Aydın’ın Efeler ilçesinde 18 yıldır esnaflık yapan oto boya ustası Yakup Esenuluğ, mesleklerde çırak bulunamadığını, eğitimlerini tamamlayanların da iş bulamadığı için psikolojik sorunlar yaşadığını belirterek, “Çalışmak istemeyen, rahatlığa alışmış bir nesil oluşuyor. Bu sadece aileyi değil tüm toplumu etkiliyor. Bunun bedelini hep birlikte ödüyoruz” dedi.
Efeler 1. Sanayi Sitesi’nde uzun yıllardır faaliyet gösteren Esenler Oto Boya’nın sahibi Yakup Esenuluğ, çırak sıkıntısının geldiği noktayı çarpıcı sözlerle anlattı. Çıraklık Eğitim Merkezlerinde okuyan ve hem mesleklerde çalışan öğrencilerin lise mezunu sayıldığını vurgulayan Yakup Esenuluğ, ailelerin çocuklara eğitim baskısı uygulamamaları gerektiğini dile getirdi.
“MESLEĞİMİZDE 10 TANE ÇIRAK YOKTUR”
Çıraklık Eğitim Merkezlerinde okuyan ve hem mesleklerde çalışan öğrencilerin lise mezunu sayıldığını vurgulayan Yakup Esenuluğ, ailelere önemli uyarılarda bulundu. Kent genelinde çırak sayısının yok denecek kadar az olduğunu belirten Esenuluğ, “Bizim oto boya işinde toplasanız Aydın merkez Efeler ilçemizde 10 tane çırak yoktur. Oto boyacılıkta çıraklık neredeyse bitmiş durumda” dedi. Sanayide ciddi bir iş gücü açığı oluştuğuna dikkat çeken Esenuluğ, bu durumun ilerleyen yıllarda daha büyük sorunlara yol açabileceğini ifade etti.
“GENÇLER YORULMAK İSTEMİYOR”
Çırak bulunamamasının nedenlerine değinen Esenuluğ, gençlerin beklentilerinin değiştiğini söyledi. Günümüz gençlerinin daha rahat bir yaşam istediğini vurgulayan Esenuluğ, “Çocuklar ezilmek istemiyor, yorulmak istemiyor. Daha rahat bir hayat istiyorlar. Bu yüzden sanayiye yönelmek istemiyorlar” diye konuştu. Ailelerin de bu süreçte belirleyici rol oynadığını dile getiren Esenuluğ, çocukların sanayide zorlandığını ifade ettiklerinde ailelerin geri adım attığını belirtti.
AİLELER ÇOCUKLARINI SANAYİDEN UZAK TUTUYOR
Ailelerin çocuklarının zorluk yaşamasını istemediğini ifade eden Esenuluğ, “Çocuk ‘yoruldum, ezildim’ dediğinde aileler hemen geri çekiyor. Oysa biz burada kimseyi ezmiyoruz. Amacımız çocukların meslek öğrenmesi ve topluma kazandırılması” dedi. Sanayideki çalışma ortamının yanlış algılandığını belirten Esenuluğ, ustaların gençleri yetiştirmek için çaba gösterdiğini söyledi.
“KOLAY İŞLERE YÖNELİM VAR”
Aynı zamanda Çıraklık Eğitim Merkezi Okul Aile Birliği Başkan Yardımcısı olduğunu belirten Esenuluğ, gençlerin hangi mesleklere yöneldiğine dair gözlemlerini paylaştı. Daha temiz ve kolay görülen işlerin tercih edildiğini ifade eden Esenuluğ, “Berberlik, kuaförlük, elektronik gibi işler daha çok rağbet görüyor. Herkes kolay işi istiyor” dedi.
Ancak her mesleğin zorlukları olduğuna dikkat çeken Esenuluğ, üretime dayalı mesleklerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.
MESLEK EĞİTİMİ İÇİN KRİTİK YAŞ UYARISI
Çocukların meslek edinmesi için erken yönlendirilmesi gerektiğini söyleyen Esenuluğ, “Bir çocuk en geç 8. sınıftan sonra mesleğe yönlendirilmelidir” dedi.
Mesleki eğitimin önemine dikkat çeken Esenuluğ, çıraklık eğitiminin aynı zamanda diploma imkânı da sunduğunu hatırlattı.
“ZORLA OKUYAN ÇOCUK BAŞARILI OLAMAZ”
Esenuluğ, zorla okutulan çocuklardan verim alınamadığını ifade ederek, “Zoraki okuyanEğitim sistemine de değinen Esenuluğ, her çocuğun akademik başarıya uygun olmadığını belirtti çocuktan verim alamayız. Liseyi bitirip sanayiye gelen çocuklara meslek öğretemiyoruz. Çünkü o yaşa kadar rahatlığa alışmış oluyor. Sabah erken gelmek bile zor geliyor” dedi.
Bu durumun hem bireysel hem toplumsal sonuçları olduğunu belirten Esenuluğ, gençlerin psikolojik olarak da etkilendiğini dile getirdi.
“TOPLUM OLARAK BEDEL ÖDÜYORUZ”
Gençlerin üretimden uzaklaşmasının uzun vadede ciddi sonuçlar doğuracağını ifade eden Esenuluğ,, “Çalışmak istemeyen, rahatlığa alışmış bir nesil oluşuyor. Bu sadece aileyi değil tüm toplumu etkiliyor. Bunun bedelini hep birlikte ödüyoruz” dedi.
Çözümün ise dengeli bir yönlendirme olduğunu vurgulayan Esenuluğ, sözlerini şöyle tamamladı “Okuyan çocuklarımız okusun, ama okumayanları da mesleğe yönlendirelim. Hem açık kapanır hem de çocuklarımız bir meslek sahibi olur. Herkes masa başı iş yapamaz.” (İREM AKCAN)























ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.