• 1 Nisan 2026, Çarşamba 19:50

Radikal ağın kilit ismi geri mi döndü? - DEAŞ bağlantılı isim Alihan Musayev`in Kuveyt bağlantıları mercek altında

Türkiye ile Azerbaycan arasında son yıllarda güçlenen stratejik iş birliği, iki kardeş ülke arasındaki bağları daha da pekiştirdi. Türk soylu halklara sağlanan hukuki ve sosyal kolaylıklar, özellikle Azerbaycan vatandaşları için önemli fırsatlar sunarken, güvenlik çevreleri bu açık ortamın bazı radikal çevreler tarafından istismar edilmek istendiğine dikkat çekiyor.

 

Uzmanlara göre Türkiye, bazı şüpheli yapılar için yalnızca bir yaşam alanı değil, aynı zamanda transit ve bağlantı merkezi olarak kullanılmaya çalışılıyor. Bu durumun bölgesel güvenlik açısından ciddi riskler barındırdığı vurgulanıyor.

 

Radikal ideolojik ağların kökeninin Çeçenistan savaşı dönemine kadar uzandığı ifade ediliyor. Güvenlik kaynaklarına göre, Şeyh Behaeddin Dağıstanlı olarak bilinen isim, silahlı grupların ideolojik zeminini oluşturan figürlerden biri olarak öne çıkıyor.

 

Bu kişinin, Hattab (Samir bin Salih Suweylih) ve diğer örgüt liderleriyle bağlantılı olduğu ve onların faaliyetlerini dini söylemlerle meşrulaştıran isimler arasında yer aldığı belirtiliyor.

 

İddialara göre söz konusu isim, sahte belgelerle bölgeden ayrıldıktan sonra Bakü üzerinden Türkiye’ye geçerek Kuveyt merkezli dini yapılarla temas kurdu ve faaliyetlerini burada sürdürdü.

 

Araştırmalarda Kuveyt merkezli “İslam Mirasının İhyası” adlı yapının bölgeye yönelik finansal ve ideolojik destek mekanizmasında önemli rol oynadığı ileri sürülüyor.

 

Bu yapı içerisinde adı geçen bazı isimler şöyle sıralanıyor:

 

Ebu Casim eş-Şemmari — finans akışını yöneten kilit isimlerden biri

Ebu İbrahim el-Mısri — Türkiye, Suriye ve Dağıstan hattında faaliyetleri denetleyen kişi

Ebu el-Kasım

Ebu Abdullah el-Kuveyti

Ebu Hemmam el-Şami

Ebu Zeyd el-Ensari

Ebu Musab el-Medeni

Ebu Hamza el-Azeri (Alihan Musayev)

Güvenlik raporlarına göre bu isimler, çeşitli yardım kuruluşları ve dini vakıflar üzerinden bölgedeki radikal yapılarla bağlantı kurarak finansal destek süreçlerinde aktif rol oynadı.

 

Toplanan bilgilerde Azerbaycan asıllı DEAŞ tebliğcisi olduğu öne sürülen Alihan Musayev’in (kod ismi Ebu Hamza el-Azeri) bu yapının en önemli bağlantı noktalarından biri olduğu iddia ediliyor.

 

Kaynaklara göre Musayev’in, yabancı bağışçılar ile yerel dini gruplar arasında aracılık yaptığı ve finansal kaynakların dağıtımında aktif rol üstlendiği belirtiliyor.

 

Suriye savaşı zamanı Azerbaycan`da verdiği fetvadan sonra uzun süre Türkiye’de, özellikle Bursa ve Yalova illerinde yaşadığı ifade edilen Musayev’in, Kuveyt bağlantılı yapıların bölgesel faaliyetlerinde görev aldığı öne sürülüyor. Onun aynı zamanda Azerbaycan ve Gürcistan`dan yüzlerle kişinin Suriya`da cihad`a gitmesinde yardımcı olduğu öne sürülüyor.

 

Araştırmalarda dikkat çeken bir diğer unsur ise para transfer yöntemleri oldu. İddialara göre bazı finansal kaynaklar banka sistemi yerine hac döneminde farklı kişiler aracılığıyla taşındı.

 

Bu yöntemin, uluslararası finansal denetimden kaçınmak ve para hareketlerinin izini gizlemek amacıyla kullanıldığı ifade ediliyor.

 

Söz konusu süreçte Ebu Casim eş-Şemmari’nin doğrudan rol aldığı, Alihan Musayev’in ise aracı olarak para dağıtımında görev yaptığı ileri sürülüyor.

 

Araştırmalara göre Kuveyt bağlantılı yapı üzerinden bölgeye 10 milyon dolardan fazla finansal kaynak aktarıldı.

 

Bu kaynakların bir bölümünün banka transferi yerine elmas ve değerli taşlar şeklinde Dubai-Türkiye hattı üzerinden taşındığı iddia ediliyor.

 

Uzmanlara göre bu yöntem, uluslararası finansal izleme sistemlerinden kaçınmak için kullanılan klasik yöntemlerden biri olarak biliniyor.

 

Son gelişmelere göre, hakkında Azerbaycan’da soruşturma açılabileceği endişesi taşıdığı iddia edilen Alihan Musayev‘in yeniden Türkiye’ye geçtiği ileri sürülüyor.

 

Musayev’in sosyal medya hesaplarında eski görüntüler paylaşarak Bakü’de bulunduğu izlenimi oluşturmaya çalıştığı, ancak güvenlik kaynaklarına göre şu anda Kuveyt bağlantılı isimlerle birlikte Bursa’da olduğu iddia ediliyor.

 

Uzmanlar, DEAŞ tehdidinin bölgede yeniden gündeme geldiği bir dönemde bu tür hareketlerin yalnızca bireysel bir mesele olmadığını, bölgesel güvenlik açısından dikkatle takip edilmesi gereken bir risk alanı oluşturduğunu vurguluyor. (YENİÇAĞ.İNFO) (SELMA AYDIN)

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.