• 19 Haziran 2026, Cuma 11:48

“Seni sevmiyorum” demek boşanma sebebi

Yargıtay'ın boşanma davalarına ilişkin verdiği yeni karar, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Yüksek mahkeme, eşine yönelik "seni sevmiyorum" ifadesini kullanan tarafın evlilik birliğini zedeleyen kusurlu davranışta bulunduğuna hükmetti. Yerel mahkemenin kararını bozan Yargıtay'ın değerlendirmesi, boşanma davalarında sözlerin ve iletişim biçiminin hukuki boyutunu yeniden gündeme taşıdı.

Kararın ardından Aydın'da mikrofon uzattığımız vatandaşlardan kimisi tek bir sözün boşanma için yeterli olmayacağını savunurken, kimileri ise sevginin sona erdiği bir evliliğin sürdürülmesinin anlamsız olduğunu dile getirdi.

"TEK BİR SÖZLE YUVA DAĞILMAMALI"

Kararı değerlendiren vatandaşlardan biri, eşler arasında bu tür ifadelerin kullanılmasının doğru olmadığını ancak tek başına boşanma gerekçesi sayılmasını ağır bulduğunu söyledi.

Vatandaş, "İlişkilerde bu sözlerin söylenmesi zaten yanlış. Ancak insanların psikolojisine, yaşadığı sürece ve o anki ruh haline göre ağzından bazı sözler çıkabiliyor. Bu nedenle yalnızca böyle bir ifade nedeniyle boşanma kararı verilmesini ağır buluyorum" ifadelerini kullandı.

"SÖZÜN SÖYLENİŞ BİÇİMİ DE ÖNEMLİ"

Bir başka vatandaş ise kararın değerlendirilmesinde sözün söylendiği şartların göz önünde bulundurulması gerektiğini belirterek, "Bunun nasıl söylendiği önemli. İnsanlar bunu ciddi mi söylüyor, öfkeyle mi söylüyor, yoksa şaka mı yapıyor belli değil. Günümüzde sık kullanılan bir ifade haline geldi. Bu nedenle sadece söze değil, söyleniş biçimine de bakılması gerektiğini düşünüyorum" dedi.

"SEVGİ BİR ANDA ORTADAN KALKMAZ"

Kararı eleştiren bir kadın vatandaş ise sevginin zaman içerisinde oluşan bir duygu olduğuna dikkat çekerek, "Bana göre hiçbir şey bu kadar basit değil. Sevginin oluşması uzun zaman alıyor. Dolayısıyla bir insanın bir anda çıkıp 'seni sevmiyorum' demesiyle her şeyin bitmesini doğru bulmuyorum. Sevgi bir anda oluşmadığı gibi bir anda da yok olmaz" şeklinde konuştu.

"SEVGİ YOKSA EVLİLİĞİ SÜRDÜRMEK ZOR"

Karara destek veren vatandaşlardan biri ise sevginin sona erdiği bir evliliğin devam ettirilmesinin kolay olmadığını söyledi. Kendi yaşamından örnekler veren vatandaş, "Bir insan sevmediğini söylüyorsa birlikte yaşamanın da çok anlamı kalmıyor. Ben yıllarca çocuklarım için mücadele ettim. Hem anne hem baba oldum. Ancak sevginin olmadığı bir evliliği sürdürmek gerçekten çok zor" ifadelerini kullandı.

Aynı vatandaş, çocukların bulunduğu ailelerde fedakârlığın da önemli olduğuna işaret ederek, "Anne ya da baba olmak bazı sorumlulukları beraberinde getiriyor. Çocuklar söz konusu olduğunda insanlar daha fazla fedakârlık yapmak zorunda kalabiliyor" dedi.

"ASIL NEDENE BAKILMALI"

Vatandaşlardan biri ise boşanma kararlarında yalnızca söylenen sözün değil, o söze neden olan sürecin de değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Bir insan böyle bir sözü neden söylüyor, önce buna bakmak gerekir. Sonuçta insanlar birlikte bir hayat kuruyor, çocuk sahibi oluyor. Böyle bir noktaya gelindiyse mutlaka altında başka sorunlar da vardır. Asıl değerlendirilmesi gereken konu budur" diye konuştu.

UZMANLAR BÜTÜN SÜRECİN DEĞERLENDİRİLDİĞİNİ BELİRTİYOR

Uzmanlar ise boşanma davalarında tek bir sözden çok, eşlerin birbirlerine yönelik genel tutumlarının, evlilik sürecindeki davranışlarının ve sözün söylendiği şartların birlikte değerlendirildiğine dikkat çekiyor.

Yargıtay'ın son kararı, evliliklerde kullanılan ifadelerin hukuki sonuç doğurabileceğini bir kez daha ortaya koyarken, aile içi iletişimin önemi konusunda da yeni bir tartışmanın kapısını aralamış oldu. (İREM AKCAN)

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.