tvDEN ekranlarında yayınlanan “Sağlık Vakti” programına konuk olan İncir Dede Hasan Tuna, incir çekirdeği yağının üretim sürecinden yürütülen bilimsel çalışmalara kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu. Aydın incirinin yalnızca kuru meyve olarak değil, katma değerli ürünlere dönüştürülerek değerlendirilmesi gerektiğini belirten Tuna, “İncirle ilgili çalıştaylar ve kurultaylar düzenlenmeli; üreticiler, bilim insanları ve sektör temsilcileri aynı masada buluşmalı” dedi.
tvDEN ekranlarında yayınlanan “Sağlık Vakti” programının konuğu, kamuoyunda “İncir Dede” olarak tanınan emekli öğretmen Hasan Tuna oldu. Programda mesleki geçmişini ve incir çekirdeği yağı üzerine yaptığı çalışmaları anlatan Tuna; Aydın incirinin değeri, incir çekirdeği yağının üretimi, ürün hakkında yürütülen bilimsel çalışmalar ve incirden elde edilebilecek katma değerli ürünler konusunda değerlendirmelerde bulundu.
1987 yılında öğretmenliğe başladığını ve 2020 yılında emekliye ayrıldığını belirten Tuna, öğretmenlik yaptığı dönemde ikinci üniversite eğitimini Sağlık Kurumları Yöneticiliği alanında tamamladığını söyledi. İncir çekirdeği yağı üzerine daha yoğun çalışabilmek amacıyla emeklilik kararı aldığını ifade eden Tuna, uzun yıllar boyunca yetiştirdiği öğrencileriyle iletişimini sürdürdüğünü kaydetti.
“İNCİR DEDE İSMİ BİR TELEVİZYON PROGRAMINDA ORTAYA ÇIKTI”
Hasan Tuna, “İncir Dede” isminin yine tvDEN ekranlarında katıldığı bir program sırasında ortaya çıktığını anlattı. Programın sonunda kendisine son olarak söylemek istediği bir şey olup olmadığının sorulduğunu belirten Tuna, o an aklına “Deprem Dede” ve “Toprak Dede” olarak tanınan isimlerin geldiğini söyledi.
Tuna, o an yaşananları şu sözlerle anlattı:
“Bizim insanları deprem konusunda yıllarca bilgilendiren bir Deprem Dedemiz vardı. Toprak ve erozyon konusunda bilinçlendiren, rahmetli Hayrettin Karaca gibi bir Toprak Dedemiz vardı. Ben de insanlara inciri anlatmak ve incirle ilgili bilgi vermek istediğim için ‘İncir Dede olmak istiyorum’ dedim. Program orada bitti ancak İncir Dede ismi kaldı.”
İlk dönemlerde “Inerix” ve “İncir X” gibi farklı marka isimlerini kullandıklarını aktaran Tuna, bu isimlerin yeterince akılda kalıcı olmadığını söyledi. Yaklaşık 4-5 yıldır kullanılan “İncir Dede” isminin ise kısa sürede kendisiyle özdeşleştiğini ifade eden Tuna, “İnsanlar Hasan Hoca denildiğinde hangi Hasan Hoca olduğunu anlayamayabiliyor ancak İncir Dede denildiği anda doğrudan bizi tanıyorlar” dedi.
“İNCİR HAKKINDA YILLARDIR OLUMSUZ BİR ALGI OLUŞTURULMUŞ”
Programda incirle ilgili atasözleri ve toplumda yerleşen olumsuz ifadeler üzerine de konuşan Tuna, “Ocağına incir ağacı dikmek”, “Bir çuval inciri berbat etmek” ve “İncir ağacından düşen iflah olmaz” gibi sözlerin incir hakkında olumsuz bir algı meydana getirdiğini savundu.
İncirin bereket ve bolluğu temsil ettiğini dile getiren Tuna, “Ocak; yurt, yuva, ev ve barınak demektir. İncir ise bereket ve bolluktur. Ocağımıza incir ağacı diktiğimizde aslında bereket ve bolluk olur. Buna rağmen bu söz yıllardır olumsuz anlamda kullanılıyor” ifadelerini kullandı.
İncir ağacının gevrek dallara sahip olduğu için üzerine çıkılmadığını belirten Tuna, “İncir ağaçları düzenli budandığında genellikle 2-3 metre civarındadır. Asıl yüksek olan ceviz ve kestane gibi ağaçlardır. Ancak olumsuz söz yine incir üzerinden kurulmuştur” diye konuştu.
İNCİR ÇEKİRDEĞİ YAĞI NASIL ÜRETİLİYOR?
İncir çekirdeği yağının üretim sürecini de anlatan Tuna, incirin içerisindeki küçük çekirdeklerin ayrıştırıldığını ve sıkım yöntemiyle yağının elde edildiğini söyledi. Programda sergilenen incirlerin Kuyucak’ın Gencelli Mahallesi’nde üretildiğini belirten Tuna, Aydın’ın dünyanın en kaliteli incirlerinin yetiştiği bölgelerden biri olduğunu vurguladı.
İncir çekirdeği yağı üzerinde Ege Üniversitesi ve farklı üniversitelerde analizler yaptırdıklarını söyleyen Tuna; üründe Omega-3, E vitamini, demir, çinko, magnezyum ve kalsiyum bulunduğunu öne sürdü. Bazı analizlerde Omega-3 oranının yüzde 41’in üzerinde ölçüldüğünü ifade eden Tuna, farklı numunelerde daha yüksek sonuçlarla da karşılaştıklarını dile getirdi.
Tuna ayrıca ürünün E vitamini bakımından yüksek değerlere sahip olduğunu belirterek, incir çekirdeği yağının hem gıda olarak hem de cilt bakımında kullanıldığını söyledi.
DİYABET KONUSUNDA ÖNEMLİ UYARI: “DOKTORUN VERDİĞİ İLAÇLAR BIRAKILMAMALI”
Programın önemli bölümünü diyabet ve diyabete bağlı sağlık sorunları oluşturdu. Hasan Tuna, incir çekirdeği yağının diyabet hastalarındaki etkilerine ilişkin kullanıcı deneyimleri bulunduğunu ve bu konuda bilimsel çalışmalar yapıldığını söyledi.
İncir çekirdeği yağının kesin bir tedavi olduğu yönündeki ifadelerin bilimsel araştırmalarla ortaya konulması gerektiğinin altını çizen Tuna, kişisel anlatımların tek başına yeterli olmayacağını belirtti:
“İnsanlar ürünü kullandıktan sonra tahlil sonuçlarıyla geliyor ve yaşadıkları değişimleri anlatıyor. Ancak bunu benim ya da ürünü kullanan kişinin söylemesi yeterli değil. Bunu bilimin söylemesi gerekiyor. Benim emekli olmamın ve bu konuya yoğunlaşmamın temel nedenlerinden biri de bilimsel çalışmaların yapılmasını sağlamak.”
Tuna, diyabet hastalarının doktorlarının verdiği ilaçları ve insülini kesinlikle kendi kararlarıyla bırakmaması gerektiğini özellikle vurguladı. Tedavi sürecinin doktor gözetiminde yürütülmesi gerektiğini söyleyen Tuna, kan şekeri ve HbA1c değerlerindeki değişimlerin ancak düzenli tahlillerle takip edilebileceğini kaydetti.
“Doktorun verdiği ilaçlar aynen kullanılmaya devam edilmeli. Hiçbir değişiklik yapılmamalı. Hastanın tedavi yolunu belirleyecek kişi doktordur. Tahlilleri değerlendirecek ve ilaçlarla ilgili kararı verecek olan da yine doktordur” diyen Tuna, incir çekirdeği yağını tıbbi tedavinin yerine geçen bir ürün olarak görmediklerini ifade etti.
ADÜ’DE DİYABETİK NÖROPATİ ÜZERİNE ÇALIŞMA YAPILDI
Hasan Tuna, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nde incir çekirdeği yağının diyabetik nöropati üzerindeki etkilerinin araştırıldığı deneysel bir çalışma yürütüldüğünü söyledi. Çalışmanın etik kurul onayının ardından başladığını belirten Tuna, araştırmanın yaklaşık iki yıllık bir sürecin sonunda tamamlandığını aktardı.
Araştırmada toplam 30 deney hayvanının kullanıldığını anlatan Tuna, 10 hayvanın sağlıklı kontrol grubu olarak ayrıldığını, 20 hayvanda ise deneysel diyabet oluşturulduğunu söyledi. Diyabet oluşturulan hayvanların da iki ayrı gruba ayrıldığını belirten Tuna, gruplardan birinde tıbbi tedavi yöntemlerinin, diğerinde ise incir çekirdeği yağının etkilerinin incelendiğini ifade etti.
Çalışma kapsamında sıcak ve soğuk levha testleriyle birlikte iç organ incelemeleri ve ultrason değerlendirmeleri yapıldığını aktaran Tuna, araştırmadan elde edilen sonuçların bilimsel makaleye dönüştürüldüğünü dile getirdi.
Tuna, bu çalışmaya katkı sunduklarını belirttiği akademisyenlere teşekkür ederek, incir çekirdeği yağı üzerindeki araştırmaların insanlarda etkinlik ve güvenlik bakımından daha geniş kapsamlı klinik çalışmalarla sürdürülmesi gerektiğini söyledi.
“AYDIN İNCİRİ YALNIZCA KURU MEYVE OLARAK SATILMAMALI”
Aydın incirinin dünyada önemli bir yere sahip olduğunu belirten Hasan Tuna, ürünün değerinin yeterince bilinmediğini savundu. İncirin yalnızca ham madde veya kuru meyve olarak değerlendirilmesinin yeterli olmadığını söyleyen Tuna, yeni ürünlerin geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Bizim incirimiz gibi bir incir dünyanın başka bir yerinde yok. Ancak bunun kıymetini tam olarak bilmiyoruz. Kaliteyi nasıl artıracağımızı araştırmalı, inciri yalnızca incir olarak tüketmenin ötesine geçmeliyiz. İncirden mamul ürünler meydana getirmeliyiz. İncir çekirdeği yağı bunun örneklerinden yalnızca biri” dedi.
İncir konusunda bilim insanları, üreticiler, sektör temsilcileri ve ilgili kurumların bir araya gelmesi gerektiğini vurgulayan Tuna, Aydın’da çalıştay ve kurultayların düzenlenmesi çağrısında bulundu.
Tuna, “Üretici bu işin en önemli tarafıdır. Üreticilerimizle birlikte hareket etmek, çocuklarımıza küçük yaşlardan itibaren inciri anlatmak zorundayız. Bildiğimiz bilgileri paylaşacağız ancak öğrenecek daha çok şeyimizin bulunduğunu da kabul edeceğiz. Ortak akılla hareket edildiğinde Aydın incirinin katma değeri ve ihracat imkânları artırılabilir” diye konuştu.
DEVE DİKENİ, KABAK ÇEKİRDEĞİ VE KETEN TOHUMU YAĞINI DA ANLATTI
Programda incir çekirdeği yağının yanı sıra farklı bitkisel yağlardan da söz eden Tuna, deve dikeni tohumlarından elde edilen yağın içeriğinde silimarin bulunduğunu söyledi. Halk arasında bazı bölgelerde “kenger” veya “kangal” adıyla bilinen deve dikeninin tohumlarını işleyerek yağ elde ettiklerini belirten Tuna, ürünün özellikle karaciğer sağlığıyla ilişkilendirildiğini ifade etti.
Kabak çekirdeği yağının da geleneksel kullanımda prostat, idrar yolları ve bağırsak parazitleriyle ilişkilendirildiğini belirten Tuna, yağı çiğ ve kabuklu kabak çekirdeğinden elde ettiklerini söyledi. Kavurma işlemi sırasında bazı besin değerlerinin azalabileceğini kaydeden Tuna, kabak çekirdeği yağının spreyli şişelerde ağız yoluyla kullanıldığını anlattı.
Tuna, keten tohumu yağının ise özellikle menopoz döneminde görülen sıcak basması gibi yakınmalar nedeniyle tercih edildiğini söyledi. Bu ürünler hakkındaki sağlık iddialarının da hekim görüşü ve bilimsel kanıtlar dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
SAHTE VE KARIŞIM ÜRÜNLERE KARŞI UYARDI
Piyasada “incir çekirdeği yağı” adı altında satılan bazı ürünlerin saf olmadığını ileri süren Tuna, tüketicileri ürünlerin içeriğini ve üreticisini araştırmaları konusunda uyardı.
Kendi ürettikleri ürünlerin üzerinde “yüzde 100 incir çekirdeği yağı” ifadesinin bulunduğunu belirten Tuna, “İnsanlar farklı yerlerden incir çekirdeği yağı adıyla ürün alıyor ancak beklediği sonucu göremeyince bütün ürünlere karşı güvensizlik oluşuyor. Doğru ürünün, güvenilir yerden ve içeriği kontrol edilerek alınması gerekiyor” dedi.
Kuyucak’ın Pamukören Mahallesi’nde faaliyet gösterdiklerini ve Türkiye’nin farklı noktalarına ürün gönderdiklerini belirten Tuna, tüketicilerin ürünlerle ilgili bilgi almak için doğrudan kendilerine ulaşabildiğini söyledi. İncir çekirdeklerini öğüterek Türk kahvesiyle karıştırdıkları farklı bir ürünlerinin de bulunduğunu aktaran Tuna, ziyaretçileri Pamukören’deki iş yerlerine davet etti.
“DOKTORLARIMIZ BAŞIMIZIN TACIDIR”
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddete de tepki gösteren Hasan Tuna, doktorların uzun yıllar eğitim aldığını ve binlerce hasta üzerinde deneyim kazandığını belirtti.
İnsanların kulaktan dolma bilgilerle doktorlara karşı çıkmasının yanlış olduğunu ifade eden Tuna, “Tıp bizim başımızın tacıdır. Biz tıbbın dışında veya tıbba karşı değiliz. Doktorlarımızın belirlediği tedaviler aynen uygulanmalıdır. Özellikle pandemi döneminde sağlık çalışanlarının nasıl fedakârca mücadele ettiğini hepimiz gördük. Onlara saygı göstermemiz gerekiyor” dedi.
Programın sonunda Aydın incirinin değerinin korunması gerektiğini bir kez daha vurgulayan Tuna, üretimden işlemeye, bilimsel araştırmalardan pazarlamaya kadar bütün aşamalarda ortak hareket edilmesi çağrısında bulundu. (SELİME AYDEMİR)





















ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.