Marmara Denizi Adalar açıklarında iki gündür devam eden mikro deprem hareketliliğinde 70’in üzerinde sarsıntı kaydedildi. Prof. Dr. Cenk Yaltırak, aktivitenin nasıl değerlendirilmesi gerektiğini anlattı.
Marmara Denizi’nin Adalar açıklarında son iki gündür dikkat çeken bir mikro deprem hareketliliği yaşanıyor. Kandilli Rasathanesi ve AFAD verilerine göre, salı gününden bu yana bölgede 70’in üzerinde küçük deprem meydana geldi. Bölgede kaydedilen sarsıntıların en büyüğü 3,2 olarak ölçülürken, çarşamba günü meydana gelen bu depremin ardından da çok sayıda küçük sarsıntı kayıtlara geçti. Yaşanan hareketlilik, Marmara Denizi’ndeki deprem riski ve mikro depremlerin ne anlama geldiği konusunu yeniden gündeme taşıdı.
PROF. DR. CENK YALTIRAK: “MARMARA DENİZİ’NİN RUTİN OLARAK KENDİ DEPREMLERİ VAR”
İstanbul Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Uzmanı Prof. Dr. Cenk Yaltırak, Marmara Denizi’nde meydana gelen mikro depremlerin bölgenin doğal hareketliliği içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yaltırak, Marmara Denizi’nin kendi içerisinde rutin bir deprem aktivitesine sahip olduğunu belirterek ana fay sistemine açılı çok sayıda fay bulunduğuna dikkat çekti.
Yaltırak, ana fayları ve çevresindeki ikincil fayları şöyle açıkladı:
“Marmara Denizi’nin zaten rutin olarak kendi depremleri var. Ana fay sistemine açılı çok sayıda fay var. Kırmızı faylar ana faylar. Onun etrafındaki daha renkli olan faylar ikinci faylar.”
Bu ikincil faylar üzerinde, ana faydaki birikime bağlı olarak deformasyon meydana geldiğini belirten Yaltırak, söz konusu deformasyonun da mikro deprem aktivitesine yol açtığını ifade etti.
“DEPREMLER BİR ŞEYİ TETİKLEMİYOR”
Marmara’daki mikro depremlerin birbirini tetiklediği yönündeki değerlendirmelere de değinen Yaltırak, yaşanan hareketliliği farklı bir benzetmeyle açıkladı.
Yaltırak, “Depremler bir şeyi tetiklemiyor. Bir kapı var. Kapıya yüklenen bir kuvvet var. Kapının menteşeleri var, vidaları var. Onlar ses çıkarttığı zaman Marmara’nın kendi doğal hareketi, her yıl 20 milimetre fayların üzerine ekleniyor” ifadelerini kullandı.
Fay sisteminde meydana gelen birikimin zaman içerisinde arttığını belirten Yaltırak, bu durumu sistemin “şarj olması” şeklinde nitelendirdi.
Yaltırak, belirli bir süre tamamlandığında fayların deşarj olacağını, başka bir ifadeyle kırılabileceğini belirterek, “Onun için zaten hepsi kırılmanın eşiğinde. Deşarj olmanın eşiğinde” dedi.
MARMARA’DA DEPREM AKTİVİTESİNE DİKKAT ÇEKTİ
Son 20 yıllık süreçte Marmara’daki deprem hareketliliğine bakıldığında bazı bölgelerde aktivitenin arttığının görüldüğünü belirten Yaltırak, bazı alanlarda ise neredeyse hiç mikro deprem meydana gelmemesinin de dikkate alınması gerektiğini söyledi. Yaltırak, mikro deprem görülmeyen bölgelerin de önemli bir anlam taşıdığını belirterek, bazı yerlerdeki sıkışmanın mikro deprem üretilemeyecek kadar yüksek olabileceğini ifade etti. Bu durumu 1999 depremi öncesindeki İzmit Fayı çevresindeki hareketlilikle karşılaştıran Yaltırak, ana fay üzerinde fazla deprem görülmezken fayın kuzeyinde, güneyinde, doğusunda ve batısında çok sayıda mikro deprem aktivitesinin bulunduğunu söyledi. Yaltırak, Marmara’daki mevcut hareketliliğin de benzer şekilde ana fayın çevresinde adacıklar halinde görüldüğünü belirtti.
“BÜYÜK MARMARA DEPREMİ DİYE BİR DEPREM, EVET OLACAK”
Prof. Dr. Cenk Yaltırak, Marmara’da gelecekte büyük bir deprem yaşanacağı yönündeki değerlendirmesini de yineledi.
“Depremler Marmara Denizi’nde oluyor. Marmara depremi bu. Büyük Marmara depremi diye bir deprem, evet olacak. Tarihte olmuş” diyen Yaltırak, bölgedeki tarihi yapıların geçmişte yaşanan büyük depremlerden etkilendiğini söyledi.
İstanbul çevresindeki surların geçmişte meydana gelen büyük depremler nedeniyle yıkıldığını ve daha sonra restorasyonlarla bugünkü durumlarına getirildiğini belirten Yaltırak, tarihi yapıların geçmiş depremlerin şiddeti konusunda önemli bilgiler sunduğunu ifade etti. Yaltırak, özellikle surların büyük bir deprem sırasında maruz kalabileceği ivmelere dikkat çekerek, söz konusu yapıların hareket ettirilmesi için gereken ivmenin yaklaşık 2 g seviyesinde olduğunu, bunun da yaklaşık 7,8 büyüklüğündeki bir depremle ilişkilendirilebileceğini söyledi.
TARİHİ YAPILAR BÜYÜK DEPREMLERİN İZLERİNİ TAŞIYOR
Marmara Bölgesi’nde geçmişte büyük depremler yaşandığını belirten Yaltırak, İstanbul’daki tarihi yapıların da bu depremlerden etkilendiğini dile getirdi. Yaltırak, surların üç büyük depremde tamamen, neredeyse bütün kuleleriyle birlikte yıkıldığını ifade ederken, bu olayların tarihsel kayıtlarda da yer aldığını söyledi. Ayasofya’nın kubbesinin üç kez çöktüğünü ve Fatih Camii’nin de geçmişte yıkıldığını belirten Yaltırak, bugünkü Fatih Camii’nin ilk yapılan yapı olmadığını, birçok tarihi eserin depremler sonrasında yıkıldığını, yeniden yapıldığını veya onarıldığını aktardı. Bu yapıların hangi depremde ve ne şekilde zarar gördüğünün tarihsel kayıtlar üzerinden bilinebildiğini belirten Yaltırak, söz konusu yapıların geçmiş depremlerdeki davranışlarının modellenmesinin de mümkün olduğunu ifade etti.
“6’DAN BÜYÜK DEPREM OLMAZ” İDDİASINA DİKKAT ÇEKTİ
Marmara’da 6’dan büyük deprem olmayacağı yönündeki değerlendirmelere de değinen Yaltırak, geçmişte yaşanan depremleri örnek gösterdi. Yaltırak, Silivri’de meydana gelen 6 büyüklüğündeki depremi hatırlatarak, “6’dan büyük deprem olmaz deniliyor. İşte 6 büyüklüğünde Silivri’de 2023’te bir deprem oldu. Gördük. O depremde bir şey oldu mu? Olmadı. Hiçbir yer yıkılmadı. Demek ki 6’dan büyük depremler oluyor” ifadelerini kullandı. Yaltırak’a göre Marmara Denizi’nin doğal deprem aktivitesi, zaman içerisinde daha büyük depremlerle veya fayların daha geniş ölçekte kırılmasıyla sonuçlanabilecek bir sürecin parçası olabilir.
DEPREM SAYISI AZALIRSA NE ANLAMA GELİYOR?
Marmara’daki mikro deprem hareketliliğinin belirli bir süre içerisinde azalabileceğini belirten Yaltırak, mevcut tecrübeler doğrultusunda depremlerin sayısının zamanla düşerek sona erebileceğini söyledi. Yaltırak, bunun ardından belirli bir süre geçtikten sonra mikro deprem hareketliliğinin yeniden başlayabileceğini de ifade etti. Ancak aktivitenin yalnızca artması değil, aynı zamanda meydana geldiği alanın genişlemesinin de önemli olduğuna dikkat çekti.
“5 VEYA 6 BÜYÜKLÜĞÜNE ULAŞIRLARSA DİKKATLE İNCELENMELİ”
Prof. Dr. Cenk Yaltırak, Marmara’daki deprem aktivitesinin farklı alanlara yayılması ve sarsıntıların art arda meydana gelmesi halinde durumun daha dikkatli incelenmesi gerektiğini söyledi. Yaltırak, bu durumu “kapının her yerinden ses gelmesi” benzetmesiyle açıklayarak, aktivitenin belirgin şekilde artması halinde daha yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etti. Yaltırak, “4’ten başlayarak 5 veya 6 büyüklüğüne ulaşırlarsa o zaman bunu dikkatle incelemek gerekir” dedi. (HABER MERKEZİ)





















ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.