• 3 Eylül 2026, Perşembe 12:19

Aydın'da tarihi restorasyona tepki: “Özgün doku nasıl geri gelecek?”

Aydın’ın Efeler ilçesinde bulunan ve 18’inci yüzyılın ilk yarısına tarihlendirilen Kemer Namazgâhı’nda yürütülen restorasyon çalışması tartışma konusu oldu. Şanlıurfa Kültür Araştırma Vakfı Kurucu Üyesi Müslüm Süzer, yapının tuğla yüzeylerinin kapatıldığını ileri sürerek uygulamanın yeniden incelenmesi çağrısında bulundu.

Kemer Mahallesi’ndeki Kemer Kavşağı’nda bulunan tarihi namazgâh; kare planı, taş ve tuğla malzemenin birlikte kullanıldığı mimarisiyle biliniyor. Batı yönünde sebili, kuyusu ve çeşmesi bulunan yapının üzeri, dört payeye oturan ahşap konstrüksiyonla örtülüyor. Çeşmesi 1954 yılına ait olan Kemer Namazgâhı, mimari özellikleri doğrultusunda 18’inci yüzyılın ilk yarısına tarihlendiriliyor.

RESTORASYON VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN YAPTIRILIYOR

Çalışma alanındaki bilgilendirme tabelasına göre restorasyon, Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yaptırılıyor. İşveren ve yapı denetim birimi olarak Aydın Vakıflar Bölge Müdürlüğü Sanat Eserleri ve Yapı İşleri Şube Müdürlüğünün gösterildiği projenin yükleniciliğini ise ÇEDA İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi üstleniyor.

“Aydın ili, Efeler ilçesi, 2076 ada, 1 parsel Kemer Namazgâhı 2026 yılı uygulama restorasyon işi” adıyla yürütülen çalışmanın sözleşme tarihi 8 Nisan 2026, işin süresi ise 60 gün olarak belirtiliyor. Tabelada ayrıca restorasyona ilişkin Koruma Kurulu kararının 31 Ocak 2025 tarihli ve 17955 sayılı olduğu bilgisi yer alıyor.

“KIRMIZI TUĞLALARIN ÜZERİ KAPATILDI”

Yaklaşık 12 yıldır bölgede yaşadığını belirten Müslüm Süzer, tarihi yapının özgün dokusunun korunması gerektiğini söyledi. Restorasyon kapsamında gerçekleştirilen uygulamalara tepki gösteren Süzer, “Burada dört tane paye var. Yapının mihrap kısmı da bulunuyor. Burası tarihi bir namazgâh. Yapı tamamen kırmızı tuğlaydı. Son iki haftadır kırmızı tuğlaların üzeri olduğu gibi kapatıldı. Gördüğünüz gibi betonla kapanıyor. Tarihi bir esere nasıl böyle bir uygulama yapılıyor, hayret ettim doğrusu” dedi.

Süzer, benzer müdahalelerin kentteki başka tarihi yapılarda da gerçekleştirildiğini öne sürerek, “Bu ilk değil. Yan tarafta da diğer tarafta da görüyorsunuz. Tarihi eserlerin üzeri sıvanıyor. Sadece kitabesi bırakılıyor, onun dışında her tarafı kapatılıyor. Bu, tarihe değer vermemektir” ifadelerini kullandı.

“AYDIN’DA BÜYÜK BİR TARİH HAZİNESİ VAR”

Aydın’ın çok sayıda tarihi esere ve geleneksel yapıya ev sahipliği yaptığını belirten Süzer, özellikle tarihi evlerin korunarak yeniden kullanıma kazandırılması gerektiğini söyledi.

Süzer, “Aydın’da tarihi eser konusunda çok büyük hazineler var. Özellikle tarihi evler bulunuyor. Bunlar kamulaştırılabilir, onarılabilir ve çeşitli derneklere tahsis edilebilir. Dernekler de bu yapılara sahip çıkabilir. Ancak bu tür çalışmaların burada yeterince yapıldığını görmedim” diye konuştu.

“YÜKLENİCİYE BİR ŞEY DEMİYORUM”

Restorasyonu üstlenen yüklenici firmanın kendisine verilen işi yaptığını belirten Süzer, eleştirisinin projeyi hazırlayan ve uygulamayı denetleyen kurumlara yönelik olduğunu vurguladı.

Süzer, “Burada yükleniciye bir görev verilmiş, ihaleye girmiş ve işi almış. Ben yükleniciye bir şey demiyorum. Fakat Anıtlar Kurulu var, Kültür Müdürlüğü var. Bu işler ihaleye çıkarılırken ve projeler hazırlanırken tarihi yapının korunmasına ilişkin şartlar belirlenmiyor mu?” dedi.

Kurullarda farklı kurumlardan alanında deneyimli kişilerin görev yaptığını ifade eden Süzer, “Bu kurumlar tarihe sahip çıkmadığı zaman benim gibi bir vatandaş nereye kadar sahip çıkabilir? Buradaki tarihi değerlere bütün Aydınlıların sahip çıkması gerekiyor. Tarihimiz giderek yok oluyor” şeklinde konuştu.

“GELECEK NESİLLERE NE ANLATACAĞIZ?”

Tarihi yapıların özgün malzemeleriyle korunması gerektiğini savunan Süzer, sözlerini şöyle sürdürdü:

“O zaman yarın yukarıdaki kemeri de aynı şekilde sıvayın, kapatın veya yıkın. Ne fark ediyor? Sıvamışsınız ya da yıkmışsınız, ne fark eder? Burayı gelecek nesillere ne olarak anlatacağım? Dört tane beton payeyi ben de yapabilirim ancak o tarihi tuğlaları yeniden yerine koyabilecek gücümüz var mı? Kaybolan tarihi dokuyu kim geri getirebilir?”

Süzer, restorasyon kapsamında yapılan uygulamaların tarihi yapının özgün dokusuna ve onaylı restorasyon projesine uygun olup olmadığı konusunda yetkili kurumlardan açıklama beklediğini söyledi. (SELİME AYDEMİR)

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.