• 15 Eylül 2026, Salı 15:07

Ortaklar’ın 600 yıllık sırrı

İzmir’in Torbalı ilçesinde bulunan Ortaklar Mahallesi’nin adı, yaklaşık 600 yıl önce Batı Anadolu’yu sarsan Şeyh Bedreddin ve Börklüce Mustafa hareketiyle bağlantılı olabilir mi? Bölgenin 15. yüzyıldaki siyasi coğrafyası, Aydınoğulları Beyliği’nin son dönemleri ve Börklüce Mustafa’nın “ortaklaşmacı” düşünceleri birlikte değerlendirildiğinde dikkat çekici bir tarih anlatısı ortaya çıkıyor. Ancak Torbalı’daki Ortaklar’ın doğrudan bu hareket tarafından kurulduğunu kanıtlayan kesin bir belge henüz bulunmuyor.

Bugün Torbalı sınırları içerisinde yer alan Ortaklar Mahallesi, adı nedeniyle uzun süredir Şeyh Bedreddin ve onun en önemli takipçilerinden Börklüce Mustafa’nın Batı Anadolu’daki hareketiyle ilişkilendiriliyor. Özellikle “ortak üretim”, “ortak mülkiyet” ve farklı toplulukların bir arada yaşaması düşüncesiyle anılan Börklüce hareketi, “Ortaklar” adının kökeni konusunda dikkat çekici bir ihtimali gündeme getiriyor.

 

O yıllarda Torbalı, Aydın-ili coğrafyasındaydı

Bugünün idari sınırlarıyla 15. yüzyılın coğrafyasını değerlendirmek büyük bir yanılgıya neden olabiliyor. Şeyh Bedreddin ve Börklüce Mustafa döneminde kaynaklarda geçen “Aydın ili”, günümüzdeki Aydın ilinin sınırlarından çok daha geniş bir bölgeyi ifade ediyordu.

Tire, Ayasuluk yani bugünkü Selçuk, Küçük Menderes Havzası, İzmir çevresinin bazı kesimleri ve Torbalı’nın bulunduğu alan bu tarihî Aydın coğrafyasının içerisindeydi.

Torbalı çevresinin o dönemde Kızılhisar adıyla anıldığı, 1390’da Yıldırım Bayezid’in bölgeyi Osmanlı hâkimiyetine aldığı, 1402 Ankara Savaşı’nın ardından ise Aydınoğulları’nın yeniden güç kazandığı biliniyor.

Dolayısıyla Börklüce Mustafa’nın “Aydın-ili”nde faaliyet gösterdiğini anlatan tarihî kayıtlar yalnızca bugünkü Aydın kentini değil, Torbalı-Tire-Selçuk hattını da kapsayan çok daha geniş bir coğrafyayı işaret ediyor.

 

Şeyh Bedreddin Aydın ve Tire’ye geldi

Şeyh Bedreddin’in Batı Anadolu ile ilişkisi de tarihî kaynaklarda açık biçimde görülüyor.

Mısır’dan Anadolu’ya dönen Bedreddin’in Germiyan üzerinden Aydın topraklarına geçtiği, Aydın ve Tire çevresinde bulunduğu ve bölgede taraftar topladığı aktarılıyor.

Bedreddin’in İzmir’de Aydınoğlu Cüneyd Bey ile de temas kurduğu biliniyor. Bedreddin’in torunu Hafız Halil’in kaleme aldığı Menâkıbnâme’de Cüneyd Bey’in Şeyh Bedreddin’e yakınlık gösterdiği ve ona bağlandığına ilişkin bilgiler bulunuyor.

Bu gelişmeler, Torbalı ve Küçük Menderes Havzasının Bedreddin hareketinden tamamen uzak bir bölge olmadığını ortaya koyuyor.

 

Aydınoğlu Cüneyd Bey de dönemin en güçlü aktörlerinden biriydi

15. yüzyılın ilk çeyreğinde Batı Anadolu yalnızca Şeyh Bedreddin ve Börklüce Mustafa’nın faaliyetleriyle değil, Aydınoğlu Cüneyd Bey’in Osmanlı’ya karşı yürüttüğü mücadeleyle de hareketliydi.

Ankara Savaşı’nın ardından ortaya çıkan Osmanlı Fetret Devri’ni iyi değerlendiren Cüneyd Bey, Aydınoğulları topraklarında yeniden hâkimiyet kurmaya çalıştı.

Osmanlı şehzadeleri arasındaki mücadelelerde zaman zaman taraf değiştiren Cüneyd Bey, uzun süre İzmir ve çevresindeki siyasi dengeleri etkileyen önemli bir güç olarak kaldı.

Bu nedenle Bedreddin-Börklüce hareketini, Torbalı ve çevresindeki gelişmeleri Aydınoğulları’nın son dönemindeki siyasi mücadelelerden bağımsız değerlendirmek mümkün değil.

 

Börklüce Mustafa Batı Anadolu’ya döndü

Şeyh Bedreddin’in en tanınmış takipçilerinden Börklüce Mustafa, Osmanlı tarihinde oldukça tartışmalı bir isim.

Bedreddin, Musa Çelebi’nin Edirne’de hâkim olduğu dönemde kazaskerlik görevine getirilmiş, Börklüce Mustafa ise onun kethüdası olmuştu.

Musa Çelebi’nin 1413 yılında Çelebi Mehmed karşısında yenilmesinin ardından Bedreddin İznik’e gönderildi. Börklüce Mustafa ise Batı Anadolu’ya geçti.

Börklüce’nin özellikle Aydın-ili ve Karaburun çevresinde geniş bir taraftar kitlesi oluşturduğu biliniyor.

Ancak Börklüce hareketinin doğrudan Şeyh Bedreddin tarafından yönetilip yönetilmediği konusunda tarihçiler arasında görüş birliği bulunmuyor. Bazı araştırmacılar Börklüce, Torlak Kemal ve Şeyh Bedreddin hareketlerinin bağlantılı olmakla birlikte farklı toplumsal dinamiklere sahip olduğunu değerlendiriyor.

 

“Mal mülk ortak olacak” düşüncesi

Börklüce Mustafa’nın fikirleri konusunda en dikkat çekici bilgiler, Bizans tarihçisi Doukas’ın anlatımlarından geliyor.

Doukas’a göre Börklüce Mustafa’nın çevresindeki topluluk, kadınlar dışında yiyeceklerin, giyeceklerin, hayvanların, arazilerin ve malların ortak kullanımını savunuyordu.

Ayrıca Müslümanlarla Hristiyanlar arasında keskin ayrımlar yapılmaması gerektiğini savunan bir anlayıştan söz ediliyor.

Bu nedenle Börklüce hareketi daha sonraki dönemlerde “eşitlikçi”, “ortaklaşmacı” veya “komünal” bir toplumsal hareket olarak yorumlandı.

Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: Şeyh Bedreddin’in kendi eserlerinde açık biçimde ortak mülkiyeti savunduğunu gösteren kesin bir ifade tespit edilebilmiş değil.

Dolayısıyla ortaklaşmacı ekonomik düzenle ilgili anlatımların ağırlıklı olarak Börklüce Mustafa’ya ilişkin kaynaklardan geldiğini belirtmek gerekiyor.

 

Ortaklar adı buradan mı geliyor?

Torbalı’daki Ortaklar Mahallesi’ni ilginç hale getiren nokta tam da burada başlıyor.

Bölgedeki yerel anlatılarda ve bazı modern tarih-edebiyat çalışmalarında “Ortaklar” adının Börklüce Mustafa’nın savunduğu düşünülen ortaklaşmacı yaşam düzeniyle bağlantılı olabileceği ileri sürülüyor.

Bu anlatıya göre Börklüce taraftarlarının ortak üretim yaptığı, malları paylaştığı ve birlikte yaşadığı bir yerleşim modeli ortaya çıktı. “Ortaklar” adının da bu toplumsal yapıdan kalmış olabileceği iddia ediliyor.

Hatta bazı modern eserlerde doğrudan “Ortaklar Köyü”nden söz ediliyor.

Fakat tarih araştırmalarında bu noktada önemli bir sorun ortaya çıkıyor.

15. yüzyıldan kalan Osmanlı kroniklerinde veya döneme ait bilinen belgelerde “Torbalı’daki Ortaklar köyünü Börklüce Mustafa kurdu” şeklinde açık bir kayıt bulunmuyor.

Bu nedenle bağlantıyı kesin tarihsel gerçek olarak değil, araştırılması gereken güçlü bir yerel tarih ihtimali olarak değerlendirmek gerekiyor.

 

“Yârin yanağından gayrı...” sözü Bedreddin’in değil

Şeyh Bedreddin ve Börklüce Mustafa anlatısında sık yapılan hatalardan biri de şu sözün doğrudan Bedreddin’e ait olduğunun düşünülmesi:

“Yârin yanağından gayrı her şeyde, her yerde hep beraber.”

Bu söz, 15. yüzyıldan kalma bir Bedreddin veya Börklüce Mustafa cümlesi değil.

İfade, Nâzım Hikmet’in Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı ile yaygınlaşan edebî bir formülasyon.

Nâzım Hikmet, Börklüce hareketine ilişkin ortaklaşmacı tarih anlatılarından yola çıkarak bu düşünceyi şiirsel bir ifadeye dönüştürdü.

Zaman içerisinde şiirin etkisi o kadar büyüdü ki Nâzım Hikmet’in dizeleri ile tarihî kaynakların anlattıkları birbirine karışmaya başladı.

 

Hareket neden bu bölgede büyüdü?

Börklüce Mustafa’nın hareketinin Batı Anadolu’da geniş bir destek bulması dönemin şartlarıyla doğrudan ilişkiliydi.

1402 Ankara Savaşı Osmanlı düzenini büyük ölçüde sarsmıştı. Yıldırım Bayezid’in oğulları arasında başlayan taht mücadelesi yaklaşık 11 yıl sürdü.

Eski Anadolu beylikleri yeniden ortaya çıkarken bölge sürekli savaş, iktidar değişikliği ve ekonomik belirsizlik yaşadı.

Köylüler, Türkmen toplulukları ve farklı dinlere mensup halklar savaşların ve vergi yükünün etkisini doğrudan hissediyordu.

Börklüce Mustafa’nın eşitlik ve paylaşım düşüncelerinin böyle bir toplumsal ortamda taraftar bulması şaşırtıcı değildi.

Kaynaklarda hareket içerisinde Müslüman Türkmenlerin yanı sıra bölgedeki bazı Rum toplulukların da bulunduğuna yönelik bilgiler yer alıyor.

 

Osmanlı orduları ilk aşamada başarı sağlayamadı

Börklüce Mustafa’nın hareketi giderek büyüyünce Osmanlı yönetimi bölgeye kuvvet göndermeye başladı.

Kaynaklarda Börklüce taraftarlarının Osmanlı tarafından gönderilen ilk kuvvetleri yenilgiye uğrattığı aktarılıyor.

Hareketin kontrol edilememesi üzerine Sultan Çelebi Mehmed daha büyük bir askerî güç gönderdi.

Şehzade Murad ve Bayezid Paşa’nın yer aldığı Osmanlı kuvvetleri, Börklüce Mustafa ve taraftarlarını ağır bir yenilgiye uğrattı.

Börklüce Mustafa yakalandı ve Ayasuluk’a, yani bugünkü Selçuk’a götürüldü. Burada öldürülmesiyle hareketin Batı Anadolu’daki silahlı safhası sona erdi.

 

Torbalı’daki Ortaklar için arşivler ne söylüyor?

Bugün cevaplanmayı bekleyen en önemli soru şu:

Torbalı’daki Ortaklar adı ne zaman ortaya çıktı?

Bu soruya kesin cevap verebilmek için Osmanlı’nın erken dönem tahrir defterlerinin ayrıntılı biçimde incelenmesi gerekiyor.

Özellikle 15. ve 16. yüzyıla ait Aydın Sancağı kayıtları, Sığla bölgesi defterleri, vakıf kayıtları, eski köy listeleri ve sonraki dönem temettuat defterleri önemli ipuçları verebilir.

Eğer “Ortaklar” adına 15. veya 16. yüzyıl kayıtlarında rastlanırsa, Börklüce Mustafa bağlantısı çok daha ciddi biçimde ele alınabilir.

Eğer yer adı daha sonraki yüzyıllarda ortaya çıkmışsa, bu durumda ismin başka bir toplumsal veya ekonomik oluşumdan kaynaklanmış olma ihtimali güçlenecek.

 

600 yıllık bir soru hâlâ cevabını bekliyor

Bugünkü bilgiler, Torbalı Ortaklar ile Börklüce Mustafa arasında doğrudan ve kesin bir bağ kurmaya yetmiyor.

Ancak bazı noktalar tartışmasız.

Torbalı ve Küçük Menderes çevresi, Şeyh Bedreddin ve Börklüce Mustafa hareketlerinin etkili olduğu tarihî Aydın-ili coğrafyasının içerisinde bulunuyordu.

Şeyh Bedreddin, Aydın ve Tire’de faaliyet göstermişti.

Börklüce Mustafa, aynı coğrafyada geniş bir toplumsal hareket oluşturmuştu.

Döneme yakın Bizans kaynakları Börklüce'nin mal ve mülkün ortak kullanımını savunduğunu aktarıyordu.

Ve bugün, bu coğrafyanın tam ortasında “Ortaklar” adını taşıyan bir yerleşim bulunuyor.

Bütün bunlar Torbalı Ortaklar’ın geçmişini sıradan bir mahalle tarihinin ötesine taşıyor.

Fakat tarihçilik açısından en önemli nokta, rivayet ile belgeyi birbirinden ayırmak.

Torbalı’daki Ortaklar’ın adının Börklüce Mustafa’nın yaklaşık 600 yıl önceki ortaklaşmacı hareketinden kaldığı iddiası son derece dikkat çekici; ancak bunu kesinleştirecek erken dönem Osmanlı belgesi ortaya çıkarılmadan bu bağlantıyı kanıtlanmış tarih olarak değerlendirmek mümkün görünmüyor.

Buna rağmen Ortaklar’ın adı, Şeyh Bedreddin’den Börklüce Mustafa’ya, Aydınoğlu Cüneyd Bey’den Fetret Devri’nin büyük hesaplaşmalarına uzanan Batı Anadolu tarihinin en ilginç sorularından birini yaşatmaya devam ediyor. (MEHMET AYDIN)

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.