmadım ama piyasadan 300 bin lira alacağım kaldı, onlara da hakkım helal olsun.
Aydınlıya bir mesajınız var mı?
Yarınları daha iyi görsünler, biraz daha cesur olsunlar. Biraz daha isteklerini dile getirsinler. Parlamenter görünce düğme iliklemesinler. Adı üstüne ‘milletvekili’ bizim oturup onların ayakta olması lazımken, durum tam tersi oluyor. Onlar oturuyor, biz düğme ilikliyoruz. Bundan vazgeçsinler. Aydın Türkiye siyasetinin önemli merkezlerindendir. Başbakan, bakanlar çıkarmış. Sadece birkaç dönemdir bakan çıkmıyor. Temel sorunları belirleyip bunların üstüne gitsinler. Ankara’ya tek bir taleple gidilsin. On tane ile gidilince, en kolayını yapıyorlar, ‘o iş tamam’ diyorlar gerisi kalıyor.
Esnaf camiasına mesajınız var mı?
Eski ustalarının onlara söylediklerini veya yaptıklarını gözden geçirsinler. Sabah 8’te tıraş olacak berber, araba bırakacak dükkân yok ve bunlar sorgulanmalı. BİTTİ
Baba dayağı ile evden kaçtı, çöpten bulduğu ekmeği yedi
Aksu ve Yalova sürtüşmesinin kurbanı oldum

























ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.