İzmir’in Tire ilçesinde başlayan ve yıllara yayılan cezaevi sürecinde sağlık sorunları giderek ağırlaşan bir mahkumun ölümü sonrası ailesi adalet arayışını sürdürüyor. Hamiyet İçelli, kardeşinin ihmal edildiğini öne sürerek hem cezaevi yönetimini hem de sağlık süreçlerini hedef alırken, sosyal medyadan yaptığı dikkat çeken çağrı gündem oldu.
Tire ilçesinde yaşayan Hamiyet İçelli’nin kardeşi, 2003 yılında tutuklanarak cezaevi sürecine girdi. Süreç ilk olarak Ödemiş Cezaevi’nde başladı, ardından farklı cezaevlerine sevkler gerçekleşti. Denizli D Tipi Cezaevi’ne gönderilen İçelli’nin kardeşi, son olarak yeniden Ödemiş Cezaevi’ne sevk edildi. Ailenin iddiasına göre bu uzun süreç yalnızca fiziki bir tutukluluk değil, aynı zamanda sağlık açısından da ciddi bir yıpranma dönemine dönüştü. Özellikle ilerleyen yıllarda ortaya çıkan sağlık sorunları, sürecin seyrini tamamen değiştirdi.
"DÜZENLİ SAĞLIK TAKİBİ YAPILMADI"
Hamiyet İçelli’nin açıklamalarına göre kardeşinin sağlık problemleri 2014 yılında belirgin hale geldi. Bu dönemde kalp yetmezliği, mitrak kapak yetmezliği, taşıkardi, ritim bozukluğu, diyabet hastası, diyaliz hastası, kalp damar dıkanıkları, böbrek yetmezliği ve mitral kapak yetmezliği gibi ciddi rahatsızlıklar teşhis edildi. Ancak aile, bu süreçte düzenli sağlık takibi yapılmadığını öne sürdü. Özellikle nefroloji ve kardiyoloji kontrollerinin aksadığını belirten İçelli, hastalığın ilerlemesinin önüne geçilemediğini ifade etti. Ayrıca kardeşinin sık sık hastaneye sevk edilmesi gerektiğini ancak bu süreçte hem idari hem de lojistik açıdan ciddi gecikmeler yaşandığını dile getirdi. Denizli’de yapılan ilk değerlendirmelerde net tanı konulamadığı, daha sonra Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi sürecinin devreye girdiği aktarıldı.
"ÖZEL SAĞLIK İHTİYAÇLARI KARŞILANMADI"
Ailenin en dikkat çekici iddialarından biri cezaevi koşullarıyla ilgili oldu. Hamiyet İçelli, kardeşinin diyaliz hastası olmasına rağmen gerekli diyet programlarının uygulanmadığını, özel sağlık ihtiyaçlarının karşılanmadığını öne sürdü. Bu süreçte yaşananların yalnızca sağlık sistemiyle sınırlı kalmadığını belirten İçelli, cezaevi yönetimi içinde de ciddi ihmal iddiaları bulunduğunu savundu. Aileye göre bu durum, hastalığın ilerlemesini hızlandıran temel etkenlerden biri oldu.
Olayın en çok ses getiren boyutu ise Hamiyet İçelli’nin sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalar oldu. İçelli, Adalet Bakanı Akın Gürlek ve ilgili kurumlara defalarca randevu talebinde bulunduğunu ancak geri dönüş alamadığını ifade etti.
"PEKİ BİZ NEDEN DUYULMUYORUZ"
Sosyal medya paylaşımında şu ifadeler öne çıktı: “Bir kardeş, bir evlat, bir anne olarak yalnızca sesimizi duyurmak istedik. Ama ne yazık ki cevap alamadık. Sosyal medyada görüyoruz; birçok dosya için görüşmeler yapılabiliyor, acılar dinlenebiliyor. Peki biz neden duyulmuyoruz? Bu çağrı sadece benim için değil… Cezaevlerinde hak ihlaline uğradığını söyleyen, yıllardır sesini duyuramayan, adil yargılanmadığını düşünen binlerce adli mahkûm ve onların aileleri adına bir çağrıdır. Aynı zamanda cezaevlerinde ihmaller, geç müdahaleler, sağlık sorunları ve kötü koşullar nedeniyle evladını, kardeşini, eşini kaybetmiş aileler adına da bir çağrıdır. Bizler ayrıcalık değil, duyulmak istiyoruz" dedi.
"ADALET İNSAN HAYATINA VERİLEN DEĞERLE DE OLMALIDIR"
"Susulmuş hayatların, görmezden gelinen acıların ve cevapsız bırakılan ailelerin sesi olmak istiyoruz" diye konuşan İçelli, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin, sağlık sorunlarının, ihmallerin ve ölümlerin artık daha fazla görmezden gelinmemesinini istediklerini vurgulayarak, "Adalet yalnızca mahkeme salonlarında değil; vicdanda, eşitlikte ve insan hayatına verilen değerde de olmalıdır” ifadelerine yer verdi.
Açıklamalar, cezaevlerinde sağlık hizmetlerine erişim ve mahkum hakları konusunda yeni bir tartışma başlatırken, olayın kamuoyundaki yankısı devam ediyor. (İREM DELİCE)
























ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.