• 13 Ağustos 2026, Perşembe 14:01

Karacasu’da toprak emeğe dönüşüyor

Aydın’ın Karacasu ilçesinde yüzyıllardır sürdürülen çömlekçilik geleneği, ustaların ellerinde yaşatılmaya devam ediyor. Ailelerin birlikte çalıştığı atölyelerde işlenen toprak; testi, bardak, güveç ve su küpleri gibi çeşitli ürünlere dönüşüyor. Ustalar, mesleğe ilginin azalması ve yeni çırakların yetişmemesi nedeniyle geleceğe dair endişe taşıyor.

Karacasu’da çömlek atölyesinde çalışan Burcu Öztürk, çömlekçilikle yaklaşık 12 yıl önce eşi sayesinde tanıştı. Üretimin farklı aşamalarında görev aldığını belirten Öztürk, ailece yaptıkları çalışmayı şu sözlerle anlattı:

“Eşim bu işi yapıyor. Ben bardakların sapını takıyorum, kurutuyorum. Çamurunu ben yapıyorum. Beraber fırına götürüyoruz, kurutup pişiriyoruz. Oradan halkımıza sunuyoruz.”

ÇÖMLEKÇİLİK EMEK İSTEYEN BİR MESLEK

Mesleğin zorluklarının da bulunduğunu dile getiren Öztürk, özellikle toprağın hazırlanması sırasında ortaya çıkan tozun zorlayıcı olduğunu söyledi.

“Her işin olduğu gibi bunun da zorlukları var. Toprağı eleyip öğütüp kazana koymak var. o toprak tozuna herkes katlanmıyor. Ama severek yaparsan bence çok güzel.”

Çömlekçiliğin kendileri için önemli bir geçim kaynağı olduğunu belirten Öztürk, mesleğin eski ilgisini kaybettiğine dikkat çekti.

“Bir kere kendi mesleğin. Biliyorsun, karnın bundan doyuyor. Unutulmaya yüz tutmuş mesleklerden ama artık eskisi kadar herkes ilgilenmiyor.”

Karacasu’da üretilen çömleklerin daha fazla tanınmasını isteyen Öztürk, vatandaşları geleneksel ürünleri kullanmaya davet etti.

“Herkes bence Karacasu bardağından alıp bir onun suyunun tadına bakmalı. Ben yapıyorum diye değil. İlla ki bunun bir tadına bakmalılar. Herkesi beklerim.”

USTALARIN EN BÜYÜK SORUNU ÇIRAK

Çömlek ustası Erhan Öztürk, Karacasu’da çömlekçiliğin birçok aile için geçim kaynağı olduğunu belirtti. ilçede 18 iş yeri bulunduğunu ve yaklaşık 30 ustanın çalıştığını aktaran Öztürk, mesleğin geleceği konusunda en büyük sorunun çırak eksikliği olduğunu söyledi.

“Burada 18 tane iş yeri var. 30’a yakın usta var. herkes ailecek ekmeğinin peşinde, ekmeğini kazanıyor bu işte.”

Yeni ustaların yetişmediğini vurgulayan Öztürk, “gelecek kaygımız var. Yeni ustalar yetişmiyor. Çıraklar yetişmiyor. Kaygımız çok.” dedi.

ÇOCUKLARINI DA MESLEĞE YÖNLENDİRDİLER

Çömlekçilikle 20-25 yıldır uğraşan bir başka usta ise çocuklarını da mesleğe kazandırdığını anlattı. Çocuklarının çıraklık eğitimi aldığını belirten usta, çömlekçiliğin aileleri için önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti.

“Çocukları çıraklığa verdik. Çıraklık eğitiminde okudular, oradan başladılar çalışmaya. Biz de peşlerinden koyduk. Çamur bizim her şeyimiz.”

Mesleğin devamı için turizmin geliştirilmesi gerektiğini belirten usta, daha fazla ziyaretçi beklediklerini söyledi.

“Devlet turizme yönlendirecek ki biz de ekmeğimizi kazanalım. Köyümüz, kasabamız şenlenecek böyle satış yaptıkça. Misafirlerimiz her zaman buyursun gelsin.”

30 YILDIR ÇÖMLEKÇİLİK YAPIYOR

Çömlek sanatçısı ve ustası Ümit Öztürk, mesleğe 11 yaşında çırak olarak başladığını ve yaklaşık 30 yıldır çömlekçilik yaptığını söyledi.

“11 yaşında çıraklıkla bu mesleğe başladım. Yaklaşık 30 yıldır çıraklıkta öğrenerek bu mesleği icra etmekteyiz.”

Geçmişte çömlek ürünlerinin günlük yaşamda daha fazla kullanıldığını belirten öztürk, teknolojinin gelişmesiyle birlikte mesleğin eski önemini kaybettiğini dile getirdi.

“Eskiden daha gözdeydi. Şu an toprak testi daha çok süs amaçlı kullanılır hale geldi. Daha önce insanlar mecburi kullanıyordu. Tarlada, evde buzdolabı olmadığı için kullanılıyordu. Şimdi bizim mesleğimiz de eskiye nazaran biraz düşüşte.”

KARACASU TOPRAĞININ FARKI

Karacasu toprağının çömlekçilik açısından önemli özelliklere sahip olduğunu belirten Öztürk, özellikle su testilerinin serin tutma özelliğine dikkat çekti.

“Karacasu toprağımız seramik ürünlerinde kaliteli. Suyu soğuk tuttuğu için bu mesleğimizi sürdürüyoruz. Genelde su testileri üretiyoruz.”

Toprağın demir oranının yüksek olduğunu belirten Öztürk, bu özelliğin su testilerine farklı bir nitelik kazandırdığını ifade etti.

“Toprağın özelliği bu. Suyun içerisindeki kireci süzer, suyu canlandırır. İçinde bekledikçe soğutma özelliği çok yüksek. Suyu buz gibi tutar.”

TOPRAK, USTALARIN ELİNDE ÜRÜNE DÖNÜŞÜYOR

Üretim sürecinin toprağın satın alınmasıyla başladığını anlatan Öztürk, toprağın makinelerde işlenerek çamur haline getirildiğini söyledi.

“Toprağı satın aldıktan sonra makinelerde un gibi öğütüyoruz. Büyük kazanların içinde o un gibi toprak döne döne çamur haline geliyor. pres makinesi var. ORadan çamurlarımız hazırlanıyor. Bütün bu aşamayla kendimiz uğraşıyoruz.”

Hazırlanan çamur daha sonra şekillendirilerek testi, bardak, güveç ve su küpleri gibi ürünlere dönüşüyor.

KARACASU ÇÖMLEKLERİ YURT DIŞINA DA ULAŞIYOR

Karacasu’da üretilen ürünler yurt içinin yanı sıra yurt dışına da gönderiliyor. su testileri, toprak güveçleri ve farklı boyutlarda su küpleri üreten ustalar, özellikle 5, 10, 15 ve 20 litrelik ürünler hazırlıyor.

Ümit Öztürk, ihracat yaptıkları ülkeler arasında Arabistan’ın da bulunduğunu belirterek, “yurt dışına gönderdiğimiz ürünler var. Su küpleri 5 litre, 10 litre, 15 litre, 20 litre şeklinde boy boy gönderiyoruz. Arabistan’a ihracatımız var. Su testileri, toprak güveçleri yoğun talep görüyor. Toptan ve perakende satışını yapıyoruz.” dedi.

MESLEĞİN GELECEĞİ İÇİN DESTEK BEKLİYORLAR

Ustalar, çömlekçilik geleneğinin devamı için turizm ve tanıtım çalışmalarının artırılması gerektiğini vurguladı. Karacasu’ya daha fazla yerli ve yabancı turist çekilmesinin hem satışlara hem de mesleğin geleceğine katkı sağlayacağını belirten ustalar, yeni neslin mesleğe kazandırılması için de destek istedi.

Ümit Öztürk, “proje olsa, bu mesleğe ve dışarıdan gelen yerli yabancı turistlere yönelik buraya çekme gibi çalışmalar yapılsa daha iyi olur. Bunu kendimiz başaracak durumda değiliz.” ifadelerini kullandı.

Karacasu’da ustaların ellerinde şekillenen toprak, yüzyıllardır süren bir geleneği geleceğe taşıyor. Ustalar ise çırak sıkıntısının giderilmesini, turizm ve tanıtım çalışmalarının artırılmasını ve geleneksel çömlekçiliğin yeni nesillere aktarılmasını istiyor. (ŞERİFE NUR KÖSE / SELİME AYDEMİR)

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.