• 26 Ekim 2026, Pazartesi 14:30

“Ayağın kesilecek” denilen hastalar Aydın’da yeniden yürüyor

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi Yara Bakım ve Enfeksiyon Ünitesi, başka sağlık kuruluşlarında ayaklarının kesilmesi önerilen hastalara çare oluyor. Özellikle şeker hastalığı ve damar tıkanıklığı nedeniyle iyileşmeyen yaraların tedavi edildiği ünitede, çok sayıda hasta uzuv kaybından kurtuluyor. Türkiye’nin farklı illerinden ve yurt dışından hastaların başvurduğu merkezde, farklı uzmanlık alanlarının iş birliği ve bilimsel araştırma altyapısıyla desteklenen tedaviler ücretsiz sunuluyor.

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi bünyesinde faaliyet gösteren Yara Bakım ve Enfeksiyon Ünitesi, amputasyon önerilmiş hastaların yeniden değerlendirilmesi ve uygun hastalarda uzuv kaybının önlenmesine yönelik çalışmalarıyla Türkiye’nin önde gelen yara bakım merkezleri arasında yer alıyor.

“AYAĞIN KESİLMESİ HER ZAMAN TEK SEÇENEK DEĞİL”

Ünitenin klinik yürütücüsü, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serkan Öncü, özellikle diyabetik ayak yaralarının zamanında ve doğru tedavi edilmediğinde ciddi enfeksiyonlara ve uzuv kayıplarına neden olabildiğini belirtti.

Öncü, “Şeker hastalığına bağlı ayak yaraları, ilerlediğinde amputasyona kadar gidebilen önemli bir sağlık sorunu. Ancak her ilerlemiş yara, ayağın mutlaka kesilmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Bize başka merkezlerde amputasyon önerilmiş çok sayıda hasta başvuruyor. Bu hastaların önemli bir bölümünde ayrıntılı değerlendirme ve uygun tedaviyle ayağı kurtarabiliyoruz. Amputasyon bazı durumlarda kaçınılmaz ve hayat kurtarıcı olabilir. Ancak karar verilmeden önce uzvu korumaya yönelik bütün seçeneklerin değerlendirilmesi gerekiyor” dedi.

Diyabetik ayakta erken müdahalenin önemine dikkat çeken Öncü, şöyle devam etti:

“Diyabetik ayakla mücadele aslında yara oluşmadan önce başlıyor. Şeker hastalığı zaman içerisinde damar ve sinir hasarına neden olabiliyor. Bu nedenle hastalarımızın kan şekerlerini kontrol altında tutmaları, ayaklarını düzenli olarak incelemeleri ve en küçük yarayı bile önemsemeleri gerekiyor. Erken dönemde tedavi edilebilecek bir yara, ihmal edildiğinde ciddi enfeksiyonlara ve doku kayıplarına yol açabiliyor. Biz yalnızca mevcut yaraları tedavi etmeyi değil, yeni yaraların oluşmasını ve tekrarlamasını da önlemeyi hedefliyoruz.”

“BAŞARININ TEMELİNDE BRANŞLAR ARASI İŞ BİRLİĞİ VAR”

Diyabetik ayak ve kronik yara tedavisinin yalnızca pansuman veya antibiyotik uygulamasından ibaret olmadığını belirten Prof. Dr. Öncü, ünitede farklı uzmanlık alanlarının koordinasyon içerisinde çalıştığını söyledi.

“Bu hastalarda enfeksiyonun kontrol altına alınması, damar dolaşımının düzeltilmesi, gerektiğinde cerrahi müdahalelerin yapılması ve eşlik eden hastalıkların yönetilmesi gerekiyor. Enfeksiyon hastalıkları, plastik cerrahi, ortopedi, kalp ve damar cerrahisi ve girişimsel radyoloji bölümleriyle birlikte çalışıyoruz. Hastalarımızı ortak konseylerde değerlendiriyor, tedavi seçeneklerini güncel bilimsel bilgiler ışığında ele alıyoruz. Birçok hastamızın ayağını kurtarabilmemizin temelinde bu ekip çalışması yatıyor.”

“HASTALARIN ÇARESİZLİĞİ TİCARİ AMAÇLARLA İSTİSMAR EDİLEBİLİYOR”

Kronik yarası bulunan hastaların uzun tedavi süreçlerinde bilimsel etkinliği yeterince kanıtlanmamış uygulamalara yönelebildiğini belirten Öncü, bunun ciddi sonuçlara yol açabildiğini vurguladı.

“İyileşmeyen yaralar, hastaların çaresizlik duygusu yaşayabildiği bir alan. Ne yazık ki bu durum zaman zaman ticari amaçlarla istismar edilebiliyor. Bazı hastalarımız bize ulaşmadan önce farklı uygulamalara önemli miktarda para harcamış oluyor. Ancak asıl büyük kayıp zaman. Özellikle diyabetik ayakta tedavinin gecikmesi, başlangıçta kurtarılabilecek dokuların kaybedilmesine neden olabiliyor. Hastalarımızın bilimsel etkinliği kanıtlanmamış yöntemlerle zaman ve para kaybetmesini değil, deneyimli merkezlerde doğru tedaviye ulaşmasını istiyoruz.”

Ünitede sunulan yara bakım hizmetleri için hastalardan ayrıca ücret talep edilmediğini vurgulayan Öncü, “Önceliğimiz, hastalarımıza bilimsel, güvenilir ve nitelikli sağlık hizmeti sunmak. Hastalarımızın şifa ararken ciddi maddi yükler altına girmesini istemiyoruz” dedi.

“YALNIZCA TEDAVİ ETMİYOR, BİLİMSEL BİLGİ DE ÜRETİLİYOR”

Ünitenin klinik hizmetlerinin bilimsel araştırmalarla desteklendiğini belirten Prof. Dr. Öncü, araştırma laboratuvarının önemine dikkat çekti.

“Yara bakımı ve enfeksiyonlarının tedavisi sürekli gelişen bir alan. Biz yalnızca rutin uygulamalarla yetinmiyoruz. Araştırma laboratuvarımızın desteğiyle yara enfeksiyonlarına neden olan mikroorganizmalar, dirençli bakteriler, antiseptiklerin etkinliği ve yara iyileşmesine katkı sağlayan proteinler gibi konularda bilimsel çalışmalar yürütüyoruz. Bu çalışmalar, tedavi yaklaşımlarımızı güncel bilgiler ışığında geliştirmemize katkı sağlıyor. Bu yönümüzle yalnızca sağlık hizmeti sunan değil, aynı zamanda bilimsel bilgi üreten bir merkeziz”

Ünitenin Türkiye genelinde referans merkezi konumunda olduğunu ve yurt dışından da hastaların kendilerine ulaştığını belirten Öncü, sözlerini şöyle tamamladı:

“Türkiye’nin farklı illerinden, daha önce çeşitli tedaviler görmüş veya amputasyon önerilmiş hastalarımız geliyor. Yurt dışından bizimle iletişime geçen ve tedavi amacıyla başvuran hastalarımız da bulunuyor. Bizim için en büyük başarı, ayağının kesileceği söylenen bir hastanın tedavi sonrasında kendi ayakları üzerinde yürüyerek hastanemizden ayrılmasıdır.”

KAPANMAYAN YARALAR CERRAHİ YÖNTEMLERLE TEDAVİ EDİLİYOR

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Enver Aydın, Prof. Dr. Serkan Öncü öncülüğünde yürütülen yara bakım süreçlerine cerrahi açıdan katkı sunduklarını belirtti.

Aydın, “Kapanmayan yaralar genellikle bizim ilgi alanımıza girer. Neden kapanmadığını, kapanmasını engelleyen nedenlerin şiddetini değerlendirip bunları tedavi etmeye yönelik işlemler yapıyoruz. Sonunda da gerekiyorsa doku kaydırmaları ve doku aşıları uygulanarak yaraların kapatılmasına çalışıyoruz” dedi.

Diyabet kontrolünün tedavi başarısında belirleyici olduğunu vurgulayan Aydın, “Cerrahi yöntemden daha önemlisi, hastanın o ana kadarki genel şeker hastalığının kontrol durumu. Eğer o ana kadar şekerine hiç bakmamışsa, enfeksiyonları kontrol etmemişse hiçbir cerrahın, hiçbir kimsenin yapabileceği çok fazla bir şey olmuyor. Maalesef bunu sıkça görüyoruz” ifadelerini kullandı.

Uzuv kurtarmanın önemli bir hedef olduğunu ancak hastanın genel sağlık durumunun göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Aydın, “Uzuv kurtarmak önemlidir, uzuv kurtarmak hedeftir. Ama uzvu kurtarmaya çalışırken hastanın böbreklerini, akciğerini, kalbini ve diğer bozukluklarını da hesaba katmak lazım. Bunun gibi bir sürü denge var. Kararı konsey ile vermek lazım” diye konuştu.

Aydın, yaraların yeniden oluşmasını önlemek için hasta ve yakınlarının diyabet, beslenme, ayak bakımı ve düzenli kontroller konusunda eğitim almalarının da büyük önem taşıdığını söyledi.

HASTALAR HER HAFTA ORTAK KONSEYDE DEĞERLENDİRİLİYOR

Radyoloji Anabilim Dalı Girişimsel Radyoloji bölümünden Doç. Dr. Mustafa Gök, her pazartesi düzenlenen konseylerde farklı branşlardan uzmanların hastaları birlikte değerlendirerek tedavi planlarını oluşturduklarını belirtti.

Gök, “Enfeksiyon hastalıkları, ortopedi, plastik cerrahi, kalp ve damar cerrahisi ve girişimsel radyoloji bölümlerinden hocalarımızla birlikte hastalarımızı tartışıp tedavilerini planlıyoruz” dedi.

Özellikle damar tıkanıklığı bulunan hastalarda dokunun yeniden kanlanmasının sağlanmasının önemine dikkat çeken Gök, “Bu hastaların esas temel problemleri, oradaki dokunun beslenmesindeki problem. Damarları açarak, damarları tedavi ederek ve dokudaki enfeksiyonu ortadan kaldırmaya çalışarak hastalarımızın tedavisini yönetiyoruz” diye konuştu.

Gök, “Dokunun kanlanmasını düzenleyemediğiniz, tedavi edemediğiniz sürece ayağı kesseniz de ilerleyen süreçte daha yukarıya çıkmanız gerekebilir. Biz bunu engellemek için mümkün olan en az doku kaybıyla o dokunun iyileşmesini sağlayacak tedavileri tüm bölümlerle birlikte planlamaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

“AYAĞI KESİLECEK DENİLEN HASTALARIMIZ İYİLEŞEREK AYRILIYOR”

Üç yıldır Yara Bakım ve Enfeksiyon kliniğinin sorumlu Hemşireliğini yürüten Hatice Çitçi, Prof. Dr. Serkan Öncü ile birlikte diyabetik ayak ve damar tıkanıklığına bağlı yaraların tedavisinde görev aldıklarını belirtti.

Çitçi, “Sadece Aydın’dan değil; Manisa, İzmir, Muğla, Yozgat ve İstanbul gibi illerden de bize ulaşan hastalarımız oluyor. Kliniğimizde günlük vizitlerimiz, pansumanlarımız ve tedavilerimiz yapılıyor” dedi.

Ayaklarının kesilmesi gerektiği söylenen hastaların da kliniğe başvurduğunu aktaran Çitçi, “Burada ayaklarını tedavi ederek kesilmesini önlemiş oluyoruz. Hastaların sağlığına kavuşarak kliniğimizden ayrılması bizleri mutlu ediyor” dedi. Çitçi, klinikte yapılan işlemler için hastalardan ücret talep edilmediğini de belirtti.

“SERKAN HOCAMIZ MÜDAHALE ETTİ, AYAĞI KURTULDU”

Annesinin tedavisi için İzmir’den gelen Ali Yurttaş, daha önce de hastanede tedavi gördüklerini, annesinin yeniden rahatsızlanmasının ardından merkeze başvurduklarını anlattı.

Annesi için amputasyon önerildiğini söyleyen Yurttaş, “İlk önce ‘Kesilecek, keselim’ dediler. Biz izin vermedik. Ondan sonra Serkan hocamız müdahale etti, ayağı kurtuldu” ifadelerini kullandı. Yurttaş, annesinin mevcut durumunun iyi olduğunu belirtti.

DERİ NAKLİYLE YARASI KAPATILDI

Babasının tedavisi devam eden Murat Güven Atam ise yaklaşık üç aylık bir hastane süreci geçirdiklerini söyledi. Ayakta oluşan yaranın büyümesi üzerine müdahale edildiğini anlatan Atam, şunları kaydetti:

“Serkan Hoca ve yara bakım ünitesinde tedavi sürecimiz devam ediyordu. Ardından ameliyat sürecimiz oldu. Başka bir bölgeden deri alınarak ayağının üst tarafındaki yaranın kapatılması işlemi yapıldı. Şu an genel durumu iyi. Her şey sağlıklı ve kontrollü bir şekilde gidiyor, tedavimiz burada devam ediyor.”

Hastaneyi tercih etmelerinde hekimlerin bilgi ve tecrübesinin etkili olduğunu belirten Atam, “Diğer hastalığından kaynaklı tedavi süreçleri de burada devam ediyordu. O yüzden süreci burada sürdürdük. Herhangi bir ücret talebi de olmadı, ücret ödemesi de olmadı” dedi.

“TEK ŞİFAYI BURADA BULDUK”

İzmir’in Ödemiş ilçesinden gelen hasta yakını Mustafa Kızılkaya da yakınının şeker hastalığına bağlı yaraları nedeniyle merkeze başvurduklarını anlattı.

Kızılkaya, “Şeker hastalığı vardı, sonra enfeksiyon oldu ve yaralar oluştu. Bir sürü tedavi gördü. Buraya geldik, tek şifayı burada bulduk. Doktorlarımız ilgilendi” diye konuştu.

Arkadaşlarının önerisiyle merkeze ulaştıklarını belirten Kızılkaya, “Geldiğimizde hocamız hemen ilgilendi, yatırdı. Şu an tedavi görüyoruz. Yara bakım ve Enfeksiyon servisindeki çalışanlardan, hemşirelerden, hepsinden memnunuz. İlgi ve alakaları güzel” ifadelerini kullandı. (SELİME AYDEMİR / ŞERİFE NUR KÖSE)

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.