Hukukçu Sosyolog Dr. Zekai Savaşlar, tvDEN ekranlarında yayımlanan “Kuş Bakışı” programında kültürel değerler ile Aydın incirinin üretim, denetim ve pazarlama süreçlerine ilişkin görüşlerini paylaştı. Savaşlar, üreticinin gelirinin artırılması için aracı zincirinin ve sektördeki mevcut uygulamaların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Programına Türk tarihinden çeşitli motiflerin yer aldığı bir tişörtle çıkan Savaşlar, kıyafetlerin yalnızca giyim ürünü olmadığını, aynı zamanda kültürel mesajlar taşıdığını ifade etti.
“KIYAFETLER AİDİYET DUYGUSUNU YANSITIR”
Yabancı dilde yazılar bulunan kıyafetlerin anlamı bilinmeden kullanılmasını eleştiren Savaşlar, gençlere Türk kültürünü ve Türkiye’nin tarihi değerlerini yansıtan tasarımları tercih etmeleri yönünde çağrıda bulundu.
Savaşlar, “Kıyafetler aynı zamanda bir aidiyet belirtisidir. İnsanlarımızın, özellikle de gençlerin, anlamını bilmedikleri ifadeleri taşıyan giysiler yerine kendi kültürümüzü ve değerlerimizi yansıtan ürünlere yönelmesini önemsiyorum” dedi.
Türkiye’nin şehirlerinin ve tarihi değerlerinin tasarımlarda daha fazla kullanılması gerektiğini belirten Savaşlar, şöyle konuştu:
“Denizli’nin Pamukkale’sini, İstanbul’un köprülerini ve camilerini, Ankara’nın kalesini ve Anıtkabir’i tasarımlara taşıyabiliriz. İnsanlar ziyaret ettikleri şehirlerin değerlerini yansıtan ürünleri tercih edebilir. Kendi kültürümüzü görünür hâle getirmemiz gerektiğine inanıyorum.”
Üzerindeki tişörtte Türk tarihini simgeleyen çeşitli motiflerin bulunduğunu anlatan Savaşlar, “Türk tarihini ve kültürel değerlerimizi yansıtan bu tasarımı severek giydim. Gençlerin de kendi tarihimize ve kültürümüze ait unsurları taşıyan ürünleri tercih etmesini tavsiye ediyorum” ifadelerini kullandı.
“AYDIN DENİLDİĞİNDE İNCİR VE EFELİK AKLA GELİYOR”
Programın devamında Aydın incirini ele alan Savaşlar, incirin kentin en önemli tarımsal ve kültürel değerlerinden biri olduğunu vurguladı.
Savaşlar, “Denizli denildiğinde Pamukkale ve horoz, Edirne denildiğinde Selimiye Camii ve Kırkpınar akla gelir. Aydın denildiğinde ise Aydın inciri ve efelik kültürü öne çıkar” dedi.
Sarılop cinsi incirin Büyük Menderes Havzası’nın iklim ve coğrafi özellikleri sayesinde yüksek kaliteye ulaştığını belirten Savaşlar, “Su, güneş ve rüzgârın meydana getirdiği doğal koşullar, bölgemizde yetişen kuru incire önemli bir nitelik kazandırıyor. Aydın incirinin kentle özdeşleşmesinde bu özelliklerin büyük payı var” diye konuştu.
“İNCİR BU COĞRAFYANIN ÖNEMLİ BİR DEĞERİDİR”
İncirin bölgede çok eski dönemlerden bu yana yetiştirildiğine işaret eden Savaşlar, ürünün Aydın’ın ekonomik ve kültürel hayatında özel bir yere sahip olduğunu söyledi.
Savaşlar, “İncirin Küçük ve Büyük Menderes havzalarında uzun yıllardır önemli bir tarım ürünü olduğu biliniyor. İncir, bu coğrafyanın insanlara sunduğu en değerli ürünlerden biridir” ifadelerini kullandı.
Kuru incirin hasat ve işleme aşamalarını da anlatan Savaşlar, ürünün dalında belirli bir olgunluğa ulaştıktan sonra yere düştüğünü, ardından kurutma, ayırma, kontrol ve paketleme süreçlerinden geçtiğini belirtti.
“İncir kendi dalında kurur. Belirli bir aşamaya geldiğinde dalından düşer. Toplanan ürün, ihtiyacına göre bir süre daha kurutulur. Daha sonra boylama, aflatoksin kontrolü, temizlik ve paketleme işlemleri gerçekleştirilir.”
ÜRETİCİ İLE TÜKETİCİ ARASINDAKİ FİYAT FARKINA DİKKAT ÇEKTİ
İncirin üreticiden tüketiciye ulaşıncaya kadar farklı ticari aşamalardan geçtiğini söyleyen Savaşlar, her aşamada oluşan maliyet ve kâr paylarının son satış fiyatını yükselttiği görüşünü dile getirdi.
Savaşlar, “Ürün; üretici, yerel alıcı, tüccar, işletme, toptancı ve perakendeci gibi farklı aşamalardan geçebiliyor. Bu yapı, üretici fiyatıyla tüketicinin karşılaştığı fiyat arasında ciddi bir fark oluşmasına yol açabiliyor” dedi.
Programın gerçekleştirildiği tarihte üretici fiyatlarının ürünün kalitesi ve büyüklüğüne göre değiştiğini ifade eden Savaşlar, verdiği rakamların piyasa gözlemlerine dayandığını belirterek şöyle konuştu:
“Üreticinin sattığı fiyatla bazı perakende satış noktalarındaki fiyatlar arasında oldukça yüksek farklar görülebiliyor. Burada üreticinin emeğinin karşılığını alıp almadığı ve tüketicinin ürüne makul bir fiyatla ulaşıp ulaşamadığı sorgulanmalıdır.”
“SORUNUN ÖNEMLİ BİR BÖLÜMÜ TİCARET AŞAMASINDA”
Savaşlar, Türkiye’nin tarımsal üretim kapasitesinin güçlü olduğunu ancak pazarlama ve ticaret sürecindeki yapısal problemlerin üreticiyi olumsuz etkilediğini savundu.
“Türkiye’de tarımla ilgili sorunların önemli bir bölümü yalnızca üretimden kaynaklanmıyor. Ürünün pazarlanması, aracı sayısı, fiyatlandırma ve mevzuat da sonucu doğrudan etkiliyor. Üreticinin gelirini artıracak, tüketiciyi de koruyacak daha dengeli bir ticaret sistemi kurulmalıdır.”
Mevcut düzenlemelerin değişen üretim ve piyasa koşulları dikkate alınarak gözden geçirilmesi gerektiğini belirten Savaşlar, kamu kurumlarının sektör temsilcileri ve üreticilerle birlikte hareket etmesinin önemine dikkat çekti.
AYDIN VALİLİĞİ VE İLGİLİ KURUMLARA ÇAĞRI
Aydın Valiliğinin incir sektörüne yönelik çalışmalarını takip ettiğini söyleyen Savaşlar, sahadaki sorunların uzmanlar, üreticiler, işletmeler ve ihracatçılarla birlikte değerlendirilmesini istedi.
Savaşlar, “Yöneticilerin sahadaki bütün ayrıntıları tek başına bilmesi mümkün değildir. Görevli kurumların ve sektör temsilcilerinin sorunları doğru biçimde tespit ederek uygulanabilir çözüm önerileri sunması gerekir” dedi.
İncir sektörüne ilişkin önerilerini de paylaşan Savaşlar, şu ifadeleri kullandı:
“İhracat takvimi sektörün ihtiyaçları doğrultusunda yeniden değerlendirilebilir. Hasarlı ve düşük kaliteli ürünlerin depolanmasıyla ilgili denetimler artırılabilir. Ürünlerin kalite ve büyüklüğüne göre ayrılması sağlanabilir. Üreticilerin aflatoksin kontrolüne erişimi kolaylaştırılabilir. İncir Araştırma Enstitüsünün araştırma ve yenilik çalışmaları desteklenebilir.”
“KAYIT DIŞI FAALİYETLERLE ETKİN MÜCADELE EDİLMELİ”
Gıda güvenliği kurallarının sektörde faaliyet gösteren tüm kişi ve işletmelere eşit şekilde uygulanması gerektiğini vurgulayan Savaşlar, kayıt dışı satışların denetlenmesi çağrısında bulundu.
Savaşlar, “Denetimler yalnızca kayıtlı işletmelerle sınırlı kalmamalı. Gerekli kontrollerden geçmeden piyasaya sunulan ürünler, hem sektörün güvenilirliğine hem de fiyat ve kalite dengesine zarar verebilir. Kayıt dışı faaliyetlerle etkin şekilde mücadele edilmelidir” diye konuştu.
Aydın incirinin daha güçlü biçimde tanıtılması ve üreticinin korunması gerektiğini belirten Savaşlar, sözlerini şöyle tamamladı:
“Aydın incirinin hak ettiği değere ulaşmasını istiyoruz. Üreticinin emeğinin karşılığını alması, tüketicinin güvenilir ürüne ulaşması ve sektörün sürdürülebilir biçimde gelişmesi için ilgili bütün tarafların ortak hareket etmesi gerektiğine inanıyorum.” (SELİME AYDEMİR)





















ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.