• 25 Mart 2026, Çarşamba 16:05

Aydın’da 35 yıllık meslek mücadelesi: Devlet koruma altına aldı

Aydın’ın Efeler ilçesinde yorgancılık geleneğini 1988’den bu yana sürdüren Ali Osman Özdemir, mesleğin çıraklıkla başladığını ve artık tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Çeyiz arabalarının yerini mobilya mağazalarının aldığını belirten Özdemir, genç çırak bulamadığını ve mesleğin yaşatılması için halk eğitimi desteğine ihtiyaç duyduğunu vurguladı.

35 yıldır sürdürdüğü meslek hayatına devam etmeyi planlayan Ali Osman Özdemir, işini severek yaptığını ve mesleğin kendisiyle birlikte tükenmekte olduğunu ifade etti. Özdemir, vatandaşların ara sıra uğrayarak bu geleneği hatırlamalarının önemli olduğunu belirtti.

ÇIRAKLIKTAN USTAYA UZUN BİR YOL

Meslek hayatına İzmir'de bir ustanın yanında çırak olarak başlayan Ali Osman Özdemir, askerlik dönüşünün ardından 1988 yılında Aydın Efeler'de kendi işyerini açtığını ve o günden bu yana yorgancılığını sürdürdüğünü ifade etti.

Mesleğe girişin tek yolunun çıraklık olduğunu vurgulayan Özdemir, "Bir ustanın yanına çırak olarak gidersiniz, zamanla verdiği öğretilerle mesleğin birçok şeyini kavrar, örneklerle ve desenlerle kendinizi geliştirirsiniz" dedi.

ÇEYİZ ARABALARI YERİNİ MOBİLYA MAĞAZALARINA BIRAKTI

Özdemir, mesleğin geçirdiği dönüşümü rakamlardan çok imgelerle anlattı. Yıllar önce bir kızın çeyizi yorgancıda tamamlanıp arabalarla eve taşındığını aktaran Özdemir, bugün ise mobilya mağazaları yastıktan perdeye her şeyi tek çatı altında sunulduğunu söyledi.

"Şimdi artık mobilya mağazalarında her şey var; yastığından hazır yorganına, perdesine kadar bir tek orada bitiyor" diyen Özdemir, kendisine kalan işin büyük ölçüde basılmış ve ezilmiş yastıkları kabartmaktan ibaret olduğunu belirtti.

Buna karşın eski müşterilerin zaman zaman kapısını çaldığını da aktaran Özdemir, "Anasının çeyizini bize yaptırmışlar, şimdi kızını evlendirecekler. 'Bir bakalım hâlâ duruyorsa oraya gidelim' diyorlar, bugün hâlâ o işleri kullanıyorlar" dedi.

GÜNLÜK KAZANÇ 2.000 LİRA: "BU ÇARKI DÖNDÜRMEZ"

Özdemir, işyerinde büyük ölçüde işçilik yaptığını; kumaş ve pamuğun çoğunlukla müşteri tarafından getirildiğini belirtti. Ücretlerin çift ya da tek kişilik olmasına göre değiştiğini ifade eden Özdemir, bir ustanın günde ancak bir yorgan bitirebileceğine dikkat çekti.

Bunun karşılığının en az 2.000 lira etmesi gerektiğini söyleyen Özdemir, sektörler arası gelir uçurumuna da vurgu yaparak "Bir inşaata gitsen 3.000 lira yevmiye alıyorsun. Ben burada ustayım, mekânım var, vergim var. 2.000 lirayla bu çark dönmez ama günü kurtardım diyorsun, hiç yoktan iyidir diyorsun" dedi.

DEVLET KORUMA ALTINA ALDI, ÇIRAK YİNE DE GELMİYOR

Yorgancılık mesleğinin Türkiye'de "tükenen meslekler" kapsamına alındığını söyleyen Özdemir, bu statünün altı yıl önce resmen tanındığını ve o tarihten bu yana vergi ödemediğini belirtti. "Biten meslekler sıralamasında hemen hemen birinci sıralardayız" diyen Özdemir, devletin bu katkısını olumlu karşıladığını ancak asıl sorunun çırak bulmakta yattığını vurguladı.

Artık çırak olmadığını söyleyen Özdemir, bunun nedenini eğitim sistemindeki değişimde arayarak, "Herkes okuyor. Liseye gitmiş bir çocuğu ben nasıl eğiteyim? Benden fazla biliyor ama işi değil, telefonunu biliyor, oynamasını biliyor. Bizim iş kolay değil, o ilk günler sıkılır, öğreteceklerimi almayabilir" dedi.

HALK EĞİTİMİ TALEBİ KARŞILIKSIZ KALDI

Özdemir, mesleğini yaşatmak için somut adımlar atmaya çalıştığını ancak kurumsal karşılık bulamadığını anlattı. Terziler Odası bünyesindeki toplantılarda halk eğitimi kursları açılması talebini dile getirdiğini belirten Özdemir, "Halk eğitimi olursa ben gönüllü eğitim vermeye hazırım dedim, ama bir şey olmadı" dedi.

Halk eğitim merkezlerinde dantel ve nakış gibi el sanatlarının yer aldığını, ancak yorgancılığın bu kapsama bir türlü alınamadığını söyleyen Özdemir, "Keşke bir üniversite dalımız olsa da bu mesleği oralarda da gösterebilsek" diye konuştu.

35 yıllık meslek hayatını sürdürmeyi planladığını belirten Özdemir, işini sevmeden yapmanın mümkün olmadığını vurgulayarak, "Artık bizler sonuz. Ne kadar yaparım bilmiyorum ama işimi seviyorum, sevmeden olmaz. Hiç yaptırmasa bile insanlar ara sıra uğrasınlar. Bizleri unutmasınlar” dedi. (İREM AKCAN)

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.