Ceren AKBAŞ

Özlemle Anıyoruz

28 Eylül 2018, Cuma

     

Geçtiğimiz günlerde türküleriyle yüreklere dokunan Neşet Ertaş’ ın, ölümünün 6' ncı yıl dönümüydü.

Herkesin türkülerini severek dinlediği Neşet Ertaş kimdir?

“Abdallık kültürünün en önemli temsilcilerinden Neşet Ertaş, 1938 yılında Kırşehir'in Çiçekdağı ilçesi, Abdallar (Kırtıllar) köyünde dünyaya geldi.

Müzik hayatına kendisi gibi saz üstadı babası Muharrem Ertaş sayesinde başlayan sanatçının ilk çalgısı ise annesi Döne Hanım'ın çamaşır tokacına tel takmak suretiyle yaptığı oyuncak bağlama oldu.

Ertaş, müzisyen bir babanın oğlu olması sebebiyle çok küçük yaşta bağlama ve keman çalmayı öğrendi.

Çocuk yaşlarında babasıyla yörenin eğlencelerinde saz çalıp türküler söylemeye başlayan " saz üstadı ", 8 yıl boyunca Kırşehir, Nevşehir, Niğde, Kırıkkale, Keskin, Yerköy, Kayseri, Yozgat gibi birçok yeri gezerek babası ile geçimlerini sağlamaya çalıştı. Bu yüzden okula gidemeyen Neşet Ertaş'a, okumayı ağabeyi Necati Ertaş öğretti.

Babasıyla aynı ruhun insanı olduğunu belirten Ertaş, 1950' li yılların başında 14 yaşındayken İstanbul'a geldi ve babasının yazdığı "Neden Garip Garip Ötersin Bülbül" adlı türküyle ilk plağını müzikseverlerle buluşturdu.

İstanbul Şen Çalar Plak'tan 1957'de çıkan bu çalışmasıyla halk tarafından çok beğenilen Ertaş, geniş kitlelere ulaşmayı başararak tüm Anadolu'da dinlenilen bir halk ozanı haline geldi.

Geniş halk kesimlerinin yanı sıra musiki çevrelerinde de hayranlıkla dinlenilen usta müzisyen "Garip" mahlasıyla yazdığı şiirlerinde kendi hayatını anlattı.

"Türkülerin Babası", "Anadolu Efsanesi" ve "Abdal Müzisyen" gibi lakaplarıyla da bilinen sanatçı, İstanbul'da kaldığı iki yıl boyunca yaptığı plak, kaset ve konser çalışmalarının ardından Ankara'ya yerleşti ve sanat hayatına burada devam etti.

Ankara Radyosu' nda " mahalli sanatçı " unvanıyla programlar yapan Ertaş, Ankara'da çalıştığı bir gazinoda Leyla Hanım'la tanışıp evlendi ve 3 çocuk sahibi oldu.

7 yıl sonra 1970'de eşinden ayrılan Ertaş, yaşadığı sağlık sorunları sebebiyle enstrüman çalamaz hale geldi ve kardeşinin daveti üzerine tedavisi için Almanya'ya yerleşti. Ertaş, çocuklarının eğitimi ve sanatsal çalışmalarından dolayı uzun süre Almanya'da ikamet etti.

Türkiye'de çıkardığı plaklar, yaptığı radyo programları, konserler ve düğün performansları sayesinde büyük bir üne sahip olan Neşet Ertaş, Almanya'daki birinci kuşak Türkiyeli göçmenlerin de gönlünü kazandı.

Gelenekten gelen türküleri kendine has üslubuyla icra eden Ertaş, 2000'de İstanbul'da verdiği konserle sevenlerinin karşısına yıllar sonra yeniden çıktı.

Ertaş, Süleyman Demirel'in cumhurbaşkanlığı döneminde kendisine teklif edilen "Devlet Sanatçısı" unvanını, "Herkes bu devletin sanatçısı" diyerek kabul etmedi. Abdallık kültürünün son efsanesi olarak bilinen Ertaş, hayatta olduğu dönemde "UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi" kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığınca "Yaşayan İnsan Hazinesi" ilan edildi.

Eserlerinde Anadolu insanının acı ve kederini dile getirdiğini ifade eden Ertaş'a, İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuvarı tarafından 2011'de fahri doktora unvanı verildi. Aynı zamanda sanatçının bağlamadaki tavrı ve türküleri konservatuvarlarda ders olarak okutuldu.

Hayatı ve eserleri Prof. Dr. Erol Parlak tarafından iki ciltlik bir kitap halinde yayımlanan Neşet Ertaş, 25 Eylül 2012'de İzmir'de prostat kanserine yenik düşerek 74 yaşında vefat etti.

Babası Muharrem Ertaş'la birlikte Kırşehir'de bir de anıtı bulunan Ertaş, dünyada robot heykeli yapılmış ilk saz sanatçısı oldu. Sanatçı Adil Çelik'in tasarladığı " android " heykel, Kırşehir Neşet Ertaş Gönül Sultanları Kültür Evi' nde bağışlandı.”

Bu dünyadan yorulup gitmesinin 6. yılında Neşet Ertaş'ı özlemle anıyoruz...

“Cahildim dünyanın rengine kandım !”

Hoşçakalın, türkülerle kalın…



Yazarın Tüm Yazıları
Kedi mi? Ben mi?
Cahil insanların en belirgin 10 özelliği
Her şey.. "Eksik"
Size İyi Gelen Şarkılar Dinleyin
"Sokak Fotoğraf(çı)ları"
"Eksik Hayatlar"
Sonra... Sonra, masal oluyor
Hasta ruhlar
Kendinin Farkına Varmak
Üsküp'te "Eski Ramazanlar"
Mitoloji dilinde "Aşk"
Ben Babamın Kızıyım
İşte böyle "Özlemek"
Stres"siz"siniz
"Ayna gibiyim, bakan kendini görür"
Aklınıza sahip çıkın
"Narsist" çocuklar
İkigai (Varoluş sebebi)
Kutlu olsun "Kadın" olmak
Müsadenizle!
Masal Köyü
Bu izler gerçek
Özlem Kaybı
Simurg (Anka Kuşu) Efsanesi
Ne güzel bir tadı vardır yaşanmışlıkların
Karar verin! Bu hayat sizin
Mavi Gözlü Dev 117 yaşında
Soğuk hava etkisi
Yeni Şeyler Söylemek Lazım
DOĞRU NEFES ALMAK
Hava soğuktu, unutulanlar çoktu
En değerliye...
Ve insan, yeryüzünün efendisi
Âh mine’l Aşk.. Kalbe düşmüş üç harfli bir imza..
Muhabbet-i Hüzün
Nefes kadar kısa..
Yeterince olmak, "En" gerçek olmak
Kişiden, kişiye değişken kişilik
"İki portakal ye geçer"
Hayat kısa, güzel yaşamak, değer vermek gerek
Sesi, yüzü gider, kokusu kalır
"Güneş-Ana"
Özlemle Anıyoruz
DOLMUŞ GÜNLÜĞÜ
Susarsınız
Dün gitti, Yarın gelmedi; Anı yaşa!
Öyle Bir ''An''da !
Her açıdan sosyal medya
Güneşe gülümseyin bu sabah
Ne geride kalan, ne de ileride sana sunulacak olan..
Biraz daha zaman olsa ...
Empati Sendromu
Sadece Çocuktum
Yorduk kendimizi, yorulduk!
Hayaller kurun çocuklar
Hafızalar da anlamlı kalsın diye
Bize biraz huzur gerek
Unutmayın! "Mutluluk genç tutar insanı"
Teşekkürler Memur Bey..