• 14 Ekim 2026, Çarşamba 12:01

Şehit diye adı yazıldı, 3 yıl sonra Tire’ye döndü

Kore Savaşı sırasında kendisinden uzun süre haber alınamayınca şehit olduğu düşünülen Tireli asker Ali Haydar Öztürk’ün yıllar sonra ortaya çıkan hikâyesi, savaşın en sıra dışı insan öykülerinden biri olarak kayıtlara geçti. Dönemin gazeteleri, askerî kayıtlar ve araştırmacıların aktardığı bilgilere göre Öztürk, Kunu-ri Muharebeleri sırasında esir düştü; ailesi onun öldüğünü sanarken, yaklaşık bir yıl sonra yayımlanan esir listeleri onun hayatta olduğunu gösterdi.

KUNU-Rİ’DE ESİR DÜŞTÜ

Araştırmacı yazar Murat Gülşan’ın aktardığı bilgilere göre Tireli Ali Haydar Öztürk, askerî sicil numarası 2716 olan bir muhabere çavuşuydu. Türk Tugayı ile Kore’ye giden Öztürk, 26 Kasım 1950’de başlayan Kunu-ri Muharebeleri sırasında Çin birliklerine esir düştü.

Kunu-ri, Türk Tugayı’nın Kore Savaşı’nda en ağır çatışmalara girdiği cephelerden biriydi. Millî Savunma Bakanlığı’nın askerî tarih çalışmalarında Kore Savaşı boyunca Türk Tugayı’nın 721 şehit, 2 bin 147 yaralı, 175 kayıp ve 234 savaş esiri verdiği belirtiliyor.

Öztürk de kayıp askerlerden biri olarak değerlendirilirken, ailesine ulaşan ilk bilgiler onun hayatını kaybettiği yönündeydi.

AİLESİ ONU ŞEHİT BİLİYORDU

Gülşan’ın çalışmasına göre Öztürk’ün adı 18 Aralık 1950’de dönemin gazetelerinde “Kore’de şehit düşenler” arasında yer aldı. Eşi Fatma Öztürk, küçük çocuğuyla birlikte eşinden gelecek bir haber beklerken, ailenin umutlarını yitirmediği aktarılıyor. Aynı kaynakta, annesinin oğlunun ölüm haberini aldıktan yaklaşık bir ay sonra 50 yaşında yaşamını yitirdiği ifade ediliyor.

Ancak gerçek, aylar sonra ortaya çıkacaktı.

1951’DE ESİR LİSTESİNDE ADI ÇIKTI

20 Aralık 1951 tarihli Anadolu Gazetesi, Kore’de Kuzey Kore tarafınca bildirilen Türk savaş esirlerinin listesini yayımladı. Gazetenin “Kızıllardaki esirlerimiz nihayet belli oldu” başlıklı haberinde “Haydar Öztürk” ismi de bulunuyordu. Böylece yaklaşık bir yıldır akıbeti bilinmeyen askerin hayatta olduğu kamuoyuna duyurulmuş oldu.

Bu belge, Ali Haydar Öztürk’ün hikâyesinin en önemli tarihî kanıtlarından biri niteliğinde.

Araştırmacı Gülşan ise Öztürk’ün bir yabancı gazetecinin esir kampında çektiği fotoğrafta görülmesinin ardından hayatta olduğunun anlaşılmasının hızlandığını ve Türkiye’de gazetelerin onun sağ bulunduğunu duyurduğunu aktarıyor.

ESİR KAMPINDA 9 AY TEK TÜRK OLARAK KALDI

Gülşan’ın araştırmasına göre Öztürk, esir kampında Türk savaş esirlerine yönelik bazı uygulamalara karşı çıkması nedeniyle diğer Türk askerlerinden ayrılarak yabancı esirlerin bulunduğu bir bölüme gönderildi.

Yaklaşık dokuz ay boyunca burada tek Türk olarak kaldığı, bu dönemde farklı ülkelerden savaş esirleriyle yakınlık kurduğu ve İngilizce öğrendiği belirtiliyor. Öztürk’ün savaş sonrasında da bazı eski kamp arkadaşlarıyla mektuplaştığı aktarılıyor.

Türk savaş esirlerinin kamplardaki yaşamına ilişkin akademik çalışmalar da Kunu-ri’de esir düşen Türk askerlerinin son derece ağır şartlar altında tutulduğunu ortaya koyuyor. Döneme ilişkin araştırmalarda Türk esirlerinin sayısının 234’e ulaştığı belirtiliyor.

1953’TE AİLESİNE MEKTUP GÖNDERDİ

Öztürk’ün hayatta olduğunun bir başka belgesi de savaşın son dönemlerinde ortaya çıktı.

1 Temmuz 1953 tarihli Ulus Gazetesi’nde yayımlanan haberde, komünistlerin elinde bulunan Türk savaş esirlerinin ailelerine gönderdikleri mektupların Türkiye’ye ulaştığı bildirildi. Listede “Haydar Öztürk” adı da yer aldı.

Bu mektuplar, savaşın sona ermesine kısa süre kala ailelerin yıllar süren bekleyişini somut biçimde sona erdiren en önemli haberlerden biri oldu.

1 EYLÜL 1953’TE SERBEST BIRAKILDI

27 Temmuz 1953’te Kore Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasının ardından savaş esirlerinin değişimine başlandı.

Millî Savunma Bakanlığı arşiv kaynaklarına dayanan askerî tarih kayıtlarında “Çavuş Haydar Öztürk – Tire, İzmir – 2716” şeklinde yer alan kayıt, Öztürk’ün 1 Eylül 1953 tarihinde serbest bırakıldığını açıkça gösteriyor.

Aynı bilgi ertesi gün dönemin gazetelerine de yansıdı. Milliyet’in 2 Eylül 1953 tarihli nüshasında komünistlerin 20 Türk savaş esirini daha serbest bıraktığı belirtilirken, isimler arasında Haydar Öztürk de sayıldı.

Cumhuriyet Gazetesi’nin aynı tarihli sayısında ise Öztürk’ün adı “Çavuş Haydar Öztürk, Tire” olarak yer aldı.

Böylece yaklaşık 33 ay süren esaret kesin olarak sona erdi.

TÜRKİYE’YE DÖNÜŞÜ GAZETELERE YANSIDI

17 Eylül 1953 tarihli Zafer Gazetesi’nde Türkiye’ye dönen savaş esirleri arasında “Çavuş Haydar Öztürk” ismi bir kez daha yer aldı.

Gülşan’ın aktardığına göre Öztürk, serbest bırakılmasının ardından önce Tokyo’ya götürüldü ve burada sağlık kontrolünden geçirildi. Türkiye’ye dönüşünde savaş sırasında aldığı darbeler nedeniyle sol kulağında işitme kaybı bulunduğu belirtildi.

TARİHÎ KAYITLAR HİKÂYESİNİ DOĞRULUYOR

Ali Haydar Öztürk’ün öyküsü sadece sözlü anlatımlardan ibaret değil. Dönemin basını ile askerî kayıtlar birbirini destekliyor.

Millî Savunma Bakanlığı’nın resmî çalışmasında Öztürk’ün Tireli olduğu, askerî numarasının 2716 olduğu ve 1 Eylül 1953’te esaretten kurtulduğu açıkça görülüyor. 1951 tarihli Anadolu Gazetesi ise onun Kuzey Kore tarafından bildirilen savaş esirleri listesinde bulunduğunu gösteriyor. 1953 tarihli Milliyet ve Cumhuriyet gazeteleri de serbest bırakılmasını kayıt altına alıyor.

Böylece, ailesinin bir dönem şehit bildiği Tireli Ali Haydar Öztürk’ün aslında savaş esiri olduğu ve üç yıla yaklaşan bir esaretin ardından vatanına döndüğü tarihî belgelerle doğrulanıyor.

TİRE’NİN UNUTULAN KORE GAZİLERİNDEN

Öztürk’ün hikâyesi, Kore Savaşı’nın yalnızca cephedeki çatışmalardan ibaret olmadığını da gösteriyor. Bir askerin kaybolması, ailesinin ölüm haberini alması, aylar sonra bir esir listesinde adının görülmesi ve yıllar sonra memleketine geri dönmesi, savaşın aileler üzerinde bıraktığı derin izlerin de çarpıcı bir örneği.

Bugün askerî arşivlerde “Haydar Öztürk – Tire – 2716” şeklinde yer alan birkaç satırlık kayıt, arkasında yaklaşık üç yıl süren esaret, bekleyiş ve yıllarca anlatılacak bir hayat hikâyesi barındırıyor. (ŞERİFE NUR KÖSE)

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.